BIST 100
13.981,05 -1,90%
DOLAR
47,1588 0,14%
EURO
53,9628 0,02%
GRAM ALTIN
6.093,03 1,19%
FAİZ
41,49 0,95%
GÜMÜŞ GRAM
84,84 0,83%
BITCOIN
64.445,00 -0,33%
GBP/TRY
63,4890 -0,20%
EUR/USD
1,1439 -0,03%
BRENT
88,10 4,59%
ÇEYREK ALTIN
9.962,10 1,19%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
36 °
Reklam

SİYASET

AK Parti'li Çelik: İsrail'den gelen saldırı tehditlerinin bizde hükmü yok

AK Parti’li Çelik: İsrail’den gelen saldırı tehditlerinin bizde hükmü yok

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı’na ilişkin, parti genel merkezi önünde açıklamalarda bulundu.
Ömer Çelik, MKYK’de Konya’nın Seydişehir Belediye Başkanı Hasan Ustaoğlu ile Emirgazi Belediye Başkanı Mesut Mertcan’ın AK Parti’ye katıldıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belediye başkanlarına rozetlerini taktığını ifade eden Çelik, “Belediye başkanlarımıza, her geçen gün büyüyen ailemize hoş geldiniz diyoruz. Önümüzdeki günlerde başka partilerden meclis üyesi arkadaşlarımızın ve belediye başkanlarımızın katılımları devam edecek.” diye konuştu.
Çelik, MKYK’de Yerel Yönetimler Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığının sunumlarının olduğunu, ayrıca Meclis çalışmalarına ilişkin de sunum yapıldığını söyledi.
Rozetleri Erdoğan taktı: Seydişehir ve Emirgazi Belediye Başkanları AK Parti’ye katıldı

Birinci gündem maddelerinin Gazze olduğuna dikkati çeken Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eğitim öğretim yılının açılmasıyla birlikte orada bombalanan, öldürülen çocuklara bir kere daha dikkat çekmek için Gençlik Kollarımız ‘Boş Sıralar’ adı altında bir etkinlik gerçekleştirdi. Bununla Gazze’de, dünyadaki bütün çocukların doğal olarak, kendiliğinden, gayet tabii görülen hakları varken Gazzeli çocukların İsrail’deki soykırım çetesi tarafından bundan nasıl mahrum bırakıldığı bir kere daha gösterilmiş oldu. Bütün illerimizde, ilçelerimizde bu etkinliği gerçekleştiren Gençlik Kollarımızı tebrik ediyoruz. Başından beri söylüyorduk, ‘Bu iş sadece İsrail’in kendini savunma hakkı’ diye konuşanları mahcup edecek, onları çok zor duruma düşürecek noktalara gelecek diye. Çünkü ilk baştan itibaren bu şebekenin başındaki Netanyahu, David Koridoru’nun kurulmasından, Orta Doğu’daki haritaların değiştirilmesinden bahsediyordu. Bu saldırganlık Suriye’ye, Lübnan’a, İran’a, Yemen’e yayıldığı gibi, son olarak dost ve kardeş Katar topraklarında da bir saldırı gerçekleştirilmiştir.”
İSRAİL’İN KATAR’A SALDIRISI
Sözcü Çelik, Katar’daki saldırının son derece istisnai özelliklerinin olduğunu dile getirdi.
İsrail propaganda makinesinin, aylardır, haftalardır, yıllardır sürekli olarak Hamas’ın herhangi bir şekilde müzakereye, ateşkese yanaşmadığını, barıştan yana olmadığını söylediğini anımsatan Çelik, Hamas’ın başından beri, İsrail tarafının sürekli olarak hakkaniyetsiz ve haksız şartları dayatmasına rağmen, bir irade ortaya koyduğunu, müzakereye açık olduğunu, meşru şartları kabul edebileceğini söylediğini vurguladı.
Hamas’ın ne zaman bir müzakere çağrısı yapılsa buna olumlu yanıt verdiğini anlatan Ömer Çelik, şunları kaydetti:
“Hamas müzakere heyeti bu şartları konuşmak üzere bir toplantı kararı almıştı. Doğrudan barış, ateşkes müzakerelerini değerlendirmek üzere yapılan bu toplantıyı İsrail başka bir ülkenin topraklarında, Katar’da hedef aldı. Bu, soykırım şebekesinin hiçbir kural tanımadığını ve bu kural tanımazlıkla birlikte müzakere heyetini bile tuzağa düşürecek kadar sinsi yaklaşımlar içerisinde olduğunu bir kere daha göstermiştir. İsrail’in Katar’da gerçekleştirdiği bu barbarca terör eylemi, barış isteyen, ateşkes isteyen bütün ülkelere dönük bir saldırıdır. Bir kez daha görülmüştür ki bugün dünya sistemini, uluslararası hukuku, ülkelerin güvenliğini tehdit eden en başat aktör, Netanyahu şebekesidir. Netanyahu şebekesi durdurulmadan, Netanyahu şebekesi hukuk önünde yargılanmadan diğer konuların konuşulacağı bir zeminin olmadığı net bir şekilde görülmüştür. Doğrudan müzakerelere, diplomasiye, ateşkes sürecine, uluslararası toplumun çağrısına dönük bir saldırı gerçekleştirmiştir.”
SUMUD FİLOSU’NA SALDIRILAR
İnsanlığın çeşitli ailelerinden, ülkelerinden, yerlerinden Gazze’deki Siyonist ve soykırımcı siyasetin parçası haline getirilmiş, açlığın ve kıtlığın silah olarak kullanıldığı duruma karşı insani bir hassasiyet oluşturmak için yola çıkmış Sumud Filosu’na da İsrail’in iki kez saldırdığını anımsatan Çelik, Netanyahu soykırım şebekesinin, her türlü insani faaliyete, insani duruşa saldırmak için fırsat beklediğini, bu durumun uluslararası toplum ve uluslararası bir iradeyle engellenmesi gerektiğini vurguladı.
Content Video – AK Parti’li Çelik: İsrail saldırganlığı, barış isteyen ülkelere dönük saldırıdır
MKYK Toplantısı’nın en temel gündem maddelerinden birinin “Terörsüz Türkiye” süreci olduğunu belirten Çelik, “Mecliste komisyon çalışıyor. Cumhur İttifakı olarak bu iradeyi canlı tutuyoruz, ama canlı tutmakla da kalmıyoruz, hedeflerine ulaşması için gereken gayreti gösterip, o da yetmez gereken çalışmaları yapıyoruz. Tabii bunu hem iç siyasetin dili açısından hem dışarıdaki birtakım yaklaşımlar açısından hem yanlış noktalara sürüklenmeye çalışılması hem de birtakım sabotajlara ve enfeksiyonlara açık hale getirilmesi gibi gündemleri bütünüyle takip ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, toplantıdaki konuşmasında, “Birilerinin PKK’nın feshi ve silah bırakması dışında bir gündeme, komisyonu ya da Terörsüz Türkiye’yi kaydırmaya çalışarak bir odak kayması üretmesine müsaade edilmeyeceğini” dile getirdiğini söyledi.
Gündemin, terör örgütü PKK’nın bütün uzantılarıyla feshi ve silah bırakması, silahlarının yakılması, yok edilmesi olduğunu belirten Çelik, şöyle konuştu:
“Bunun dışında maksimalist taleplerin, başka ajandaların, başka gündemlerin burayı herhangi bir şekilde enfekte etmesine, odak kaybı oluşturmasına, burada herhangi bir şekilde yakını görme problemi ya da uzağı görme problemi, siyasi miyopluk ya da siyasi hipermetropluk gibi birtakım sonuçlar doğurmasına müsaade etmemek lazım. Odak bellidir, gündem bellidir. Bir devlet politikası olarak burada ilgili bütün kurumlar üzerine düşeni yapmaktadır. Aynı şekilde Meclis devrededir. Onun dışındaki yaklaşımların herhangi bir şekilde bu sürece bir katkısı olmayacaktır. Kullanılan dil, üretilmeye çalışılan polemikler açısından yapılmak isteneni de görüyoruz. Yani bu Terörsüz Türkiye gündemini, fiilen ilerletmeyip, bunu başka gündemlerin kaldıracı haline getirmek için silah bırakma sürecini gevşetmeye, savsaklamaya, ertelemeye ya da bunun yönünü saptırmaya dönük birtakım yaklaşımları da yakinen takip ediyoruz. Ama tabii ki bunların hepsine verilecek cevap, bunların hepsine dönük yapılacak değerlendirme vardır. Ama esas mesele bu odağı kaybetmemektir.”
“HEM SURİYE’DE HEM IRAK’TA FARKLI TERÖR ÖRGÜTLERİNİN HAREKETLİLİKLERİNİ GÖRÜYORUZ”
Çelik, Terörsüz Türkiye süreci yönetilirken milli güvenlik değerlendirmelerinden vazgeçilmediğini dile getirerek, “Etrafımızdaki coğrafyalarda hem Suriye’de hem Irak’ta farklı terör örgütlerinin hareketliliklerini görüyoruz. Önümüzdeki döneme dönük olarak hangi devletlerle, hangi istihbarat örgütleriyle, hangi siyasi projeleri, bölgenin aleyhine olan siyasi projeleri dayatmak üzere terör devletçiliklerini oluşturmak isteyen ya da terörü kendi vekalet savaşlarının enstrümanı haline getirmek isteyen ülkelerin, odakların, birtakım karanlık merkezlerin faaliyetlerini de görüyoruz. Bütün buna ajandamızı, siyasi gündemimizi net tutarak, eylem planımızı net bir şekilde uygulamaya devam ederek ve siyasi dilimizi tüm bu enfeksiyonlardan ve sabotaj faaliyetlerinden koruyarak cevap vereceğiz.” şeklinde konuştu.
Çelik, Terörsüz Türkiye hedeflerine ulaşılması için, Cumhur İttifakı tarafından başlatılan, destek veren siyasi partilerle güçlenen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatlarıyla devlet politikası haline gelen bütün çerçeveyi net çizgilerle korumaya yönelik çalışmaları sürdüreceklerini söyledi. Çelik, “Kuşkusuz terör örgütünün kendisini feshetmesi ve silah bırakmasıyla ilgili atılacak adımların kesintisiz devam etmesi gerekir. Bu kesintisiz adımların devam etmesi, başka olumlu adımları beraberinde getirecektir.” dedi.
Çelik, terör örgütünün silah bırakmasıyla hem devlet politikası açısından hem de Meclis’teki çalışmalar açısından olumlu yansımaların oluşacağını ifade ederek, “Burada esas takip edilmesi gereken konu fesih ve silah bırakma sürecinin kesintisiz bir şekilde devam etmesi ve tamamlanmasıdır.” değerlendirmesini yaptı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan Orta Vadeli Program’ın (OVP) da toplantı gündeminde yer aldığına dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:
“OVP’nin içerdiği detaylar ülkemizin hem ekonomi açısından hedeflerine ulaşması bakımından hem de dünyanın içinden geçtiği bu türbülanslı dönemde Türk ekonomisinin tüm bu şoklara hazırlıklı bir şekilde yoluna devam edebilmesi açısından son derece kıymetlidir. Biz parti olarak da bu programda açıklanan bütün unsurları yakın bir şekilde değerlendiriyoruz. Gerçekten çok boyutlu, sadece ekonominin teknik tarafıyla ilgili değil, sosyolojik özellikler içeren, önümüze dönük olarak sosyal politikalarda olumlu değişiklikler yaratacak, siyasi hayatımızla ilgili siyasi sistemin oksijenini artıracak olan kapsamlı bir program. Bunu desteklediğimizi, takip ettiğimizi ve partilerle bunun unsurlarıyla ilgili çalışmalar yaptığımızı bir kere daha ifade etmek isterim.”

“TÜRKİYE, EGEMEN VE KUDRETLİ BİR ÜLKEDİR”
Ömer Çelik, bir basın mensubunun “Katar’daki saldırılardan bahsettiniz. İsrailli bir gazeteci de ‘finalde Türkiye var’ demişti ve İsrail 7 Ekim’den bu yana da pek çok bölgede saldırı gerçekleştirdi. Peki İsrail buna cüret ederse Türkiye’nin tavrı ne olur?” sorusu üzerine şu yanıtı verdi:
“Türkiye’ye şurası saldıracak ya da burası saldıracak gibi gündemleri dikkate almamak lazım, gündeme almamak lazım, kaile almamak lazım. Türkiye, egemen ve kudretli bir ülkedir. Şuradaki gazeteci Türkiye’nin aleyhine bir şey söylemiş, buradaki siyasetçi Türkiye’nin aleyhine bir şey söylemiş. Aslında bunları değerlendirmemiz bile bu büyük ülkenin gündemi açısından gerçekten sadece bir zaman kaybı ve bu kişilere gerektiğinden fazla alan açmakla, gerektiğinden fazla bunları gündem yapmakla ilgili bir sonuç doğuruyor. Türkiye Cumhuriyeti hiç kimsenin düşmanı değil ama Türkiye Cumhuriyeti’nin milli güvenliğinin pazarlık konusu olmadığını, vatan müdafaasının pazarlık konusu olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti’nin gerek terörle mücadelesini gerek güvenliğini sağlama hususunda uluslararası hukuka, uluslararası toplumla birlikte hareket etmeye ne kadar riayet ettiğini bütün dünya biliyor. Bu çerçevede bazı ülkelerden gelen tehditlerin, oranın siyasetçilerinden ya da birtakım aktivistlerinden gelen tehditlerin bizim yanımızda hiçbir hükmü yoktur. Bunların hepsi yok hükmündedir.
Sayın Cumhurbaşkanı’mızla ilgili de söylüyorlar. Esasında bu şer şebekelerinin bizi övmesi halinde bu bizim için bir alarm durumudur. Yani hangi yanlışı yaptık da bu şer şebekeleri bizi övüyor diye bir alarm durumuna geçeriz. Yoksa bu şer şebekelerinin, karanlık odakların Sayın Cumhurbaşkanı’mıza dönük, Türkiye’mize dönük herhangi bir şekilde tehditlerine bizim açımızdan hiçbir hükmü yoktur.”
Çelik, “Türkiye’yi şu tehdit etti, Türkiye’ye dönük olarak bu tehdit dili kullanıldı ya da şurası hedef gösterildi” gibi konuları konuşmak yerine Türkiye’nin, bölge barışı ve bu soykırım şebekesinin durdurulması için attığı adımların konuşulmasının daha iyi ve daha doğru bir yaklaşım olacağı önerisinde bulunarak, şunları kaydetti:
“Biz siyaseten bunu yapıyoruz. Tarih boyunca ülkemiz birçok kere tehdit edildi. Bu tehditlere verilen tarihi cevaplardan bir tanesi ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Geldikleri gibi giderler’ sözüdür. Şimdiki Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ sözüdür. Dediğim gibi Türkiye kimsenin düşmanı değildir, kimseye tehdit değildir. Ama Türkiye’ye düşmanlık edene, Türkiye’ye tehdit oluşturmaya çalışana karşı da her türlü kudretli cevabı verecek kapasiteye ve imkana sahiptir. Bizim karşı olduğumuz şey, soykırım şebekesine karşıyız. Biz, insanlığa karşı işlenen suçlara karşıyız. Biz, kadınların, çocukların, öldürülmesini bir devlet terörü eliyle bu şekilde cinayetlerin gerçekleştirilmesinin durdurulmaması karşısında söz söylüyoruz.”
Merkez Bankası’nın faiz kararı belli oldu
CHP’NİN KURULTAY DAVASI
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin iptal davası ve CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde seçilen başkan ve yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına ilişkin değerlendirmeleri sorulan Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yönetiminin, bunun kendileriyle hükümet arasındaki bir süreçmiş gibi davrandığını söyledi.
Olayın bazı CHP’li isimlerin şikayeti üzerine ortaya çıktığını belirten Çelik, “CHP’liler ne yaptılar? Bazı CHP’lilerin birtakım skandallarla, yolsuzluklarla, usulsüzlüklerle hareket ettiğini ifade ettiler. Arkasından bu iddialarla ilgili olarak CHP içinde belediye başkanlığı yapmış, meclis üyeliği yapmış kişiler, tuttular yargıya suç duyurusunda bulundular. Suç duyurusunda bulunanların hepsi CHP’li, suçlananların hepsi CHP’li. Dolayısıyla bu meselelerin ortaya çıkışı, CHP içindeki tartışmaların neticesinde ortaya çıktı. Biz, bunun hiçbir tarafında yokuz. Ne bu iddiaları biz gündeme getirdik ne bu iddialarla ilgili biz yargıya başvurduk. Biz, bu iddiaları da CHP’lilerden duyduk.” diye konuştu.
Bazı eski CHP il başkanları, parti yöneticileri ve belediye başkanlarınca, “Partide çürüme var, yolsuzluk var.” açıklamalarının yapıldığını anlatan Çelik, şunları kaydetti:
“Sizin diğer arkadaşlarınız suçlanıyor. Bunu alacaksınız önünüze, bunu değerlendireceksiniz. Bunu yapmamayı örtbas etmek için ne yapıyorlar? AK Parti’yi suçluyorlar, Cumhur İttifakı’nı suçluyorlar, Cumhurbaşkanı’mızı suçluyorlar. Ama bu bir örtbas etme faaliyetidir. Hala gerçek gündemle yüzleşmiyorlar. Bunun için CHP Genel Başkanı’nın ve CHP yönetiminin yapması gereken şudur, bu CHP’li arkadaşlarınız tarafından dile getirilen bu konulara ne diyorsunuz, çıkın kamuoyunun önüne kapsamlı bir açıklama yapın. Burada yürütülen tartışma bir örtbas etme faaliyetidir. Bunun hiçbir tarafında biz yokuz, AK Parti yok, Cumhur İttifakı yok, Cumhurbaşkanı’mız, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi yok. Meseleyi doğru yere koyalım.”
Çelik, en büyük haksızlığın millete yapıldığını vurgulayarak, “Siyaset kurumunu kirleten bir şey karşısında CHP siyaset kurumunun kendi arkadaşları tarafından gündeme getirilen kirliliklerine dönük bir mücadele yürüteceğine vatandaşı sokağa çağırmaya çalışıyor. Şimdi siz, kendi meselenizi halletmemişsiniz, kendi meselenizi halletmeyişinizi, beceriksizliğinizi vatandaşı sokağa çağırarak örtbas etmeye çalışıyorsunuz. Bu şimdi milletimize, siyaset kurumuna yapılan bir haksızlıktır.” ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası’nın kararı sonrası mevduat ve kredi faizleri hızla düşecek mi? Ekonomistler canlı yayında değerlendirdi
Bir grubun, herhangi bir partinin kongrelerinde ya da diğer süreçlerinde usulsüzlük yapması ve bunun iddia edilmesinin sivil siyasetin güvenliğini tehlikeye atan bir durum olduğunu belirten Çelik, şu açıklamalarda bulundu:
“Hepimizin bu konuda hassas olması gerekir. Sivil siyasete dönük tehditler geçmişte darbelerden, postmodern darbelerden, birtakım vesayet oluşumlarından gelirdi. Sivil siyasetin güvenliğini sadece dış değil, aynı zamanda iç tehditlere karşı da korumak lazım. Bir parti içerisinde bu tip hizipler, grupların eğer iddia edildiği gibi doğru olup olmadığına yargı süreci zaten cevap verecek, böyle durumlar varsa bu bütün siyaseti ilgilendiren bir durumdur. Siyasetin güvenliği memleketin bütün toplam güvenliğinin en başta gelen ilkesidir. Siyasetin güvenliğinin dışarıdan tehdit edilmesine müsaade etmediğimiz gibi partilerin içinin yozlaştırılarak ya da karıştırılarak tehdit edilmesine de müsaade etmemeliyiz.”
Çelik, CHP Genel Başkanı Özel’in, “AK Parti bizim içimizi karıştırmaya çalışıyor, ikilik çıkıyor.” ifadesini kullandığını dile getirerek, “Bugün şimdi oraya herhangi bir AK Parti’li mi atanmış? Yine CHP’liler, yine beraber yolda yürüdüğünüz arkadaşlar. İkinci en büyük haksızlık, CHP’ye oy veren, gönül veren vatandaşlarımıza yapılıyor. Onların oy verdiği, gönül verdiği böyle köklü bir partiyi bu hale düşürmek, bu hale düşürülmesi karşısında bütün bunlardan habersizmiş gibi davranmak ve hala da gereğini yapmamak bu yöneticilerin CHP seçmenine karşı sorumluluğudur ve onlara karşı işlenmiş bir ayıptır. Dolayısıyla temel mesele bütün partililer açısından ve siyasetin güvenliği açısından ele alınmalıdır.” değerlendirmelerinde bulundu.
BAZI ÜLKELERİN FİLİSTİN’İ TANIYACAKLARINA DAİR AÇIKLAMALARI
Bazı ülkelerin Filistin’i tanıyacağına yönelik açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, “Filistin Devleti’nin tanınması aslında bu soykırım şebekesine verilmiş en büyük cevaplardan biridir.” dedi.
İnsanlığın, soykırım şebekesinin ve işgalci yaklaşımın kölesi olmadığını vurgulayan Çelik, “Bugün Filistin Devleti’ni tanımak demek soykırım şebekesine insanlık adına cevap vermek demek. İnsanlığın, soykırım siyasetinden ve siyonist işgalcilikten büyük olduğunun en önemli göstergesi Filistin Devleti’nin tanınmasıdır. Onun için eylül ayında yapılacak bu tanınmaları son derece kıymetli buluyoruz. Batı’da özellikle işin başından beri en doğru, en etkili açıklamaları yapan İspanya Başbakanı Sayın Sanchez’i tebrik ediyoruz. Sayın Sanchez’in sözleri gerçekten insanlık adına konuşan birisinin sözleri.” diye konuştu.
Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başından beri “insanlık ittifakının en büyük sözcüsü” olduğunu vurgulayarak, şunları aktardı:
“Daha yıllar evvel o haritayı göstererek, Filistin topraklarının nasıl işgal edildiğini gösterdiğinde bakın o zaman Genel Kurul’da büyük ülkelerin temsilcileri arasında soğuk rüzgarlar esiyordu. Ama bugün Sayın Cumhurbaşkanı’mızın yıllar evvel söylediği sözler, Filistin davasının temel yazılımı haline gelmiştir. Onun için Filistin davasının diğer adı insanlık davasıdır. Filistin Devleti’nin tanınması da insanlık ittifakına verilmiş bir selamdır, insanlık ittifakını güçlendiren bir şeydir.”

Can Holding’e operasyon: Habertürk ve Show TV’ye el konuldu
“SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK” TARTIŞMALARI
Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin suça sürüklenen çocuklarla ilgili açıklamasını, “son derece hassas ve önemli” bulduklarını belirtti.
“Çocuk suçlu” veya “suça sürüklenmiş çocuk” gibi kavramların masumiyetle anılması gereken çocuk kavramını gölgelediğini ifade eden Çelik, bunun yerine “çocuk yaşta suç işleyen”, “küçük yaşta suç işleyen” gibi ifadelerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.
Ömer Çelik, şöyle devam etti:
“Yaşı küçük ama terör eylemi yapmış, işte polislerimizi şehit eden o katil gibi ya da Ahmet Minguzzi, Ankara’daki kardeşimiz gibi masum çocukları katledenlerin, tabii ki bunları motive edenlerin, bunları bir suç makinesi gibi yetiştirenlerin arkasındaki bütün şebekenin, bağlantının, anlayışın çözülmesi gerekiyor. Buna dönük olarak güvenlik açısından ne yapılması gerektiğine dair İçişleri Bakanı’mızın kapsamlı bir çalışması var. Çünkü bunların kullandığı birtakım sosyal medya hesaplarının, aslında bu çocukları suça sürüklemek ve bu çocukları birer terör örgütünün mensubu ya da çete mensubu olarak örgütlemek üzere kurulduğu Siber Suçlar tarafından tespit ediliyor. Fakat tabii bu o kadar yaygın bir ağ ki bununla ilgili de şimdi adını vermeyeyim iki tane özellikle sosyal medya mecrası öne çıkıyor. Dolayısıyla İçişleri Bakanı’mız bu çalışmayı yakın zamanda partimizde de değerlendirilmek üzere sunacak. Yine Adalet Bakanı’mız açıkladı, bununla ilgili olarak bir yasal düzenleme yapılması konusunda, yasal düzenlemenin güncellenmesi gerektiği konusunda onlar da çalışmalarını yapıyorlar.”
AK Parti Sözcüsü Çelik, suça sürüklenen çocuklarla ilgili yasal düzenlemenin ortaya konması için çalışıldığını, düzenleme ile evrensel hukukun kazanımlarını korunacağını, ancak artık “terör eylemi ve cinayet” gibi ağır suçlarda pişmanlık göstermeyenlerin “çocuk” kategorisinde değerlendirilemeyeceğini söyledi.
“SEÇİM YENİLGİSİNİ TADACAKLARINDAN HİÇBİR ŞÜPHEMİZ YOK”
Çelik, bir soru üzerine, CHP’nin yönetiminde kimin olacağının kendi konuları olmadığını belirterek, şunları kaydetti:
“İster A isimli şahıs, ister B isimli şahıs olsun, bizi ilgilendirmez. O, Cumhuriyet Halk Partisi delegesinin vereceği bir karar. O bizim açımızdan mesele değil. Sürekli olarak her gelen Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı, AK Parti ve Cumhur İttifakı’nı seçimde yeneceğinden bahsediyor ya da işte Cumhurbaşkanı’mıza karşı bir seçim zaferi kazanacağından bahsediyor. Biz de onlara seçim yenilgisi tattırmanın hangi siyasetle yapılacağını çok iyi biliyoruz, bundan sonra da aynı seçim yenilgisini tadacaklarından hiçbir şüphemiz yok. Ama buradaki mesele dediğim gibi Cumhuriyet Halk Partisinin içinde yaşanan bir tartışma, içinde yaşanan tartışmayı Sayın Özgür Özel çözemiyor, bunu Cumhur İttifakı’nı, Cumhurbaşkanı’mızı hedef alarak örtbas edebileceğini zannediyor ya da sürekli olarak sokak çağrısı yapıyor.”
CHP Genel Başkanı Özel’in açıklamalarıyla insanları ayrıştırdığını belirten Çelik, “Bakın önce insanların kahve içtiği mekanları ayrıştırdı. ‘Burada kahve içebilirsin, burada kahve içemezsin’, bunlar ‘AK Parti destekçisi ya da değil’ diye. Bunlara kapılan bazı fanatikler gittiler. Bununla ilgili bir ayrımcılık üretti. Daha sonra insanların kitap aldığı mekanlara saldırdı, ‘bu mekan AK Parti’ye yakınmış, bu mekan AK Parti’ye uzakmış gibisinden’. Aslında bu zihin dünyasında kendisine destek verenleri birinci sınıf vatandaş, kendisine destek vermeyenleri ikinci sınıf vatandaş görmek gibisinden son derece rahatsız edici bir tutuma tekabül ediyor. Daha sonra bununla da yetinmedi baktı ki kalmadı yani ayrıştıracak kimse, gitti Sinop’taki balıklarla uğraşmaya başladı. Yani Sinop’taki balıklar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvursalar Özgür Özel’den büyük bir tazminat alırlar, bu ayrımcılık yüzünden.” değerlendirmesinde bulundu.
Çelik, Özel’in, “Biz hayatı felç ederiz, gündelik hayatı yaşanmaz hale getiririz.” ifadelerine ilişkin de şunları dile getirdi:
“Özgür Özel’in gündelik hayatı yaşanmaz hale getirdiği ve felç ettiği tek kurum var, o da Cumhuriyet Halk Partisi. Önce Cumhuriyet Halk Partisindeki yönetim performansını ortaya koysun ondan sonra sokaklarla uğraşsın. Geçen sefer de bunu yapmaya çalıştı. Sonuçta kimi hedef aldı? Esnafa zarar vermeye kalktı, işçiye zarar vermeye kalktı, emekliye zarar vermeye kalktı. Yani siz, ‘Ben sosyal hayatı felç edeceğim’ diye ortaya çıkacaksınız da vatandaş buna müsaade mi edecek? Bunu da bize dünyanın her tarafında yapılan barışçıl eylemler olarak anlatmaya çalışıyor. CHP’nin gerçek siyaset gündemine dönmesi lazım. Bunun için de ilk önce bu Cumhuriyet Halk Partisi niçin bu hale düştü, bununla yüzleşmesi lazım.”

CHP 38

CHP 38. İstanbul İl Kongresi’nin iptaline ilişkin hazırlanan davaname birleştirildi

İstanbul 41. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP 38. İstanbul İl Kongresi’nin ve bu kongrede alınan kararların iptali talebiyle hazırlanan davanamenin, CHP delegelerinden Özlem Erkan’ın başvurusu üzerine İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davayla birleştirilme talebini değerlendirdi.
Mahkeme, dosyanın bu davayla birleştirilmesine karar verdi.
İlginizi Çekebilir
DAVANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesine birleştirme talepli hazırlanan davanamede CHP Genel Başkanlığı, CHP İstanbul İl Başkanlığı, Aydın Karaaslan, Fahrettin Çırak, İnan Güney, Melda Tanişman Tutan, Niyazi Güneri, Özgür Çelik, Rıza Akpolat, Tülay Yavuz, Uğur Gökdemir ve Veli Gümüş, “davalı” olarak yer alıyor.
Davalı CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından 8 Ekim 2023’te gerçekleştirilen il kongresinin seçim sürecinde adaylardan Özgür Çelik’e oy verilmesi için delegeler nezdinde hukuka aykırı vaatlere ilişkin soruşturma yürütüldüğü belirtilen davanamede, bu kapsamda adı geçen şüpheliler hakkında İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesine dava açıldığı bildiriliyor.
Davanamede, söz konusu seçimde yapılan usulsüzlüklerin değerlendirilmesi sonucu Başsavcılığa teslim edilen tutanaklar, ihbar dilekçesi ve bir CD incelendiğinde, CHP’nin 2023 Ekim’de gerçekleştirdiği İstanbul İl Başkanlığı seçiminde usulsüzlükler yapıldığına ilişkin iddialar içerdiği görülerek, bu iddialara dair soruşturma başlatıldığı kaydediliyor.
CHP’nin İstanbul İl Kongresi iptal talebine ret
Soruşturma dosyasına giren ses kaydının bilirkişi tarafından incelendiği ifade edilen davanamede, kayıtta CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimi için Özgür Çelik’in desteklenmesi karşılığında delegelere para verilmesinin konuşulduğu bilgisi yer alıyor.
Davanamede, konuşmanın bazı kısımlarında da oy kullanacak 2 il delegesi için 150 bin lira teklif edildiği, delegelerin de bu paranın az olduğunu, 3 kişi için 750 bin lira istediklerini söylediklerinin görüldüğü bildiriliyor.
Rozetleri Erdoğan taktı: Seydişehir ve Emirgazi Belediye Başkanları AK Parti’ye katıldı
BAZI DELEGELERİN OĞLU VE KARDEŞLERİNİN İBB İŞTİRAKLERİNDE İŞE GİRDİĞİ BELİRLENDİ
Davanamede, tanık olarak beyanı alınan Tolgahan Erdoğan’ın, Ümraniye’den il delegesi Aydın Karaarslan’ın oğlu ile il delegesi Tülay Yavuz’un kardeşlerinin Özgür Çelik’in desteklenmesi karşılığında işe alındığını beyan etmesi üzerine yapılan araştırmada, Karaarslan’ın oğlunun Ekim 2023’ten itibaren İBB iştiraki KİPTAŞ’ta SGK kaydının olduğunun tespit edildiği belirtiliyor.
Yavuz’un kardeşlerinden birinin Ekim 2023’ten itibaren İBB iştiraki İSPER’de, diğer kardeşinin de Kasım 2023’ten itibaren Beşiktaş Belediye Başkanlığında SGK kaydının olduğunun tespit edildiği bildirilen davanamede, şunlar kaydediliyor:
“Davalı Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığının, bir örneği davaname talebi içerisine alınan Cumhuriyet Başsavcılığımızın 29 Ağustos tarihli soruşturma numaralı dosyasından anlaşılacağı üzere, yarışan bir adayın (Özgür Çelik) seçimi kazanması adına, yapılan seçimde delegelere maddi menfaat temin etmek ve delegelerin oylarını bir aday lehine almak adına yakınlarını işe sokmayı vadetmek suretiyle hile karıştırdıkları anlaşılmakla, 8 Ekim 2023 tarihinde yapılan Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Kongresi’nin ve bu kongrede alınan kararların iptaline karar verilmesi, kamu adına talep ve dava olunur.”
Öte yandan, CHP delegelerinden Özlem Erkan’ın başvurusu üzerine açılan davada İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde seçilen başkan ve yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, İl Başkanlığına geçici yönetim kurulu atanmasına karar vermişti….

SON DAKİKA HABERİ: Türkiye'de bir ilk! İnsansı robot nüfusa kaydettirildi: Festman artık Canikli

SON DAKİKA HABERİ: Türkiye’de bir ilk! İnsansı robot nüfusa kaydettirildi: Festman artık Canikli

Türkiye’de ilk kez bir insansı robot nüfusa kaydedildi. CANİKFEST Yapay Zekâ Yolculuğu için Samsun’a getirilen yapay zekâlı robot Festman, Canik İlçe Nüfus Müdürlüğü’nde işlemleri yapılarak “Festman Canik” adıyla fahri kimlik belgesi aldı. Samsun’un Canik Belediyesince düzenlenen Türkiye’nin en büyük yapay zekâ festivali “CANİKFEST Yapay Zekâ Yolculuğu” kapsamında dikkatleri üzerine çeken Festman, Samsun’u çok beğendiğini belirterek yürüyerek Canik İlçe Nüfus Müdürlüğü’ne geldi.
İlginizi Çekebilir
Burada İlçe Nüfus Müdürü İbrahim Kök tarafından karşılanan Festman Canik’e gişe işlemlerinin ardından fahri kimlik belgesi verildi.
Belgeyi takdim eden İlçe Nüfus Müdürü İbrahim Kök, “Festman ilçemize geldi, hoş geldi. Yapay zekâ üzerine yapılan projeyi destekliyoruz. Kendisini fahri olarak ilçemize aldık. Festman artık fahri olarak bir kardeşimiz oldu. Festman artık Canikli, hoş geldi sefa geldi” dedi.

Konya Bilim Merkezi’nin Çin’de ürettirdiği insansı robot, TÜBİTAK ve Canik Belediyesi iş birliğinde düzenlenen CANİKFEST Yapay Zekâ Yolculuğu şenliğine katılmak üzere 2 gün önce Samsun’a getirilmişti.
Merkez Bankası’nın kararı sonrası mevduat ve kredi faizleri hızla düşecek mi? Ekonomistler canlı yayında değerlendirdi
Faizsiz ev ve araç alımında yeni dönem! Bakan Kurum detaylarını açıkladı…

İBB, Türk Dünyası Belediyeler Birliği üyeliğinden ayrıldı

İBB, Türk Dünyası Belediyeler Birliği üyeliğinden ayrıldı

İBB Meclisi eylül ayı toplantılarının ikinci oturumu, Meclis 2. Başkanvekili Gökhan Gümüşdağ başkanlığında Saraçhane’deki belediye binasında gerçekleştirildi.
Mecliste, İBB’nin Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) üyeliğinden ayrılmasına ilişkin gündem maddesi görüşüldü.
Gündem maddesinde, “Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) üyeliğinin, üye olunan tarihten itibaren Belediyemiz faaliyetlerine beklenen katkıyı sağlayamamış olması nedeniyle anılan kuruluşa üyeliğin, söz konusu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ve kamu kaynaklarının verimli kullanılması ilkesi gereğince sona erdirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.” ifadelerine yer verildi.
İstanbul’da 30 yaş üstündeki öğrencilerin ulaşım indiriminden faydalanması için bazı şartlar getirildi
Maddenin görüşülmesi sırasında söz alan AK Parti’li Meclis Üyesi ve Hukuk Komisyonu Üyesi Muhammet Kaynar, İBB’nin tasarrufu gerekçe göstererek, Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) üyeliğinden ayrılacağını söyledi.
Kaynar, İBB’nin hesaplarını 6 yıldır inceleyen Denetim Komisyonu Başkanı ve üyesi olarak görev yaptığını belirterek, şunları kaydetti:
“Onlarca, yüzlerce büyükşehir belediyesinin israf, usulsüzlük dosyalarına şahit oldum. Yurt dışı gezileri, saray kiralamaları, gazetecilerle Roma gezileri, konserler, festivaller, yemeli, içmeli lüks mekan… İçine düşürüldüğü usulsüzlük ve yolsuzluk konularıyla ilgili tasarrufu aklından bile geçirmeyen İBB, maalesef gönül coğrafyamızın büyük çoğunluğunun üyesi olduğu Türk Dünyası Belediyeler Birliğinden ayrılıyoruz. Gerekçesi neymiş? Tasarrufmuş. Bence tasarrufu, bu konserlerden, festivallerden, yemeli, içmeli toplantılardan yapsanız, 10 kere böyle bir Birliğe üye olmanın masraflarından daha az masraf yapılmış olur.”
Kaynar, “Cumhuriyet Halk Partisi anlayışının bizim gönül coğrafyamızla bugüne kadar aramıza ne tür duvarlar ördüğüne biz şahidiz. Ancak son yıllarda özellikle TİKA sayesinde bu gönül coğrafyamızdaki birçok topluluklarla ülkemiz arasında bir bağ kuruldu. Bu bağı güçlendirmek yerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi, maalesef bu bağı yok etmeye yönelik bir adım atıyor. Bu karar yanlıştır. Bu kararın siyasi bir aklı yoktur.” ifadelerini kullandı.
Rozetleri Erdoğan taktı: Seydişehir ve Emirgazi Belediye Başkanları AK Parti’ye katıldı
CHP’li Meclis Üyesi ve Hukuk Komisyonu Başkanı Melendiz Dalyan İzgi ise, “Bizim Türk Dünyası Belediyeler Birliğiyle ilgili hiçbir problemimiz yok. Türk Dünyası Birliğine tabii ki saygı duyuyoruz, tabii ki biz de bir parçasıyız. Ancak şu bir gerçek ki ne zaman ki bu Belediyeler Birliğinin faaliyetleri aktif, doğru bir şekilde işletilir her zaman için tekrardan üye olunabilir. Önümüzde bir engel yok.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, İBB’nin Türk Dünyası Belediyeler Birliği üyeliğinden ayrılması AK Parti’nin “hayır” oyuna karşılık oy çokluğuyla kabul edildi….

Reklam
İstanbul'da 30 yaş üstündeki öğrencilerin ulaşım indiriminden faydalanması için bazı şartlar getirildi

İstanbul’da 30 yaş üstündeki öğrencilerin ulaşım indiriminden faydalanması için bazı şartlar getirildi

İBB Meclisi eylül ayı toplantılarının ikinci oturumu, Meclis 2. Başkanvekili Gökhan Gümüşdağ’ın başkanlığında Saraçhane’deki belediye binasında yapıldı.
Meclis’te, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin, İBB Meclisinin 11 Temmuz 2024’teki oturumunda aldığı 30 yaşından gün almış öğrencilerin toplu ulaşımda kullandıkları öğrenci kartlarındaki indirim oranının yüzde 10’a düşürülmesine ilişkin kararını iptal etmesi görüşüldü.
Bu kapsamda, “Ulaşımda İstanbulkart Yönetmeliği Revizesi” gündem maddesinde, “30 yaşından gün almış öğrencilere mevzuat çerçevesinde belirlenen ‘Tam İstanbulkart’, ‘Aylık Tam Mavi Kart’ ve ‘Tam Aktarma’ bedellerinin yüzde 10 oranı kadar indirim uygulanır.” maddesinde ısrar edildi.
İlginizi Çekebilir
E-DEVLET ÇIKTISIYLA KANITLANACAK
Yönetmelik revizesinde, 30 yaşından gün almış, yüksek lisans ve üstü eğitim gören üniversite öğrencilerine ilişkin, “Aktif şekilde eğitim gördüklerini ve SGK bünyesinde çalışan veya iş yeri sahibi, ortağı olarak tescil kaydına sahip olmadıklarını (e-devlet çıktısıyla) kanıtlamaları durumunda 30 yaşın altındaki öğrencilere sağlanan indirimden yararlanır.” şartı getirildi.
AK Parti Grubu’nun yönetmelik revizesindeki karara gündem maddesinde koyduğu şerhte, “Alınan kararla, öğrenci statüsüne sahip kişilere sağlanan indirim hakkının 30 yaş ve üzerindeki öğrenciler açısından sadece yüksek lisans ve üstü eğitim görenlerle şarta bağlı olarak sınırlandırılması, 30 yaş üstü lisans öğrencilerinin öğrenci indiriminden faydalandırılmamasının eşitlik ilkesine ve hukuka aykırı olması, bu konuda alınan İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 2025/798 numaralı kararının tam olarak uygulanmaması, ayrıca belirli kesimlerin indirimli ve ücretsiz faydalanma haklarının kaldırılması sebebiyle karara katılmıyoruz.” ifadelerine yer verildi.

Meclis’te yapılan oylamada, “Ulaşımda İstanbulkart Yönetmeliği Revizesi” gündem maddesi, AK Parti Grubu’nun “hayır” oyuna karşılık oy çokluğuyla kabul edildi….

Mühendis Başak kayınpederi tarafından öldürüldü! Katilden pişkin sözler: Bir anlık gözüm döndü

Mühendis Başak kayınpederi tarafından öldürüldü! Katilden pişkin sözler: Bir anlık gözüm döndü

Milli Savunma Bakanlığı Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı 5’inci Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü’nde sivil memur olarak görev yapan yüksek mühendis Başak Gürkan Arslan, önceki gün konuşmak için boşanma aşamasındaki eşi Barış Arslan ile birlikte eve gelen kayınpederi Kudret Arslan tarafından aralarında çıkan tartışmada 5 yaşındaki kızının gözü önünde bıçaklanarak öldürüldü. Kudret Arslan ile oğlu Barış Arslan, Ankara Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanarak Sincan Cezaevine gönderildi.
İlginizi Çekebilir
KUDRET ARSLAN: OĞLUM BİR ŞEY YAPMADI
Kudret Arslan, savcılıktaki ifadesinde, olay günü mal paylaşımı noktasında tartışma yaşadıklarını, oturdukları müstakil evi Başak Gürkan Arslan’a vermek istemediğini söyledi. Kudret Arslan ayrıca, olaydan önce mal paylaşımını konuşmak için önce gelininin ailesinin evine gittiğini ve orada da Başak’ın babası Cemal Gürkan ile tartıştıklarını ifade etti. Oğlunun hiçbir şey yapmadığını ileri süren Kudret Arslan, “Başak’ı oğlumu aldattığı için öldürdüm. Bir anlık gözüm döndü. Namusumu temizledim” dedi.
İşte İzmir’de 2 polisi şehit eden E.B’nin cep telefonu ve bilgisayarından çıkanlar!
‘MALLAR KENDİLERİNE GEÇSİN DİYE YAPIYORLAR’
Başak Gürkan Arslan’ın ailesinin avukatı Alperen Bektaş, tarafların anlaşmalı olarak boşanacaklarını ve boşanma duruşmasına 14 gün kala müvekkilinin öldürüldüğünü söyleyerek, “Taraflar arasında herhangi bir tazminat, hak alacak talebi bulunmamaktaydı. Başak Hanım kendisi için de herhangi bir nafaka isteğinde bulunmamıştı. Böyle bir tazminat ya da nafaka, hak ve alacak talebi yoktu. Yalnızca çocuğun giderleri için 500-600 TL gibi bir nafaka talebi bulunmaktaydı. Karşı taraf beyanlarında, Başak Hanım’ın evlilik içinde kusurlu olduğunu ifade ediyor. Asla kabul etmemekle birlikte yaptıkları iğrenç bir davranış; bizim için sapkın bir zihniyetin de göstergesi. Evlilik içinde edilmiş malların kendilerine geçmesi için yapılan, gerçekten son derece sağlıksız bir ruhun sonucu diyebilirim” ifadelerini kullandı.

‘TEK BİR BIÇAK DARBESİYLE ÖLDÜRÜLMEDİ’
Avukat Bektaş ayrıca, “Başak Hanım’ın arkadaşları ve yakın çevresi tarafından da Başak Hanım’ın daha önceden evlilik içerisinde Barış Bey’in şiddetine uğradığı tarafımıza söylendi. Ne olursa olsun, her ne sebeple olursa olsun, herhangi bir şekilde, herhangi bir insanın yaşam hakkının elinden alınmasının hiçbir haklı sebebi olamaz. Onların şu an savunma hakkı varsa ki buna kimse itiraz edemez; benim müvekkilimin de yaşam hakkı vardı. Bunun elinden alınmasının hiçbir hafifletici nedeni de olamaz” diye konuştu.
Faizsiz ev ve araç alımında yeni dönem! Bakan Kurum detaylarını açıkladı
Karşı tarafın yaptığı eylemin sadece bir cinnet durumu olmadığını, planlayarak yapılan bir eylem olduğunu söyleyen Bektaş, “Başak Hanım tek bir bıçak darbesiyle öldürülmedi. Yalnızca bir boğaz kesiğiyle değil, Başak Hanım’ın vücudunda birden fazla bıçak darbesi bulunmakta. Kişilerin en ağır cezayı alması, adaletin yerini en doğru şekilde bulması için de elimizden ne geliyorsa var gücümüzle çalışacağız” dedi….

İşte İzmir'de 2 polisi şehit eden E

İşte İzmir’de 2 polisi şehit eden E.B’nin cep telefonu ve bilgisayarından çıkanlar!

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 2 polisin şehit olduğu, 2’si polis 3 kişinin yaralandığı Balçova Polis Merkezi’ne düzenlenen silahlı saldırıyla ilgili başlattığı soruşturma sürüyor. Edinilen bilgilere göre, saldırıyı gerçekleştiren E.B’nin cep telefonu ve bilgisayarındaki “dijital ayak izi”nde inceleme yapıldı. E.B’nin sosyal medyada çeşitli terör örgütleriyle bağlantılı hesapları takip ettiği, ideoloji ve saldırı videolarını izlediği, silahlı terör örgütü DEAŞ’ın ideolojisini benimsediği tespit edildi.
EL YAPIMI PATLAYICI HAZIRLAMA VİDEOLARI
Saldırıyı da izlediği videolardan yola çıkarak tasarlayan E.B’nin, internette el yapımı patlayıcı hazırlama videolarını izleyerek içinde “torpil” olan patlayıcılar yaptığı, yakalanmadan kısa süre önce de bu patlayıcıları kullandığı belirlendi.

Sosyal medya hesabından saldırıyı gerçekleştireceğine dair paylaşımda bulunduğu da tespit edilen E.B’nin, saldırıyı bir terör örgütünden aldığı talimatla yaptığına yönelik bulguya şu ana kadar rastlanılmadı.
İzmir’de 2 polisi şehit eden saldırganın dedesi konuştu: Ben bittim
BABASIYLA ATIŞ TALİMİ YAPMIŞ
E.B’nin babası N.B’nin uzun yıllardır av merakı olduğu, ruhsatlı iki tüfek sahibi babasının oğlunu da küçük yaşlardan beri ava götürdüğü, saldırganın silah kullanmayı N.B’den öğrendiği, baba ve oğlunun İzmir’in Urla ve Karaburun’daki alanlarda atış talimi ve avcılık yaptığı bilgisine ulaşıldı.
SON ZAMANLARDA İÇİNE KAPANMIŞ
Lise öğrencisi E.B’nin yaklaşık 1 yıldır içine kapanarak sapkın düşüncelere yöneldiği, ailesi ve çevresinin bu durumu fark ettiği ancak yetkili makamlara herhangi bir başvuru yapılmadığı belirlendi. Baba N.B, emniyetteki ifadesinde, çocuğunun ruh halinin son 8 ayda değiştiğini, içine kapanarak sapkın fikirlere yöneldiğini anlattı.
2 polisi şehit eden saldırgan ‘Yalnız Kurt’ mu? Dünyaya yayıldı: ‘Tam da bu yaşlarda başlar’

Anne A.B. de oğlunun terör örgütlerinin videolarını izlediğini fark ettiğinde “Seni polise söyleyeceğim” dediğini ancak sorunu kendi içlerinde çözmeye çalıştıklarına ifadesinde yer verdi.
2 polisi şehit eden saldırganın odası görüntülendi! Eyleme böyle hazırlanmış

11 ŞÜPHELİNİN İŞLEMLERİ SÜRÜYOR
Saldırının ardından yaralı olarak gözaltına alınan E.B’nin hastanedeki tedavisi devam ederken, olaya ilişkin İzmir’in yanı sıra İstanbul, Ankara, Şanlıurfa ve Kocaeli’de gözaltına alınan şüphelilerden 1’inin İran, 4’ünün Suriye uyruklu olduğu, 11 şüphelinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Şüphelilerin saldırganla sosyal medyada etkileşim halinde olduğu saptandı.

OLAY
Balçova’da 8 Eylül’de Salih İşgören Polis Merkezi’ne E.B. tarafından pompalı tüfekle düzenlenen saldırıda 1. sınıf emniyet müdürü polis başmüfettişi Muhsin Aydemir ve polis memuru Hasan Akın şehit olmuş, polis memurları Ömer Amilağ ve Murat Dağlı ile 1 vatandaş yaralanmıştı. Saldırgan E.B. de çıkan çatışmada yaralı olarak etkisiz hale getirilmişti.
Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 27 şüpheliden yaşları 18’den küçük 16’sı, İzmir Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğündeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmiş, savcılıktaki ifade işlemleri sonrası serbest bırakılmıştı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, “Suça sürüklenen çocuklar ifade alma işlemleri sonrası kendilerine 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun ‘Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler’ başlıklı kısmının 5. maddesinde yer alan tedbirlerden eğitim tedbiri, danışmanlık tedbiri ve sosyal medya kullanımı eğitimi tedbiri uygulanmak suretiyle serbest bırakılmışlardır.” ifadeleri kullanılmıştı….

Reklam
İzmir'deki cinayette caninin cezası belli oldu! Katilin savunması isyan ettirdi

İzmir’deki cinayette caninin cezası belli oldu! Katilin savunması isyan ettirdi

Olay, 8 Mart 2024’te saat 23.30 sıralarında Konak ilçesinde, Konak Üst Geçidi yakınlarında meydana geldi. Aynı yemek şirketinde çalışan Oya Taran ile kızı İlayda Alkan, ‘Dünya Kadınlar Günü’ nedeniyle gittikleri eğlence mekanında dönerken dinlemek için bir banka oturdu. Burada Oya Taran ile kızı İlayda Alkan, bir hastanede veri giriş memuru olan Yunus Yılmaz’ın bıçaklı saldırısına uğradı.
İlginizi Çekebilir
Yaşanan arbedede anne ve kızı vücutlarının çeşitli yerlerinden, Yunus Yılmaz da bacağından yaralandı. Çevredekilerin ihbarıyla bölgeye gelen sağlık ekipleri, anne ile kızını, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdü. Tedaviye alınan yaralılardan İlayda Alkan, kurtarılamadı. İlayda Alkan, olaydan bir gün sonra Torbalı ilçesindeki Ayrancılar Mezarlığı’nda toprağa verildi. Hastanedeki tedavisinin ardından gözaltına alınan Yılmaz, Cinayet Büro Amirliği’ne götürüldü. Yunus Yılmaz, ilk ifadesinde alkollü olduğunu ve tartışmanın nedenini hatırlamadığını söyledi. Yılmaz, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.
İşte İzmir’de 2 polisi şehit eden E.B’nin cep telefonu ve bilgisayarından çıkanlar!

‘HANGİ KADININ BENİ BIÇAKLADIĞINI HATIRLAMIYORUM’
Yunus Yılmaz hakkında İzmir 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘Kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve ‘Kadına yönelik kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. İddianamede, sanık Yılmaz’ın da ifadesine yer verildi. Alkollü bir mekanda arkadaşlarıyla beraber içki içtikten sonra eve gitmek üzere otobüs durağına doğru yürüdüğünü hatırladığını belirten Yılmaz, “Yürüdüğüm esnada bankta oturan 2 kadın gördüm. Yanlarına doğru gittim. Ancak ne sebeple gittiğimi hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey; kadınların yanına yaklaştığımda birinin beni sağ bacağımdan bıçaklaması oldu. Ancak hangi kadının beni bıçakladığını hatırlamıyorum. Sonrasında montumun cebinde taşıdığım bıçağı alarak kendimi korumak amacıyla karşımdakilere salladım. İsabet ettirip, ettirmediğimi hatırlamıyorum. Sonrasında yürüyerek biraz uzaklaştım ve sonrasını hiç hatırlamıyorum. Kendime geldiğinde ambulansın içindeydim. Üstümde bıçak taşımamın sebebi ise olaydan 2-3 ay önce gasbedilmemdi. Bu olaydan dolayı kendimi savunmak amacıyla bıçak taşımaya başladım” dedi.
Diyarbakır’da feci olay! Yerde yatan keçiye dokunan Pervin can verdi
Davanın 3’üncü duruşması, dün görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Yunus Yılmaz, İlayda Alkan’ın annesi Oya Taran, babası Rıza Alkan ile taraf avukatları katıldı. Sanık Yunus Yılmaz, savunmasında kendini korumak amacıyla karşılık verdiğini söyledi.
Söz verilen İlayda Alkan’ın annesi Oya Taran ve babası Rıza Alkan ise sanık Yılmaz’a en ağır cezanın verilmesini istedi. Ardından mahkeme heyeti kararını açıklayıp, sanık Yunus Yılmaz’a, İlayda Alkan’ı öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Oya Taran’ı yaralama suçundan ise 18 yıl hapis cezası verdi.
Rozetleri Erdoğan taktı: Seydişehir ve Emirgazi Belediye Başkanları AK Parti’ye katıldı…

8 Mart’ta işlenen vahşet! Katilin savunması kan dondurdu: ‘İsabet ettirip, ettirmediğimi hatırlamıyorum’

8 Mart’ta işlenen vahşet! Katilin savunması kan dondurdu: ‘İsabet ettirip, ettirmediğimi hatırlamıyorum’

Olay, 8 Mart 2024’te saat 23.30 sıralarında Konak ilçesinde, Konak Üst Geçidi yakınlarında meydana geldi. Aynı yemek şirketinde çalışan Oya Taran ile kızı İlayda Alkan, ‘Dünya Kadınlar Günü’ nedeniyle gittikleri eğlence mekanında dönerken dinlemek için bir banka oturdu. Burada Oya Taran ile kızı İlayda Alkan, bir hastanede veri giriş memuru olan Yunus Yılmaz’ın bıçaklı saldırısına uğradı.
İlginizi Çekebilir
Yaşanan arbedede anne ve kızı vücutlarının çeşitli yerlerinden, Yunus Yılmaz da bacağından yaralandı. Çevredekilerin ihbarıyla bölgeye gelen sağlık ekipleri, anne ile kızını, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdü. Tedaviye alınan yaralılardan İlayda Alkan, kurtarılamadı. İlayda Alkan, olaydan bir gün sonra Torbalı ilçesindeki Ayrancılar Mezarlığı’nda toprağa verildi. Hastanedeki tedavisinin ardından gözaltına alınan Yılmaz, Cinayet Büro Amirliği’ne götürüldü. Yunus Yılmaz, ilk ifadesinde alkollü olduğunu ve tartışmanın nedenini hatırlamadığını söyledi. Yılmaz, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.
İşte İzmir’de 2 polisi şehit eden E.B’nin cep telefonu ve bilgisayarından çıkanlar!

‘HANGİ KADININ BENİ BIÇAKLADIĞINI HATIRLAMIYORUM’
Yunus Yılmaz hakkında İzmir 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘Kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve ‘Kadına yönelik kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. İddianamede, sanık Yılmaz’ın da ifadesine yer verildi. Alkollü bir mekanda arkadaşlarıyla beraber içki içtikten sonra eve gitmek üzere otobüs durağına doğru yürüdüğünü hatırladığını belirten Yılmaz, “Yürüdüğüm esnada bankta oturan 2 kadın gördüm. Yanlarına doğru gittim. Ancak ne sebeple gittiğimi hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey; kadınların yanına yaklaştığımda birinin beni sağ bacağımdan bıçaklaması oldu. Ancak hangi kadının beni bıçakladığını hatırlamıyorum. Sonrasında montumun cebinde taşıdığım bıçağı alarak kendimi korumak amacıyla karşımdakilere salladım. İsabet ettirip, ettirmediğimi hatırlamıyorum. Sonrasında yürüyerek biraz uzaklaştım ve sonrasını hiç hatırlamıyorum. Kendime geldiğinde ambulansın içindeydim. Üstümde bıçak taşımamın sebebi ise olaydan 2-3 ay önce gasbedilmemdi. Bu olaydan dolayı kendimi savunmak amacıyla bıçak taşımaya başladım” dedi.
Diyarbakır’da feci olay! Yerde yatan keçiye dokunan Pervin can verdi
Davanın 3’üncü duruşması, dün görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Yunus Yılmaz, İlayda Alkan’ın annesi Oya Taran, babası Rıza Alkan ile taraf avukatları katıldı. Sanık Yunus Yılmaz, savunmasında kendini korumak amacıyla karşılık verdiğini söyledi.
Söz verilen İlayda Alkan’ın annesi Oya Taran ve babası Rıza Alkan ise sanık Yılmaz’a en ağır cezanın verilmesini istedi. Ardından mahkeme heyeti kararını açıklayıp, sanık Yunus Yılmaz’a, İlayda Alkan’ı öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Oya Taran’ı yaralama suçundan ise 18 yıl hapis cezası verdi.
Rozetleri Erdoğan taktı: Seydişehir ve Emirgazi Belediye Başkanları AK Parti’ye katıldı…

Son dakika..

Son dakika… AK Parti’li Çelik: İsrail’den gelen saldırı tehditlerinin bizde hükmü yok

AK Parti Sözcüsü Çelik’in açıklamalarından satır başları şöyle;1. maddemiz Gazze gündemidir. Eğitim öğretim yılının açılmasıyla birlikte orada bombalanan, ölen çocuklara dikkat çekmek için Gazzeli çocukların insanlık trajedisine dikkat çekmek için gençlik kollarımız bir etkinlik gerçekleştirdi.
Gelinen nokta soykırım şebekesinin, başından beri söylüyoruz, ‘İsrail’in kendini savunma hakkı’ diye konuşuyoruz, onları çok zor duruma düşürecek diye. Bu saldırganlık Suriye, Lübnan, İran, Yemen’e yayıldığı gibi son olarak dost, kardeş ülke Katar’a saldırı gerçekleşmiştir.İsrail soykırım şebekesi Hamas’ın barıştan yana olmadığını söylüyordu. Ne zaman Hamas müzakere için dünyadan çağrı yapılsa buna olumlu yanıt verdi. Soykırım şebekesi Hamas’ın bundan uzak durduğunu söyledi.
Rozetleri Erdoğan taktı: Seydişehir ve Emirgazi Belediye Başkanları AK Parti’ye katıldı
Hamas müzakere heyeti bu şartları konuşmak üzere bir toplantı kararı almıştı. Barış, müzakere için yapılan bu toplantı Katar’da hedef aldı. Soykırım şebekesinin hiçbir kural tanımadığını, sinsi yaklaşımlar içerisinde olduğunu göstermiştir.İsrail’in saldırganlığı, barbaca terör eylemi, barış isteyen ateşkes isteyen bütün ülkeler saldırı. Netanyahu şebekesi durdurulmadan, hukuk önünde yargılanmadan diğer konuların konuşulamayacağı net bir şekilde görülmüştür. Tek çözüm bu şebekenin yargılanması olduğu görülmüştür.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Terörsüz Türkiye konusundaki bütün çalışmalarımızı hassasiyet ile yürütüyoruz. Cumhur ittifakı olarak bu iradeyi canlı tutuyor ve gereken çalışmaları yapıyoruz. Sabotajları da bütünüyle takip ediyoruz. Birilerinin PKK’nın feshi dışında bir gündeme kaydırmaya çalışmasına müsaade etmeyeceğiz. Gündem silah bırakılması, silahların yakılmasıdır. Birilerinin burayı enfekte etmesine, odak kaybı oluşturmasına. Odak bellidir, gündem bellidir. Bir devlet politikası olarak ilgili kurumlar üzerine düşeni yapmaktadır. Yapılmak istenileni de görüyoruz. Silah bırakma sürecini saptırmaya dönük yaklaşımları yakından takip ediyoruz. Bunlara dönük yapılacak değerlendirmeler vardır ama esas mesele polemiklerle vakit kaybetmemektir.
Türkiye milli güvenlik politikalarından vazgeçiş değildir. Terör devletçikleri oluşturmak isteyen ülkelerin bir takım karanlık merkezlerin faaliyetlerini de görüyoruz. Ajandamızı net tutarak, siyasi dilimizi bu enfeksiyonlardan koruyarak cevap vereceğiz.Terörün feshi için atılan adımların devam etmesi gerekiyor. Parti olarak OVP’deki unsurları yakından değerlendiriyoruz. Kapsamlı bir program. Bunun unsurları ile ilgili çalışmalar yapmaktayız.
Merkez Bankası’nın faiz kararı belli oldu
SORU-CEVAP
İsrail, Türkiye’ye saldırmaya cüret eder mi?
Türkiye’ye şurası saldıracak burası saldıracak gibi gündemleri dikkate almamak lazım. Türkiye kudretli bir ülkedir. Şu gazeteci bu gazeteci bir şey söylemiş; bunları değerlendirmek bile zaman kaybı. Bu kişilere gerektiğinden fazla alan almak gibi sonuç doğuruyor. Bunların hepsi yok hükmündedir. Bu şer şebekelerinin bizi övmesi halinde bu bizim için alarm durumudur. Bunları konuşmak yerine Türkiye’nin bölge barışı için attığı adımları konuşmak daha iyi yaklaşım olacaktır. Tarih boyunca ülkemiz birçok kez tehdit edildi. Bu tehditlere verilen tarihi cevaplardan biri Atatürk’ün ‘Geldikleri gibi giderler’ sözüdür. Diğeri de Cumhurbaşkanımızın “Bir gece ansızın geliriz’ sözüdür. Önemli olan kimin olumsuz söz söylediği değil Türkiye’nin ne yaptığıdır.
Benim önerim Türkiye’yi şu tehdit etti ya da şurası hedef gösterildi konuşmak yerine, Türkye’nin barış için attığı adımları konuşmak daha doğru olacak.Türkiye kimsenin düşmanı değildir, tehdit değildir. Ama düşmanlık edene Türkiye her türlü kudretli cevabı verecektir.
CHP’NİN KURULTAY DAVASI
Şimdiye kadar yaptığımız çağrılara rağmen, hatta sağduyulu bazı CHP’lilerin çağrısına rağmen Özgür Özel bu meseleyle yüzleşmekten geri duruyor. Meseleyi de kendileri ile AK Parti arasında bir süreçmiş gibi davranıyorlar. Bizim bu iddialardan haberimiz yoktu. medyanın da yoktu. Bu iddiaları ilk dile getirenler CHP’liler. Bir takım skandallarla bir takım usulsüzlüklerle hareket ettiklerini söylediler. Bu iddialarla ilgili olarak CHP’de belediye başkanlığı yapmış kişiler suç duyurusunda bulundular. Bu mesele CHP içindeki tartışmalarla ortaya çıktı. Bu iddiaları biz CHP’lilerden duyduk. Bunlar ortaya çıktıktan sonra CHP’lier gidip yargıya başvurdu ve bu süreçleri inceledi. Yargıya zemin teşkil eden konular CHP’lilerin suç duyurusu ile ortaya çıkan konular. Burada hiçbir AK Partilinin şikayeti yok.
Sizin il başkanlarınız, yöneticileriniz diyor ki çürüme var, yolsuzluk var diyor. Bunu önünüze alıp tartışacaksınız. Yaptıkları bir örtbas etme faaliyetidir. CHP’li arkadaşlarınız tarafından dile getirilenlerle ilgili ne diyorsunuz, bir şey söyleyin. Bunun hiçbir tarafında biz yokuz. Meseleyi doğru yere koyalım. En büyük haksızlık milletimize yapılıyor: CHP siyaset kurumunun kendi arkadaşları tarafından dile getirilen kirlilikle mücadele edeceğine vatandaşı sokağa çağırıyor. Bir grup usulsüzlük yapmışsa bu sivil siyasetin güvenliğini tehlikeye atan bir durumdur. Partilerin içinin yozlaştırılarak tehdit edilmesine müsaade etmemeliyiz. CHP’ye oy veren vatandaşlarımıza da haksızlık yapılıyor.
Merkez Bankası’nın kararı sonrası mevduat ve kredi faizleri hızla düşecek mi? Ekonomistler canlı yayında değerlendirdi
Can Holding’e operasyon: Habertürk ve Show TV’ye el konuldu…

Reklam
İzmir'deki karakol saldırısında yeni detaylar: Babasıyla atış talimi yapmış

İzmir’deki karakol saldırısında yeni detaylar: Babasıyla atış talimi yapmış

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 2 polisin şehit olduğu, 2’si polis 3 kişinin yaralandığı Balçova Polis Merkezi’ne düzenlenen silahlı saldırıyla ilgili başlattığı soruşturma sürüyor.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, saldırıyı gerçekleştiren E.B’nin cep telefonu ve bilgisayarındaki “dijital ayak izi”nde inceleme yapıldı.

E.B’nin sosyal medyada çeşitli terör örgütleriyle bağlantılı hesapları takip ettiği, ideoloji ve saldırı videolarını izlediği, silahlı terör örgütü DEAŞ’ın ideolojisini benimsediği tespit edildi.

Saldırıyı da izlediği videolardan yola çıkarak tasarlayan E.B’nin, internette el yapımı patlayıcı hazırlama videolarını izleyerek içinde “torpil” olan patlayıcılar yaptığı, yakalanmadan kısa süre önce de bu patlayıcıları kullandığı belirlendi.

Sosyal medya hesabından saldırıyı gerçekleştireceğine dair paylaşımda bulunduğu da tespit edilen E.B’nin, saldırıyı bir terör örgütünden aldığı talimatla yaptığına yönelik bulguya şu ana kadar rastlanılmadı.
BABASIYLA ATIŞ TALİMİ YAPMIŞ
E.B’nin babası N.B’nin uzun yıllardır av merakı olduğu, ruhsatlı iki tüfek sahibi babasının oğlunu da küçük yaşlardan beri ava götürdüğü, saldırganın silah kullanmayı N.B’den öğrendiği, baba ve oğlunun İzmir’in Urla ve Karaburun’daki alanlarda atış talimi ve avcılık yaptığı bilgisine ulaşıldı.

SON ZAMANLARDA İÇİNE KAPANMIŞ
Lise öğrencisi E.B’nin yaklaşık 1 yıldır içine kapanarak sapkın düşüncelere yöneldiği, ailesi ve çevresinin bu durumu fark ettiği ancak yetkili makamlara herhangi bir başvuru yapılmadığı belirlendi.
Baba N.B, emniyetteki ifadesinde, çocuğunun ruh halinin son 8 ayda değiştiğini, içine kapanarak sapkın fikirlere yöneldiğini anlattı.

Anne A.B. de oğlunun terör örgütlerinin videolarını izlediğini fark ettiğinde “Seni polise söyleyeceğim” dediğini ancak sorunu kendi içlerinde çözmeye çalıştıklarına ifadesinde yer verdi.

11 ŞÜPHELİNİN İŞLEMLERİ SÜRÜYOR
Saldırının ardından yaralı olarak gözaltına alınan E.B’nin hastanedeki tedavisi devam ederken, olaya ilişkin İzmir’in yanı sıra İstanbul, Ankara, Şanlıurfa ve Kocaeli’de gözaltına alınan şüphelilerden 1’inin İran, 4’ünün Suriye uyruklu olduğu, 11 şüphelinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.
Şüphelilerin saldırganla sosyal medyada etkileşim halinde olduğu saptandı.
OLAY
Balçova’da 8 Eylül’de Salih İşgören Polis Merkezi’ne E.B. tarafından pompalı tüfekle düzenlenen saldırıda 1. sınıf emniyet müdürü polis başmüfettişi Muhsin Aydemir ve polis memuru Hasan Akın şehit olmuş, polis memurları Ömer Amilağ ve Murat Dağlı ile 1 vatandaş yaralanmıştı. Saldırgan E.B. de çıkan çatışmada yaralı olarak etkisiz hale getirilmişti.
Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 27 şüpheliden yaşları 18’den küçük 16’sı, İzmir Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğündeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmiş, savcılıktaki ifade işlemleri sonrası serbest bırakılmıştı.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, “Suça sürüklenen çocuklar ifade alma işlemleri sonrası kendilerine 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun ‘Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler’ başlıklı kısmının 5. maddesinde yer alan tedbirlerden eğitim tedbiri, danışmanlık tedbiri ve sosyal medya kullanımı eğitimi tedbiri uygulanmak suretiyle serbest bırakılmışlardır.” ifadeleri kullanılmıştı.