BIST 100
14.446,42 3,64%
DOLAR
46,2805 0,03%
EURO
53,6822 0,26%
GRAM ALTIN
6.434,94 2,51%
FAİZ
41,76 -2,36%
GÜMÜŞ GRAM
104,35 3,07%
BITCOIN
66.556,00 4,04%
GBP/TRY
62,1406 0,12%
EUR/USD
1,1593 0,22%
BRENT
83,54 -4,34%
ÇEYREK ALTIN
10.521,12 2,51%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
26 °
Reklam

HABER

Boğaz'da kaybolan Rus yüzücüyü gören Türk konuştu: 'Bro bro' diye seslendim, sonunda duydu

Boğaz’da kaybolan Rus yüzücüyü gören Türk konuştu: ‘Bro bro’ diye seslendim, sonunda duydu

Rus yüzücü Nikolai Andreevich Svechnikov’un 24 Ağustos’ta İstanbul Boğazı’nda katıldığı Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nda kaybolmasının ardından arama çalışmaları 4. günde devam ediyor.
Yarışa katılanlardan inşaat mühendisi amatör yüzücü Hayati Şamiloğlu, Svechnikov’un kaybolmasına ilişkin haberlerin medyada yer bulmasının ardından dün 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak, bu kişiyi yarış esnasında gördüğünü ve yanlış yöne doğru gittiği için uyardığını bildirdi.
Bu ihbar üzerine Şamiloğlu, Kuzguncuk İskelesi’nden sahil güvenlik teknesi ile alınarak, Svechnikov’u son gördüğü yere götürüldü. Bilgisine başvurulan Şamiloğlu’nun, gösterdiği koordinatlar kayıtlara geçti.

Kandilli İskelesi’nde gazetecilere konuşan Şamiloğlu, yarışa binlerce kişinin üç farklı renkte boneyle katıldığını söyledi.
Rus yüzücü İstanbul Boğazı’nda kaybolmuştu! Oteldeki son anları ortaya çıktı

Şamiloğlu, yarışa katılan ilk grubun kırmızı boneli olduğunu, Svechnikov’un ise yeşil boneli olan ikinci grupta yer aldığını düşündüğünü belirterek, “Bu yüzücüyle denizin ortasında karşılaştık. Her yüzücünün yüzdüğü istikamete değil farklı tarafa, güneydoğuya doğru yüzdüğünü görünce kendisine 10-15 kere ‘bro bro’ diye seslendim, sonunda duydu. O süre içerisinde de yaklaşıyordu ve çok hızlı yüzücüydü, benden hızlıydı. Duydu, bana doğru bakınca ona ‘Wrong way’ yani yanlış tarafa gidiyorsun diyerek sağ tarafı işaret ettim.” diye konuştu.
İstanbul Boğazı’nda kayboldu! Rus yüzücünün eşinden açıklama geldi

“BOĞAZ’DA FAZLA AKINTI YOKTU”
Kendisinin yüzdüğü yön ile Svechnikov’un yüzdüğü yanlış yönü el işaretiyle gösteren Şamiloğlu, şöyle devam etti:
Alıntı Metni
“UYARMAMA RAĞMEN ROTASINI DEĞİŞTİRMEDİ”
Şamiloğlu, sporculara takılan çiplerin yetersiz olduğunu, bunların yalnızca yüzücülerin suya giriş anı ile karaya çıktığı anı hesapladığını belirterek, daha gelişmiş çipler kullanılması gerektiğini söyledi.

Önceki yıllardaki yarışlarda da yönünü şaşıran yüzücüler gördüğünü ve uyardığını kaydeden Şamiloğlu, kendisini duymayan bir kişiyi dokunarak dahi uyardığını aktararak, “Ama bu kişi uyarmama rağmen rotasını değiştirmedi.” dedi.
Şamiloğlu, kuvvetli bir yüzücü gibi görünen Svechnikov’un kaybolacağını hiç tahmin etmediğini anlatarak, “Dün basında resmini görünce ‘A bu denizde kafasını kaldırıp bana doğru bakan kişi’ diye çehresinden tanıdım. Tanıyınca da 112’yi aradım. 112 de Sahil Güvenliğe yönlendirmiş. Sahil Güvenlik gelip beni Kuzguncuk İskelesi’nden aldı, olay mahalline gittik. Yer ve koordinat tespiti yaptık. Gerekli bilgileri onlara resmi raporla verdim.” şeklinde konuştu.

Nikolai Svechnikov’un yarış başlamadan önce vapurdaki görüntüleri ortaya çıktı. Yarış başladığı sırada, vapurun güvertesinde görünen Svechnikov, bir süre yarışmacıları seyrettikten sonra kendisine yarışa katılmak üzere içeriye doğru hareket ettiği görülüyor.
ANNE: ‘YÜZERKEN SORUNLAR YAŞAMIŞ’
Öte yandan Türkiye’de kaybolan Rus sporcunun annesi, Boğaz’daki yüzme sırasında sorunlar yaşandığını söyledi.
Russia Today’e konuşan anne, oğlunun bir noktada sırtüstü dönerek yüzmeye başladığını, bunun da büyük ihtimalle yorgun olduğuna işaret ettiğini anlattı. Anne, aynı yarışları iki kez kazanmış olan oğlunun antrenörünün sözlerini hatırlattı:
Anne, “Antrenörüne orada, insanı hemen bambaşka yöne sürükleyen çok sert bir akıntı olduğunu söylemiş. Geri dönmeye başladığında ise bunun neredeyse imkansız olduğunu anlatmış” dedi.

‘SİNYALİ GELİYOR’ İDDİALARINA YALANLAMA
Rus yüzücünün yakınları ayrıca denizden, sporcunun takip cihazından sinyal geldiğine ilişkin söylentileri yalanladı.
‘DAHA ÖNCE EN ÇOK 2 KM YÜZMÜŞTÜ’
Öte yandan arkadaşı Dmitri Mihalev’in RT televizyon kanalına aktardığına göre, Nikolay daha önce en fazla 2 kilometre yüzmüştü. Ancak Türkiye’deki yarışa büyük bir heyecanla hazırlanmıştı. Mihalev, “Kaybolmadan bir gün önce onunla konuştuk. Ona ‘Önemli olan yüzmen’ dedim. O da bana ‘Yüzeceğim, başka ne yapabilirim ki?!’ diye cevap verdi” sözleriyle arkadaşıyla yaptı son konuşmayı anlattı. Mihalev ayrıca, “Boğaz’ın gerçeklerini anlamak lazım. Orası gerçekten çok büyük bir su kütlesi. Deli gibi dip akıntıları var” dedi.
‘BİRKAÇ İHTİMAL BULUNUYOR’
RT’nin haberine göre “Yarışa ilk başlayanlardan biri olan yüzücü, parkurun ortasında gözden kayboldu. Olanlara dair birkaç ihtimal bulunuyor. Görgü tanıkları, kramp girmiş olabileceğini söyledi. Katılımcılardan biri ise güçlü bir akıntının yüzücünün Boğaz’ın diğer tarafına sürüklemiş olabileceğini iddia etti. Ancak bunun diğer yüzücüler veya organizatörler tarafından fark edilmemesi garip görünüyor, özellikle de Sveçnikov’un parlak yeşil bone takıyor olması dikkate alındığında” ifadelerine yer verdi….

Reklam
Giresun’da düğün faciası! Yenge damadı öldürdü

Giresun’da düğün faciası! Yenge damadı öldürdü

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde son günlerde düğünlerde atılan ve ölümlere neden olan kurşunlar bu kez damadı hedef aldı. Trabzon’un Çaykara ilçesinde geçtiğimiz hafta gelin alma sırasında evin bahçesine doğru rastgele açılan ateş bir kişinin ölümüne, 2 kişinin de yaralanmasına neden olmuştu. Olayın üzerinden geçen bir haftanın ardından yine bir düğünde bu kez Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde kan aktı.
İlginizi Çekebilir
Olay, dün gece, ilçeye bağlı Turpçu köyünde meydana geldi. İlçe merkezindeki düğünle Beyzanur Beyazıt ile Ali Karaca evlendi. Düğün sonrası gelin ve damat evlerine uğurlanırken, bu sırada aile fertleri silahla havaya ateş edip kutlama yaptı. Silahla rastgele ateş açılırken, göğsüne kurşun isabet eden damat Ali Karaca yaralandı. İhbarla bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Ali Karaca, kaldırıldığı Şebinkarahisar Devlet Hastanesi’nde tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Bölgede inceleme yapan jandarma ekipleri, damadın yengesi F.K.’yi (47), silahla rastgele ateş ettiği iddiasıyla gözaltına alındı. Ekiplerin aramalarında F.K.’ye ait bahçede 2 ruhsatsız tabanca ele geçirildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Başına gelecekleri biliyormuş gibi! Yazışmalar ortaya çıktı: Neşe’yi ölüme götüren son 1 ay
TRABZON’DA NE OLMUŞTU?
Trabzon’un Çaykara ilçesinde gelin alma töreninde silahla ateş açarak 1 kişinin ölümüne, 2 kişinin de yaralanmasına neden olan 2 zanlı tutuklandı.
İlçenin Taşkıran Mahallesi’nde dün gerçekleşen gelin alma töreni sırasında silahla ateş açarak F.S’nin (43) ölümüne, R.S. ve B.S.T’nin de yaralanmasına neden oldukları gerekçesiyle gözaltına alınan Y.E.B. ve M.B’nin jandarmadaki işlemleri tamamlandı.

Adliyeye sevk edilen, polis memuru olduğu öğrenilen Y.E.B. ve M.B, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.
Konya’da baba ve 11 yaşındaki oğlu katledildi! Kanlı infazın nedeni ortaya çıktı
Olay nedeniyle düğünün iptal edildiği öğrenildi.
Boğaz’da kaybolan Rus yüzücüyü gören Türk konuştu: ‘Bro bro’ diye seslendim, sonunda duydu…

Bursa’da 'komiser' oyunu! 75 yaşındaki emekliyi 5 milyon TL dolandırdılar

Bursa’da ‘komiser’ oyunu! 75 yaşındaki emekliyi 5 milyon TL dolandırdılar

Olay, 22 Ağustos’ta Nilüfer ilçesinde meydana geldi. İddiaya göre, emekli M.K.’yi arayıp, kendilerini ‘komiser’ olarak tanıtan şüpheliler, ‘Gizli bir operasyon yapıldığı ve altın ile dövizlerinin tehlikede olduğu’ yalanıyla korkutup, kendi numaralarını ‘Hakan oğlum’ olarak kaydettirdi.
İlginizi Çekebilir
Şüpheliler, M.K.’nin hesabından paralarını çekmesini ve evindeki altınlarla birlikte poşete koymasını istedi. Bunun üzerine M.K. banka hesaplarından çektiği 22 bin avro, 66 bin dolar ile 21 çeyrek altın, 10 Ata altını, 1 takı seti, 2 altın küpe ve 2 yüzükten oluşan ve toplam değeri 5 milyon 145 bin TL olan para ve ziynet eşyalarını bir poşete koydu. Aynı gün M.K., kendisine söylenen yere gidip, üzerinde mont ve yüzünde maske bulunan şüpheliye parola olarak ‘Elma’ kelimesini söyleyip, poşeti teslim etti.

Fenerbahçe’den Real Madrid’e ilgi mektubu! Benfica sonrası ilk hedef
KORSAN TAKSİYLE KAÇMIŞ
Bir süre sonra dolandırıldığını anlayan M.K., polis merkezine gidip şikayetçi oldu. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, çevredeki kamera kayıtları inceleyip, Y.K. ve T.İ. adlı şüphelileri tespit etti. Para ve ziynet eşyaları elden alan şüphelinin kameralara yakalanmamak için kapüşonlu mont giydiği ve yüzünü tıbbi maskeyle kapattığı, olay yerinden de korsan taksiyle kaçtığı saptandı.

Dün düzenlenen operasyonla İstanbul’daki adreslerinde yakalanıp Bursa’ya getirilen ve emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden T.İ., ‘Nitelikli dolandırıcılık’ suçundan tutuklandı. Y.K. ise serbest bırakıldı.

Altın almak isteyenler dikkat! Piyasa kol geziyor, kuyumcu atölyeleri gibi çalışıyorlar…

Reklam
40 yıllık özlem! ‘Gelirken heyecan oluyor dönüşte üzülüyoruz’

40 yıllık özlem! ‘Gelirken heyecan oluyor dönüşte üzülüyoruz’

Tatil yolculuğunda kara yolunu tercih eden gurbetçiler, dönüşte Edirne’deki sınır kapılarında çıkış için sıraya giriyor, işlemlerinin tamamlanmasının ardından yaşadıkları ülkelere doğru yola çıkıyor.
Gurbetçiler sevinçle geldikleri Türkiye’den hüzünle ayrılıyor.
İlginizi Çekebilir
Pazarkule Sınır Kapısı’ndan çıkış yapan Faris Tuz, gazetecilere, güzel bir tatilin ardından dönüş yolculuğunun başladığını söyledi.
Avusturya’ya kadar uzun bir yolunun olduğunu belirten Tuz, “Gurbette yaşamaya alıştık ama her tatil dönüşü bizim için çok zor oluyor. Sınır kapısında Türk bayrağı karşımızda. Onu görünce biraz duygulanıyoruz ama yapacak bir şey yok.” dedi.
Tuz, dönüşe geçen gurbetçilerin yollarda dikkatli olmaları tavsiyesinde de bulunarak sorunsuz bir yolculuk diledi.
Almanya’ya dönen Aysel Çekiç ise dönüş yolunun buruk geçtiğini ifade etti.

Türkiye’ye her yıl büyük bir heyecanla geldiğini anlatan Çekiç, şunları kaydetti:
“En büyük dileğimiz Türkiye’nin hep var olması ve dimdik ayakta durması. Almanya’da 40 yıldır gurbette yaşıyorum. Her zaman Türkiye hasretiyle yanıyoruz. Türkiye’ye gelmek için dört gözle bekliyoruz. Devletimizin ve Cumhurbaşkanımızın yanındayız. Türkiye için canımız feda. Vatan demek ana demek. Biz Türkiye’ye hasret gidermek için, toprağımızın kokusunu almak için geliyoruz.”
Almanya’ya dönen Gökhan Özgür de tatilde ailesiyle hasret giderdiğini belirterek, “Gelirken heyecan oluyor dönüşte üzülüyoruz. 37 yıldır yurt dışında yaşıyorum. İnsan doğduğu yeri özlüyor. Karışık duygular yaşıyoruz.” diye konuştu….

İmamoğlu'nun avukatı Nusret Yılmaz adliyede

İmamoğlu’nun avukatı Nusret Yılmaz adliyede

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, tutuklanmasının ardından İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu zanlılar hakkında “suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, “irtikap”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “ihaleye fesat karıştırmak” suçlarından yürütülen soruşturma sürüyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ve Dilek İmamoğlu’nun avukatı Nusret Yılmaz ‘Rüşvete aracılık etme’ suçundan, Trabzon’da gözaltına alınmıştı. Yılmaz polis eşliğinde Trabzon’dan İstanbul’a getirilmişti.
Yenidoğan Çetesi soruşturmasında 10 bebek neden öldü? İşte o rapor
Polis eşliğinde İstanbul’a getirilen Yılmaz, bugün Bayrampaşa Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildi. Hastanedeki işlemleri tamamlanan avukat Nusret Yılmaz’ın Fatih’te bulunan Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi.

Soruşturma kapsamında “rüşvete aracılık etmek” suçundan gözaltına alınan, İmamoğlu’nun avukatı Nusret Yılmaz’ın emniyetteki işlemleri sona erdi.
Şüpheli Yılmaz, sağlık kontrolünün ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne gönderildi.
Altın almak isteyenler dikkat! Piyasa kol geziyor, kuyumcu atölyeleri gibi çalışıyorlar…

23 yıllık şüphe ailenin hayatını kararttı: Kardeşler evlenmesin diye test istiyorlar

23 yıllık şüphe ailenin hayatını kararttı: Kardeşler evlenmesin diye test istiyorlar

Ali-Güllü Eroğlu çifti, 2002 yılında bir evlat bekledi. Doğum sancısı tutan anne Güllü Eroğlu’nun, kaynanasıyla birlikte köyden Bismil ilçesine, ardından Diyarbakır Dağkapı’da bulunan Çocuk Hastanesine sevki yapıldı. Güllü Eroğlu, yengesi Halime Olcay’ın yeşil kartı ile hastanede girişi yapılarak burada sezaryenle bir kız çocuğu dünyaya getirdi. İddiaya göre, evladını bir süre gören anne, daha sonra gelen hemşire tarafından çocuğun şekeri olduğu söylenip Çocuk Hastanesi’ne götürüldü. İki gün sonra çocuğunu görmek isteyen anneye evladının öldüğü söylendi. Aileye cenaze verilmezken Güllü Eroğlu da taburcu edildi. Eroğlu ailesinin, 23 yıldır evlatlarını bulmak için yaptıkları tüm girişimler sonuçsuz kalınca, 5 erkek çocuğuna evlenecekleri kişinin kız kardeşleri çıkma ihtimaline karşı kan tahlili yaptırmalarını istedi.

İlginizi Çekebilir
“DOĞUM RAPORU DA CENAZE DE ORTADA YOK”
Baba Ali Eroğlu İHA muhabirine yaptığı açıklamada, eşinin doğum yapacağı vakit annesiyle birlikte köyden Bismil’e geldiğini, ondan sonra Diyarbakır’a sevk edildiklerini söyledi. Yatış yapıldıktan sonra eşinin sezaryen için ameliyata alındığını aktaran Eroğlu, “Eski Devlet Hastanesinde hanım, yengesinin yeşil kartı üzerine doğum yapıyor. Doğum olduktan sonra yeşil kartın iptal olduğu söyleniyor. 2002’nin 7. veya 8. ayında. Doğumdan sonra 700 lira da para alıyorlar. O zaman Bandırma’da çalışıyordum. Para da yok. 2-3 gün sonra geldim. Yüzüğünü satıp doktora para veriyorlar. Gece yarısı bir hemşire gelip bebeği alıyor. ‘Bebeğinizin şekeri var hastaneye götüreceğiz’ diyor. Çocuk Hastanesi’ne götürüyorlar. Bakıyorlar ikisi de Türkçe bilmiyor, köylüler çocuğu alıp götürüyorlar. İki gün sonra diyor çocuğumun yanına gideceğim. Bırakmıyorlar. Onu dövüyorlar. Ondan sonra gelip ‘kızınız ölmüş’ diyorlar. Ne doğum raporu, ne cenaze veriyorlar. Ne elbisesini veriyorlar. Hiçbir şey vermiyorlar. O şekilde kızı kaybettiler” dedi.

ERKEK ÇOCUKLARINDAN EVLENECEKLERİ KIZLAR İÇİN KAN TESTİ İSTİYOR
Eşinin ağabeyinin o dönem trafik kazasında hayatını kaybettiğine değinen Eroğlu, “Doktor onun yanına gelip, ‘sen ağabeyini kaybetmişsin. 1-2 kilo etin peşine mi düşmüşsün’ diyor. Hanımım erkek çocuklarımıza ‘evlendiğinizde kan testinizi yapın’ diyor, kızımız çıkabilir diye. Kızımı bu şekilde kaybettirdiler. Birçok yere başvurduk ama netice alamadık. İki sefer doktora telefon açmış eşim. Doktora ‘bana yardımcı ol’ demiş, doktor da ‘ben sana yardımcı olmam, elin nereye yetişiyorsa oraya at’ demiş. O dönem araştırılışa evladımı bulabilirler” diye konuştu.
“ÇABAMIZ SONUÇSUZ KALDI”
Her sene bu zamanlarda kavga ettiklerini kaydeden Eroğlu, “‘Ya bizim çocuğumuz yaşıyorsa, niye gidip aramıyoruz’ diyor. Çok yerde aradık. Savcılığa başvurduk. İl Sağlık Müdürlüğüne gittik. Ben gidip dilekçe ile başvurdum. Kimse bize yardımcı olamadı. Çabamız sonuçsuz kaldı. Elimizde tek somut delil 2002’nin 7 veya 8’inci aylarında ne kadar çocuk doğup ölmüş onu bir değerlendirsinler. Ercan hocanın haberini televizyonda gördük. Ondan sonra dedik biz de bir başvuralım belki bir netice çıkar. Ercan hocanın çocuğunun kaybolması ve bizim çocuğun kaybolması arasında fazla bir yıl yok. O dönemlerde belki bir şebeke vardı” ifadelerini kullandı….

Reklam
14 yaşındaki Ömer çöpte servet buldu! ‘Altınları görünce çok şaşırdım’

14 yaşındaki Ömer çöpte servet buldu! ‘Altınları görünce çok şaşırdım’

Olay, dün Fatih Mahallesi’nde meydana geldi. Ailesine destek olmak için dayısının yoğurtlarını satan 7 kardeşin en büyüğü Ömer Çoban, dün akşam saatlerinde evine dönerken, çöpün yanında çanta buldu. Çantanın içinde yüklü miktarda altın olduğunu fark eden Ömer, durumu annesi Fatma Çoban’a anlattı.
İlginizi Çekebilir
Annesiyle birlikte polis merkezine giden Ömer, altınları ekiplere teslim etti. Yapılan incelemede altınların piyasa değerinin yaklaşık 1 milyon 600 bin lira olduğu tespit edildi. Polis ekiplerinin çalışmasıyla altınlar sahibine teslim edildi.
‘ALTINLAR SAHİBİNE ULAŞTIĞI İÇİN ÇOK MUTLUYUM’
Altınlar sahibine ulaştığı için çok mutlu olduğunu söyleyen Ömer Çoban, “Ben eve dönerken çöpün kenarında bir tane çanta buldum. Çantanın içinde altın görünce hemen eve getirdim. Anneme söyledim çöpün kenarında böyle bir şey buldum. O da bana dedi ki, gidip bunu polise verelim. Biz de gidip polise verdik. Sonra polisler altınların sahibini buldular ve ona verdiler. Çantanın içinde altınları görünce çok şaşırdım. Ben bir genç olarak üzerime düşeni yaptım. Altınlar sahibine ulaştığı için çok mutluyum. Bu davranışımdan dolayı Vali amca bana hediye gönderdi. Vali amcaya çok teşekkür ediyorum. Bana tablet, forma, kırtasiye malzemeleri, top gönderdi. Onun için çok teşekkür ederim ona” dedi.
Altın almak isteyenlere ‘Suriye altını’ uyarısı geldi! Piyasa kol geziyor, kuyumcu atölyeleri gibi çalışıyorlar

‘İNSANLIK GÖREVİMİZİ YAPTIK’
Ömer Çoban’ın Dedesi İshan Çoban (68) ise “Torunum çöpte bulduğu altını polise teslim ettiği için çok gururluyum. Çok memnun oldum. İnsanlık görevimizi yaptık. Altınları polise verdik. Altınlar da sahibine ulaştı” diye konuştu.
Rus yüzücü İstanbul Boğazı’nda kaybolmuştu! Oteldeki son anları ortaya çıktı…