BIST 100
14.446,42 3,64%
DOLAR
46,2815 0,03%
EURO
53,6542 0,21%
GRAM ALTIN
6.417,28 2,23%
FAİZ
41,76 -2,36%
GÜMÜŞ GRAM
104,18 2,91%
BITCOIN
66.627,00 4,15%
GBP/TRY
62,0978 0,05%
EUR/USD
1,1588 0,17%
BRENT
83,63 -4,24%
ÇEYREK ALTIN
10.492,25 2,23%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
22 °
Reklam

HABER

ASELSAN Genel Müdürü: Türkiye Yüzyılına damga vurmaya hazırız, kararlıyız

ASELSAN Genel Müdürü: Türkiye Yüzyılına damga vurmaya hazırız, kararlıyız

“Gelecek 50 Yıla Atılan Temeller”, Çelik Kubbe teslimatları, tesis açılışları ve Oğulbey Teknoloji Üssü temel atma töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla ASELSAN’ın Gölbaşı yerleşkesinde gerçekleştirildi. Akyol, burada yaptığı konuşmada, ASELSAN’ın hikayesinin, hayalden gerçeğe giden yolda cesur adımlar atan bir milletin hikayesi ve Türk milletinin gerçekleşmiş hayali olduğunu dile getirdi.
İlginizi Çekebilir
Hava savunmadan radara, elektronik harpten haberleşmeye, akıllı mühimmattan elektro-optiğe kadar birçok kritik teknolojide dünya liginde olduklarına dikkati çeken Akyol, bu birikimin, artık “Çelik Kubbe” mimarisinde vücut bulduğunu söyledi.
Akyol, tarihin akışını değiştiren dönüm noktaları olduğuna işaret ederek, 2004 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde alınan Savunma Sanayi İcra Komitesi kararlarının, Türkiye’nin kaderini değiştirdiğini anımsattı.
3 ÖNEMLİ HAMLE
ASELSAN’ın son 20 yılda aştığı her kritik eşiğin, o gün Erdoğan’ın ortaya koyduğu stratejik duruşun eseri olduğunun altını çizen Akyol, “Bugün, sizin o gün yaktığınız meşaleyi üç büyük hamleyle, daha da ileriye taşıyoruz. İlk olarak, Çelik Kubbe kapsamında, 47 araçtan oluşan hava savunma, radar ve elektronik harp sistemlerini şanlı ordumuza teslim ediyoruz. Sadece bir başlangıç olan bu teslimatlarla, gök vatanımız daha güvenli olacak. Bu sistemlerden daha fazla üretmek, yeni yetenekler kazanmak ve kahraman ordumuzu bu sistemlerle donatmak için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle, başta ROKETSAN ve TÜBİTAK olmak üzere tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
Akyol, Çelik Kubbe ile de entegre çalışacak olan AKINCI SİHA’dan dünyanın en iyi kamerası ASELFLIR-600 ile çekilen görüntüleri, bu tören boyunca anbean yayınladıklarını bildirdi.Sahada zor şartlar altında olduğu gibi bu mutlu günlerinde de birlikte çalıştıkları BAYKAR’a teşekkür eden Akyol, “Bugün ikinci olarak, seri üretim kapasitemizi yüzde 40 artıran, 14 yeni tesisimizi açmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Üçüncü ve tarihi bir adım olarak, 6 bin 500 dönümlük, yeni Oğulbey yerleşkemizde, 1,5 milyar dolar değerindeki yatırımı heyecanla başlatıyoruz.” ifadesini kullandı.
YURT DIŞINDAN ASELSAN’A GELEN MÜHENDİS SAYISI GİDENLERİN 2 KATI
Akyol, ASELSAN’ın, kendilerine milletin emaneti olduğunu dile getirerek, şirketin halkın bağışlarıyla kurulduğunu ve dualarıyla yükseldiğini anlattı.İşte bu ruhla, ASELSAN’ı, küresel bir teknoloji devine dönüştürme yolunda sağlam adımlarla ilerlediklerinin altını çizen Akyol, şunları kaydetti:
“Son iki yıldır, dünyanın en hızlı büyüyen 10 savunma şirketinden biriyiz. Şili’den Endonezya’ya, Güney Afrika’dan Polonya’ya, 25 ülkedeki varlığımızla, ihracat odaklı büyümeyi temel önceliğimiz haline getirdik. Bu yılın ilk 6 ayında, geçen yılın tamamını geride bırakarak 1,3 milyar dolarlık ihracat sözleşmesi imzaladık. Sadece mühendislik gücümüzle değil, finansal performansımızla da öne çıkıyoruz. Bu yıl, Borsa İstanbul’un en değerli şirketi haline geldik. Bu yıl yurt dışından ASELSAN’ımıza gelen mühendis sayısı, yurt dışına gidenlerin tam 2 katına ulaştı. Bu tablo, Milli Teknoloji Hamlesine gençlerimizin nasıl sahip çıktığının en somut örneğidir. Genç ve dinamik ekibimizle, sizin liderliğinizde, Türkiye Yüzyılına damga vurmaya hazırız, kararlıyız.”
Törene, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Genelkurmay Başkanı Selçuk Bayraktaroğlu ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da katıldı….

Son dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Son dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan önemli açıklamalar

ASELSAN’ın merak uyandıran, ”Büyük gün 27 Ağustos” paylaşımında Çelik Kubbe işaret edildi. Bugün Çelik Kubbe ile ilgili yeni teslimatlar yapılacak. Ayrıca Oğulbey Teknoloji üssünün temeli atılacak ve 14 tesis açılacak. Gelecek 50 Yıla Atılan Temeller programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklama yapıyor. Erdoğan’ın açıklamaları özetle şöyle:

Savunma sanayimizin en parlak sayfalarından birini yazıyoruz. Aselsan’ın 50. yılında gelecek 50 yılın projelerine yön verilecek bir gündeyiz. Kaderimizi tayin eden nice zaferi bu ayda kazandık. Dün Malazgirt’teydik. 30 Ağustos’ta ise büyük zaferi kutlayacağız. Bugün savunma sanayimize güç katacak 3 değerli hamleyi birlikte yapıyoruz. İlki Çelik Kubbe, ikincisi Aselsan’ın 14 tesisinin açılması, üçüncüsü ise Oğulbey Teknoloji Üssü’nün açılışıdır.
Alıntı Metni

47 araçtan oluşan Gök Kubbe sistemlerini kahraman ordumuza kazandırıyoruz. Masada olmak ile menüde olmak arasındaki farkı taaruz gücü belirler. Çok kısa sürede tüm engellere rağmen çok ciddi yol aldık. Verdiğimiz mücadelenin en somut delil bugündür. Teslim edilecek bir adet Siper ve ona bağlı 10 araç ülkemizin hava savunmasında bir dönüm noktasıdır. Elbette burada durmayacak yeni sistemleri envantere geçirmeye devam edeceğiz. Hava savunmasında farklı bir klasmana çıkacağız.Kendi radarını, hava savunma sistemini geliştiremeyen hiçbir ülke mevcut güvenlik sınamaları karşısında, bilhassa bölgemizde geleceğine güvenle bakamaz. Sistemler sistemi Çelik Kubbe ile hava savunmasında artık farklı bir klasmana çıkacağız.

4 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLAYACAK
OĞULBEY Teknoloji Üssü, 1,5 milyon dolarlık yatırım büyüklüğüyle son yılların en büyük sanayi yatırımlarından biri olacaktır. ASELSAN’ın çelik kubbede sistem geliştirmenin yanısıra kritik bir rolü daha var. Bütün sistemlerin haberleşmesini sağlayacak yapay zeka destekli komuta kontrol yazılımını da ASELSAN geliştiriyor. Bu yazılım sayesinde sahada yüzlerce hava savunma sistemi tek bir sistem gibi hareket edecektir. Geliştirdiğimiz yüksek teknolojideki ürünleri hızlı, verimli ve yüksek adetlerde üretmemiz şart. ASELSAN ve diğer savunma şirketlerimizin son dönemde bu konuya verdiği önemi memnuniyetle takip ediyorum. Hizmete aldığımız tesisler arasında hava savunma sistemleri tasarım ofisi, radar üretim ve entegrasyon ilave tesisi, ileri mühendislik malzemeler araştırma ve geliştirme sistemleri, güdümlü mühimmat sistemler tesisi, TEKNOPARK ve daha birçok altyapı bulunuyor. Bu tesisler yaklaşık 4 bin kişiye nitelikli istihdam ve genç mühendislerimize yeni çalışma alanları açacaktır.
Soykırımcı Netanyahu’dan skandal Türkiye hamlesi! Ankara’dan peş peşe sert tepkiler
Bugün ayrıca dev bir yatırımın da temelini atıyoruz. ASELSAN’ın ikinci 50. yılına yakışacak dev bir yerleşkede ilk betonu bugün dokuyoruz. Son yılların en büyük sanayi yatırımlarından biri olacaktır. Bu yatırım cumhuriyet tarihimizin tek seferde yapılan en büyük savunma sanayi yatırımıdır. Burası Avrupa’nın en büyük entegre hava savunma tesisidir.Türkiye Yüzyılı’na yakışan bir vizyonla 900 futbol sahasından daha büyük, 6 bin 500 dönümlük bir alanı ASELSAN’a tahsis ettik.
ASELSAN’dan Çelik Kubbe sürprizi! Geri sayım başladı…

SON DAKİKA HABERİ: İş İnsanı Halit Yukay'ın cansız bedenini çıkarmak için önemli aşamaya gelindi! 68 metre derinlikte...

SON DAKİKA HABERİ: İş İnsanı Halit Yukay’ın cansız bedenini çıkarmak için önemli aşamaya gelindi! 68 metre derinlikte…

Sahil Güvenlik Komutanlığı koordinesinde sürdürülen operasyona, alanında uzman ekipler ve özel donanımlar eşlik ederken, bölgede konuşlu bulunan TCG IŞIN gemisinin güvertesindeki vincin kalkık vaziyette olduğu gözlemlendi. Bu durum, teknik hazırlıkların tamamlandığı ve çıkarma sürecinin sürdüğü şeklinde değerlendirildi.

Yetkililer, çalışmanın deniz ve hava şartlarına bağlı olarak titizlikle sürdürüldüğünü, uygun koşullar sağlandığında çıkarma işleminin kısa sürede tamamlanmasının hedeflendiğini bildirdi. Operasyon boyunca güvenlik tedbirlerinin artırıldığı, gelişmelerin anlık olarak takip edildiği belirtildi.
İlginizi Çekebilir
PARÇALANMIŞ HALDE BULUNDU
Sahil Güvenlik Güney Marmara Grup Komutanlığı ekipleri, verilen koordinata gitti. Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bağlı 1 helikopter, 1 dalış timi ve 7 yüzer unsurla arama kurtarma çalışması başlatıldı. Yarı batık tekneye dalış timi de dalış yaptı ancak aramalardan sonuç alınamadı. Ekiplerin incelemesinde; parçalanmış teknenin motor seri numarasının, Halit Yukay’ın teknesiyle eşleştiği belirlendi. Sahil Güvenlik Güney Marmara Grup Komutanlığı ekiplerinin dalış gerçekleştirdiği teknenin su altı görüntülerinde parçalandığı görüldü.
Rus yüzücü İstanbul’da ‘kıtalararası’ kayıplara karıştı! Savcılığı harekete geçiren şüphe: Boğulmadı
SAVCILIK SORUŞTURMA BAŞLATTI
Yalova’nın Altınova ilçesinde yat tersanesi ve şirketi bulunan, mühendis ve baş tasarımcı olarak yat üretimi yapan Yukay’ın, Yalova’dan Bozcaada’ya hareket ettiği anlar da ortaya çıktı. Görüntülerde; Halit Yukay’ın teknesiyle limandan ayrıldığı görülürken, olaya ilişkin Marmara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Ekinlik Adası’na çekilip vinçle karaya çıkarılan parçalanmış ‘Graywolf’ isimli teknede, kazanın nedeninin belirlenmesine yönelik bilirkişi incelemesi başlatıldı.

YÜK GEMİSİ KAPTANI TUTUKLANDI
Yukay’ın parçalanmış teknesine çarptığı öne sürülen ve ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçlamasıyla Yalova’da gözaltına alınıp, yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan ‘Arel 7’ isimli kuru yük gemisinin kaptanı C.T. (61), Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı sonrası İstanbul’da yeniden gözaltına alınıp, tutuklandı.
GEMİNİN ÖNÜNDE SÜRTME İZLERİ
Halit Yukay’ın parçalanmış yatına çarptığı öne sürülen geminin radar hareketleri ortaya çıkarken, Sahil Güvenlik ekiplerinin incelemesinde; kuru yük gemisinin ön tarafında sürtme izleri olduğu tespit edildi. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı, bölgedeki gemi trafiği ile ‘Arel 7’nin rotasını mercek altına aldı. Gemideki sürtme izlerini gösteren 2 fotoğraf karesi de soruşturma dosyasına girdi. Kazadan 1 gün önce Çanakkale’de çekilen fotoğrafta geminin önünde herhangi bir iz görülmezken, 5 Ağustos’ta geminin yükünü götürdüğü İzmit’te çekilen fotoğrafta, ‘Arel 7’nin önündeki belirgin iz ve darbe dikkat çekti.

BOYA KALINTILARI EŞLEŞTİ
92 metre boyunda, 11 metre genişliğindeki geminin ön tarafındaki çiziklerin nasıl meydana geldiği araştırılırken, yük gemisinin sürtme izlerinin bulunduğu yerden ve Yukay’ın parçalanan teknesinde izlerin bulunduğu kısımdan alınan numuneler, Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’ne gönderildi. İnceleme sonucunda; Halit Yukay’ın parçalanan teknesi ile ‘Arel 7’nin önündeki sürtme izlerindeki boya kalıntılarının eşleştiği belirtildi.
EN SON ÜNLÜ OYUNCU İLE KONUŞMUŞ
Öte yandan Yukay’ın oyuncu arkadaşı Kıvanç Tatlıtuğ da soruşturma kapsamında ‘tanık’ sıfatıyla ifade verdi. Arama çalışmalarına da katılan oyuncunun, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada bilgisine başvurulmak üzere İstanbul’da ifadesinin alındığı belirtildi. Tatlıtuğ’un ifadesinde; kazadan önce Halit Yukay ile telefonda görüştüğünü, konuştukları sırada hattın bir anda kesildiğini, bir daha da kendisine ulaşamadığını söylediği öğrenildi. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan ‘yetkisizlik’ kararıyla soruşturma dosyasının kazanın olduğu Marmara Cumhuriyet Başsavcılığı’na devredildiği de kaydedildi.
Suç örgütü lideri profesör çıktı! Yedikule Hastanesi’nde bıçak parası soruşturması
68 METRE DERİNLİKTE BULUNDU
Sahil Güvenlik Güney Marmara Grup Komutanlığı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ile Samsun Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü, Çanakkale Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü, İzmir Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü ve Yalova Deniz Limanı Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen arama çalışmalarının 19’uncu gününde Yukay’ın cansız bedenine ulaşıldı. Erdek ilçesinin 7 mil açığında, denizin 68 metre derinliğinde YTS cihazı ile deniz polisi tarafından tespit edilen Halit Yukay’ın cansız bedeni, ROV ile de görüntülendi. Cansız bedeni etrafında, tekneye ait motorun plakaları ile botun parçaları da tespit edildi. Cansız bedeni denizden çıkarma çalışmaları, bütünlüğünün bozulmaması için Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile koordineli olarak yürütülmesi planlanıyor.
Eski MKE Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Sayhan tutuklandı…

Reklam
SON DAKİKA HABERİ: Rus yüzücü bulundu mu? İşte son durum

SON DAKİKA HABERİ: Rus yüzücü bulundu mu? İşte son durum

Rus yüzücü Nikolai Andreevich Svechnikov’un 24 Ağustos’ta İstanbul Boğazı’nda katıldığı Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nda kaybolmasının ardından arama çalışmaları 4. günde devam ediyor.
Yarışa katılanlardan inşaat mühendisi amatör yüzücü Hayati Şamiloğlu, Svechnikov’un kaybolmasına ilişkin haberlerin medyada yer bulmasının ardından dün 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak, bu kişiyi yarış esnasında gördüğünü ve yanlış yöne doğru gittiği için uyardığını bildirdi.
Bu ihbar üzerine Şamiloğlu, Kuzguncuk İskelesi’nden sahil güvenlik teknesi ile alınarak, Svechnikov’u son gördüğü yere götürüldü. Bilgisine başvurulan Şamiloğlu’nun, gösterdiği koordinatlar kayıtlara geçti.

Kandilli İskelesi’nde gazetecilere konuşan Şamiloğlu, yarışa binlerce kişinin üç farklı renkte boneyle katıldığını söyledi.
Rus yüzücü İstanbul Boğazı’nda kaybolmuştu! Oteldeki son anları ortaya çıktı

Şamiloğlu, yarışa katılan ilk grubun kırmızı boneli olduğunu, Svechnikov’un ise yeşil boneli olan ikinci grupta yer aldığını düşündüğünü belirterek, “Bu yüzücüyle denizin ortasında karşılaştık. Her yüzücünün yüzdüğü istikamete değil farklı tarafa, güneydoğuya doğru yüzdüğünü görünce kendisine 10-15 kere ‘bro bro’ diye seslendim, sonunda duydu. O süre içerisinde de yaklaşıyordu ve çok hızlı yüzücüydü, benden hızlıydı. Duydu, bana doğru bakınca ona ‘Wrong way’ yani yanlış tarafa gidiyorsun diyerek sağ tarafı işaret ettim.” diye konuştu.
İstanbul Boğazı’nda kayboldu! Rus yüzücünün eşinden açıklama geldi

‘BOĞAZ’DA FAZLA AKINTI YOKTU’
Kendisinin yüzdüğü yön ile Svechnikov’un yüzdüğü yanlış yönü el işaretiyle gösteren Şamiloğlu, şöyle devam etti:
Alıntı Metni
‘UYARMAMA RAĞMEN ROTASINI DEĞİŞTİRMEDİ’
Şamiloğlu, sporculara takılan çiplerin yetersiz olduğunu, bunların yalnızca yüzücülerin suya giriş anı ile karaya çıktığı anı hesapladığını belirterek, daha gelişmiş çipler kullanılması gerektiğini söyledi.

Önceki yıllardaki yarışlarda da yönünü şaşıran yüzücüler gördüğünü ve uyardığını kaydeden Şamiloğlu, kendisini duymayan bir kişiyi dokunarak dahi uyardığını aktararak, “Ama bu kişi uyarmama rağmen rotasını değiştirmedi.” dedi.
Şamiloğlu, kuvvetli bir yüzücü gibi görünen Svechnikov’un kaybolacağını hiç tahmin etmediğini anlatarak, “Dün basında resmini görünce ‘A bu denizde kafasını kaldırıp bana doğru bakan kişi’ diye çehresinden tanıdım. Tanıyınca da 112’yi aradım. 112 de Sahil Güvenliğe yönlendirmiş. Sahil Güvenlik gelip beni Kuzguncuk İskelesi’nden aldı, olay mahalline gittik. Yer ve koordinat tespiti yaptık. Gerekli bilgileri onlara resmi raporla verdim.” şeklinde konuştu.

Nikolai Svechnikov’un yarış başlamadan önce vapurdaki görüntüleri ortaya çıktı. Yarış başladığı sırada, vapurun güvertesinde görünen Svechnikov, bir süre yarışmacıları seyrettikten sonra kendisine yarışa katılmak üzere içeriye doğru hareket ettiği görülüyor.
EŞİNİN İFADESİNE ULAŞILDI: HAYATINDAN ENDİŞE DUYUYORUM
Nikolai Svechhnikov’un eşi Antonina Svechhnikova’nın emniyete verdiği ifadesi ortaya çıktı. Svechhnikova ifadesinde “24.08.2025 günü saat 10:00 dan beri eşime ulaşamıyorum ve hayatından endişe duyuyorum” dediği öğrenildi.
İstanbul’da gerçekleştirilen 37. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı sırasında denizde kaybolan Rus yüzücü Nikolai Svechhnikov’un eşi Antonina Svechhnikova’nın emniyete verdiği ilk ifade ortaya çıktı. Rus yüzücünün eşi Antonina Svechhnikova, “Nikolai Svechhnıkova benim eşim olur. 22.08.205 günü eşim Rusya’dan İstanbul’daki 37. Boğaziçi Kıtalararası yüzme yarışı için üç öğrencisiyle birlikte İstanbul’a geldi. Dün yani 24.08.2025 günü Beykoz Kanlıca İskelesinde saat 10.00 sıralarında yarışa katılmış arkadaşlarıyla birlikte daha sonra yarış bittikten sonra eşim bitiş yerine gelmemiş ve kimse görmemiş. Dün 24.08.2025 günü saat 10.00’dan beri eşime ulaşamıyorum ve hayatından endişe duyuyorum” dedi.
SAVCILIKTAN TALİMAT
Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı, Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nda kaybolan Rus yüzücü Nikolai Andreevich Svechnikov’un boğulmamış olma ihtimaline karşın çevredeki güvenlik kameralarının incelenmesi ve yüzücünün karaya çıkıp çıkmadığının araştırılmasına karar verdi.
Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında, yüzücünün ayak bileğine takılı çipli bilekliğinden olay günü saat 10.08’de atlama platformu üzerinden veri alındığı ancak bitiş noktasındaki parkurda herhangi bir verinin alınamadığı tespit edildi.
SAHİL HATTINDAKİ TÜM GÜVENLİK KAMERALARI TALEP EDİLDİ
Başsavcılık makamının İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğine gönderdiği yazıda, Svechnikov’un boğulmamış olması ve bitiş noktası dışında başka alandan çıkması ihtimalinin olabileceği değerlendirilerek, yüzücünün bulunması için bir ekip oluşturulması talimatı verildi. Yazıda, polis ekiplerinden Fatih Sultan Mehmet (FSM) ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü arasında kalan tüm sahil hattını gören kamu kurum, kuruluş ve otel, kafe, restoran ile park gibi alanlara ait kameraların araştırılması, yüzücünün karaya çıkıp çıkmadığının belirlenmesi istendi.
Öte yandan Rus sporcuyu aramak için yarışın güzergahı olan Kanlıca-Kuruçeşme alanı başta olmak üzere Boğaz’da deniz polisi ve sahil güvenlik ekiplerinin detaylı aramaları sürüyor

SAHİL GÜVENLİK MARMARA VE BOĞAZLAR BÖLGE KOMUTANLIĞI BÖLGEYİ TARIYOR
Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığının Svechnikov’u arama-kurtarma çalışmaları botlara ilave olarak YTS destekli cihaz ve Komutanlığın dalış timi personeli tarafından belirlenen noktalarda yapılan dalışlarla olayın yaşandığı andan itibaren kesintisiz yürütülüyor.
Ekiplerin aramalarda kullandığı ses dalgaları ile deniz tabanının yüksek çözünürlüklü görüntüsünü çıkaran sonar cihazı, batık deniz aracı ve insan aramalarında 300 metreye kadar aktif olarak kullanılan bir sistem.
İstanbul Boğazı gibi zor, akıntılı sularda da kullanılan bu cihazın avantajı, kısa sürede geniş sahaları tarayabilmesi ve görüş olmayan sularda da kullanılabiliyor olması.
YTS cihazıyla yapılan çalışmalar, İstinye’den başlayarak tüm Boğaz’da ve Marmara’da belirlenen arama sahasında devam ediyor.
Ayrıca dalış timleri Üsküdar açıklarında Çengelköy ve Vaniköy hattında denize girerek arama yaptı.
Öte yandan, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğüne bağlı kurbağa adamlar Çekmeköy sahilde dalış yaparak su altını taradı….

İBB'den 'Yeni nesil bisiklet paylaşım sistemi' açıklaması

İBB’den ‘Yeni nesil bisiklet paylaşım sistemi’ açıklaması

İBB’den yapılan açıklamada, bu sistemin hem kent içi toplu ulaşımı besleyeceği hem de İstanbul’un çevreci ulaşım hedeflerine katkı sağlayacağı belirtildi.
İlginizi Çekebilir
Akıllı Bisiklet Kiralama Sistemi’nin (İSBİKE) 2017 yılında 300 istasyon ve 3 bin bisikletle hizmete başladığı vurgulanan açıklamada, yıllar içerisinde bu bisikletlerin büyük bölümünün ömrünü doldurduğu, yaklaşık 2 bin bisikletin hurdaya ayrıldığı veya çalındığı ifade edildi.
Açıklamada, İBB’nin, kalan bisikletlerin bakımının maliyetli olması nedeniyle sürdürülebilir, teknolojik ve maliyetsiz bir modele geçme kararı aldığı bildirildi.
Bu kapsamda istasyonsuz işletme modeline geçileceği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Dünya kentlerindeki örnekler dikkate alınarak, elektrik destekli bisikletlerin kullanılacağı ve istasyonsuz işletme modeline geçileceği yeni sistem için yönetmelik düzenlemeleri yapıldı. İBB Meclisi, 17 Temmuz 2025’te ‘Paylaşımlı Bisiklet Yönetmeliği Revizyonu’nu onayladı. Süreç ilgili bakanlıklar nezdinde devam ediyor. İlk etapta 4 bin bisiklet hizmete girecek. Maliyet yükü yok. Yatırım ve bakım-onarım işletmeler tarafından yapılacak, İBB bütçesine yük getirmeyecek. İBB işletmelerin aldığı lisanstan gelir elde edecek. Bisiklet paylaşım sistemi, toplu ulaşım zincirinin ilk halkası olan mikromobiliteyi güçlendirecek. Kullanıcılar metro, metrobüs ve tramvay hatlarına kolay erişim sağlayabilecek. Bazı bölgelerde bisiklet parkları doğrudan aktarma istasyonu olarak tasarlanacak.”

Reklam
Cip sürücüsü fren yerine gaza bastı! Araç ağaçlık alana düştü

Cip sürücüsü fren yerine gaza bastı! Araç ağaçlık alana düştü

Şişli’de cipiyle otoparktan çıkan Bahar S., iddiaya göre fren yerine gaza bastı. Sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği cip, park halindeki başka bir cipe çarparak ağaçlık alana düştü. Kaza güvenlik kamerasına yansıdı.
Rus yüzücü İstanbul’da ‘kıtalararası’ kayıplara karıştı! Savcılığı harekete geçiren şüphe: Boğulmadı
Kaza, saat 14.00 sıralarında Halide Edip Adıvar Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; huzurevi ziyaretinden sonra 34 BHR 140 plakalı ciple otoparkdan çıkan sürücü Bahar S., caddeye dönmek istedi.

O sırada fren yerine gaza bastığı iddia edilen sürücü, önce park halindeki 34 GIY 994 plakalı cipe çarparak ağaçlık alana uçtu.

Kaza sonucu iki cipte hasar oluşurken, kadın yara almadan kurtuldu. İhbar üzerine olay yerine sağlık, itfaiye ve polis ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen ekipler inceleme başlattı.

SÜRÜCÜ EMNİYETE GÖTÜRÜLDÜ
Kazanın ardından fenalaşan sürücü, çevredekiler tarafından iş yerine götürüldü. Sağlık ekiplerinin ilk kontrollerini yaptığı sürücü ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü. Kaza anı ise güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde, sürücünün ciple otoparktan çıktığı bir süre beklediği daha sonra hızlanarak park halindeki araca çarpıp ağaçlık alana uçtuğu görülüyor.
Altın almak isteyenler dikkat! Piyasa kol geziyor, kuyumcu atölyeleri gibi çalışıyorlar…

İmamoğlu'nun avukatı Nusret Yılmaz, adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı

İmamoğlu’nun avukatı Nusret Yılmaz, adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, tutuklanmasının ardından İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu zanlılar hakkında “suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, “irtikap”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “ihaleye fesat karıştırmak” suçlarından yürütülen soruşturma sürüyor.
Yenidoğan Çetesi soruşturmasında 10 bebek neden öldü? İşte o rapor
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, tutuklanmasının ardından İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek İmamoğlu’nun avukatı Nusret Yılmaz, ‘rüşvete aracılık etmek’ suçundan dün Trabzon’da gözaltına alındı. Polis eşliğinde İstanbul’a getirilen Yılmaz, bugün Bayrampaşa Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildi. Hastanedeki işlemleri tamamlanan avukat Nusret Yılmaz’ın Fatih’te bulunan Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Buradaki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.

ADLİ KONTROLLE SERBEST
Savcılık tarafından ifadesi alınan avukat Nusret Yılmaz’ın, sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği’nce yurt dışına çıkış yasağı ve imza atma şeklinde adli kontrol kararı ile serbest bırakılmasına karar verildi.
Altın almak isteyenler dikkat! Piyasa kol geziyor, kuyumcu atölyeleri gibi çalışıyorlar…

Suç örgütü lideri profesör çıktı! Yedikule Hastanesi'nde bıçak parası soruşturması

Suç örgütü lideri profesör çıktı! Yedikule Hastanesi’nde bıçak parası soruşturması

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 178 sayfalık iddianamede 33 kişi “müşteki”, 2 kişi “mağdur”, 11 kişi ise “sanık” sıfatıyla yer aldı.
Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli sağlık çalışanlarının hastalar üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiasına ilişkin 1’i profesör 11 şüpheliye yönelik Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma tamamlanmıştı. Hazırlanan 178 sayfalık iddianamede, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ve İstanbul Mali Suçlarla Şube Müdürlüğü ‘ihbar edenler’, 33 kişi ise ‘mağdur’ sıfatıyla yer almıştı.
İDDİANAMEDE ÖRGÜT ŞEMASINA DA YER VERİLMİŞTİ
İddianamede, şüphelilerin ‘örgüt şemasına da’ yer verildi. Şemada, Prof. Dr. M.M. örgüt elebaşı, Doç. Dr. V.E. ve Uzman Doktor Y.S. ise örgüt yöneticisi olarak yer almıştı. Ayrıca Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi M.F, doktor E.Ö, Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi Göğüs Cerrahisi bölümünde servis sorumlusu hemşire A.A, Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi Göğüs Cerrahisi bölümünde temizlik görevlisi Ö.A, tıbbi mamuller firmasında çalışan O.B, briç oyuncusu-eğitmen O.Ö, A.Ç.B. ve Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi Göğüs Cerrahisi bölümünde veri giriş personeli Y.Ö. örgüt üyesi olarak iddianamede yer almıştı.
İddianamede, örgüt elebaşı olduğu öne sürülen Prof. Dr. M.M’nin ifadesine yer verildi. Üzerine atılı suçlamaları reddeden M.M, mecburi hizmetten sonra Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi Göğüs Cerrahisi biriminde çalışmaya başladığını, 2013’te alım satımla ilgili şef olduğundan dolayı ameliyatta kullanılan 2 adet malzemenin toplam 700 liralık alımıyla ilgili emniyet ve savcılıkta ifade verdiğini anlattı.
M.M, iddianamede sanık olarak yer alan bazı kişileri tanıdığını belirterek, “İddia edildiği üzere suç örgütü lideri olmam, suç örgütünü kurmam, yönetmem kesinlikle yalandır. Mesnetsiz bir iddiadır. Biz şerefli Türk hekimleri, Yedikule Hastanesi’nde her yıl 4 bin akciğer ameliyatı yapmaktayız. Bu Türkiye’de yapılan ameliyatların yüzde 25’ine tekabül etmektedir. Avrupa ve Türkiye’de en çok ve en kaliteli ameliyat Yedikule Hastanesi’nde yapılmaktadır. Bunun sebebi ise bağışlar ve çeşitli getirilerle son model cihazların hastanemize kazandırılmış olmasıdır. Hasta yakınlarının yaptıkları bağışların hiçbiri usulsüz değildir. Hepsine anlatılmıştır. Kendi isteğiyle gönüllü olarak bağış yapanlar veya alet alanlar sayesinde hastanemizde her türlü ameliyat Türkiye’nin ilkleri olarak yapılmaya devam etmektedir.” ifadelerini kullandı.
Hastanede yolsuzluk soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı! Doktordan çirkin teklif: Hiç mi bağış yapamazsınız?
MÜŞTEKİ İFADESİ
İddianamede beyanına yer verilen müşteki Nurgül Kalaycı, akciğer hastası olduğunu, Kırklareli’ndeki bir hastanede tedavi görürken doktorunun kanserli hücrede büyüme olduğu için pet çekilmesi gerektiğini söylemesi üzerine İstanbul’daki bir hastanede ciğer filmi çektirdiğini kaydetti.
Ciğer filmini çeken görevliye Yedikule’de ameliyat olacağını söyleyip, tavsiye edeceği doktor olup olmadığını sorduğunu aktaran Kalaycı, şöyle devam etti:
Alıntı Metni
Kalaycı, hocaya ameliyata onun girmesini istediklerini söyleyip, hangi hastanede ameliyat yapabileceğini sorduklarında kendilerine 3 farklı hastaneyi tavsiye ettiğini anlatarak, “31 Ağustos 2024’te ameliyat edildim. Ameliyat ücretini hocanın da yönlendirmesiyle 250 bin liradan 200 bin liraya indirdiler. Ödemenin 130 bin liralık kısmını V.E. hocaya teslim ettim. Geri kalan 70 bin liralık kısmını kredi kartımdan yaptım.” ifadelerini kullandı.

MASAK RAPORU
İddianamede, MASAK raporuna göre sanıkların birbirleriyle olan para transferlerinin tespit edildiği kaydedildi.
Örgüt elebaşı olduğu öne sürülen M.M. ile bazı sanıklar arasında toplam 1 milyon 855 bin 967 lira, örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen V.E. ile kimi sanıklar arasında ise 14 milyon 462 bin 599 lira para giriş-çıkışı olduğunun belirlendiği aktarıldı.
İddianamede yer alan MASAK raporunda ayrıca diğer sanıklar arasında da para trafiği olduğunun tespit edildiği kaydedildi.
Sanıkların örgütlü bir şekilde hareket ettikleri belirtilen iddianamede, hasta veya yakınlarından temin edilen paraların M.M’nin talimatı doğrultusunda örgüt yöneticileri ve üyeleri arasında elden veya banka hesapları üzerinden hiyerarşik yapı gözetilerek dağıtıldığı anlatıldı.
İddianamede, örgüt elebaşı olduğu öne sürülen M.M’nin, kendisine ve diğer örgüt üyelerine maddi menfaat sağlamak amacıyla sanık V.E’yi süreklilik arz edecek şekilde kullandığı ifade edildi.
Hastalardan usulsüz para alımının sanıklar O.B. ve O.Ö. üzerinden yapıldığı aktarılan iddianamede, örgütün deşifre olmaması için hasta ve yakınlarına hastane ortamında bağış yapılıyormuş gibi evrak düzenlenerek imzalatıldığı anlatıldı.
İddianamede, hasta veya yakınlarına imzalanan evraktan herhangi bir örnek ya da makbuz verilmediği, sonrasında bağış evrakının yırtıldığı, sanık V.E’nin üvey kardeşi olan sanık A.Ç.B’nin IBAN numarasını hasta veya yakınlarına göndererek bahse konu parayı ilk aşamada kendi hesabına almadığı, daha sonra paranın eşi Zeynur E’nin hesabına aktarıldığının anlaşıldığı kaydedildi.
Sanık doktorlar E.Ö. ve M.F’nin Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde çalışmamalarına rağmen maddi menfaat sağlayabileceklerini düşündükleri hasta veya yakınlarını bu hastanede çalışan örgüt yöneticilerine yönlendirerek hastalardan komisyon aldıklarının belirlendiği anlatılan iddianamede, servis sorumlu hemşiresi olarak çalışan sanık A.A’nın, M.M’nin talimatları doğrultusunda hastanede hasta veya yakınlarından örgüt adına para alarak, kendisine ve örgüte maddi menfaat sağladığı belirtildi.
İddianamede, soruşturma kapsamında yer alan doktorların alanında uzman kişiler olması sebebiyle kendilerine müracaatta bulunan çok fazla hasta içerisinden özellikle bağış yapabilecek hastaları seçtikleri, hastaların mağduriyetlerinden faydalanarak maddi menfaat sağladıkları, hastaların ameliyat sıralarını öne çekerek sıra bekleyen diğer hastaları mağdur ettikleri anlatıldı.
Müştekilerin ameliyat veya biyopsi gibi işlemlerinin gereği gibi veya en azından vaktinde yapılmayacağı endişesiyle kendilerini mecbur hissederek, şüphelilere veya onların yönlendirdikleri kişilere para vermek zorunda kaldıkları iddianamede yer aldı.
İddianame, değerlendirilmek üzere gönderildiği Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi….

Otogarın maskotu ‘Kadife’ evine döndü: Durduğu yerde durmuyor

Otogarın maskotu ‘Kadife’ evine döndü: Durduğu yerde durmuyor

Edirne Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde taksici esnafı, 2 hafta önce başıboş dolaşan eşeği fark etti. Eşeği durağa alıp burada bakmaya başlayan taksi şoförleri, yemini ve suyunu verdi. Kadife ismini verdikleri eşeğin, taksilerden eşyaları çalıp oyun oynadığı anları da cep telefonlarıyla görüntüleyen esnaf, bu anları sosyal medyadan da paylaştı. Eşeğin görüntülerine rastlayan sahibi Cafer Dalgıçlar, otogara gelerek teslim aldı.
İlginizi Çekebilir
‘2 HAFTADAN BERİ KAYIPTI’
Yaklaşık 3 aydır eşeğe baktığını söyleyen Cafer Dalgıçlar, “Ben bunu üç ay önce aldım. Hemen hemen 2 haftadan beri kayıptı. Görüntülerini gördüm, görünce gidip eşeğimizi aldık. Görünce çok şaşırdım doğal olarak. Yani ‘benim eşeğimin otogarda ne işi var?’ dedim. Gittik biz de alıp geldik” dedi.
Eşeğinin normalde çok hareketli bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Dalgıçlar, “Durduğu yerde durmuyor. Daha önce de birkaç kez kaçtı. Tekrar bulup getirdik ama yine kaçmasından endişe ediyoruz. Önlem alsam ne olacak? Yerinde durmuyor. Burada da sürekli yaramazlıklar yapıyor, koyunları kovalıyor” diye konuştu.

‘AYRILIRKEN ÜZÜLDÜK’
Taksici Hasan Ralto ise eşeğe çok alıştıklarını, ayrılmanın kendileri için de zor olduğunu belirtti. Ralto, “Bir akşam otobüs beklerken eşek çıkageldi. Aldık, dolayısıyla sahip çıktık. İki hafta misafir ettik. En son görüntülenmeden sonra dedik bir yerlerden sahibi çıkar gelir. Yaklaşık 15-20 dakika öncesinde de sahibi geldi. Burada diğer arkadaşlarımız da teyit etti, tanıyormuşlar. Biz de emin olduğumuz için eşeği sahibine teslim ettik. Ayrılırken üzüldük tabi. O bize alıştı, biz ona alıştık ama dolayısıyla sahibi gelince gerçek yerine gitmesi iyi oldu. Onu sürekli besliyorduk. Kesme şeker ve saman gibi şeyler veriyorduk. Kendini sevdirdi burada, otogarın maskotu olmuştu” ifadelerini kullandı….

Reklam
Kapalıçarşı’da kaçak pırlanta operasyonu! Çok sayıda gözaltı var

Kapalıçarşı’da kaçak pırlanta operasyonu! Çok sayıda gözaltı var

Türkiye’ye kaçak yollarla getirilen değerli taşlar, pırlanta ve takı gibi ürünlerin ticaretiyle ilgili soruşturma kapsamında 5 şüpheli daha gözaltına alındı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, kaçak yollardan Türkiye’ye getirilen ürünlerin Kapalıçarşı’da ticaretine yönelik düzenlenen ilk operasyonda 35 şüphelinin yakalandığı soruşturma devam ediyor.
Soruşturma kapsamında elde edilen yeni delillerin ardından 5 şüpheli daha gözaltına alındı.
İlginizi Çekebilir
Operasyonda, 1,3 kilogram değerli taş, 135 ziynet eşyası, 1132 zümrüt, yakut ve pırlanta, 1 kurusıkı silah, 109 fişek, 267 parça tarihi eser ve 64 dijital materyal ele geçirildi.
Değerli taşların piyasa değerinin toplam 1 milyar 250 milyon lira olduğunun değerlendirildiği öğrenildi.
Gözaltına alınan toplam 40 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürüyor.
Başına gelecekleri biliyormuş gibi! Yazışmalar ortaya çıktı: Neşe’yi ölüme götüren son 1 ay
OLAY
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “kumar oynanması için yer ve imkan sağlama” suçları ile “Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu”na ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında kaçak yollarla Türkiye’ye değerli taş, pırlanta, takı gibi ürünleri getiren, nakleden veya kaçak olduğunu bildiği halde satın alan 41 şüpheli hakkında teknik ve fiziki takip yapıldığı belirtilmişti.
Şüphelilerin yakalanmasına yönelik 41 adrese, 21 iş yerine ve 30 araca eş zamanlı operasyon düzenlendiği kaydedilen açıklamada, Türkiye’ye kaçak yollarla sokulduğu tespit edilen 445 milyon 750 bin liralık 155 kilo 602 gram pırlanta, kuvars, zümrüt, yakut gibi değerli taşlar ile 945 ziynet eşyası ele geçirildiği ifade edilmişti.
Açıklamada, operasyonlarda 41 şüpheliden 35’inin gözaltına alındığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca görevlendirilen vergi müfettişlerinin de aramalarda hazır bulunduğu, yapılan incelemeler sonucunda çok sayıda kaçak eşya ele geçirildiği, bunların türü, miktarı ve piyasa değerine ilişkin ayrıntılı bilgilerin ayrıca kamuoyuyla paylaşılacağı kaydedilmişti.
14 yaşındaki Ömer çöpte servet buldu! ‘Altınları görünce çok şaşırdım’…

Köyünün kaderini değiştirdi! 40 yılda 50 bin adet: ‘Ben ihtiyaç olduğu için yaptım’

Köyünün kaderini değiştirdi! 40 yılda 50 bin adet: ‘Ben ihtiyaç olduğu için yaptım’

Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı, 1985 yılına kadar meyve ağacı dahi yetişmeyen ve orman varlığı bulunmayan 1900 rakımlı Dağdibi köyünde, köy camisinin emekli imamı Ali Ural’ın gayretiyle başlatılan ağaçlandırma çalışmaları köyün geleceğini değiştirdi.
Torul Orman İşletme Müdürlüğü yetkililerinden de zaman zaman teknik destek alan Ali Ural, 40 yılda 50 bini aşkın ağacı kendi imkanlarıyla köye kazandırdı. Fidanlarını kendi temin eden Ural, dikimden sulamaya kadar tüm bakım işlemlerini de bizzat üstlenirken, masrafları da kendi cebinden karşıladı.
İlginizi Çekebilir
Bugün Dağdibi köyünde Ural’ın diktiği çam, akasya, ladin, köknar ve huş ağacı gibi birçok türden ağaç bulunuyor. Köy halkı, geçmişte bir tek ağaç dahi bulunmayan bölgelerinin bugün yemyeşil ormanlarla çevrili olduğunu söylüyor.
“40 SENEDE 50 BİN AĞAÇ DİKTİM”
Ağaç dikmeye ilk başladığında köyünde tek bir ağaç bile olmadığını söyleyen emekli imam Ali Ural, “İlk başladığım zaman tabii köyde dikili ağaç yoktu. Çam olsun, ladin olsun, meyve ağacı olsun, hamı da yoktu, hası da yoktu. Tabii ilk sene bayağı bir tereddüt yaşadım. Dikmeden önce komşulara sorduğum zaman, komşular dediler ki burada hiç boşuna uğraşma bu zamana kadar burada ne meyve olur, ne çam olur. Fakat ben inat ettim ve dikmeye karar verdim. İlk sene aşağı yukarı 50-60 tane çamla, meyveyle başladım. Tabii meyvede bayağı uğraştık ama hüsrana uğradık. Aldığımız meyveler ziraattan olduğu için burada randıman vermedi, meyvesi yetişmedi. Bir de buranın iklim şartlarını bilmediğimden dolayı yanlış yaptım. Ondan sonra araziyi keşfettim. Kar yığmayan, sırtlara, esinti alan yerlere dikmeye başladım. Meyve işi birkaç sene sonra, 3-4 sene içinde ürün vermeye başladı. Çam işine gelince, çamda da ilk sene acemiliğim oldu. Götürüp sırt yerlere, rüzgâr alan yerlere diktim. Çamların bir tarafını komple rüzgâr yakmış. Daha sonra ben onları da rüzgâr almayan, siper yerlere dikmeye başladım. Bu şekilde zamanla çam da büyümeye başladı. Boyu 40-50 santimi bulunca, Orman İşletmesi’nden gelen arkadaşlar da baktılar, “Burada çam olur, sen devam et” dediler. O şekilde daha geniş sahalara geçtik. İşletmenin yardımıyla beraber diktik, ama çoğunu da kendi paramla fidanlıktan aldım. Eylül, Ekim, Kasım aylarıyla, bir de Mart, Nisan, Mayıs’ın başına kadar. 2-3 ay sürekli işimiz çam dikmekti. 50 bini aşmıştır ağaç olarak. Çam, ladin, akçaağaç, meyve derken 50 bini bayağı geçmiştir” dedi.
ASELSAN’dan heyecanlandıran paylaşım!

“AĞAÇ DİKMEK FEDAKARLIK İŞİDİR”
Fidan dikmeye devam edeceğini söyleyen Ali Ural, “Ben bunu bu köyün ihtiyacı olduğu için yaptım. Hem ihtiyaç gördüm, hem de yaradılıştan bir ağaç sevgim vardı. Yoksa zoraki yapılacak bir iş değil. 30-40 sene çam dikmek, ağaç dikmek fedakârlık işidir. İçten gelen bir şey. Sonra dışarıdan teşvikle olacak iş değil. Hâlâ daha dikilecek fidanlar var, Allah izin verirse devam edeceğiz. Vatandaşlar boş durmasın, diksinler. Peygamberimiz buyuruyor ki: “Kıyamet kopacağını bilseniz bile elinizde bir fidan varsa dikin.” Bizim burada daha çok ihtiyaç var. Belki sahil kesiminde ormana ihtiyaç yok ama bizim buralarda, 1900-2000 rakımlarda ormana çok ihtiyacımız var. Affedersiniz, hayvanlar yayılırken bile kışın sığınacak, yazın gölgelenecek bir yer yoktu. Arazi çıplaktı. Rüzgâr vurduğunda hayvanların kaçacak yeri yoktu. Ama şimdi öyle değil. Rüzgâr olduğunda hayvanlar ağacın altına girip serinleyebiliyor, soğuktan korunabiliyor” diye konuştu.

Boğaz’da kaybolan Rus yüzücüyü gören Türk konuştu: ‘Bro bro’ diye seslendim, sonunda duydu