BIST 100
14.737,87 -0,60%
DOLAR
46,4458 0,00%
EURO
53,2844 0,13%
GRAM ALTIN
6.234,78 -0,83%
FAİZ
41,28 0,39%
GÜMÜŞ GRAM
97,55 -0,63%
BITCOIN
62.600,00 -0,66%
GBP/TRY
61,4939 0,27%
EUR/USD
1,1464 0,05%
BRENT
79,64 -0,26%
ÇEYREK ALTIN
10.193,86 -0,83%
İzmir Kapalı
İzmir hava durumu
26 °
Reklam

HABER

Haberler: Toprak altında büyük gizem! Eskişehir'de kazıda bulundu...

Haberler: Toprak altında büyük gizem! Eskişehir’de kazıda bulundu…

Seyitgazi ilçesine bağlı Yenikent mahallesinde bulunan Küllüoba Höyüğü’nde ilk olarak 1996 yılında başlayan kazı çalışmaları devam ediyor. Milattan önce 3200-3300 yılları arasında insanların yaşadığı ve planlı bir yerleşim olduğu belirlenen Küllüoba’da birçok keşif yapılırken, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türktekin, çalışmaların güncel durumuyla ilgili bilgi paylaştı.
İlginizi Çekebilir
Bilinçli bir şekilde gömüldüğü tespit edilen ve kazılarak ortaya çıkartılan yapılar olduğundan anlatan Prof. Dr. Türktekin, Küllüoba’da özellikle kuraklık durumuyla ilgili çok önemli veriler elde ettiklerini söyledi. Çok su istemeyen bir mahsul olmasına rağmen tarımda arpa ve buğday yerine kara burçağın, hayvancılıkta ise koyun yerine keçinin tercih edildiğini belirlediklerini anlatan Türktekin, bölgedeki eski insanların yaşamlarını sürdürmelerinin temel sebebinin kuraklığa uyum sağlamak olduğunu vurguladı.
“BURADA PLANLI, TASARLANMIŞ BİR YERLEŞİM SÖZ KONUSU”
Küllüoba’nın milattan öce 3200 ve 1950 yılları arasında tarihlenen bir höyük yerleşmesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Murat Türktekin, “Yaklaşık 10 metre bir kültür dolgusu. İlk kazılar 1996 yılında Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izinleriyle Prof. Dr. Turan Efe başkanlığında başlatıldı. Ben de bu ekibin üyesiydim. 2019’dan beri de kazı başkanı olarak burada göreve devam ediyorum. Küllüoba, milattan önce 3200-3300 aralığında bir dönemde ilk defa yerleşilmiş bir alan. Eskişehir bu anlamda çok zengin. 200’e yakın tescilli ilk tunç çağına tarihlenen höyük bulunuyor. Küllüoba’da bunlardan bir tanesi, içerisinde bulunduğumuz yerin en büyük höyüğü. Ancak çok sayıda höyükten bir parça aslında bir tanesi. Burada ilk defa 3200 yıllarında yerleşildiğinde planlı, tasarlanmış bir yerleşim söz konusu. Ortak duvarları olan, yan yana dizilmiş, dışarıya doğru tamamen kapalı bir görünüm sergileyen avluda, evlerin içerisinde yaşamın sürdüğü bir düzen söz konusu” şeklinde konuştu.
Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney görevden uzaklaştırıldı

“BİR EVİ ÇATISI HARİÇ NEREDEYSE OLDUĞU GİBİ TESPİT EDEBİLME ŞANSIMIZ VAR”
Çalışmalar sırasında karşılaştıkları farklı durumları anlatan Prof. Dr. Türktekin, “Bu aşamada yani 3200-3000 yılları arasında bir dönemde burada kullanılan yapılar özellikle bilinçli bir şekilde gömülmüş olarak karşımıza çıkıyor. Yerleşimin etrafında her alanda bugün de bulunan ama yüzey seviyesinin yaklaşık 3-4 metre aşağısında yer alan kırmızı renkli bir toprak var. Biz buna ‘kaliş’ adını veriyoruz. Bu toprak özellikle kazılarak çıkartılmış ve yapıların içerisine doldurulmuş vaziyette karşımıza çıktı. Yani aslında evler bilinçli bir şekilde gömülmüş bu alanda. Bunu sadece 3200-2900 arasındaki bir dönem için söyleyebiliriz. Buradaki bu gömülme durumu da eşi görülmemiş bir şekilde. Aslına bakarsanız yapılarının korunmasını sağlamış. Biz bir yapıyı çatısına kadar korunmuş vaziyette bulabiliyoruz. Kapısı, havalandırma kısmı, yapının içerisinde taşınmaz ocak, silo gibi öğeleriyle bir evi çatısı hariç neredeyse olduğu gibi tespit edebilme şansımız var. Tabii ki bu uygulamanın neden yapıldığını henüz bilmiyoruz. Bu acaba bir koruma amacıyla mı yapıldı? Ya da bir iklimsel bir sebeple mi yapıldı. Bunu henüz bilmiyoruz ancak çok geniş bir alanda, yani yaklaşık 100 metre çapında bir alanda bütün evlerin gömüldüğünü tespit ettik. Bu da çok büyük bir iş gücü demek” ifadelerini kullandı.
İçişleri Bakanlığı, Meclis önünde yakılan araçla ilgili detayları açıkladı! 16 suç kaydı var
“YAPILARIN GÖMME İŞLEMİNDE KULLANILAN TOPRAĞIN KIRMIZI RENKLİ OLMASI İLGİNÇ”
Aynı zamanda bize düzenle ilgilide önemli bilgiler elde ettiklerinden bahseden Türktekin, sözlerine şöyle devam etti:
“Bunun eş zaman yapılmış olması lazım. Bu toprağın çıkarıldığı yerde bir boşluk oluşmuş olması lazım. Bununla ilgili çalışmalara 2025 yılında da yani bu kazı sezonunda da devam ediyoruz. Bu yapıların özellikle gömülmüş olduğu toprak yani bu gömme işleminin gerçekleştiği bu toprak kırmızı renkli bir toprak. Yani yapıların etrafında günlük kullandıkları sokak dolgusunu ya da herhangi başka bir toprağı tercih etmemişler. Bu toprağı özellikle kazıp çıkartmışlar. Kırmızı renkli olması ilginç. Kırmızının bu aslına bakarsanız geçmişte de bazı sembolik anlamları var. Kırmızı boyayı biz daha önce başka alanlarda da tespit ettik. Kapların boyanması yine kırmızı renkle. Belki dokumacılıkta da kırmızı ağırlıklı bir kullanım söz konusuydu diyebiliriz. Çünkü boya kalıntıları daha önce tespit ettiğimiz kalıntılar içerisinde var. Bu anlamda kırmızının özel bir yeri var. Tunç Çağı yerleşmelerinin en öne çıkan özelliği, her evin bir atölye olması. Dokumacılık da evin içerisinde yapılıyor. Buğdayı öğütme işi de evin içerisinde yapılıyor. Depolama, yaşam alanı, pişirme alanı, bunların hepsi evin içerisinde gerçekleşiyor. Her evde bir dokuma tezgahı mutlaka bulunuyor bu dönemde. Zaman zaman alet işleyiciliğini ev içerisinde görüyoruz. Bu evler içerisinde metal aletlerin karşımıza çıkıyor.”

“SUSUZLUĞA DAYANIKLI MAHSULLERİN VE HAYVANLARIN TERCİH EDİLDİĞİNİ BELİRLEDİK”
Küllüoba’dan özellikle kuraklık durumuyla ilgili çok önemli veriler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Murat Türktekin, şunları anlattı:
“Bugün yaşadığımız sıcaklık, küresel iklim değişiklikleri bunlar çok konuşuluyor, ama geçmişe bakmayı bazen unutuyoruz. Küllüoba’da bulduğumuz verilerden bir tanesi ilginçtir. Kuraklık döneminde Küllüoba’da arpa ve buğday yerine kara burçak tercih edildiğini tespit ettik. Aslına bakarsanız buğday da çok su istemeyen bir üretim. Buradan aldığımız toprak örneklerini biz yüzdürüyoruz ve tohumları elde ediyoruz. Bu tohumların bize gösterdiği şey, buğday yerine kara burçak üretimi yapıldığı. Hayvancılıktaysa koyun yerine keçinin tercih edildiğini, yine susuzluğa dayanıklı hayvan türlerinin tercih edildiğini görüyoruz. Bu çok önemli. Bugün aynı coğrafyada kuraklık susuzluk tartışılırken, bir taraftan ayçiçeği ve mısır ekmeye devam ediyoruz. Halbuki Küllüoba’ların ayakta kalmasının, burada yaşamlarını sürdürmelerinin temel sebebinin aslında kuraklığa uyum sağlamak ve o şartlara göre yaşamak olduğunu tespit ettik. Bunu aslında herkesin dikkat etmesi gereken bir durum olarak söylemek isterim.”

Yer: Beykoz! Büyü bozdurmak isterken 877 bin lirasını kaptırdı

Yer: Beykoz! Büyü bozdurmak isterken 877 bin lirasını kaptırdı

Beykoz’da büyü bozma bahanesiyle 877 bin lirasını kaptıran yaşlı adamın şikayeti sonrası savcılık harekete geçti. İnternetten ulaştığı medyumun tuzağına düşen adam tüm birikimini kaybetti. Soruşturma sonrası dolandırıcılık ağı deşifre edildi.
İlginizi Çekebilir
DOLANDIRICILAR SAHTE MEDYUMLARLA İNSANLARI AĞINA DÜŞÜRÜYOR
İstanbul Beykoz’da da kendisine büyü yapıldığını düşünen bir kişi internet üzerinden bulduğu sözde medyuma ulaştı. Ancak sonrasında 877 bin lirasından oldu. Savcılık medyum dolandırıcılığıyla ilgili soruşturma başlattı.
İddiaya göre ailevi sorunlar yaşayan yaşlı adam, kendisinde büyü olduğunu düşündü. İnternet üzerinden araştırma yapmaya başladı.
Burada medyum olduğunu iddia eden bir kişiye ulaştı. Dolandırıcının tuzağına düşen adam büyüyü bozdurmak için 877.038 lira para gönderdi. Sonrasındaysa bir daha o kişiye ulaşamadı. Dolandırıldığını anlayan adam soluğu savcılıkta aldı.
Çağla için Interpol devreye girmişti! ‘Ailenin de üzerine gidiliyor, adalete 5-6 ay kaldı’
DOLANDIRICILIK AĞI DEŞİFRE EDİLDİ
Savcılığın başlattığı soruşturma sonrasında dolandırıcılık ağı ortaya çıktı. Teknik takip sonrası iki şüpheli gözaltına alındı. Haklarında onlar yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
Avukat Pekay Salmanoğlu, “Kişilerin dini inanç ve duygularının istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemektedirler. Bu suçun kanundaki karşılığı 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ve ayrıca 5 bin güne kadar adli para cezasıdır. Vatandaşlarımızın bu insanlara itibar etmemesi gerekmektedir” diyerek vatandaşları uyardı.
Banu Berberoğlu yıllar sonra geri döndü! Pişmanlığını ilk kez açıkladı
5. mezara ulaşıldı! Heyecan dorukta: Kazıyı son derece yavaş yapıyoruz…

Son Dakika Haberleri: Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek gözaltına alındı!

Son Dakika Haberleri: Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek gözaltına alındı!

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü ‘rüşvet’ soruşturması kapsamında, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, oğlu Gökhan Böcek ve eski gelini Zeynep Kerimoğlu hakkında gözaltı kararı verildi. 5 Temmuz’da Muhittin Böcek ile Zeynep Kerimoğlu gözaltına alınırken, Mustafa Gökhan Böcek’in eşi Zuhal ve 1 yaşındaki oğlu Muhittin Aslan Böcek ile İtalya’da olduğu öğrenildi. Aynı gün adliyeye sevk edilen Muhittin Böcek tutuklandı, Zeynep Kerimoğlu yurt dışı çıkış yasağı konularak serbest kaldı. Böcek, daha sonra geçici olarak Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı.
İlginizi Çekebilir
ANTALYA’YA DÖNEN EŞİ TUTUKLANDI
Gökhan Böcek ile 2024’te dünyaevine giren Zuhal Böcek ise 27 Temmuz sabahı Antalya’dan uçakla gittiği İstanbul Havalimanı’nda, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığının değerinin aklanması’ suçlamasıyla gözaltına alındı. Ardından Antalya’ya getirilen Böcek, 31 Temmuz’da tutuklandı.
UÇAKTA GÖZALTINA ALINDI
Muhittin Böcek’in yurt dışındaki oğlu Gökhan Böcek de bugün Avusturya’nın başkenti Viyana’dan uçakla geldiği Antalya’da gözaltına alındı. Havalimanı polisi tarafından gözaltı işlemi uygulanan Böcek, ardından Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi. Gökhan Böcek, ifade işlemleri için emniyet müdürlüğüne götürüldü.
Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney görevden uzaklaştırıldı
İKİ AYRI RÜŞVET SORUŞTURMASI
Gökhan Böcek; daha önce İstanbul’daki başka bir dosyada tutuklu yargılanırken tahliye edilen iş insanı Yusuf Yadoğlu’nun ifadeleri ve sunulan belgeler doğrultusunda 2 ayrı rüşvet eylemiyle suçlanıyor. 2024 yerel seçimlerinden 10-15 gün önce Gökhan Böcek’in Yusuf Yadoğlu’nun ofisinde yaptığı görüşmede; seçim çalışmaları için 25 milyon TL para talep edildiği, bu meblağın karşılanamaması üzerine araç giydirme hizmeti karşılığında 8,5 milyon TL’lik fatura ödemesi üzerinde anlaşıldığı iddia edildi. İlgili firma yetkilileri, söz konusu giydirme işinin Muhittin Böcek’in seçim kampanyası kapsamında yapıldığını, ödemelerin ise Yusuf Yadoğlu’nun şirketleri aracılığıyla gerçekleştirildiğini doğruladı. MASAK raporları, banka dekontları ve HTS kayıtları da beyanlarla örtüşen şekilde dosyaya yansıdı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: Zor bir sürecin içerisindeyiz
30 MİLYON LİRALIK KONUT ÖDEMESİ
İkinci eylemde de Gökhan Böcek’in, 2025 yılı Şubat ayında boşanma sürecindeki eşi Zeynep Kerimoğlu adına, Özpınarlar isimli firmadan 30 milyon TL değerinde bir ev alındığını, bu bedelin iş insanı Yusuf Yadoğlu tarafından 3 parça halinde firmaya ödendiği iddia edildi. Ödeme işlemlerine ilişkin banka hareketleri, baz kayıtları ve tanık beyanlarının, ifadelerle uyumlu olduğu tespit edildi….

Reklam
Terörsüz Türkiye komisyonu 4

Terörsüz Türkiye komisyonu 4. toplantısı başladı! Şehit anneleri dinlenecek

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 19-20 Ağustos tarihlerinde Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş Başkanlığında bir kez daha toplanacak.
Bu hafta iki gün mesai yapacak olan komisyonun davetli listesi oldukça kalabalık. Çalışma yöntemlerini belirleyen İçişleri ve Savunma Bakanı ile MİT Başkanı’nı dinleyen komisyon bu kez şehit aileleri ve gazileri dinleyecek.
Çarşamba günü ise komisyonda Cumartesi anneleri ile Barış Anneleri, İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği ile Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı temsilcileri dinlenecek.
İlginizi Çekebilir
BU SÜREÇTE HİÇBİR AL-VER OLMADI VE OLMAYACAKTIR
Terörsüz Türkiye komisyonunun toplantısının açılışında konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un açıklamaları şöyle;
“Bu süreç bugüne kadar dördüncü toplantısını yapıyor. Geldiğimiz bu sürecin hiçbir noktasında, en başından itibaren herhangi bir şekilde bir pazarlık, bir al-ver olmamıştır ve olmayacaktır. Bunu, şehit ailelerimizin ve gazilerimizin huzurunda, onların şahsında bütün Türkiye’nin, 86 milyonun huzurunda bir kez daha söylüyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, hiçbir pazarlığın içerisinde olmadan, hiçbir pazarlığın konusu olmadan bu sürecin bir an evvel bitirilmesi ve bu ülkede ezelî ve ebedî kardeşliğimizin yeniden tesis edilmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecektir.
Bu anlamda zor bir sürecin içerisinde olduğumuzu biliyorum. En önemli vazifelerimizden birisi de toplumsal rızayı artırmak, toplumsal duyarlılığı geliştirmek ve özellikle bu kardeşlik sürecine toplumumuzun farklı kesimlerinin desteğinin artırılmasını temin etmektir.

“GAYRETLİ BİR ÇALIŞMA DÖNEMİNİN İÇİNDE OLMAK ZORUNDAYIZ”
Bunun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir parti hariç bütün siyasi partilerin katılımıyla bu geniş kapsamlı komisyon oluşturulmuş ve şimdiye kadar da bütün kararlarını ittifakla alarak yoluna devam etmektedir.
Zor bir sürecin içerisindeyiz. Gayretli bir çalışma döneminin içinde olmak zorundayız. Burada bütün meselelerimizi konuşacağız. İlk oturumda ne yapacağımızı, nasıl yapacağımızı konuştuk. Şimdi ise kimleri dinleyeceğimizi tespit ettik.
Bu süre içerisinde, elbette yalnızca burada dinleyerek geçirmeyeceğiz ama ilk olarak şehitlerimizin yakınları ve gazilerimizle başlıyoruz. Bu sürece katkı sunabilecek özellikle kurumsal yapıların tamamını burada mümkün olduğunca dinlemeye gayret edeceğiz. Sonunda da sürecin nasıl sağlıklı bir şekilde sonuçlandırılabileceğini hep birlikte Türkiye kamuoyuna göstereceğiz.
Ümit ediyorum ki bu tarihi misyonumuzu en başarılı şekilde yerine getireceğiz.

Kurtulmuş: İsrail hesap verecek bir ülke haline gelmiştir

Kurtulmuş: İsrail hesap verecek bir ülke haline gelmiştir

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda düzenlenen ‘Darüsselam Kudüs Tanıtım Programı’nda konuştu. Kurtulmuş, “Bizim için Kudüs çok yönlü, çok katmanlı bir meseledir. Her şeyden evvel büyük İslam medeniyetinin en büyük merkezlerinden birisidir. Her köşesinde, her sokağında, her yapısında, her türlü sanatın yer aldığı mimarisiyle, gravürleriyle, hat sanatlarıyla muazzam bir şehir inşa edilmiştir. Ayrıca Kudüs şehri kendisiyle ilgili herhalde en fazla şiirlerin kaleme alındığı şehirlerden birisidir. Kudüs bu anlamda sadece geçmişte kalan bir büyük medeniyetin izini sürmek değil, aynı zamanda bugün için de bir büyük bilincin yeniden sahiplenilmesini sağlamaktır. Bunun için Kudüs’le ilgili ne yapılırsa, Filistin’le ilgili ne yapılırsa azdır; her türlü emek de her türlü çaba da her türlü takdirin üstündedir. Kudüs, bizim için peygamberlerin ayak izlerinin olduğu bir belde. Filistin topraklarının tamamı; ecdadımızın bütün dünyaya insanlığı, insafı, vicdanı öğrettiği bir büyük belde. Bugün dünyanın en çok ihtiyacının olduğu hangi mesele varsa hepsinin tarihsel olarak merkezinde yer almış olan önemli abidevi şehirlerden birisi. Bunun için Kudüs’ü çokça anmak, Kudüs’e çokça hizmet etmek ve inşallah özgür bir Filistin’in ve onun başkenti olan özgür bir Kudüs’ün ortaya çıkması için hayatımızı vakfetmek, herhalde hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.
‘SADECE MÜSLÜMANLARIN MESELESİ DEĞİL’
Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının, tarihsel olaylar bakımından üçüncü perde olduğunu kaydederek, “Allah’ın izniyle 7 Ekim’den bu yana Gazze halkının onurlu direnişi; ölüme rağmen, açlığa rağmen, kıtlığa rağmen ‘ya Allah’ diyerek ayakta kalmaları, ‘Biz Allah’tan başka hiç kimseye boyun eğmeyiz’ diyerek onurlu duruşu, ailesinden bütün fertleri kaybetmelerine rağmen Gazze topraklarını terk etmemeleri, insanlık cephesinde de yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Hangi hesabı kurarlarsa kursunlar artık Filistin meselesi, artık Gazze ve işgal edilen diğer topraklar meselesi sadece Filistinlilerin, sadece Arapların, sadece Müslümanların meselesi değildir. Bu mesele çoktan bir insanlık meselesi haline gelmiş, gönlünde azıcık vicdandan eser olan, zihninde azıcık adalet ve hak duyguları olan bütün insanlığın ayağa kalktığı bir büyük küresel intifadaya dönüşmüştür” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, El Pais için yazdı: Tarihe kara bir leke olarak geçti

‘HESAP VERECEKLERİ GÜN YAKIN’
Kurtulmuş, “Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin son kararı ve arkasından uluslararası mahkemelerin harekete geçmesiyle birlikte artık dokunulamaz zannedilen İsrail, dokunulabilir, hesap verebilir ve hesap verecek bir ülke haline gelmiştir. Allah ömür verirse göreceğiz. Önümüzdeki dönemde bu büyük soykırımın failleri tek tek mahkemeler önünde hesap vereceklerdir. Bunlardan yaptıklarının hesabı misliyle sorulacak, burunlarından fitil fitil getirilecektir. Bunu sadece dua manasında söylemiyorum. Küresel vicdan ortak bir noktada hareket ettiği zaman, onun karşısında duracak hiçbir şey yoktur. Bu çerçevede bu Siyonist eşkıyalar için artık devran dönmüş, hesap verecekleri gün yakın hale gelmiştir” dedi.
Beyaz Saray’daki zirvede gizli istek ortaya çıktı! Putin’in hamlesi ne olacak?
‘EGEMEN BİR FİLİSTİN DEVLETİ MUTLAKA KURULACAK’
Egemen bir Filistin devletinin kurulacağına inandığını söyleyen Kurtulmuş, “Başkenti Kudüs olan 1967 sınırlarında tam manasıyla toprak bütünlüğü sağlanmış, egemen bir Filistin devleti mutlaka ama mutlaka kurulacaktır. Çünkü bu sadece biz istediğimiz için değil, Filistin halkı bunu çoktan hak ettiği için gerçekleşecektir. Çünkü, bu biz sadece böyle olmasını istediğimiz için değil, ecdadın bu kadar büyük çalışmalarının bereketinin yüzü suyu hürmetine gerçekleşecektir. Gazze’de ağlayan her bir kadının çığlığı aslında Kudüs’ün duvarlarına vuran bir kurtuluş müjdesidir. Gazze’de kanı damlayan her bir erkeğin yere düşen kanı, her bir çocuğun açlıktan kıvranan bedeni, Kudüs’ün duvarlarında çınlayan bir özgürlük türküsüdür. Allah Kudüs’e özgürlük vermeyi, Kudüs’ü özgür kılmayı, Kudüs’ü özgür görmeyi hepimize nasip eylesin diyorum” diye konuştu. (DHA)
İçişleri Bakanlığı, Meclis önünde yakılan araçla ilgili detayları açıkladı! 16 suç kaydı var…

Reklam
Dağlık alanda yeşil örtüyle kaplı! Köylüler yıllardır altındaki gerçeği bilmeden gelip gitti

Dağlık alanda yeşil örtüyle kaplı! Köylüler yıllardır altındaki gerçeği bilmeden gelip gitti

İlçeye bağlı Cimitekke Yaylası’nda bulunan ve halk arasında “Tomağın Mezarlığı” olarak bilinen tarihi alan, 14. yüzyılda yaşanan büyük bir savaştan günümüze izler taşıyor.1386 yılında Hacıemiroğulları Beyliği ile Tacettinoğulları Beyliği arasında meydana gelen savaşta, rivayetlere göre yaklaşık 3 bin asker hayatını kaybetti.

Dağlık ve ormanlık alanda yeşil örtüyle kaplı mezarlıkta, bugün hâlen 100’e yakın taşla çevrili mezar ayakta duruyor.
İçişleri Bakanlığı, Meclis önünde yakılan araçla ilgili detayları açıkladı! 16 suç kaydı var

İKİ BEYLİK “ULU YOL”DA KARŞI KARŞIYA GELDİ
Ordu, Sivas ve Tokat üçgeninde yer alan Cimitekke Yaylası, dönemin önemli geçiş güzergâhlarından biri olan “Ulu yol” üzerinde bulunuyor. Tarihi kayıtlara göre iki Türk beyliği bu bölgede karşı karşıya geldi. Meydan savaşında ağır kayıp veren Tacettinoğulları Beyliği geri çekilmek zorunda kaldı.
17 milyon liralık Ferrari’yi perte çıkartan usta konuştu! Herkesin sorduğu soru yanıtlandı

“TAŞLARI TUZ TAŞI OLARAK KULLANDIK”
Çocukluğunu bölgede geçirdiğini belirten Azamet Erdem, mezar taşlarının yıllarca köylüler tarafından hayvanlara tuz taşı olarak kullanıldığını anlattı. Erden, “Biz burayı çocukken ‘Tomak’ adından dolayı gavur mezarlığı zannederdik. Yapılan araştırmalar iki Türk beyliğinin savaştığını ortaya koydu. Tacettinoğulları burada büyük bir yenilgi almış. Koyunlar hâlâ mezarların üzerinde geziyor. Çocukluğumda da bu taşları hayvanlara tuz vermek için kullanırdık. Vatandaş olarak gücümüz yetmiyor, inşallah buraya sahip çıkarlar” dedi.

KORUMA VE ŞEHİTLİK ANITI TALEBİ
Bölge halkı, Tomağın Mezarlığı’nın restore edilerek korunmasını, ayrıca alana bir mescit ve şehitlik anıtı yapılmasını istiyor. Tarihi mezarlık, Tokat’ın kültürel mirası ve Anadolu’daki Türk beyleri arasındaki mücadelelere tanıklık eden önemli alanlardan biri olarak dikkat çekiyor.

Reklam
İçişleri Bakanlığı, Meclis önünde yakılan araçla ilgili detayları açıkladı! 16 suç kaydı var

İçişleri Bakanlığı, Meclis önünde yakılan araçla ilgili detayları açıkladı! 16 suç kaydı var

Olay, saat 09.00 sıralarında Çankaya ilçesi İsmet İnönü Bulvarı’nda meydana geldi. Otomobiliyle Mersin’den gelen Mehmet Emin F., TBMM önünde kullandığı 33 FC 312 plakalı otomobilini yaktı.
İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucu söndürülen otomobil, kullanılamaz hale geldi.
GÖZALTINA ALINDI
Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “19.08.2025 günü ilimiz Çankaya ilçesi İnönü Bulvarı üzerinde gerçekleşen araç yangınının, Mersin ilinde ikamet eden, psikolojik rahatsızlıkları bulunan ve çok sayıda suç kaydı olduğu belirlenen M.E.F. isimli şahıs tarafından gerçekleştirildiği tespit edildi. Şahıs gözaltına alınmış olup, olayla ilgili tahkikat başlatılmıştır.” ifadeleri kullanıldı.
40 bin kişinin yaşadığı ilçede nüfus 500 bine dayandı: Fiyat olarak da pahalı değil
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Meclis önünde aracın yakılmasıyla ilgili ‘Genel Güvenliği kasten tehlikeye sokmak’ suçundan resen soruşturma başlattı.

Fotoğraftaki: Mehmet Emin F.
URDA ARAÇLARA ÖTV İNDİRİMİ ÇIKMADIĞI İÇİN OTOMOBİLİNİ YAKMIŞ
İçişleri Bakanlığı, olayla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
Açıklamada, “Yapılan incelemede şahsın Mersin’de ikamet ettiği, hurdacılık yaptığı, üzerine kayıtlı 12 hurda aracın olduğu ve ‘hurda araç teşvikiyle ÖTV indirimi beklediği, indirim çıkmadığı gerekçesiyle de aracı yaktığı belirlenmiştir. Şahsın, aralarında hırsızlık, motorlu taşıt hırsızlığı, resmi belgede sahtecilik, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması gibi 16 farklı suçtan kaydının olduğu tespit edilmiştir. Psikiyatri tedavisi gördüğü belirlenen söz konusu şahsın, 11 Mayıs 2018 tarihinde de ’10 yıl cezaevinde yattım’ diyerek Mersin Adliyesi önünde araç yaktığı belirlenmiştir. Konu ile ilgili geniş kapsamlı tahkikat devam etmektedir” denildi.
Content Video – İçişleri Bakanlığı, TBMM önünde araç yakan şüphelinin görüntülerini paylaştı
MERSİN’DE ŞEHİT CENAZESİNİ PROVOKE ETMEYE ÇALIŞMIŞ
Öte yandan TBMM önünde otomobilini yakan Mehmet Emin F.’nin (57), Mersin’de 2006 yılında Şehit Jandarma Uzman Çavuş Murat Tutal’ın cenaze töreninde topluluğu provoke etmeye çalıştığı ortaya çıktı.
Şüphelinin ayrıca 2007 yılında Mersin ve yakın çevresinde ‘Cinali Grubu’ olarak bilinen Ahmet Cinali liderliğindeki organize suç örgütü yapılanması içerisinde bulunduğu belirlendi.
2025 yılında Mersin Şehir Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları bölümünden randevu aldığı da ortaya çıkan şüphelinin, hırsızlık, oto hırsızlığı, resmi belgede sahtecilik ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi, güveni kötüye kullanma, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından kaydı olduğu ve 2017 yılında Ceyhan M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak kaldığı ortaya çıktı.
PROVOKASYONUN ADI: BEYAZ TOROSLAR
CNN TÜRK İstanbul Haber Müdürü Nihat Uludağ da yaşanan olayla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Kaç gündür ‘Beyaz Toroslar’ ile ilgili çok ciddi siyasi polemikler yaşanıyor. Neden? Çünkü Türkiye’deki bir takım yargılama süreciyle ilgili olarak hep bir ‘Beyaz Toros grubu’ yani çetesi olduğu iddia ediliyor muhalefet tarafından. Ve tam da bu söylemlerin zirveye çıktığı bir noktada ne oluyor?
Bakıyorsunuz, bu olayı kendine görev edinmiş; psikolojisi bozuk bir kişi… Sen Mersin’den çık gel, nereye? Ankara’ya gel. Ankara’nın neresine gidiyorsun? Meclis’in önüne! Yani şunu şöyle söyleyeyim; Profesyonel bir yabancı istihbarat örgütü bir eylem yapsa, böyle eylem yapabilir. Toplumu karıştırmak, kargaşa yaratmak, kaos oluşturmak için… Çünkü niye? Yani şu hakikat… Ankara’da yapmasının da ayrı bir sembolik önemi var onun için.
Görüşme sırasında sürpriz 40 dakika, zirvenin ortasında aradı, dünya basını ne dedi?
Yani, bu kadar plan, proje, sembol, iletişim, algı… Ortada muazzam bir tablo çiziyorsun. Peki, karşında ne olması lazım? Profesyonel, ağır bir yapının olması lazım. Fakat karşında kim çıkıyor? Meczup! Mevzu çıkıyor.
Fatih Camii’nin imamının bıçaklanması olayında da mesela o da meczuptu ve kendini kitlemişti, değil mi? Mesela o da nereden çıkmıştı? Bursa’dan yola çıkmıştı. Sultanbeyli’ye gitmişti camiye. Cami hoşuna gitmiyor, sonra Sultangazi’ye geliyor İstanbul’a. Oradaki camiyi geziyor, onu beğenmiyor. Ama ne hikmetse İstanbul’un, Türkiye’nin en önemli dini sembolü olan Fatih Camii’ne geliyor ve Fatih Camii imamını katletmeye çalışıyor.
Ve yine İsmail Ali Camii’nin önünde havaya ateş edilmesi eylemi vardı. Mesela o da yine meczup.
Dolayısıyla ilginç. Ve bu iş bitmiyor yani. Nasıl oluyorsa meczuplar Türk siyasetini, Türkiye gündemini, toplumun dini ve millî değerlerini çok iyi biliyor ve oralara dokunup kışkırtacak eylemler yapmayı beceriyor.
Araç sahipleri dikkat: Resmi Gazete’de yayımlandı! Kamera ve takip sistemi zorunlu hale geldi
Yine biliyorsun, Sarıyer’deki kilise olayında da mesela iş dolaşıyor dolaşıyor ve yine bir meczuba dayandırılıyor. Dolayısıyla ortaya bakıyorsun: muazzam bir eylem. Yeni planların, eylemlerin arkasına artık bunları sıkıştıracaklar anladığım kadarıyla. Buraya karşı da bir önlem alınması lazım.Planlama ihtimali yok gibi. Bir şeyler vadediliyor….