BIST 100
14.446,42 3,64%
DOLAR
46,2991 0,02%
EURO
53,6327 -0,07%
GRAM ALTIN
6.443,53 0,47%
FAİZ
41,76 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
103,95 -0,22%
BITCOIN
66.028,00 -0,70%
GBP/TRY
62,0637 -0,09%
EUR/USD
1,1579 -0,09%
BRENT
82,97 -0,24%
ÇEYREK ALTIN
10.535,18 0,47%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
23 °
Reklam

HABER

TBMM olağanüstü toplandı! Meclis Başkanı Kurtulmuş: Gözlerimizin önünde bir halk katlediliyor

TBMM olağanüstü toplandı! Meclis Başkanı Kurtulmuş: Gözlerimizin önünde bir halk katlediliyor

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un çağrısı doğrultusunda bugün Gazze’yi konuşmak için olağanüstü toplandı.
Meclis Genel Kurulu toplantısı TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un açılış konuşmasıyla başladı.TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmaının satır başları şöyle:

‘KELİMELERİN YETERSİZ KALDIĞI BİR NOKTADAYIZ’
İsrail, Gazze’yi işgal harekatını genişletme kararı alarak insanlık suçlarını sürdürmeye devam etmektedir. Kelimelerin yetersiz kaldığı bir noktadayız. 70 bine yakın insan katledilmiştir. Daha birkaç gün önce hastane saldırılarında onlarca masum insan dünyanın gözü önünde katledilmiştir. Gazze’de sağlık hizmetleri verilemez hale gelmiştir. Gıda konvoyları bile siyonist barbarlarca ölüm tuzaklarına dönüşmüştür. Gazze halkı bilerek açlığa ve kıtlığa mahkum edildi. İsrail derhal ateşkesi kabul etmeli, silahlı güçleri geri çekmeli.
Gazze’ye BM’ye ait güç gönderilmeli. Gazze’nin yeniden ayağa kaldırılması lazım.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: İsrail uçaklarının hava sahamıza girmesine izin vermiyoruz

İlginizi Çekebilir
‘ULUSLARARASI HUKUKUN İHLALİDİR, SAVAŞ SUÇUDUR, SOYKIRIMDIR’
İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki her eylemi uluslararası hukukun ihlalidir, savaş suçudur, soykırımdır. Netanyahu ve çetesine dünyanın her köşesinde halkların tepkisi artmaktadır. Bazı batılı ülkeler gelecek ay Filistin’i tanıma kararı aldı. Asya ve Afrika ve Latin Amerika devletleri bu konuda öncü roldedir. İsrail’e ABD’de verilen destek de her geçen gün azalmaktadır.
Gözlerimizin önünde bir halk katlediliyor. Açlıktan ölüme mahkum ediliyor.Somut adımların acilen atılmasını, İsrail soykırım politikalarından dönene kadar BM dahil uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinin askıya alınmasını teklif ediyorum.
Bu olağanüstü toplantımız bu tarihi sorumluluğumuzun gereğidir. Filistin davası milletimiz için milli bir davadır. Tam anlamıyla özgür Filistin devletinin kurulması sağlanana kadar bu mücadeleye TBMM olarak destek olacağız….

Son dakika..

Son dakika… Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: İsrail uçaklarının hava sahamıza girmesine izin vermiyoruz

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Gazze için olağanüstü toplandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TBMM’deki Gazze gündemli oturumda Genel Kurul’a hitap etti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamaları şöyle:
Geçtiğimiz yıl İsrail’in stratejisinin Gazze’yle sınırlı kalmayacağını ifade etmiştim. Öngörülerimizin gerçekleştiğini üzülerek görmekteyiz. İsrail temel insani değerleri hiçe saymaktadır. Türk milleti, Filistin halkının acısını yoğun şekilde hissetmektedir. Kalıcı bir ateşkesi teminen Katar ve Mısır ile temaslarımız devam etmekte.
CNN yayınında İsrail’i savunan gazetecinin zor anları: ‘Batı Şeria’nın Hamas’la ne ilgisi var?’
İlginizi Çekebilir
PLAN BİZİM İÇİN HÜKÜMSÜZDÜR
Filistin halkının Gazze’den tehcirini öngören plana karşıyız. Kim tarafından sunulursa sunulsun, böyle bir plan bizim için hükümsüzdür.
İSRAİL HASSAS NOKTALARI KAŞIYOR
İsrail, Suriye’deki hassas noktaları kaşıyarak istikrarlı, güçlü, milli birlik ve beraberliğini sağlamış ve toprak bütünlüğüne sahip bir Suriye istemediğini açıkça göstermiştir.
İSRAİL AÇLIĞI SİLAH OLARAK KULLANIYOR
İsrail Gazze’de hiçbir meşru Filistin yönetimi istememekte. İsrail yardımların dağıtımını engelliyor. Açlığı silah olarak kullanıyor. Bu bir doğal afet değildir. İsrail’in devlet terörü sürmektedir. Gazze’de soykırım daha da derinleşti.
TÜM TİCARİ İLİŞKİLERİ KESTİK
İsrail-İran arasındaki gerilim ise tüm bölge için risk teşkil etmektedir. İsrail’le ticaretimizi tamamen kestik. Türk gemilerinin İsrail limanlarına gitmesine izin vermiyoruz. (İsrail) Uçaklarının ise hava sahamıza girmesine izin vermiyoruz”
Son dakika…İsrail, Gazze’yi ‘tehlikeli bölge’ ilan etti, işgal planının ilk aşaması başladı!
MASKE DÜŞTÜ
Gazze’deki acı tabloya rağmen zulme karşı duruşumuz sayesinde batılı ülkeler iki devletli çözümü benimsemeye başlamıştır. İngiltere ve Fransa’nın aralarında olduğu ülkeler Filistin devletini tanıma kararını duyurmuşlardır. Gayretlerimiz sayesinde İsrail’in sahte meşruiyet zemini çökmüştür. Yaşanan vahşetin büyüklüğü karşısında maske düşmüştür. Batı vicdan muhasebesine mecbur kalmıştır. İspanya, İrlanda gibi ülkelerle temasımızı sürdürüyoruz.
TBMM olağanüstü toplandı! Meclis Başkanı Kurtulmuş: Gözlerimizin önünde bir halk katlediliyor
BÜTÜN BÖLGEYİ ATEŞE ATAR
İsrail’in işlediği suçların cezasız kalmamasına önem atfediyoruz. İsrail’in nihai hedefi Gazze’yi yaşanamaz hale getirmek. Gazzelilerin bölgeden ayrılması hedeflenmektedir. İsrail’in Gazze başta olmak üzere Filistin’de pervasız saldırılarına devam etmesine izin verilirse bu sadece Filistinlilerle kalmaz bütün bölgeyi ateşe atar.
BÜYÜK İSRAİL HAYALİ BÖLGESEL FELAKET
Bölgemizde kimsenin burnunun kanamasını istemiyoruz. İsrail bu vizyonun önünde en büyük engel haline gelmiştir. Büyük İsrail hayali bölgesel felakettir. Netanyahu hükümeti dizginlenmediği sürece Ortadoğu huzur bulmayacaktır. Ortadoğu barış ve güvenliğinin temelinde Filistin-İsrail meselesi yatmaktadır. İki devletli çözüm tek yoldur….

Reklam
Belediye Başkanından taş döşemek istemeyen zabıta memurlarına dayak: Sırtımda sopanın izleri halen duruyor

Belediye Başkanından taş döşemek istemeyen zabıta memurlarına dayak: Sırtımda sopanın izleri halen duruyor

İddiaya göre; Kale Belediyesi Zabıta Müdürü F.T.’nin talimatı üzerine tüm zabıta görevlileri 27 Ağustos Çarşamba günü sabah belediyede toplandı. Müdür F.T., ‘Belediye Başkanı E.H.’nin zabıtaların Kale Orta Okulu bahçesine kilit parke döşemesi talimatı verdiğini ve tüm zabıtaların okula gitmesi gerektiğini’ söyledi.
Görevlendirildikleri okula giden Kale Belediyesinde 2014 yılından bu yana tekniker kadrosunda görevli olan ancak zabıta olarak çalıştırılan H.S.K. (34) “bel fıtığı ve menüsküs ameliyatı”, 2019 yılından bu yana veri hazırlama memuru olmasına rağmen zabıta olarak çalıştırılan C.E.Ç. (42) ise “burun ameliyatı ve kas yırtığı” şikayetleriyle taş döşemeyerek, kameranın karşısında mesai bitimine kadar durdu.
Perşembe sabahı asfalt çalışmalarının yapıldığı bölgede trafik akışını düzenlemeleri için görevlendirilen H.S.K. ve C.E.Ç.’ye, öğle arasında evlerine gittiklerinde telefonla aranarak, yine parke taşı döşemeleri için okula gitmeleri söyledi. Çarşıda buluşan iki zabıta, birlikte okula giderek, önceki gün yaptıkları gibi kameraların karşısında beklemeye başladı.
Yaklaşık 15 dakika sonra elindeki sopayla okulun bahçesine giren Kale Belediye Başkanı E.H., öfkeyle koşarak, C.E.Ç.’nin sırtına vurdu. Aynı zabıtaya ikinci kez vuran Başkan E.H.’nin elindeki sopa kırıldı. Başkanın arkadaşına vurmasını engellemek için araya giren H.S.K. ise parmağından darbe aldı. Başkan E.H. tarafından okulun bahçesinde uzaklaştırılan zabıtalar, Kale Devlet Hastanesine giderek darp raporu aldı. İlçe Emniyet Müdürlüğüne müracaat ederek ifade veren iki zabıta, Başkan E.H.’den şikayetçi oldu.
“ZORLA YAPTIRILAN AĞIR İŞLER YÜZÜNDEN SAĞLIĞIM BOZULDU”
8 aydır Başkan E.H. tarafından mobbinge maruz bırakıldıklarını iddia eden H.S.K.’nın ifadesinde; “Rahatsızlıklarımız ve görev tanımımızda olmadığı için parke taşı döşemedik. İkinci gün yine kamera önünde beklerken, Başkan E.H. elindeki sopa ve hakaretler ederek üzerimize doğru geldi. C.E.Ç.’nin sırtına 2 kere sertçe vurdu. İkinci vuruşunda sopa kırıldı, eğer sopa kırılmasa ve arkadaşım eğilmese daha kötü sonuçlar ortaya çıkabilirdi. Başkanı sakinleştirmeye çalışırken, ben de parmağımdan darbe aldım. Biz asla O’na karşılık vermedik ve hakaret etmedik. 8 ay boyunca beni molozda, taşta, inşaatta ve çöpte çalıştırdı. Yaptığım ağır işler yüzden ayağımdan ameliyat oldum. Ağır işlerde çalışamayacak olduğumu herkes biliyor. Can güvenliğimizden endişe ediyorum” dediği öğrenildi.
“SOPANIN İZİ HALEN DURUYOR”
Görev tanımlarında olmamasına rağmen ağır işlerde çalıştırıldıklarını ancak yakın zamanda burun ameliyatı olması nedeniyle taş döşemediğini savunan C.E.Ç. ise “İkinci gün yine okula gittiğimizde iş yapmadan beklemeye başladık. Bu sırada üzerimize küfürler ederek gelen E.H., elindeki sopayla bana vurmaya çalıştı. ‘Yapmayın Başkanım’ dememize rağmen vurmaya devam etti. Bir türlü sakinleştiremedik, en son sopa kırılınca ‘Çalışmayacaksanız, defolun gidin’ diyerek, bizi okuldan uzaklaştırdı. Memur olmama rağmen beni çapalama, trafik düzenlemesi gibi bazı ağır işlerde çalıştırdı. Amacının bizi yıldırarak, istifaya zorlamak olduğunu düşünüyorum. Kendim ve ailemin can güvenliğinden endişeliyim. Sırtımda sopanın izleri halen duruyor, kendisinden şikayetçiyim” şeklinde ifade verdi….

Eski Spor Kulübü Başkanı'nın öldürülmesiyle ilgili gözaltı sayısı 7'ye yükseldi

Eski Spor Kulübü Başkanı’nın öldürülmesiyle ilgili gözaltı sayısı 7’ye yükseldi

Çekmeköy, Güngören Mahallesi Tolgahan Sokak’ta 27 Ağustos’ta meydana gelen olayda kafede yemek yiyen eski Alemdağ Spor Kulübü Başkanı Tuncay Meriç, uğradığı silahlı saldırı sonucu vurularak öldürüldü. Olayla ilgili başlatılan çalışmada polis, cinayet şüphelisi E.H.’nin yurt dışına kaçmak için Edirne’nin Uzunköprü ilçesine gittiğini belirledi.
Polis ve jandarma ekiplerinin ortak çalışmalarının ardından Rıza Efendi Mahallesi Arabacılar Sokak’taki bir evde saklandığı tespit edilen E.H., yapılan operasyonla gözaltına alındı. Şüphelinin yurt dışına kaçmasına yardım ettiği belirlenen ve evin sahibi olan G.K. ise aynı gece Muradiye Mahallesi Hayrabolu Caddesi’nde yakalandı.

Alemdağ Spor Kulübü Başkanı Tuncay Meriç’in ölümüyle ilgili 1 şüpheli yakalandı
Şüphelinin ‘Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlama’ suçundan arandığı ve hakkında 2 buçuk yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu ortaya çıktı.

AZMETTİRİCİLER GÖZALTINDA
Cinayet Büro Amirliği tarafından olayla ilgili yürütülen soruşturmada cinayetle ilgili gözaltı sayısının 7’ye çıktığı öğrenildi. Yakalananlar arasında olayın azmettiricilerinin de bulunduğu belirtilirken cinayetin eski bir husumet olarak açıklandığı öğrenildi. Öte yandan soruşturmanın derinleşmesiyle gözaltı sayısının artabileceği öğrenildi. (DHA)

İstanbul’da Alemdağ Spor Kulübü Başkanı’na infaz! Kafede başından vurdular

Son dakika..

Son dakika… Bahçeli’den ‘Terörsüz Türkiye’ mesajı: 30 Ağustos ruhu ayakta

MHP lideri Bahçeli, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajında şu ifadeleri kullandı; Tarih sadece geçmişin anlatım ve açıklaması değil aynı zamanda geleceğin de inşa ve ilerleyiş kulvarıdır. Bir başka ifadeyle geçmişini bilmeyen, geçmişine sırt çeviren toplum veya milletlerin gelecek iddiasında bulunması zırva ve zorlama bir beklentidir. Türk milleti tarihiyle iç içe yaşayan, tarihini parlak bir talihin temeli ve temas hattı yapmak anlayış ve amacıyla yanıp tutuşan engin ve derin bir şuura sahiptir. Bu muazzam şuur aydınlığında tecelli eden milli varlık, nice zaferlerle şımarmadığı gibi ağır mağlubiyet ve hezimetlerle de yeis ve yılgınlığa kapılmamıştır.
Tarihin sayfaları birer birer çevrildiğinde görülecektir ki, Ağustos ayı Türk milletinin zafer ve zirve ayıdır. 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’un 30 Ağustos 1922’de muhteşem bir zaferle taçlanması, müteakiben müstevlilerin vatan topraklarından kahramanlıklarla süpürülerek 9 Eylül 1922’de İzmir’de denize dökülmesi her manada göz kamaştıran, yaygın sonuçları ortaya koyan, yankıları bugünlere kadar ulaşan muazzam bir olaydır. Taarruz ile zaferi buluşturan yalnızca sahadaki askeri üstünlük değildir.
CHP İstanbul seçimi için iddianame! 10 isme hapis istemi
30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin arkasında ve özünde; strateji ustalığı, siyasi taktik uzmanlığı, uzağı yakın eden dört başı mamur hazırlık evresi, hiç azalmayan akıl ve sabır erdemi, elbette hiçbir muhasım odağın başa çıkamayacağı iman ve istiklal sevdası yer almıştır. 30 Ağustos Zaferi Türkiye Cumhuriyeti’ni müjdelemiş, uzun savaşlar dönemini de noktalamıştır.
Türk milleti muzaffer bir millettir. Bu muzaffer ruhun harcı milli birlik ve dayanışma azmiyle karılmıştır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye muazzez milletimizin her ferdi hür ve bağımsız bir geleceğin özlemiyle kenetlenmiş, dökülen şehit kanları da bu kenetlenmeyi çok daha güçlü bir hale getirmiştir. Türk milleti belini bükmeye cüret eden ehl-i salibi mahvı perişan etmiştir. 103 yıl evvel düşmansız Türkiye’yi kanıyla, canıyla, emsalsiz vatan sevgisiyle başaran Türk milleti, şimdi de “Terörsüz Türkiye”ye Allah’ın izniyle ulaşacaktır. Potansiyel olarak ve dip akıntı halinde sürekli var olan iç ve dış düşmanlıklar Terörsüz Türkiye’yle beraber tesir alanını iyice kaybedecektir.
BU ÇATI ÇÖKMEYECEK, ÇÜRÜMEYECEKTİR
Vatan topraklarımızda gözü olan zalimler, üzerimizde hesap yapan kanlı emeller milletimizin kahrına ve çelikten iradesine 103 yıl önce nasıl çarpmışlarsa, akıbet gene aynı olacaktır. Dumlupınar’da kazanılan zafer Ankara’nın politik dinamiklerini oluşturmuş, Türkiye Cumhuriyeti’nin çatısını örmüştür. Bu çatı çökmeyecektir. Bu çatı çürümeyecektir. Nihayet devlet-i ebed müddet, millet-i ebed müddet kararı ve kararlılığı her daim var olacaktır.
Erdoğan, Japon gazetesine yazdı: Gazze’deki facia bütün insanlığın meselesi
Türk milletine yapılan haksızlıklar, hainlikler ve insanlık dışı işgaller 30 Ağustos 1922’de hak ettiği cevabı almış ve buna ihtiyaç olursa benzeri cevap misliyle de verilecektir. Türk milleti, uzun bir süre girdiği savunma pozisyonundan çıkıp taarruza geçerek ve tam bağımsızlığı hususunda tavizsiz olduğunu pek çok bedel ödemesiyle göstererek milli birliğini, milli varlığını, milli geleceğini güvenceye almıştır. Çekile çekile bugünkü sınırlarına kadar gerileyen milletimizin kaybetmeye, yıkılmaya, yok olmaya en ufak tahammülünün olmayacağı açıkça anlaşılmış ve açığa kavuşmuştur.
30 AĞUSTOS RUHU AYAKTADIR
Artık çekilecek ne bir toprak parçamız ne de kaybedecek bir insanımız vardır. Tam bir inanmışlıkla ifade etmek isterim ki, şehitlerimizin aziz ruhları Türkiye Cumhuriyeti’nin ebediyete kadar muhafızı, ecdadımızın hayır duası ise hepimizin yolunu aydınlatan ve gücümüze güç katan kutsal destektir. Zaferlerimizden rahatsız olanlar, birliğimizden ve beraberliğimizden ürperenler ve ürkenler unutmasınlar ki, 30 Ağustos ruhu ayaktadır, maşeri vicdanda mahfuzdur.
Bu düşüncelerle büyük milletimizin, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Başkomutanlık Meydan Muharebesi Zaferi’nin 103. yıldönümünü kutluyor; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Milli Mücadele kahramanlarını, devletimizin ve milletimizin bekası için canlarından seve seve vazgeçen aziz şehitlerimizi hürmet, rahmet ve minnet hislerimle anıyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun diyorum….

Reklam
Ölüm öncesi mesajlar ortaya çıktı: Ruhsatsız klinikte ozon tedavisi alan kadın hayatını kaybetti

Ölüm öncesi mesajlar ortaya çıktı: Ruhsatsız klinikte ozon tedavisi alan kadın hayatını kaybetti

Dosyaya giren telefon yazışmaları, Dahiliye Uzmanı Dr. B.B.’nin “Hasta kabulüne başlamadım” savunmasını çürüttü. Yazışmalarda Özden ve diğer hastalarla randevuların ayarlandığı, tedavi seanslarının planlandığı görülüyor. Adli Tıp Kurumu’nun raporu ise genç kadının ölümünün ‘ilaçlara bağlı alerjik reaksiyon’ sonucu olabileceğini ortaya koydu. Soruşturma sürerken, Eda Özden’in eşinden gelen açıklamalar, klinikte yaşanan sürecin gizemini daha da derinleştirdi.
İlginizi Çekebilir
Özel bir hastaneden ayrıldıktan sonra kendi kliniğini açmaya çalışan Dr. B.B.’nin yanında tedaviye başlayan Eda Özden; iddiaya göre ikinci seans sırasında fenalaştı. İlk müdahalesi kliniğin içinde yapılan Özden, ambulansla Nevşehir Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yoğun bakım sürecinin ardından Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edilen genç kadının beyin ölümü gerçekleşti.

ADLİ TIP RAPORU: “ALERJİK REAKSİYON İHTİMALİ”
Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu’nun raporunda Özden’in ölümünün; ‘ilaçlara bağlı oluşan alerjik reaksiyon’ sonucu meydana gelmiş olabileceği ifade edildi. Olayın ardından gözaltına alınan Dr. B.B. ifadesinde, “Klinik faaliyete geçmemişti. Olay günü diyetisyen arkadaşım, bir bayanın fenalaştığını söyledi. Ben ilk müdahaleyi yaptım, ardından ambulans çağırıldı. Klinik açılış aşamasındaydı, hasta kabulü başlamamıştı” dedi. Ancak soruşturma dosyasına giren telefon yazışmaları, bu savunmayı çürütür nitelikte. Başbuğ’un hastalarıyla yaptığı mesajlaşmalarda randevu gün ve saatlerinin ayarlandığı, tedavi seansları için görüşmelerin yapıldığı açıkça görülüyor.

Halit Yukay’ın ölümü! Kara kutu incelemeye alındı: Sır dolu 16 dakikada neler oldu?
“EŞİM SAĞLIKLIYDI, AMACI BİRAZ KİLO VERMEKTİ”
Hayatını kaybeden Eda Özden’in eşi Yasin Özden ise yaşananlara isyan etti. Olay günü eşinin ikinci seans için kliniğe gittiğini belirten Özden şunları söyledi:
“Eşim epilepsi ya da kronik bir hastalığı olmayan, sağlıklı bir insandı. Sadece kilo vermek için ozon tedavisi almak istedi. İlk seansı sorunsuz geçmişti, ikinci seansında fenalaştı. Benim eşim orada 20-25 dakika boyunca müdahale edilerek tutuldu. Eğer sadece ilk yardım yapılıp ambulans beklenseydi belki yaşıyor olacaktı. Doktor, ‘hasta kabulüne başlamadım’ diyor ama telefon kayıtları, yazışmalar ortada. Açık açık randevulaşıyorlar, tedavi günlerini konuşuyorlar. Bu kadar açık bir çelişki varken hâlâ adalet yerini bulmadı” dedi. Eşini kaybeden Özden, “Eşim ozon tedavisi aldıktan sonra fenalaşmış. Doktor hiçbir tedavi yapmadık diyor. Ama eşim ikinci seansa gitmişti. Eşim ile birlikte seansa gelen bir başka hasta da eşimin ozon tedavisi alırken rahatsızlandığını ve doktorun yaklaşık 20-25 dakika müdahale ettikten sonra 112’yi aradığını söylüyor” şeklinde konuştu.
“EŞİME OZON YAPTIĞINI İNKAR EDİYOR”
Eşinin geçmişte epilepsi hastası olmadığını söyleyen Özden, “Doktor eşime müdahale ettikten sonra 112’yi aramış. Gelen ambulans ile hastaneye kadar gitmiş. Acildeki doktorlara dükkanında fenalaştığını ve epilepsi nöbeti geçirdiğini söylemiş. Eşim iki gün Nevşehir Devlet Hastanesi yoğun bakımda kaldı. Daha sonra Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne sevk edildi. İki gün de burada yoğun bakımda yattıktan sonra vefat etti. Eşim epilepsi nöbeti geçirmedi. Aldığı ozon sonrası fenalaştı ve hayatını kaybetti” dedi.
Yasin Özden ayrıca sürecin uzamasına tepki göstererek, “Aradan 18 ay geçti. Çocuklarımla birlikte bir adalet mücadelesi veriyorum. Bizim canımız yandı, başka ailelerin canı yanmasın. Ruhsatsız bir klinikte eşim hayatını kaybetti, buna rağmen hâlâ ruhsat tartışmaları yapılıyor. Sağlıkla ilgili denetimler daha sıkı olmalı. Benim tek isteğim adaletin sağlanması” dedi.Eda Özden’in ölümünün ardından mühürlenen klinikle ilgili adli soruşturma devam ederken, Dr. B.B. hakkında ‘taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Adli süreçte yeni delillerin, adli tıp kurumu raporunun, özellikle hasta yazışmaları ve tanık ifadelerinin hazırlanacak olan iddianamede yer alması bekleniyor.

CNN yayınında İsrail’i savunan gazetecinin zor anları: ‘Batı Şeria’nın Hamas’la ne ilgisi var?’…

Köyde 12 yıllık bekleyiş son buldu: Mutluluktan 15 gündür uyku uyumuyoruz

Köyde 12 yıllık bekleyiş son buldu: Mutluluktan 15 gündür uyku uyumuyoruz

Kent merkezine 57 kilometre uzaklıkta bulunan ve Yıldız dağı eteğinde yer alan Yakupoğlan köyü, 1976 yılında Sivas merkez ilçeye bağlandı. Çevresindeki en büyük köy olma unvanını taşıyan Yakupoğlan köyü, 1998 yılında belde statüsüne dönüştürüldü ve belediye oldu. 3 dönem belediye olarak yönetilen yerleşim yeri, nüfusunun 2 bin kişinin altına düşmesi sebebiyle 2013 yılında tekrar köy statüsüne düşürüldü.
O günden itibaren hukuki mücadele yürüten Yakupoğlan köyü sakinleri, 12 yıllık beklentisine kavuştu. Köy muhtarı Mustafa Öztürk’ün girişimleri sonucu tekrar belde olmaya hak kazanan Yakupoğlanlılar, haberi sevinçle karşıladı.
“MUTLULUKTAN 15 GÜNDÜR UYKU UYUYAMIYORUZ”
Yakupoğlan’da yaşayan Haşim Karataş, “Türkiye genelinde kayıtlı en büyük köyüyüz. Burası en son 1999’da beldeydi. Kardeşim 2 dönem başkanlık yaptı. 3 dönem belde olarak kaldı. Köyün nüfusu 2 binin üzerinde olduğu için tekrar itiraz ettik. Şuan da beldemizi geri aldık hayırlı uğurlu olsun. Mutluluktan 15 gündür uyku uyuyamıyoruz” dedi.

“HAVALARA UÇASIM GELDİ”
Köyün tekrar belde olması için çok çaba sarf ettiklerini ifade eden Osman Çınar, “Belediyemiz gideli çok zaman geçti. Bu nedenle biz tekrar çalışıp uğraştık belediyeyi tekrar kazandık. İlk duyduğumuzda belediyeyi tekrar alamayacağımız söylendi. Buranın tekrar belde olduğunu duyduğum havalara uçasım geldi. Burada muhtar tek başına yetişemiyor” şeklinde konuştu.
“MUHTAR SEÇİLİRSEM BU BELDEYİ TEKRAR GETİRECEĞİMİ SÖYLEDİM”
Köyde bayram havasının yaşandığını ifade eden muhtar Mustafa Öztürk, “Muhtar seçilirsem bu beldeyi tekrar getireceğimi söyledim. Köyden arkadaşlar yasa çıktığını ve artık belde olamayacağını düşündüler. 5 yıl boyunca ben bu davayı bırakmadım. Kendi imkânlarım doğrultusunda ve arkadaşların maddi manevi destekleri sayesinde mücadeleye devam ettim. 15 yıl boyunca Ankara’ya gidip geldik. 2024 yılında tekrar muhtar adayı oldum ve kazandım. Ben bu süreçle ilgili ileride bir ışık olduğunu görüyordum. Gittim ve araştırmalarımı yapıp burada tekrar toplantılar yaptım. Bizim tekrar belde olma durumumuz yüzde 99’du. Dava bizim adımıza olumlu sonuçlandı ve mahkeme Yakupoğlan’ın belde olmasına karar verdi. Şu anda belde olduğumuz için mutluyuz. Belediye Başkanlığı’na Vali Yardımcımız İlhami Doğan vekalet ediyor” diye konuştu….

Reklam
Diyarbakır’da çocuğu kaçırmaya çalışan şüpheli yakalandı!

Diyarbakır’da çocuğu kaçırmaya çalışan şüpheli yakalandı!

Olay, 27 Ağustos öğle saatlerinde Yenişehir Mahallesi Lise 1. Caddesi’nde meydana geldi. Bir kişi, tişörtünden tuttuğu erkek çocuğu zorla götürülmeye çalıştı. Bu sırada çocuğun ağlayarak ‘ağabey beni kurtar’ dediği inşaat malzemeleri satan esnaf Ahmet Aslan (42) şüpheliye müdahale etti.

Çocuk şüphelinin elinden kaçıp kurtuldu. Aslan’ın, şüpheliye müdahale ederken attığı yumruğun parke standına denk gelmesiyle 2 parmağı kırıldı.
Güpegündüz 9 yaşındaki çocuğu kaçırmaya kalkıştı! Esnaf kurtardı: Çocuklarınıza sahip çıkın

Şüpheli kaçarken, ihbar üzerine adrese polis ekipleri sevk edildi. Ailenin de şikayeti üzerine polis, çevredeki güvenlik ve Kent Güvenlik Yönetimi Sistemi (KGYS) görüntülerini incelemeye aldı.
9 yaşındaki çocuk kahraman esnaf sayesinde kurtuldu

Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekiplerinin çalışmasıyla şüphelinin G.K. olduğu tespit edildi. G.K., saklandığı Bağlar ilçesi Bağcılar Mahallesi’nde bir cami bahçesinde yakalanarak gözaltına alındı. G.K.’nin emniyetteki işlemler devam ediyor.

Öte yandan, şüphelinin çocuğu kaçırmaya çalıştığı, Ahmet Aslan’ın da müdahale ettiği anlar ile olayın ardından ailenin Aslan’a yaptığı teşekkür ziyareti ve çocuğun Aslan’ın elini öpmeye çalışarak sarıldığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı. (DHA)

Liseli Kübra'yı hayattan koparmıştı! 16 yaşındaki ehliyetsiz sürücü 145 kilometre hız yapmış

Liseli Kübra’yı hayattan koparmıştı! 16 yaşındaki ehliyetsiz sürücü 145 kilometre hız yapmış

Sürücünün ‘asli kusurlu’ olduğunun belirtildiği rapor da mahkemeye sunulurken, Kübra’nın ağabeyi Hasan Sofioğlu (26), “Vahimdir ki 16 yaşındaki bir katil, 145 kilometre hızla araçları sollayarak ve makas atarak gelmiş. Maalesef birçok açık ve ihmal var” dedi.
Halit Yukay’ın ölümü! Kara kutu incelemeye alındı: Sır dolu 16 dakikada neler oldu?
Kaza, 6 Mayıs’ta Kayapınar ilçesi Mahabat Bulvarı 75’inci Cadde’de meydana geldi. C.G. idaresindeki 21 AGP 252 plakalı otomobil, yolun karşısına geçmeye çalışan Kayapınar Fen Lisesi 12’nci sınıf öğrencisi Kübra Sofioğlu’na çarptı.

Kübra Sofioğlu metrelerce savrulurken, ihbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ekiplerin incelemesinde, Kübra Sofioğlu’nun hayatını kaybettiği belirlendi. Kübra Sofioğlu’nun cenazesi otopsi işlemlerinin ardından Dicle ilçesi kırsal Pekmezciler Mahallesi’nde defnedildi. Ehliyetsiz sürücü C.G. ise gözaltına alınıp, tutuklandı. Kaza ayrıca güvenlik kamerasına yansıdı.

RAPORLAR ÇELİŞTİ
İddianamede; 12 Haziran’da trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda araç sürücüsü C.G. ile Kübra Sofioğlu’nun ‘asli kusurlu’ olduğu; Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda ise Kübra Sofioğlu’nun ‘asli kusurlu’, C.G.’nin ‘tali kusurlu’ olduğu belirtildi. Sofioğlu ailesinin avukatı da yeni bir bilirkişi raporu talebinde bulundu.
ARACIN SAATTEKİ HIZI 145,4 KİLOMETRE
18 Haziran’da hazırlanan bilirkişi heyet raporuna göre de C.G.’nin ‘asli kusurlu’, Kübra Sofioğlu’nun ‘tali kusurlu’ olduğu tespit edildi. Raporda; video kayıtları dikkate alınarak aracın kayıt alanına girdiği bölgede fiziki ölçümler yapıldığı, hız tespitine referans alınacak uzunluğun 20,6 metre olarak belirlendiği, video kaydı dikkate alınarak aracın ölçüm alanına girdiği 0,51 saniyede yapılan hesaplamada; araç hızının saatte 145,4 kilometre olarak hesaplandığı belirtildi. Savcı da C.G.’nin ‘asli kusurlu’ olduğunu belirterek, iddianamede ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan sanığın cezalandırılmasını istedi.
C.G.’nin yargılandığı duruşma, Diyarbakır 2’nci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada taraf avukatları ve C.G. hazır bulundu. İlk duruşmada, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame okundu.
‘ÖNÜMDE BULUNAN ARAÇ FREN YAPTI’
Duruşmada savunma yapan C.G., otomobilin 75-80 kilometre hızla ilerlediğini ileri sürerek, “Olay günü amcama ait araçla seyir halindeydim. Araçta 3 arkadaşım daha bulunuyordu. Aracın şoförlüğünü ben yapıyordum. Araçla 75-80 kilometre hızla seyir halindeyken önümde bulunan araç fren yaptı. Araca vurmamak için sol şeride kırdım, bu esnada önüme iki öğrencinin atladı. Bir kız çocuğuna çarpmak zorunda kaldım, pişmanım” dedi. Sanık ve taraf avukatlarının savunmasının ardından duruşma, 23 Eylül’e ertelendi.
‘OLASI KASTA DAİR ÇOK GÜÇLÜ İDDİALARIMIZ VAR’
Avukat Muhammet Tapancı, “Bu dosya bizim nezdimizde bir cinayettir. Çünkü birden fazla trafik ihlali söz konusudur. Bu olay, kamuoyunda da büyük bir yara açmıştır. Herkesin beklentisi, bu kişinin tatmin edici bir ceza almasıdır. Savcılık tarafından her ne kadar ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme’ nedeniyle dosya açılmışsa da bizim olası kasta dair çok güçlü iddialarımız ve emareler var. Bunların hepsini mahkemeye sunduk. Kişinin de olası kasttan ceza alması için ne gerekiyorsa yapacağız. Çünkü toplum vicdanı bunu gerektiriyor” dedi.

‘ALKOL VE UYUŞTURUCU TESTİ YAPILMIYOR’
Avukat Tapancı, “Biz alabileceği en ağır cezayı alabilmesi için dosyadaki delillerin hepsini mahkemeye sunduk. Kişi kaza yaptığı yerden kaçıyor. Akşam babası emniyete getiriyor. Ne hikmetse o gece ilk yapılması gereken alkol testi, uyuşturucu testi yapılmıyor. Ertesi gün saat 12.00’de yapılıyor. O saat geçene kadar da muhtemelen bütün deliller yok olmuştur. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından bu durumla ilgili bir rapor hazırlandı. Dosyadaki hiçbir delil ve emare değerlendirilmeden bir gerekçe sunulmadan sürücüye ‘tali kusur’, yayaya ise ‘asli kusur’ verildi. Biz bu raporlara itiraz ettik. Biz bu durumun taksir olduğunu düşünmüyoruz. Olası kasta girecek bir eylem türüdür” diye konuştu.
‘KARDEŞİMİN ÖLÜMÜNÜ DEFALARCA İZLEDİM’
Ağabeyi Hasan Sofioğlu da “Kız kardeşim dershanedeyken acıkmış, canı tavuk-pilav çekmiş. Bunun için karşıya geçmek istemiş. Vahimdir ki 16 yaşındaki bir katil, 145 kilometre hızla araçları sollayarak ve makas atarak gelmiş. Maalesef birçok açık ve ihmal var. Video kayıtları en başta sunulmadı. Görüntülerin hepsini kendim hazırlamak zorunda kaldım. Kardeşimin ölümünü defalarca izledim. Bizim için zor bir süreç. Alkol testi aynı gün yapılmamış. Ertesi gün yapılmış. Kardeşime, ‘asli kusur’ bırakmışlar. Şehir içi hız sınırı olan 70’i, hız sınırının 2 katına çıkarak 145 hızla ilerliyor. Bir kişinin ölümü değil, bir toplumun ölümü söz konusudur. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Kübra da hakim olma niyetindeydi. O şekilde ders çalışıyordu” dedi.