BIST 100
14.446,42 3,64%
DOLAR
46,2994 0,02%
EURO
53,6339 -0,07%
GRAM ALTIN
6.437,22 0,37%
FAİZ
41,76 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
103,95 -0,23%
BITCOIN
65.808,00 -1,03%
GBP/TRY
62,0710 -0,08%
EUR/USD
1,1579 -0,09%
BRENT
82,94 -0,28%
ÇEYREK ALTIN
10.524,86 0,37%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
21 °
Reklam

HABER

Son dakika haberler: TBMM’den İsrail Kararı!

Son dakika haberler: TBMM’den İsrail Kararı!

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasını taşıyan tezkerede şu ifadelere yer verildi: İsrail Filistin halkına karşı on yıllardır sürdürdüğü işgal, imha ve ilhak politikalarını, son iki yıldır özellikle Gazze’de bir soykırıma dönüştürmüştür.
İlginizi Çekebilir
İsrail’in sürdürdüğü soykırım, kıtlık ve açlık politikaları on binlerce cana mal olmuştur. Soykırımcı Netanyahu hükümetinin Gazze halkını açlığa ve kıtlığa kasten mahkûm ettiği BM ve diğer uluslararası kuruluşlarca da ifade edilmiştir.
Gazze’yi işgal operasyonunu genişletme kararı alarak katliamlarına ve zulme devam eden İsrail, son iki yılda büyük çoğunluğu kadın ve çocuk 70 bine yakın insanı öldürmüş, 150 binden fazla kişiyi yaralamış, bölgenin sivil altyapısını imha etmiştir.
Filistinli kadınlar, çocuklar, gençler ve yaşlılar soykırımcı İsrail güçlerince adeta bir ölüm ve açlık hapishanesine mahkûm edilmişlerdir. Bu canice eylemleriyle yetinmeyen Netanyahu ve çetesi, Filistinlileri yok etme çabasını bir üst aşamaya taşıyarak Gazze dahil tüm Filistin yerleşimlerini ilhak etme politikasını uygulamaya koyma aşamasına gelmiştir.
İsrail; Kudüs ve Batı Şeria’da da işgal güçleri ve yasadışı yerleşimciler vasıtasıyla Filistinlilere uyguladığı şiddeti artırmış; toprak işgalini, yasadışı yıkımları ve yasadışı yerleşim inşasını hızlandırmıştır.
Ne yazık ki Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi dışında hiçbir küresel kurum İsrail hükümetinin hukuksuz kararlarını ve katliamlarını durdurmaya yönelik bir girişimde bulunmamaktadır.
Neredeyse yeryüzünün her karışında insanlık cephesinin yükselen sesi, bu zulme sessiz kalan ya da destekleyen hükümetleri son zamanlarda Filistin halkının yanında durmaya zorlamaktadır.
Bu karanlık tablonun umut veren tarafı ise daha önce sessiz kalan ya da İsrail’e destek veren bazı devletlerin Filistin’i tanımaya ve İsrail’i boykot etmeye yönelik kararları devreye almasıdır. Gelinen aşama insanlık vicdanının büyük bir başarısıdır.
Bugün burada TBMM olarak bizler Filistin halkıyla dayanışmaya ve İsrail’in durdurulmasına yönelik tekliflerimizi ve çağrımızı dünya parlamentolarına iletmek için toplanıyoruz.
Ümit ederiz ki bizimle beraber insanlığın sesini ve vicdanını yükseltmeye destek olacak dünya parlamentoları da bu çağrımıza katılır ve hep birlikte harekete geçeriz.
TBMM olağanüstü toplandı! Meclis Başkanı Kurtulmuş: Gözlerimizin önünde bir halk katlediliyor
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu olarak;
1. Filistin halkının İsrail tarafından on yıllardır maruz bırakıldığı işgal, imha ve ilhak uygulamalarını en güçlü şekilde kınıyoruz.
2. Filistin halkına yönelik katliamların ve son olarak Gazze’de kıtlığın bir imha silahı olarak kullanılmasının soykırım suçu teşkil ettiğini vurguluyoruz.
3. Uluslararası toplumu, İsrail’i Gazze’de kalıcı bir ateşkesi kabul etmeye, silahlı güçlerini bölgeden çekmeye ve Gazze’ye kesintisiz insani yardım ulaşımını sağlamaya zorlamak için daha fazla çaba göstermeye davet ediyoruz.
4. Kudüs ve Batı Şeria’daki yasadışı yerleşim faaliyetlerini ve Filistin halkına yönelik şiddeti telin ediyoruz.
5. Filistin topraklarında soykırım ve sömürge suçlarını işleyenlerin mahkemeler önünde hesap vermelerinin temin edilmesi çağrısında bulunuyoruz.
6. 1967 sınırları temelinde, coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesinin adil ve kalıcı barışın sağlanmasının tek yolu olduğunu kayda geçiriyoruz.
7. Mescid-i Aksa başta olmak üzere Müslümanların kutsal mekanlarına siyonist rejim tarafından yapılan saldırı ve provokasyonların mutlaka durdurulması gerektiğini vurguluyoruz.
8. İsrail hükümeti, soykırım politikalarından vazgeçene kadar, BM ve uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinin askıya alınması çağrısında bulunuyoruz.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: İsrail uçaklarının hava sahamıza girmesine izin vermiyoruz
9. Tüm ülke parlamentolarını;
– İsrail ile olan tüm askeri ve ticari ilişkileri sonlandırmaya, Filistin halkına yönelik uygulanan ambargoyu kırmaya yönelik acilen harekete geçmeye;
– İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarındaki soykırım ve sömürge politikalarını reddetmeye ve kınamaya;
– Filistin halkının meşru haklarını savunmaya, iki Devletli çözüm perspektifini korumaya ve Filistin Devleti’ni tanımayan ülkeleri de Filistin’i tanıma çağrısında bulunmaya;
– 18 Nisan 2025 tarihinde, İstanbul’da TBMM öncülüğünde tesis edilen “Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu”na katılmaya davet ediyoruz.
Bu çerçevede, bu bildirinin oylanarak kabul edilmesi ve alınan kararın Resmî Gazete’de yayımlanması hususunu Genel Kurulun tasviplerine arz ederim….

Son dakika haberler; 'İsrail uçaklarının hava sahamıza girmesine izin vermiyoruz'

Son dakika haberler; ‘İsrail uçaklarının hava sahamıza girmesine izin vermiyoruz’

Bakan Fidan, İsrail’in Gazze saldırısı, Filistin halkına uyguladığı soykırım ve zulüm ile kıtlık politikaları ve bölgedeki güncel durumu görüşmek üzere TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında olağanüstü toplanan TBMM Genel Kurulu’nu bilgilendirdi.
İlginizi Çekebilir
Gazze’de soykırımın daha da derinleştiğini, Batı Şeria’da fiili ilhak adımlarının başladığını, İran-İsrail hattındaki gerginliğin 12 günlük bir savaşa dönüştüğünü, İsrail’in saldırganlığının Lübnan’a ve Suriye’ye sıçradığını, Doğu Kudüs’teki kutsal mekanlara ve özellikle Mescid-i Aksa’ya yönelik provokasyonların giderek arttığını vurgulayan Fidan, bu vahim tablonun hem Türkiye’nin hem de bölgenin geleceğini yakından ilgilendiren ağır bir kırılmaya işaret ettiğini söyledi.
Fidan, “Gelinen süreci kısaca özetlersek, İsrail iki yıldır Gazze’de soykırım suçu işleyerek dünyanın gözü önünde temel insani değerleri hiçe saymaktadır.” dedi.
Gazze’deki genel tablonun son derece vahim olduğunun altını çizen Fidan, İsrail’in, tarihin en ırkçı hükümeti olduğunu belirtti.
Fidan, “Türkiye olarak Filistin halkının hangi şekilde ve isim altında olursa olsun Gazze’den tehcirini öngören planlara karşıyız. Kim tarafından sunulursa sunulsun, böyle bir plan bizim nezdimizde hükümsüzdür.” ifadelerini kullandı.
“EN BÜYÜK DİRENİŞ ŞİMDİ BAŞLAMAKTADIR”
İlk günden bu yana uyardıklarını belirten Fidan, “İsrail’in Gazze başta olmak üzere Filistin’de pervasız saldırılarına devam etmesine izin verilirse bu sadece Filistinlilerle kalmaz bütün bölgeyi ateşe atar.” dedi.
“Gazze’de işlenen vahşet, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak şimdiden kayda geçmiştir.” diyen Fidan, Filistinlilerin İsrail ordusuna karşı sürdürdüğü direnişin asla unutulmayacağını vurguladı.
Bakan Fidan, “Ancak en büyük direniş şimdi başlamaktadır. Belki bu kan hemen durmayacaktır. Ancak eminiz ki bu kutlu direniş, tarihin akışını değiştirecek, ezilenlerin sembolü olacak, çürümüş bir düzenin taşlarını yerinden oynatacaktır.” diye konuştu.
“SURİYE’NİN KADİM VE DEĞERLİ TOPLULUKLARININ İSTİSMAR EDİLMESİNE ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”
İsrail’in geçiş sürecindeki Suriye’ye yönelik saldırılarını ve Suriye içinde işgalci varlığını sürdürdüğünü vurgulayan Fidan, bu doğrultuda, “Golan Tepelerindeki işgalini genişlettiğini, Suriye topraklarının içine kadar girdiğini ve Şam’ı vuracak kadar cüretkar bir hezeyan içerisine girdiğini” dile getirdi.
Fidan, “İsrail Suriye’deki hassas noktaları kaşıyarak istikrarlı, güçlü, milli birlik ve beraberliğini sağlamış ve toprak bütünlüğüne sahip bir Suriye istemediğini açıkça göstermiştir. Suriye’nin kadim ve değerli topluluklarının bu çarpık hedefler doğrultusunda istismar edilmesine asla izin vermeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“İSRAİL’LE TİCARETİNİ TAMAMEN KESEN BAŞKA ÜLKE BULUNMAMAKTADIR”
Öte yandan İsrail ile İran arasında devam eden gerilimin tüm bölge için risk teşkil ettiğini kaydeden Fidan, İsrail’in yıl boyunca Gazze, Lübnan, Yemen, Suriye ve İran’a gerçekleştirdiği saldırıların uluslararası hukuku ve insani değerleri hiçe sayan, bölgesel istikrarı tehdit eden ve tüm coğrafyayı kaosa sürükleyebilecek nitelikte eylemler olduğunu belirtti.
Bakan Fidan, “Bu pervasız tavır (İsrail’in Gazze, Lübnan, Yemen, Suriye ve İran’a saldırıları), devlet sorumluluğu taşımaktan uzak, uluslararası düzene meydan okuyan bir terör devleti zihniyetinin en açık göstergesidir.” dedi.
Filistin davasının Türkiye’deki tüm kesimlerin savunduğu öncelikli bir mesele olduğunun altını çizen Fidan, “Yaptırımlar bağlamında dünyada Türkiye’den daha ileri adım atmış şu anda başka bir ülke yok. Çok sayıda diplomatik, hukuki ve ticari tedbiri hayata geçirdik. İsrail’le ticaretimizi tamamen kestik. İsrail gemilerine limanlarımızı kapattık. Türk gemilerinin İsrail limanlarına gitmesine izin vermiyoruz. İsrail’le ticaretini tamamen kesen başka ülke bulunmamaktadır. İsrail’e silah ile mühimmat taşıyan konteyner gemilerinin ülkemiz limanlarına girmesine, uçakların ise hava sahamıza girmesine izin vermiyoruz.” diye konuştu.
CNN yayınında İsrail’i savunan gazetecinin zor anları: ‘Batı Şeria’nın Hamas’la ne ilgisi var?’
İlginizi Çekebilir
Fidan, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm devlet organları ve Türk milletinin bir bütün olarak Filistin meselesini sahiplendiğini belirterek, “Bu durum milletimizin vicdan birliğini yansıtmakla kalmayıp, tehdidin de nereden başladığını gösteren stratejik bir anlayış birliğine işaret etmektedir.” diye konuştu.
Geçen yıl İsrail’in izlediği stratejinin yalnızca Gazze ile sınırlı kalmayacağını, bölgenin geneline yayılacak bir “ateş dalgası” yaratacağını söylediğini hatırlatan Fidan, “Ne yazık ki bugün Yüce Meclis’te dile getirdiğimiz öngörülerin maalesef birer birer gerçekleştiğini üzülerek görmekteyiz.” ifadelerini kullandı.
“TÜRK MİLLETİ ZULME MARUZ KALAN FİLİSTİN HALKININ ACISINI YOĞUN ŞEKİLDE HİSSETMEKTEDİR”
Fidan, Gazze’de yaşananların tüm insanlığın vicdanını derinden yaraladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Türk milleti zulme maruz kalan Filistin halkının acısını yoğun şekilde hissetmektedir. İsrail, bölge ülkelerinin içinde bulunduğu şartları, fırsat bilerek sınırları ötesinde askeri müdahalelerde bulunmakta, bölgeyi insansızlaştırmakta ve yaşanmaz kılma stratejisiyle dizayn etmeye çalışmakta, yasa dışı işgal altında tuttuğu toprakları genişletmek için her türlü hukuksuzluğu yapmaktadır.”
Bakan Fidan, Gazze’de 62 binden fazla Filistinlinin şehit edildiğini vurgulayarak, “Gazze’nin yüzde 85’i halen İsrail’in askeri kontrolü altındadır. Bununla da yetinmeyen (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümeti Gazze’nin geri kalan kısmını da işgal altına almak için hazırlıklar içindedir. Bugün itibarıyla da orduya harekat emri verdiğine dair bilgiler intikal etmektedir.” dedi.
Bölgede hayatta kalma mücadelesi veren 1 milyondan fazla Filistinlinin bir kez daha yerlerinden edilmesinin amaçlandığına işaret eden Fidan, şunları söyledi:
“Nüfus yoğunluklu bölgelerde planlanan askeri operasyonlar, yeni toplu katliamlara kapı aralamaktadır. İsrail bu koşulları iki devletli çözüm vizyonunu tümüyle ortadan kaldırmak için fırsat olarak kullanmaktadır. Ülkemizin de yoğun çalışmaları sayesinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu dünya kamuoyunun vicdanını yansıtan bazı kararlar alabildiyse de bunların bağlayıcı gücünün olmaması sahadaki durumu İsrail’in ve onu destekleyenin insafına bırakmıştır.”
“(İSRAİL) AÇLIĞI SİLAH OLARAK KULLANMA STRATEJİSİNİ BENİMSEMİŞTİR”
Fidan, neredeyse tüm dünyanın İsrail’i Filistin’e saldırıları nedeniyle yalnız bıraktığına işaret ederek, İsrail’in sadece ABD’nin desteğiyle saldırılarına devam ettiğini vurguladı.
Gazze’de yaşanan dramın arkasındaki asıl meselenin, 2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan düzenin artık bugünün sınamalarına cevap verememesi olduğunun altını çizen Fidan, “İşte biz buna uluslararası sistemin meşruiyet krizi diyoruz.” dedi.
Fidan, tüm süreç boyunca kalıcı ateşkese ulaşılmasını teminen Katar ve Mısır ile temasların devam ettiğini ve müzakerelerin yürütüldüğünü belirterek, şunları dile getirdi:
“Hamas’ın gösterdiği esnekliğe karşı İsrail’in herhangi bir mutabakat sağlanması konusunda isteksizliği ibret vericidir ve zihinlerinin gerisindeki stratejiyi gösterme açısından da son derece açık bir tablo ortaya koymaktadır. Gelinen noktada önümüzdeki esas mesele ise Gazze’nin geleceği olmuştur. İsrail, Gazze’de meşru hiçbir Filistin yönetimi istememekte, bölgedeki işgal ve istilasını sürdürmektedir.”
Fidan, uluslararası kamuoyunun, BM ve yerel sivil toplum kuruluşlarının yardım dağıtımını üstlenmesi konusunda hemfikir olduğuna dikkati çekerek, “İsrail ise yardımların dağıtımını engelleyerek binlerce Filistinli kardeşimizin hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Açlığı silah olarak kullanma stratejisini benimsemiştir. İsrail’in süregelen ablukası sonucunda BM, Gazze’de kıtlık felaketinin baş gösterdiğini ilan etmiştir.” diye konuştu.
Gazze’deki durumun bir doğal afet olmadığına işaret eden Fidan, şunları vurguladı:
“Bu, açlığı silah haline getiren kasıtlı ve zalim bir politikanın sonucudur. Amaç belli, Filistinlilerin toplanacağı kampların dışındaki alanların moloz yığını hale getirilmesi, Filistinlilerin Gazze’den göç etmeleri için zorlayıcı bir ortam tesis edilmesi. İsrail, mevcut savaş ve istikrarsızlık ortamından istifade ile Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de saldırılarını artırmıştır. İsrail’in devlet terörü sürmektedir. İsrail ordusu korumasındaki yerleşimciler Filistin halkına, geçim kaynaklarına ve mülklerine saldırmaktadır. Aynı zamanda Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlar da devam etmektedir.”
“İSRAİL’İN ZULMÜNÜ HER DAİM ULUSLARARASI GÜNDEMİN ÖN SIRALARINDA TUTTUK”
Fidan, son dönemde bazı ülkelerin Filistin’i tanıma kararı almasına misilleme olarak Netanyahu hükümetinin yeni yasa dışı yerleşim projelerinin, sahadaki saldırılarının ve Filistin yönetimini mali iflasa sürükleyecek girişimlerinin arttığını belirterek, “Topyekun saldırılar altında olan Filistin, var olma mücadelesi vermektedir. İsrail bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyerek kendi güvenliğini sağlayabileceği bir yanılgı ve gaflet içindedir. Bunu kendisine şu an itibarıyla bir politika edinmiştir.” dedi.
İsrail’in, Lübnan’a yönelik hava saldırılarını karasal işgale dönüştürdüğünü ve Lübnan’ın güneyini işgal ettiğini söyleyen Fidan, “Diğer yandan, İsrail ve İran arasında devam eden gerilim ise tüm bölgemiz için risk teşkil etmektedir.” diye konuştu.
Fidan, Türkiye’nin Filistinlilerin kendi topraklarında var olma mücadelesini her zaman desteklediğini belirterek, şunları kaydetti:
“İsrail’in zulmünü her daim uluslararası gündemin ön sıralarında tuttuk. Başından beri bu konudaki gayretlerimizi daha önce de defalarca ifade ettim, iki ana kulvarda sürdürdük. Birincisi, mevcut soykırımın ve savaşın bir an önce Gazze’de durması, insani yardımların hemen içeriye girmesi. İkinci kulvarımız ise buna paralel, iki devletli çözümün gündemde tutulması ve dünya genelinde kabul görmesi. Bu doğrultuda fikirdaş ülkelerle birlikte uluslararası toplumu harekete geçirmek ve İsrail üzerinde baskı kurmak için sizlerin de şahit olduğu gibi yoğun bir çaba sarf ettik. Bu süreçte milletimizden aldığımız güç, attığımız kararlı adımlara dayanak noktamız oldu.”
Fidan, ilk günden itibaren Türkiye’nin imkan ve kabiliyetleri seferber edilerek Gazze’ye kapsamlı insani yardımlar ulaştırıldığını belirterek, “7 Ekim’den bu yana ülkemiz Gazze’ye ulaştırdığı ayni ve nakdi yardımlar bakımından en önde gelen ülkeler arasındadır. Toplam yardımlarımız 100 bin tonu geçmiştir. Yardımlarımızın Gazze’ye ulaştırılmasında muazzam bir çaba gösteren AFAD ve Kızılaya huzurlarınızda teşekkür ediyoruz.” dedi.
Türkiye’nin, BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) desteğiyle Gazze’nin bir yıllık ihtiyacını karşılayacak boyutta un yardımında bulunduğuna işaret eden Fidan, “Kızılay tarafından kurulan aş evleri her gün on binlerce kişiye sıcak yemek sağlamakta, AFAD’ın ve Kızılayın işbirliğiyle milyonlarca litre içme suyu halka ulaştırılmaktadır. Ayrıca Sağlık Bakanlığımızın desteğiyle yüzlerce Filistinli hasta ve refakatçi ülkemize tahliye edilmektedir.” diye konuştu.
Son dakika…İsrail, Gazze’yi ‘tehlikeli bölge’ ilan etti, işgal planının ilk aşaması başladı!
Fidan, Türkiye’nin diplomatik alanda da ön saflarda olduğuna işaret ederek, “Sayın Cumhurbaşkanı’mız (Recep Tayyip Erdoğan) bu konuda (Filistin) küresel ve bölgesel düzeyde yürüttüğü diplomasi ile meseleyi tüm muhataplarıyla ele almıştır ve ele almaya devam etmektedir. Geçtiğimiz yıl hatırlayacaksınız BM Genel Kurulu’nda Filistin üzerine yaptığı tarihi konuşma insanlık vicdanını harekete geçiren bir manifesto niteliği taşımıştır.” ifadesini kullandı.
Çok taraflı platformlarda sürdürülen yoğun diplomasi trafiği ile Türkiye’nin farklı uluslararası yapılarda etkin bir rol üstlendiğini belirten Fidan, şöyle devam etti:
“BM, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi gibi uluslararası kuruluşlarla ortak çalışmalar yürüttük. Filistin’e güçlü desteğimizi göstermek maksadıyla İslam İşbirliği Teşkilatı-Arap Ligi temas grubuna 7 ülkeyle birlikte öncülük ettik. İki devletli çözüm çalışma grubuna İrlanda ile eş başkanlık yaptık. Sayın TBMM Başkanı’mızın girişimleri ve Sayın Cumhurbaşkanı’mızın iştirakleri ile Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu Toplantısı’nı 18 Nisan 2025’te İstanbul’da düzenledik.”
“ÖNCÜLÜK ETTİĞİMİZ GİRİŞİMLER, BİRÇOK ÜLKENİN FİLİSTİN’İ TANIMA KARARI ALMASINDA ÖNEMLİ ROL OYNAMIŞTIR”
Bakan Fidan, İsrail’e silah transferinin durdurulmasının öneminin iyice belirgin hale geldiğine işaret ederek, “Bu çerçevede, İsrail’in savaş makinesini besleyen silah ve mühimmat tedarikinin durdurulması çağrısıyla, 52 ülkenin katılımıyla BM nezdinde önemli bir uluslararası girişime imza attık.” dedi.
Tüm bu adımları atarken devam eden ateşkes müzakerelerinde gerek istihbarat diplomasisi gerek açık diplomasi olmak üzere önemli roller üstlenildiğini belirten Fidan, “Taraflarla görüşmelerimizi sürdürerek kalıcı barış yolunda bir an evvel ateşkesin tesis edilmesini kolaylaştıracak adımları atma gayreti içinde olduk.” diye konuştu.
Fidan, Gazze’deki acı tabloya rağmen Türkiye’nin zulme karşı duruşu ve çabaları sayesinde İsrail’e önceden destek veren ülkelerin iki devletli çözüm fikrini benimsemeye başladığına dikkati çekerek şunları söyledi:
“Öncülük ettiğimiz ve aktif olarak yer aldığımız bu girişimler birçok ülkenin Filistin’i tanıma kararı almasında da önemli bir rol oynamıştır. Nitekim İngiltere, Fransa, Kanada, Malta, Yeni Zelanda, Portekiz ve Avustralya’nın da aralarında bulunduğu ülkeler Filistin devletini eylül ayında tanıma niyetlerini duyurmuşlardır. Bu, Filistin meselesinde uluslararası diplomasi açısından tarihi bir kırılmadır. Bu ülkelerin Gazze’deki insani felaketin artık son bulması taleplerini yüksek sesle dillendirmeye başlaması geç kalınmış fakat oldukça değerli bir adımdır.”
Fidan, Türkiye’nin gayretleri sayesinde İsrail’in yıllardır “zihinlerde inşa ettiği sahte meşruiyet zemininin artık çöktüğünü, kurduğu illüzyon perdesinin nihayet indiğini” vurgulayarak, “Yaşanan vahşetin büyüklüğü karşısında maske düşmüş, Batı kamuoyları ilk kez gerçek bir vicdan muhasebesine mecbur kalmıştır. Bugün itibarıyla yaklaşık 150 ülke Filistin’i tanımış durumdadır. İslam dünyasının yanı sıra İspanya, İrlanda ve Slovenya gibi Avrupalı fikirdaş ülkelerle yakın temaslarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.” dedi.
“İSRAİL’İN İŞLEDİĞİ SUÇLARIN CEZASIZ KALMAMASINA DA ÖNEM ATFEDİYORUZ”
Filistin meselesinin ele alındığı bu yıl içinde yapılan toplantıların önemine işaret eden Fidan, şöyle konuştu:
“3 gün önce Dublin’de AB dönem başkanlığını devralacak olan İrlanda ile bu meseleleri etraflıca istişare ettik. İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi dönem başkanlığımız kapsamında Filistin konusunu öne çıkardık. Dışişleri Bakanları Konseyi’ni 25 Ağustos’ta bildiğiniz gibi Cidde’de olağanüstü toplantıya çağırdık. Başkanlık ettiğimiz bu toplantıda İslam dünyası olarak tek bir yürek halinde nasıl ortak bir duruş sergileyeceğimizi ve uluslararası toplumu nasıl acilen harekete geçirebileceğimizi detaylarıyla ele aldık.”
Fidan, şimdi en büyük görevin Filistin’in tanınması yolunda oluşan bu tarihi ivmeyi sürdürmek ve daha da büyütmek olduğunu vurgulayarak, “Diğer yandan İsrail’in işlediği suçların cezasız kalmamasına da önem atfediyoruz. 8 Ağustos 2024’te Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı soykırım davasına müdahil olmak için başvuruda bulunduk. Ülkemiz, Uluslararası Adalet Divanı’nda Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından açılan soykırım davasına müdahil olan sadece 13 ülkeden birisidir.” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki uygulamalarına dair istişare görüş sürecine de aktif olarak katıldığını belirten Fidan, “İsrail’in BM ve diğer uluslararası kuruluşlara karşı hukuki sorumluluklarıyla ilgili sürece önemli katkılar sağladık. Filistin mültecilerine kritik yardımlar sağlayan UNRWA’nın Ankara’da ofis açması için 21 Haziran 2025’te bir anlaşma imzaladık.” dedi.
“İSRAİL, ULUSLARARASI TOPLUMDA TECRİT EDİLMEYE BAŞLANMIŞTIR”
Fidan, İsrail’in nihai hedefinin Gazze’yi yaşanamaz hale getirmek, Filistinlileri vatanlarından zorla söküp atmak olduğunu ifade ederek, “Son operasyon kararıyla birlikte Kuzey Gazze’deki 1 milyon kişinin zorla güneye göç ettirilmesi, Gazzelilerin dar ve küçük bir bölgede sıkıştırılması ve nihayetinde bölgeden ayrılmalarının sağlanması hedeflenmektedir. Yasa dışı yerleşimcilerin daha şimdiden Gazze’deki topraklara yerleşmeye hazırlandığını görüyoruz.” diye konuştu.
Batılı ülkelerde İsrail’in soykırımına karşı büyüyen bir kamuoyu tepkisi bulunduğuna dikkati çeken Fidan, “Artık hükümetler daha önce olduğu gibi bunu görmezden gelememekteler. İsrail, uluslararası toplumda tecrit edilmeye başlanmıştır. Bu tepkilerin daha da kolektif bir nitelik kazanması önem taşımakta. Bu çerçevede İsrail’e ticaretin kesilmesi, İsrail’in BM Kurulu çalışmalarına katılımının tamamıyla askıya alınması, İsrail’e silah ve mühimmat sevkiyatının sona erdirilmesi, İsrail’in uluslararası toplumdan tecrit edilmesi konularında benzer düşünen ülkelerle beraber adımlar atmaya devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.
Fidan, İsrail’in, Filistin’de durdurulamaz, uluslararası hukuka riayet etmeyen tavrına devam etmesi halinde ortaya çıkacak bölgesel ve küresel sonuçlara işaret ederek, “Bu nedenle bölgemizde gerilimi düşürerek barış çabalarını ilerletmek için önde gelen aktörlerle temaslarımızı sürdüreceğiz. Bizim asıl hedefimiz, ‘bölgesel sorunlara bölgesel çözümler’ ilkesiyle hareket ederek Orta Doğu’da barış ve istikrar havzası oluşturmaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Gazze’de tesis edilecek bir ateşkesin bölgedeki gerilimleri düşüreceğini söyleyen Fidan, “Bu nedenle buradan açıkça uyarıyoruz. Bugün karşımızda bölgeyi ateşe atmaya yemin etmiş bir İsrail var. Büyük İsrail hayali bölge için bir felaket reçetesidir. (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümeti dizginlenmediği takdirde Orta Doğu huzur bulmayacaktır. Sürekli çatışma ve istikrarsızlık, Netanyahu hükümetinin çarpık emelleri dışında bölgedeki hiçbir ülkeye İsrail dahil fayda sağlamamaktadır.” dedi.
TBMM olağanüstü toplandı! Meclis Başkanı Kurtulmuş: Gözlerimizin önünde bir halk katlediliyor
“FİLİSTİNLİLERİN İSRAİL ORDUSUNA KARŞI SÜRDÜRDÜĞÜ DİRENİŞ ASLA UNUTULMAYACAKTIR”
Bakan Fidan, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulması temelinde tesis edilecek iki devletli çözümün tek yol olduğunu belirterek, “Bölgemizde barış, istikrar, güvenlik ve refahı temin edecek başka bir seçenek de görünmemektedir. Bunun için Filistinli grupların, bölge ülkelerinin, İslam ülkelerinin ve Batı ülkelerinin arasında fikir birliği ve uyumu sağlanması gerekmekte. Bu yönde yoğun çabalarımızı da sürdürmekteyiz.” diye konuştu.
İsrail’i destekleyen ülkelerin kamuoylarının da harekete geçirilmesinin önem arz ettiğini söyleyen Fidan, şunları kaydetti:
“Bu çerçevede siyasi partilerimizin bu ülkelerdeki muhataplarıyla sıkı temas halinde olmalarının da faydalı olduğunu değerlendiriyoruz. Tüm siyasi partilerin bu konudaki desteği önemli. Parlamenter diplomasi çerçevesinde siz değerli vekillerimizin temaslarını gerçekten çok kıymetli buluyoruz. Yüce Meclisimizdeki farklı siyasi görüşlere rağmen Filistin davasının partiler üstü bir nitelik taşımasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Meclisimizdeki tüm siyasi partilerimizin de desteğiyle şiddet sarmalına son vermek ve bölgemize barışı getirmek için çalışıyoruz.”
Fidan, Gazze’de işlenen vahşetin insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak şimdiden kayda geçtiğini belirterek, “Filistinlilerin İsrail ordusuna karşı sürdürdüğü direniş asla unutulmayacaktır. Ancak en büyük direniş şimdi başlamaktadır. Belki bu kan hemen durmayacaktır ancak eminiz ki bu kutlu direniş tarihin akışını değiştirecek, ezilenlerin sembolü olacak, çürümüş bir düzenin taşlarını yerinden oynatacaktır. Unutulmamalıdır ki zulüm ile abad olunmaz ve her zalim nihayetinde kendi sonunu hazırlar.” diye konuştu.
Bakan Fidan, Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde adaletin ve vicdanın gür sesi olmaya devam edeceğini vurgulayarak, “Türkiye olarak, daha adil bir düzenin inşası için yol gösteren kutup yıldızı olmayı sürdüreceğiz. Bundan sonra da mazlumun umudu, zalimin hasmı olmaya devam edeceğiz.” dedi….

Son dakika: TBMM'den ortak Gazze bildirisi: İsrail'in kıtlığı silah olarak kullanması soykırım suçudur

Son dakika: TBMM’den ortak Gazze bildirisi: İsrail’in kıtlığı silah olarak kullanması soykırım suçudur

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasını taşıyan tezkerede şu ifadelere yer verildi: İsrail Filistin halkına karşı on yıllardır sürdürdüğü işgal, imha ve ilhak politikalarını, son iki yıldır özellikle Gazze’de bir soykırıma dönüştürmüştür.
İlginizi Çekebilir
İsrail’in sürdürdüğü soykırım, kıtlık ve açlık politikaları on binlerce cana mal olmuştur. Soykırımcı Netanyahu hükümetinin Gazze halkını açlığa ve kıtlığa kasten mahkûm ettiği BM ve diğer uluslararası kuruluşlarca da ifade edilmiştir.
Gazze’yi işgal operasyonunu genişletme kararı alarak katliamlarına ve zulme devam eden İsrail, son iki yılda büyük çoğunluğu kadın ve çocuk 70 bine yakın insanı öldürmüş, 150 binden fazla kişiyi yaralamış, bölgenin sivil altyapısını imha etmiştir.
Filistinli kadınlar, çocuklar, gençler ve yaşlılar soykırımcı İsrail güçlerince adeta bir ölüm ve açlık hapishanesine mahkûm edilmişlerdir. Bu canice eylemleriyle yetinmeyen Netanyahu ve çetesi, Filistinlileri yok etme çabasını bir üst aşamaya taşıyarak Gazze dahil tüm Filistin yerleşimlerini ilhak etme politikasını uygulamaya koyma aşamasına gelmiştir.
İsrail; Kudüs ve Batı Şeria’da da işgal güçleri ve yasadışı yerleşimciler vasıtasıyla Filistinlilere uyguladığı şiddeti artırmış; toprak işgalini, yasadışı yıkımları ve yasadışı yerleşim inşasını hızlandırmıştır.
Ne yazık ki Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi dışında hiçbir küresel kurum İsrail hükümetinin hukuksuz kararlarını ve katliamlarını durdurmaya yönelik bir girişimde bulunmamaktadır.
Neredeyse yeryüzünün her karışında insanlık cephesinin yükselen sesi, bu zulme sessiz kalan ya da destekleyen hükümetleri son zamanlarda Filistin halkının yanında durmaya zorlamaktadır.
Bu karanlık tablonun umut veren tarafı ise daha önce sessiz kalan ya da İsrail’e destek veren bazı devletlerin Filistin’i tanımaya ve İsrail’i boykot etmeye yönelik kararları devreye almasıdır. Gelinen aşama insanlık vicdanının büyük bir başarısıdır.
Bugün burada TBMM olarak bizler Filistin halkıyla dayanışmaya ve İsrail’in durdurulmasına yönelik tekliflerimizi ve çağrımızı dünya parlamentolarına iletmek için toplanıyoruz.
Ümit ederiz ki bizimle beraber insanlığın sesini ve vicdanını yükseltmeye destek olacak dünya parlamentoları da bu çağrımıza katılır ve hep birlikte harekete geçeriz.
TBMM olağanüstü toplandı! Meclis Başkanı Kurtulmuş: Gözlerimizin önünde bir halk katlediliyor
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu olarak;
1. Filistin halkının İsrail tarafından on yıllardır maruz bırakıldığı işgal, imha ve ilhak uygulamalarını en güçlü şekilde kınıyoruz.
2. Filistin halkına yönelik katliamların ve son olarak Gazze’de kıtlığın bir imha silahı olarak kullanılmasının soykırım suçu teşkil ettiğini vurguluyoruz.
3. Uluslararası toplumu, İsrail’i Gazze’de kalıcı bir ateşkesi kabul etmeye, silahlı güçlerini bölgeden çekmeye ve Gazze’ye kesintisiz insani yardım ulaşımını sağlamaya zorlamak için daha fazla çaba göstermeye davet ediyoruz.
4. Kudüs ve Batı Şeria’daki yasadışı yerleşim faaliyetlerini ve Filistin halkına yönelik şiddeti telin ediyoruz.
5. Filistin topraklarında soykırım ve sömürge suçlarını işleyenlerin mahkemeler önünde hesap vermelerinin temin edilmesi çağrısında bulunuyoruz.
6. 1967 sınırları temelinde, coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesinin adil ve kalıcı barışın sağlanmasının tek yolu olduğunu kayda geçiriyoruz.
7. Mescid-i Aksa başta olmak üzere Müslümanların kutsal mekanlarına siyonist rejim tarafından yapılan saldırı ve provokasyonların mutlaka durdurulması gerektiğini vurguluyoruz.
8. İsrail hükümeti, soykırım politikalarından vazgeçene kadar, BM ve uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinin askıya alınması çağrısında bulunuyoruz.
9. Tüm ülke parlamentolarını;
– İsrail ile olan tüm askeri ve ticari ilişkileri sonlandırmaya, Filistin halkına yönelik uygulanan ambargoyu kırmaya yönelik acilen harekete geçmeye;
– İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarındaki soykırım ve sömürge politikalarını reddetmeye ve kınamaya;
– Filistin halkının meşru haklarını savunmaya, iki Devletli çözüm perspektifini korumaya ve Filistin Devleti’ni tanımayan ülkeleri de Filistin’i tanıma çağrısında bulunmaya;
– 18 Nisan 2025 tarihinde, İstanbul’da TBMM öncülüğünde tesis edilen “Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu”na katılmaya davet ediyoruz.
Bu çerçevede, bu bildirinin oylanarak kabul edilmesi ve alınan kararın Resmî Gazete’de yayımlanması hususunu Genel Kurulun tasviplerine arz ederim….

Reklam
Annesine sürpriz yapmak istedi yanlışlıkla altınları çöpe attı

Annesine sürpriz yapmak istedi yanlışlıkla altınları çöpe attı

Adana’nın merkez Yüreğir ilçesinde, eski çekyatın altında bulunan ve yanlışlıkla çöpe atılan altınlar polisin çabasıyla bulunarak sahibine teslim edildi. Kazımkarabekir Mahallesi’nde yaşayan Nurgül Beyaz (30), evdeki eski eşyaları yenileriyle değiştirerek yaylada bulunan annesi Zülfünaz Kızıltaş’a (65) sürpriz yapmak istedi.
İlginizi Çekebilir
Annesinin 2 bilezik ile 6 cumhuriyet altınını eski çekyatın altına sakladığını bilmeyen Beyaz, 22 Ağustos’ta çekyatı da diğer eşyalarla çöpe attı. Yayladan döndüğünde sakladığı altınların da çekyatla birlikte çöpe atıldığını anlayan Kızıltaş, polise başvurdu. İhbar üzerine harekete geçen Yüreğir İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, mahalledeki 57 güvenlik kamerasına ait 470 saatlik görüntüyü inceledi. Yapılan çalışmayla, eski eşyaların bir kağıt toplayıcısı tarafından alındığı belirlendi.
Ekipler, kimliğini tespit ettikleri kağıt toplayıcısını Yavuzlar Mahallesi’nde yakaladı. Çekyatın demir aksamını ve altınların bir kısmını sattığı tespit edilen şüpheli gözaltına alındı. Ekiplerin yaptığı çalışmayla bulunan 6 cumhuriyet altını ve satılan bileziklerin parası olan 283 bin lira Kızıltaş’a teslim edildi.

Öte yandan, kağıt toplayıcısının çekyatı motosikletiyle taşıdığı anlar bir binanın güvenlik kamerasınca kaydedildi. Altınlarına kavuşmanın sevincini yaşayan Kızıltaş, polise teşekkür etti.
Taksi esnafı İBB’nin açacağı taksi ihalesine tepki gösterdi
Ankara Valiliği duyurdu! Ormanlara giriş yasağı uzatıldı
Depremden zarar gören Sındırgı esnafına AFAD’dan destek…

Aile Bakanı Göktaş: Doğum yardımlarıyla 383 binden fazla anneye destek sağladık

Aile Bakanı Göktaş: Doğum yardımlarıyla 383 binden fazla anneye destek sağladık

Denizli Valiliğini ziyaret eden Bakan Göktaş’ı, valilik önünde Vali Ömer Faruk Coşkun ile diğer ilgililer karşıladı. Bakan Göktaş, Valilik Şeref Defteri’ni imzaladı, Vali Coşkun’dan ilde yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi aldı. Daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Göktaş, bu ziyaretlerin kendileri için çok kıymetli olduğunu ve bu sayede bakanlığın sahada yaptığı çalışmaları yerinde görme fırsatı bulduklarını söyledi. Göktaş, ayrıca vatandaşların talep ve isteklerini dinleyebildiklerini anlatarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla insanı merkeze alan bir anlayışla hareket ettiklerini, kadın, çocuk, engelli, yaşlı, şehit yakını, gaziler ve ihtiyaç sahibi tüm vatandaşlara yönelik hizmet yürüttüklerini belirtti.

Son dakika… MEB açıkladı: 15 bin öğretmen ataması yapıldı
Son 23 yılda bakanlık olarak Denizli’ye 9,4 milyar liralık yatırım yaptıklarını aktaran Göktaş, sosyoekonomik desteklerle 837 çocuğun ailelerinin yanında olmaya devam ettiğini, 2003-2025 yılları arasında kente sosyal yardımlar için 7,36 milyar lira kaynak aktardıklarını kaydetti. Göktaş, 2025’in “Aile Yılı” olarak ilan edildiğini hatırlatarak, “Tüm toplumu kapsayan bir seferberlik hareketi aslında. Aileyi güçlendiren önemli çalışmalar yürütüyoruz. Küreselleşen dünyanın risklerine karşı aileleri bilinçlendirmeye yönelik çalışmalarımız var. 81 ilde farkındalık yaratmaya yönelik çeşitli programlar yürütüyoruz. 43’ü Denizli’de olmak üzere Türkiye genelinde 9 bin 367 etkinlik ve farkındalık çalışması yürüttük.” diye konuştu.

Annesine sürpriz yapmak istedi yanlışlıkları altınları çöpe attı
Denizli’de Aile ve Gençlik Fonu’na 1631 çiftin başvurduğunu kaydeden Göktaş, “Bugüne kadar Türkiye’de Aile ve Gençlik Fonu’na 151 bin 86 çiftimiz başvurmuş. Eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle gençlere destek oluyoruz. Ülkemizin genç ve dinamik nüfus yapısını korumak adına da önemli çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi. Bakan Göktaş, doğum yardımlarına da vurgu yaparak, şunları söyledi:
“Özellikle doğum yardımlarının miktarını güncellemiştik. Bu kapsamda ilk çocuğa 5 bin liralık tek seferlik destek, ikinci çocuğa 1500 liralık aylık, üçüncü çocuğa ise 5 bin liralık aylık, 3 ve sonraki çocuklar için 5 bin liralık aylık bir desteği hayata geçirmiştik. Bunu da çocuğumuz 5 yaşına gelene kadar sürdürüyoruz. Ağustos ayı doğum yardımı ödemeleri bugün annelerin hesabına yatmaya başladı. Bu kapsamda bugün itibarıyla yaklaşık 3,5 milyar lira destek gerçekleştirmiş olduk. Böylece şu ana kadar 383 bin 691 annenin doğum yardımından faydalanmasını sağladık. Bakanlık olarak sürdürülebilir desteklerle ailelere, çocuklara destek olmaya devam edeceğiz.”…

Reklam
Reklam
‘İslami ve İnsani Bir Sorumluluk: Gazze’ konferansı sona erdi

‘İslami ve İnsani Bir Sorumluluk: Gazze’ konferansı sona erdi

Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda 22-29 Ağustos’ta düzenlenen ve çeşitli konularda çalıştaylar gerçekleştirilen program, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde kılınan cuma namazı ile son buldu. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, namazın ardından Ayasofya önünde yaptığı konuşmada, Gazze için yapılması gerekenleri müzakere etmek üzere İstanbul’da kapsamlı bir konferans düzenlediklerini söyledi.
Konferansın Eyüp Sultan Camisi’nde kılınan cuma namazının ardından basın toplantısıyla başladığını hatırlatan Erbaş, siyonist İsrail rejiminin Gazze’deki soykırımına ilişkin şunları dile getirdi:
“Bazı dünya devletleri adeta siyonist işgalci tarafından esir alınmışçasına doğrudan ya da dolaylı olarak katillere, soykırımcılara destek oluyor. Bir avuç azgın ve sapkın topluluklar, tüm dünyayı topyekun bir felakete sürüklüyor. Korkunç zulüm ve insanlık dışı işgale karşı iman dolu yüreğinden başka hiçbir imkanı kalmayan Filistin’in cesur ve onurlu halkı büyük bir direniş sergiliyor. Filistin halkının asil mücadelesini her bakımdan desteklemek ve soykırımı durdurmak için mücadele etme dini, ırkı, mezhebi ve kültürü ne olursa olsun her insan için bir vicdan ve ahlak meselesidir. Gazze her Müslüman için bir iman ve kulluk meselesidir. Bizim inancımızda zulüm ve haksızlığa duyarsız kalmak zalimlere ses çıkarmamak doğrudan ya da dolaylı şekilde zalimlerle, işgalcilerle ve katillerle ortak olmak, onlara destek olmak haramdır, yasaktır. Bu yüzden herkesin yapabileceği bir şey vardır. Ulusal ve uluslararası boyutta işgalci siyonistlerin mallarını boykota devam etmemiz gerekiyor.”
Son dakika…Kremlin duyurdu: Erdoğan ile Putin haftaya Çin’de görüşecek!
BASIN BİLDİRİSİ
İslam Alimleri Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu ise konferansın sonucuna ilişkin bildiriyi okudu. Hacımüftüoğlu, Gazze’de aralıksız devam eden katliamlar, insana ve kutsallara karşı işlenen ağır ihlaller, buna karşı ABD başta olmak üzere, uluslararası sessizlik ve bazı bölgesel tarafların iş birliği eşliğinde işgalin toprakları yutma ve “Büyük İsrail” projesini inşa etme girişimleri karşısında, İstanbul’da yüksek düzeyli bir konferans gerçekleştirildiğini ifade etti. Konferansın Gazze’ye yardım ve destek amacıyla dini ve insani sorumluluğun ifası için düzenlendiğini belirten Hacımüftüoğlu, konferans ile saldırıların derhal durdurulması ve insani yardım koridorlarının açılması için kapsamlı bir seferberlik çağrısında bulunulduğunu ifade etti. Hacımüftüoğlu konferansta, soykırım suçlarıyla mücadele etmek ve siyonist yayılmacılığın önünü kesmek amacıyla İslami-insani bir ittifakın oluşturulması zaruretinin de vurgulandığını dile getirdi.
TBMM olağanüstü toplandı! Meclis Başkanı Kurtulmuş: Gözlerimizin önünde bir halk katlediliyor…