BIST 100
13.981,05 -1,90%
DOLAR
47,1588 0,14%
EURO
53,9628 0,02%
GRAM ALTIN
6.093,03 1,19%
FAİZ
41,49 0,95%
GÜMÜŞ GRAM
84,84 0,83%
BITCOIN
64.733,00 0,12%
GBP/TRY
63,4890 -0,20%
EUR/USD
1,1439 -0,03%
BRENT
88,10 4,59%
ÇEYREK ALTIN
9.962,10 1,19%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
25 °
Reklam

SİYASET

Ankara'daki CHP İstanbul İl Kongresi iptali talebi reddedildi

Ankara’daki CHP İstanbul İl Kongresi iptali talebi reddedildi

Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP’nin 8 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirilen İstanbul İl Kongresi’nin iptali istemiyle açılan davayı usulden reddetti. İstinaf yolunun açık olduğu belirtildi.
Son dakika! Can Holding’e operasyon: Habertürk ve Show TV’ye el konuldu
Detayları CNN Türk Muhabiri Paşa Alyurt aktardı;
“CHP İstanbul İl Kongresi davasında, Ankara’daki mahkeme, CHP İstanbul İl Kongresi iptal talebini reddetti.Ayrıca CHP 38. Olağan Kurultayı’nın iptali talebi de reddedildi.
Bu dava, bugün saat 12:00’de başladı. Süreçle ilgili olarak özellikle iki delege, o dönem Cumhuriyet Halk Partisi delegesi olan ve daha sonra partiden ihraç edilen isimler, Savaş Aras ve Levent Çelik tarafından açıldı.
Bu davada özellikle İstanbul 38. Olağan İl Kongresi’nin iptali talebi gündeme geldi. Bunun dışında, 4-5 Kasım’da gerçekleşen 38. Olağan Kurultay’ın iptali talebiyle de dava açılmıştı.
Geçtiğimiz günlerde Özlem Erkan da Ankara 3. Asli Hukuk Mahkemesi’ne bir başvuruda bulunmuştu. Ancak bu başvurudaki süreç, İstanbul’daki hukuk mahkemesine yönlendirilmişti.
Bugünkü davada ne oldu? Dava birleşecek mi, yoksa ayrı mı devam edecek? Merak edilirken, Ankara 3. Asli Hukuk Mahkemesi, iptal talebini reddetti.
Olağan İl Kongresi’nin iptali talebiyle açılan dava, Ankara 3. Asli Hukuk Mahkemesi tarafından reddedildi. Kurultay ile ilgili talep ise hâlihazırda devam eden dava sürecine işaret edilerek, teknik anlamda iptal talebinin reddedildiği belirtildi. Bu süreçte, 15 Eylül’deki dava süreci özellikle vurgulandı.
Özetle, iki önemli karar çıktı:
Olağan İl Kongresi’nin iptali talebi, Savaş Aras ve Levent Çelik tarafından açılmıştı. Bu talep reddedildi.
Kurultay süreciyle ilgili iptal talebi, 15 Eylül’de devam eden dava sürecine işaret edilerek reddedildi.”
Sıradaki hedef Türkiye mi? İsrailli uzmandan Netanyahu’ya uyarı: Tek gözü açık uyu!
Ankara’da 4.1 büyüklüğünde deprem! Naci görürden uyarı: 7’ye varan deprem üretebilir…

Karşıyaka'da 6 aydır maaş alamayan işçiler iş bıraktı, sokaklar çöplerle doldu

Karşıyaka’da 6 aydır maaş alamayan işçiler iş bıraktı, sokaklar çöplerle doldu

Karşıyaka Belediyesi’nde grev krizi büyüyor. Maaşlarını alamayan yüzlerce işçi iş bırakınca, ilçede çöpler toplanmadı. Çöp yığınlarından yayılan pis koku mahalleliyi isyan ettirdi. “Sinek ve fareler çıkmaya başladı” diyen vatandaşlar acil çözüm bekliyor.
Son dakika! Can Holding’e operasyon: Habertürk ve Show TV’ye el konuldu
KARŞIYAKA ÇÖPLÜĞE DÖNDÜ
İzmir’de Karşıyaka Belediyesi’nde DİSK Genel-İş 10 Nolu Şube üyesi ve Kent A.Ş. ve Personel A.Ş.’de çalışan işçiler, maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle ana şantiye ve temizlik işleri şantiyesinde iş bırakınca ilçede çöpler toplanmadı. Grev nedeniyle bazı sokaklarda yığınlar oluştu.
Karşıyaka Belediyesi’nde DİSK Genel-İş 10 Nolu Şube üyesi ve 35 gündür eylemde olan Kent A.Ş. ve Personel A.Ş.’de çalışan işçiler, dün sabah ana şantiye ve temizlik işleri şantiyesinde iş bıraktıklarını duyurdu. Maaş ve geriye dönük TİS haklarını alamadıklarını söyleyen DİSK Genel-İş 10 Nolu Şube temsilcileri ve 580 Kent A.Ş. işçisi 6 aydır maaşını almadıklarını, bin 200 çalışanı olan Personel A.Ş şirketi çalışanları ise temmuz ayının yüzde 36’sını alıp geri kalanının ödemediğini belirtti.
İşçilerin iş bırakma eylemi nedeniyle Karşıyaka’nın işlek cadde ve sokaklarında çöp yığınları oluştu. Biriken çöplerden ve oluşan kötü kokudan ise vatandaş rahatsızlık duydu.

Son dakika… KYK yurt yerleştirme sonuçları açıklandı
‘BİR ÇÖZÜM BULUNMALI’
İzmir’de yaşayan Oğuz Ayhan (46), “Normalde buralar temiz olurdu, çöpler toplanırdı. Ancak işçiler grevde olduğu için bugün her yer çöp içinde. Etraf pislik, bulaşıcı bir hastalık da olabilir. İnsana ve hayvana bulaşabilir. Sadece işlek caddede değil ara sokaklarda çöp içinde kalmış. Ne olursa olsun bu işleri birinin yapması gerekiyor. Bir çözüm bulunmalı” dedi.

‘FARELER ÇIKMAYA BAŞLADI’
Mahalle sakinlerinden Selçuk Savaş (32) da “Alıştık artık değişmiyor. Bayraklı’dan geçiyoruz Körfez kokuyor. Karşıyaka’da hep çöp var. Fareler de çıkmaya başladı. Pis kokmasının yanı sıra özellikle akşamları sinekler de oluyor” diye konuştu.

Diş ağrısıyla başlayan acı beyninde bitti! Su bile içemiyordu: ‘Bununla yaşamayı öğren’…

Kuyumcunun dikkati milyonları kurtardı! Yaşlı adam sahte avukata altınlarını kaptırıyordu

Kuyumcunun dikkati milyonları kurtardı! Yaşlı adam sahte avukata altınlarını kaptırıyordu

‘250 bin TL yatır, kat kat fazlasını kazan’ sözüyle kandırılan yaşlı adam, altınlarını bozdurmak üzere kuyumcuya gitti. Ancak kuyumcu Samet Seçginli’nin şüphesi ve müdahalesi dolandırıcılık planını bozdu. O anların güvenlik kamerası görüntüleri gündem oldu.
Son dakika! Can Holding’e operasyon: Habertürk ve Show TV’ye el konuldu
Bursa’da yaşayan Kadir Yıldırım (66), kendisini telefonla arayıp avukat olduğunu belirterek, “Bizim şirketimiz parayı değerlendiriyor. 250 bin TL verirsen çok fazlasını kazanırsın” diyen kişiye inanarak evde bulunan altınlarını bozdurmak için kuyumcu dükkanına gitti. Kuyumcu Samet Seçginli (23), Yıldırım’ı bir kez daha arayan sahte avukat ile bu kez kendisi konuşup görüşmeyi kayda alarak müşterisini dolandırılmaktan kurtardı. O anlar ise güvenlik kamerasına da yansıdı.
Kadir Yıldırım, kendisini telefonla arayıp avukat olduğunu belirterek, “Bizim şirketimiz parayı değerlendiriyor. 250 bin TL verirsen çok fazlasını kazanırsın” diyen kişiye inanıp, evde bulunan altınlarını bozdurmak için Samet Seçginli’nin sahibi olduğu kuyumcu dükkanına gitti. Seçginli, altınları alırken, telefonu çalan Kadir Yıldırım’ın, arayan kişiye “Altınları bozdurup parayı söylediğiniz gibi şirketinizin hesabına hemen yatıracağım” ifadesinden şüphelenip kendisinden telefonu kapatmasını istedi. Kuyumcu Seçginli, Yıldırım’ı bir kez daha arayan sahte avukat ile bu kez kendisi konuşup görüşmeyi kayda alarak müşterisini dolandırılmaktan kurtarırken, o anlar ise güvenlik kamerasına yansıdı.

‘AVUKAT OLDUĞUNDAN ŞÜPHELENDİM’
Konuştukları kişinin avukat olmadığından şüphelendiğini söyleyen Seçginli, ‘’Panayır’da 10 yıldır kuyumculuk yapıyorum. Amca bizim daha önce gördüğümüz bir müşterimizdi. Dükkana gelerek, ‘altın bozup hesabıma para atın’ dedi. Biz de yaşlı olduğu için nereye atacağız diye sorduk. ‘Avukata’ deyince bir şüphelendim. Avukata bakmak istedim. O sırada telefonla konuşurlarken, avukat olduğunu söyleyen kişinin konuşmalarından şüphelendim. Daha önce de başımıza geldi böyle olaylar. Özelliklerde yaşlılar, altınları olduğu için hemen bozdurup hesaba attırabiliyor. Avukat olduğunu iddia eden kişiyle konuşarak, kendisinin dolandırıcı olduğuna emin oldum ve telefonda biraz bekleterek polisi çağırdım. Ekipler, dükkana gelerek, amcayla ilgilendiler” dedi.

‘ARKADAŞIN DİKKATİ SAYESİNDE PARAM KURTULDU’
Kendisini dolandırmak isteyen kişi veya kişilerden şikayetçi olduğunu ifade eden Kadir Yıldırım ise “Telefonda gördüğümüz reklamlardan birine üye oldum. Oradan beni arayıp, yatırım yaparsan sana ayda 15 veya 20 bin lira para gelecek dediler. Yüzlerce çalışanı olduğunu söylediler. Sonrasında sürekli benden para istediler. Ben kuyumcuya gelmiştim. Bu arada telefon etti. Telefonla bir de kuyumcu arkadaş konuşmak istedi ve durumdan şüphelendi. Telefondaki kişiden şüphelenen kuyumcu, altınları bozmadı. Evde bulunan altınları bozdurmak için kuyumcuya geldim. Burada arkadaşın dikkati sayesinde param kurtuldu. Dolandırılmamı engelledi, kendisine teşekkür ederim’’ diye konuştu.
Bursa İl Emniyet Müdürlüğü, Kemal Yıldırım’ın şikayeti üzerine kendisini dolandırmaya çalışan kişinin kimliğini araştırıyor.

Marmara Denizi’nde batan kargo gemisine ilişkin soruşturma sonuçlandı…

Eski TBMM Başkanı Karakaş için Meclis'te cenaze töreni düzenlendi

Eski TBMM Başkanı Karakaş için Meclis’te cenaze töreni düzenlendi

Törene, Karakaş’ın ailesi ve yakınlarının yanı sıra TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Ömer İleri, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, eski TBMM başkanları Köksal Toptan, Mehmet Ali Şahin ve Bülent Arınç, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekilleri ile Meclis çalışanları katıldı.
Ankara’da 4.1 büyüklüğünde deprem! Naci görürden uyarı: 7’ye varan deprem üretebilir
Öz geçmişinin okunması ve saygı duruşunda bulunulmasının ardından Karakaş için dua edildi. Duanın ardından Karakaş’ın oğulları Hakkı Muammer Karakaş ile Halil Cem Karakaş duygularını paylaştı.
Karakaş’ın naaşı, Ahmet Hamdi Akseki Camisi’nde ikindi namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Devlet Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
Bartın’da 1928 yılında dünyaya gelen Karakaş, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesini bitirdikten sonra Berlin Teknik Üniversitesinde Su İnşaatı ve Su Ekonomisi alanında doktora yaptı. Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü ve Bayındırlık Bakanlığında çeşitli görevlerde yer alan Karakaş, Zonguldak milletvekili seçildi. 33. Hükümette Bayındırlık ve Ulaştırma bakanlıkları görevlerini yürüten Karakaş, 17 Kasım 1977 ile 12 Eylül 1980 arasında TBMM Başkanlığı yaptı.
Son dakika! Can Holding’e operasyon: Habertürk ve Show TV’ye el konuldu…

Reklam
Son dakika..

Son dakika… İsrail’in Suriye’de TSK’yı hedef aldığı iddialarına MSB kaynaklarından yalanlama!

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.
“İSRAİL, TERÖRİZMİ DEVLET POLİTİKASI HALİNE GETİRDİ”
Aktürk, terör devleti İsrail’in Katar’da düzenlediği saldırıya ilişkin şunları kaydetti: “İsrail’in; terörizmi devlet politikası hâline getirdiği, istikrarsızlığı derinleştirmeye çalıştığı, çatışmadan beslendiği ve barışa tamamen karşı olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Böylece İsrail’in; terörizmi devlet politikası hâline getirdiği, istikrarsızlığı derinleştirmeye çalıştığı, çatışmadan beslendiği ve barışa tamamen karşı olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir.
Sıradaki hedef Türkiye mi? İsrailli uzmandan Netanyahu’ya uyarı: Tek gözü açık uyu!
“ULUSLARARASI TOPLUMA DAHA FAZLA SORUMLULUK ÜSTLENME ÇAĞRIMIZI YİNELİYORUZ”
Uluslararası topluma; İsrail’in aktif yöntemlerle durdurulmadıkça Katar’da olduğu gibi pervasız saldırılarını daha da genişleterek kendi ülkesi dâhil tüm bölgeyi felakete sürükleyeceğini hatırlatıyor, daha fazla sorumluluk üstlenme çağrımızı yineliyoruz. Egemenliğinin açıkça ihlali olan bu saldırı karşısında tüm imkânlarımızla Katar’ın yanında olduğumuzun altını çiziyoruz.”
Aktürk, haftalık basın bilgilendirme toplantısında ayrıca basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. İsrail’in Suriye’de ve son olarak Katar’da gerçekleştirdiği saldırılarla ilgili olarak sorular üzerine şunları söyledi:
“İsrail’in Suriye topraklarında ve Katar’da gerçekleştirdiği saldırılar, uluslararası hukuka aykırı olup, her iki ülkenin egemenlik haklarına açık bir saldırıdır. Bu tür provokatif eylemler, bölgedeki gerginliği tırmandırmakta ve barış çabalarını olumsuz etkilemektedir.
İsrail, Türkiye’ye de saldırır mı? Katar’daki operasyonla verilmek istenen mesaj
İSRAİL’İN SURİYE’DEKİ TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ VARLIKLARINI HEDEF ALDIĞI İDDİALARINA YALANLAMA
Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye’deki tüm faaliyetlerini uluslararası hukuk ve meşru müdafaa hakkı çerçevesinde sürdürmektedir. Bu kapsamda İsrail’in Suriye’deki Türk Silahlı Kuvvetleri varlıklarını hedef aldığına dair haber ve iddialar asılsız olup, gerçeği yansıtmamaktadır. Suriye’de konuşlu birlik, personel ve teçhizatımızla ilgili herhangi bir olumsuz durum bulunmamaktadır.
Son dönemde özellikle sosyal medya üzerinden yürütülen beşinci kol faaliyetleri ve algı operasyonlarına karşı dikkatli ve sağduyulu olunması büyük önem taşımaktadır. Bazı sosyal medya kullanıcılarının da bu dezenformasyon faaliyetlerine bilinçli ya da bilinçsiz şekilde alet olduğu görülmektedir. Her geçen gün daha da kontrolsüz hale gelen sosyal medya, gelecekte bir beka sorunu haline gelme potansiyeli taşımaktadır.
Bu nedenle halkımızın, yalnızca resmî kaynaklardan yapılan açıklamalara itibar etmesi büyük önem taşımaktadır.”
“SURİYE’DE EŞGÜDÜM İÇERİSİNDE ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”
Bakanlık kaynakları, Suriye’deki son duruma ilişkin sorulara da şu yanıtları verdi:
“Suriye Hükümeti tüm kurum ve birimleri ile yeniden yapılanmaya, ülkede istikrar ve güvenliğin tesisine yönelik gayretli çalışmalarına devam etmektedir. Bu bağlamda, Suriye Hükümeti tarafından halkın huzur ve refahına doğrudan katkı sağlayacak şekilde başta DEAŞ olmak üzere bölgenin terörden arındırılması yönündeki taleplerini dikkate alıyor, bu çerçevede Suriye ile eşgüdüm içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
13 Ağustos 2025 tarihinde “Ortak Eğitim ve Danışmanlık Mutabakat Muhtırası” imzalanması sonrasında Suriye Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalar hız kazanmıştır.
Ankara’da 4.1 büyüklüğünde deprem! Naci görürden uyarı: 7’ye varan deprem üretebilir
Suriye hükümetinin talepleri doğrultusunda, savunma ve güvenlik kapasitesini artırmaya yönelik eğitim, ziyaret, danışmanlık ve teknik destek faaliyetleri başlatılmıştır. Bu faaliyetler, Suriye Savunma Bakanlığı ile koordineli ve planlı bir şekilde yürütülmektedir. Suriye’nin istikrarı ve güvenliği, bölgenin huzuru için kritik öneme sahiptir. Türkiye, bu doğrultuda Suriye hükümetiyle yakın iş birliğini sürdürmeye ve “Tek Devlet, Tek Ordu” ilkesini desteklemeye kararlıdır.”
Bakanlık kaynakları, İskenderun Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığında şehit düşen askerlerle ilgili idari tahkikatın ve adli tıp raporunun tamamlanıp tamamlanmadığına dair sorular üzerine şu bilgileri paylaştı:
“ŞEHİT OLAN PERSONELİMİZİN VEFATLARININ HİPERTERMİ SONUCU MEYDANA GELDİĞİ MÜTALAA EDİLDİ”
“İskenderun Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığında 25 Temmuz 2025 tarihinde hayatını kaybeden şehitlerimizle ilgili süreç büyük bir hassasiyetle yürütülmüş, İdari Tahkikat ve Adli Tıp raporları tamamlanmıştır. Adli Tıp Kurumu Başkanlığının raporunda şehit olan personelimizin vefatlarının ‘uzun süreli güneş altında kalmaya bağlı vücut sıcaklığının yükselmesi (hipertermi) ve gelişen komplikasyonları sonucu’ meydana geldiği mütalaa edilmiştir.
Bu kapsamda olayda kastı, kusuru veya ihmali olabileceği değerlendirilen personel hakkında idari ve disiplin işlemleri devam etmektedir. Konuya ilişkin adli süreç ise İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmektedir. Bu vesileyle, aziz şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz.”
TERÖRLE MÜCADELE
Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, millî birlik ve beraberlik ile ülkenin varlığına yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini kararlılık ve azimle sürdürdüğü vurgulayarak terörle mücadele konusundaki gelişmeleri aktardı.
Buna göre; geçtiğimiz hafta içerisinde, Pençe-Kilit başta olmak üzere operasyon bölgelerinde tespit edilen, teröristlere ait mağara, sığınak ve barınaklarda ele geçirilen çok sayıda silah, mühimmat ve muhtelif malzeme kullanılamaz hale getirildi.
Suriye Harekat Alanlarında gerçekleştirilen “tünel imha” faaliyetleri kapsamında ise bugüne kadar 236 kilometre Tel Rıfat’ta, 357 kilometre Menbic bölgesinde olmak üzere toplam 593 kilometre uzunluğundaki tüneller imha edildi.
HUDUT GÜVENLİĞİ
Hafta boyunca hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında ise, sınırlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 303 şahıs yakalandı, 726 şahıs ise hududu geçemeden engellendi.
Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 6 bin 137, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 49 bin 444 oldu.Yine, bu hafta içerisinde Van ve Hakkâri hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde toplam 30 kilogram (30.171 gram) uyuşturucu madde ele geçirildi.
“SURİYE’DE TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KONUSUNDAKİ TUTUMUMUZ NET”
Suriye’deki gelişmeşlere değinen Aktürk, konuşmasına şöyle devam etti:
“Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, ülkemizin ve bölgemizin güvenliğine yönelik ağır tehdit oluşturan terör örgütlerinin bölgedeki belirsizlikten faydalanmasına izin vermeyeceğimizi, bölgede varlık gösteren terör örgütleriyle mücadele konusundaki tutumumuzun net olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.”…

Bahçeli’den 'suça sürüklenen çocuklar' hakkında açıklama: Ölümcül bir silaha dönüştü

Bahçeli’den ‘suça sürüklenen çocuklar’ hakkında açıklama: Ölümcül bir silaha dönüştü

Bahçeli, yaptığı açıklamada iç ve dış ihanet odaklarının çocukları hedef aldığını belirterek, şu ifadeleri kullandı: Son günlerde çocuk tetikçi, çocuk katil, çocuk suçlu, çocuk terörist gibi rahatsız edici tanım ve tasvirlere olağan dışı şekilde temas ve tesadüf edilmektedir. Meselenin can sıkan bir diğer püf noktası çocukla suçun devamlı yana yana getirilerek sistemli ve şiddetli propaganda taktiklerinin kesintisiz devreye sokulmasıdır.
Bu durum esasen müstakbelin beşeri varlığını bilinçli veya bilinçsiz olarak karalamak, bu çerçevede muhtemel özgüven kayıplarını maskeli kavramlarla temin etmektir.
İlginizi Çekebilir
“ÇOCUKLARIN İSTİSMARI VAHİM VE YAKIN BİR TEHDİT OLARAK KARŞIMIZDADIR”
Bir defa çocuk demek gerçek ve geniş manasıyla masumiyet demektir. Meriyetteki kanun hükümleri henüz reşit olmayan, filli ehliyetlerini kullanmaktan hukuken muaf bulunan çocuklarla ilgili düzenlemeleri ayrıntılı şekilde ihtiva etmektedir.
Dar ölçekte çocukları suça, suç işlemeye teşvik eden sosyal, ekonomik, psikolojik, hatta maddi temelli hayatın gölgesi altında tıpkı kar gibi eriyen manevi ve moral değerlerdeki endişe veren aşınmanın objektif şekilde analiz ve araştırmasının yapılması aciliyet kesbeden sıcak bir gündem konusudur.
Özellikle bilinmelidir ki, çocuklar geleceğimizdir ve geleceğimizden taviz veremeyeceğimiz gibi tasarruf yapmaya hakkımız da yoktur.
Bir çocuğun katil ve teröriste dönüşmesine çanak tutan, bununla birlikte eline silah tutuşturulan kirli ortamın inşasına davetiye çıkaran çok değişkenli süreçlerin kombine ve kompleksiz mücadele stratejisiyle ele alınması mecburiyet ötesi bir ihtiyaçtır.En başta anne ve babalar olmak suretiyle çocukların yetişmesinde, içinde yaşadığı topluma yararlı, aynı zamanda temiz ahlaklı ve iyi insan olma gayesinin tesisine kadar sorumluluk zincirinde bulunan herkes ülkemizi meşgul eden müessif gelişmeler hakkında dikkatle ve dürüstçe kafa yormalıdır.
Taşkın ve tarifsiz heyecanlardan mütevellit şuursuz münasebetlerin; sevgi ve saygıdan, milli ve manevi değerlerden mahrumiyet çekilmesine neden olan ailevi ve çevresel zafiyetlerin çocukları yalnızlığa ve yozlaşmaya sürükleyeceği tartışmasızdır. Çocukların istismarı vahim ve yakın bir tehdit olarak karşımızdadır.
“TEZGAH VE TUZAKLARA KAPILAN ÇOCUKLARIN ÖLÜMCÜL BİR SİLAHA DÖNÜŞTÜĞÜ MUHAKKAKTIR”
İç ve dış ihanet bloğu kuvvet toplamak amacıyla uyguladığı geniş cephe stratejisine kullanıma ve kumanda edilmeye müsait çocukları bulup istismar aparatı olarak dahil etmektedir. Organize suç örgütlerinin, sokak çetelerinin, yabancı istihbarat mekanizmalarının telkin, tezgah ve tuzaklarına kapılan çocukların ölümcül bir silaha dönüştüğü muhakkaktır. Toplumsal şiddet sarmalındaki korku uyandıran artışa eşanlı olarak, sokakların terörize edilmesine yönelik kimi çevrelerin yoğunlaşan istek ve iştahı maalesef çocukluk çağının hassasiyet ve kırılganlığını fırsat görmektedir.
İzmir Balçova’da bir polis karakoluna uzun namlulu silahla saldıran, bu nedenle iradesi, istikbali ve iffeti ele geçirilmiş 16 yaşındaki bir terörist, ayrıca Ankara Pursaklar’da yaşı henüz 15 olan bir şahsın eften püften bir meseleden dolayı işlediği cinayet esasen herkesi ve hepimizi alarma geçirmelidir.
Son dakika! Can Holding’e operasyon: Habertürk ve Show TV’ye el konuldu
‘İHMAL VE KAYITSIZLIK GÖSTERENLERİN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKILMAMALI’
Çocuktan katil olmayacağı gibi, katil veya teröristin çocuk olarak tavzih ve tevili ise çetin bir yanlıştır. Suç işleyenlerin, bunu azmettirenlerin, ihmal ve kayıtsızlık gösterenlerin gözünün yaşına bakılmamalıdır. Milletimiz olan bitenlerden dolayı derinden kaygılı ve yaralıdır.
Terörsüz Türkiye hedefi istikametinde emin ve cesur adımlarla ilerleyiş kaydederken milli huzur ve asayiş ortamında gedik açmayı planlayan, bu kapsamda yumuşak karın arayan iç ve dış husumet odaklarına hangi sebepten olursa olsun taşeronluk yapan hiç kimseye tahammül gösterilmemelidir. Önümüzdeki günler her türlü provokasyona açık ve yatkındır.
Sivil itaatsizlik çağrısı yapan, yabancı medya organlarına utanmadan Türkiye aleyhine hayatı durdurma beyanatı veren, kaybettiği siyasi itibar ve ahlakı sokakların karanlığında arayan kriz ve kaos meraklıları bu provokasyon ikliminin arayış ve arzusundadır.
İçinden geçilen şu günlerde her düzeyde uyanık olmak, tedbir ve temkin içinde hareket edip dahili ve harici husumet salvolarına siyasi, hukuki ve milli direniş göstermek kaçınılmaz zorunluluktur. Bilhassa (sosyal medya başta olmak üzere) Türkiye düşmanlarının farklı mecralara sızarak içimizden devşirdiği ya da devşirmek için el attığı suçlularla mücadele kıran kırana sürdürülmelidir.
Türk milletinin hiçbir ferdi düşman safına giremeyecek, girene de şayet çocuk olsa bile müsamaha gösterilmeyecektir.Adına suç sarmalı denilen, gittikçe derinleşen suçlar ve artan suçlular; ihtiyaç duyduğumuz yüksek standartlı insan profilinin eğitimini, uğraşlarını, mesailerini yavaşlatıyorsa, engelliyorsa veya ortadan kaldırıyorsa elbette fertlere yönelik yalnızca kriminal bir saldırıdan söz edilemeyecektir. Bu durumda Türk milletinin bugünü ve geleceğine yönelik büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız demektir.
İnsanımızın, çocuklarımızın, ailenin ahlaken ve hukuken korunması için; eğitim kurumlarımızın milli ahlakı nesillere kazandırma çabaları; sosyal hizmet ve güvenlik kurumlarımızın himaye ve şefkate yönelik icraatları; din işlerinden sorumlu birimlerimizin sorunun (sözde) inanç alanını ikame etme gayretleri; her seviyedeki yöneticilerimizin imdat bekleyenlere yönelik maddi yardımları ve manevi destekleri her türlü övgüye layıktır.
Sıradaki hedef Türkiye mi? İsrailli uzmandan Netanyahu’ya uyarı: Tek gözü açık uyu!
“ADALET MAKAMLARININ GÖREVLERİNİ ÖZVERİYLE YAPTIKLARINDAN ŞÜPHE DUYULMAMALIDIR”
Giderek yaygınlaşan şiddet sorununun öncelikle dört ayaklı çözüm boyutu olduğu herkesin az veya çok malumudur. Bunlardan birincisi, suçluyu caydıracak, suçu ve suçluyu ortaya koyacak çalışkan ve fedakâr kolluk boyutu, ikincisi, işlenen suçları değerlendirip muhataplarını hak ettikleri cezalara çarptıracak olan adalet boyutu, üçüncüsü, suç işledikleri kesinleşmiş olanların cezalarını terbiye olduklarından mutmain oluncaya kadar toplumdan tecrit edilecekleri infaz boyutu, ve nihayet, suçu tanımlayan; suç, kabahat veya kusurun sınırlarını, hangi suça hangi cezaların nasıl verileceğini belirleyen yasama boyutudur. Çok yönlü, birbiriyle bütünleşik olan güvenlik, huzur ve adaletin sağlanmasında kolluğun, adalet makamlarının ve infaz kurumlarının görevlerini özveriyle yaptıklarından şüphe duyulmamalıdır.
Sayıları artan ve türleri çeşitlenen suç ve suçlulukla mücadelede, bütün mesailerini insanımızın güvenlik ve esenliğini sağlamak üzerine harcayan her insanımıza, bilhassa Adalet ve İçişleri Bakanlığı personeline müteşekkir olmak lazımdır.Bunların devletin kendilerine verdikleri yetki, sorumluluk ve yükümlülükleri özveriyle, bir milli vazife sayarak ifa ettikleri yalın gerçektir.
Eğer kolluğumuzun canı pahasına evlerden, yollardan, hücrelerden birer birer topladıkları eşkıya ve caniler adliye koridorlarında bir vesileyle serbest bırakılacaksa, Bunu; “Masumiyet karinesi” “Delil yetersizliği” “Şahit eksikliği”, “Kanunlardaki boşluk” “Adli kontrol şartı” gibi gerekçelerle açıklamak doğal olarak mümkün olmayacaktır.
MHP’DEN SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR İÇİNHUKUKİ DÜZENLEME ÖNERİSİ
Üstelik tekrar yakaladığımızı, bir kez daha salacak, bunu on kere, onbeş kere, yirmibeş kere tekrarlayacaksak; durum son derece kuşku uyandırıcı hal almaya başlayacaktır. Bu çerçevede bahsettiğimiz konu hakkında kapsamlı bir hukuki düzenlemeyi acilen öneriyoruz:
Önleyici kolluk ve caydırıcı adalet felsefesinin tam işler hale gelmesi, av silahları dahil, yasa dışı ve yasal silah tanımı, kullanımı, taşınması, teminiyle ilgili süreçlerin iyice netleştirilip sınırlandırılması, internet mecrasında; görsel medya, yazılı medya ve sosyal medya sahalarında suç ve suçluyu özendiren, kışkırtan, tahrik ve motive eden bütün fiil veya provokatif söz, eylem ve düşüncelerin tanım, tasnif ve tespitinin yapılması, çocukların suça sürüklenmesini önlemek maksadıyla soruşturma, kovuşturma ve infaz aşamalarıyla ilgili yeni yasal tedbirlerin alınması, 15-18 yaş grubundaki çocuklar için öngörülen ceza indirimlerinin yeni baştan değerlendirilmesi, çocukları suç işlemeye yönlendiren sokak çeteleriyle amansız mücadelenin biteviye sürdürülmesi, suçluların suç delilleriyle birlikte ele geçirilmesi, adil, hakkaniyete bağlı, vicdanları kanatmayacak yargılamaların hukukun temel ilkelerine müzahir ölçüde süratle tamamlanması, kamuoyuna yerleşen “cezasızlık algısının” bütünüyle kaldırılması, yapanın yanına kar kalacağına dair yerleşmiş kanaatlerin mutlaka yıkılması, devletin adalet dağıtmadığına ilişkin ezberlerin yayılmasıyla yasadışı bireysel hak arama yollarına başvurulmasının engellenmesi önerimizin ana başlıklarıdır.
Milleti ve devleti buhrana sürüklemek, geleceğimize ipotek koymak isteyen FETÖ terör örgütünün en mahrem alanlara kadar nasıl sirayet ettiği bilinmektedir. Bu itibarla suç, suçlu, suçluluk ve cezalandırma karmaşasını kaos üretmek maksadıyla istismar eden “yeni bir paralel yapının” milli bünyemize sızmış olup olmadığını derhal sorgulamak gerekmektedir. Bunun yanında istihbarat saldırısıyla birlikte çok boyutlu psikolojik harekat kapsamında olup olmadığımız mutlaka değerlendirilmelidir.Geldiğimiz bu aşamada ahlaksızlığın, suçluluğun, hıyanetin, vicdansızlığın, namussuzluğun artışını, bizi bir arada tutan değerlere musallat olan vaki tehditleri hukuken, sosyal/psikolojik/sosyolojik/ahlaki reformlarla etkisiz hale getirmek tarihe ve millete karşı kaçınılmayacak görevdir.
Fenerbahçe’de ‘üçlü’den kaçış yok! İşte Tedesco’nun eksileri ve artıları
On, yirmi, otuz suç kaydı olan mücrim ve müptezel zihniyetlerin ortalarda at koşturamayacağı, bu kategoride yer alanların hapisteyken aldığı izinle yarım kalan cinayetleri tamamlayamayacağı, attığı kurşun sıyırdığı için katil olmaktan kurtulup haftada bir imza ile gezemeyeceği, her gün bir yere saldırıp, kolluk güçlerinin sorumluluk sahasının hitamında çıktığı mahkemeden elin kolunu sallayarak gidemeyeceği, ayrılmak istedi diye karısını, ayağında elektronik kelepçe ile gelerek öldüremeyeceği, öldüresiye dövüp kaçamayacağı, masumların korkularından evlerde saklanmayacağı; serserilerin sokaklarda fütursuzca gezemeyeceği, kimsenin ava gitmediği yerde, binlerce pompalı av tüfeğinin nasıl temin edildiğinin, hangi izinle taşındığının, neden ulu orta patlatıldığının yeniden ele alınacağı bir hukuk düzeni mutlaka kurulmalıdır. düşman, nasıl toprağımıza ve varlığımıza göz dikeni tanımlıyorsa, canice ve canavar hislerle suç işleyenlerin, terörizmin ve dış düşmanların tetikçisi olanların milli kültürümüze, milli seciyemize, milli varlığımıza saldıranların iç düşman kümesinde toplanacakları unutulmamalıdır. Kadınlarımızın, kız çocuklarımızın cinayetlerinin yanında İstanbul’da Ahmet Minguzzi, Mersin’de Hira Aygar, Balıkesir’de Ata Emre Akman Ankara’da Hakan Çakır ve Fatih Acacı isimli evlatlarımızın sönen ve söndürülen hayatlarına yenilerinin eklenmemesi için seferberlik ruhuyla harekete geçmek hepimizin boynunun borcudur.
Yeni yüzyılın umutlarını ve istikbalimizin güvencelerini riske atamayız. Gelecek nesillerimizin çaresizliğine ve korkuyla ihata edilmiş bir hayata sıkışıp kalmalarına göz yumamayız, asla da yummayacağız.
Son dakika! Can Holding’e operasyon: Habertürk ve Show TV’ye el konuldu…

Reklam
Türkiye'de son 55 yılın en sıcak 4'üncü ağustos ayı yaşandı

Türkiye’de son 55 yılın en sıcak 4’üncü ağustos ayı yaşandı

AA muhabirinin, Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye genelinde 1991-2020 yılları arasında 25,1 derece olarak ölçülen ağustos ortalama sıcaklığı, 1,4 derecelik artışla geçen ay 26,5 dereceye çıkarak mevsim normallerinin üzerine çıktı. 1971-2025 dönemi Türkiye Ağustos Ayı Ortalama Sıcaklık Sıralaması verilerine göre de, 2025 yılı son 55 yılın en sıcak 4’üncü ağustos ayı olarak kayıtlara geçti.
Ay içinde sıcaklıklar, Marmara Bölgesi’nin geneli, Kuzey Ege, Bodrum, Muğla, Datça, Dalaman, Antalya, Anamur, Antakya, Finike, Kaş, Acıpayam, Korkuteli, Sivas, Kırıkkale, Yozgat, Kırşehir, Gemerek, Cihanbeyli, Nevşehir, Zara, Batı ve Orta Karadeniz’in geneli, Rize, Artvin, Şanlıurfa, Batman, Viranşehir, Birecik, Akçakale çevrelerinde mevsim normalleri civarında gerçekleşirken, yurdun diğer kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde ölçüldü.
Ağustosta en düşük sıcaklık 3,8 dereceyle Ardahan’da, en yüksek sıcaklık ise 47,7 dereceyle Adana’nın Kozan ilçesinde ölçüldü.
Türkiye’de ağustos ayı ortalama sıcaklıkları en son 2006, 2010 ve 2023 yıllarında mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmişti. Geçen ay ise sıcaklıklar 25,1 dereceyi aşarak, son 55 yılın en sıcak 4’üncü ağustos ayı olarak kaydedildi.

BÖLGELERE GÖRE SICAKLIKLAR
Marmara Bölgesi’nde ağustosta, Gökçeada, Bursa ve Şile çevrelerinde ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Bölgede en düşük sıcaklık 12 dereceyle Balıkesir’de, en yüksek sıcaklık ise 40 dereceyle Sakarya’nın Geyve ilçesinde kaydedildi.
Ege Bölgesi’nde ağustosta ortalama sıcaklık Edremit, Ayvalık, Dikili, Akhisar, Manisa, Bodrum, Muğla, Datça, Marmaris, Dursunbey, Burhaniye, Bergama, Güney, Selçuk ve Milas çevrelerinde mevsim normalleri civarında, bölgenin diğer kesimlerinde normallerinin üzerinde gerçekleşti.
Bölgede en düşük sıcaklık 10,5 dereceyle Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde, en yüksek sıcaklık ise 45,2 dereceyle Aydın’ın Nazilli ilçesinde ölçüldü.
Akdeniz Bölgesi’nde geçen ay, Dalaman, Antalya, Anamur, Antakya, Finike, Kaş, Acıpayam ve Korkuteli çevrelerinde ortalama sıcaklıklar mevsim normalleri civarında, diğer kesimlerde ise üzerinde gerçekleşti.
Bölgede en düşük sıcaklık 6,2 dereceyle Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde, en yüksek sıcaklık ise 47,7 dereceyle Adana’nın Kozan ilçesinde ölçüldü.
İç Anadolu Bölgesi’nde ağustosta, Sivas, Kırıkkale, Yozgat, Kırşehir, Gemerek, Cihanbeyli, Nevşehir ve Zara çevrelerinde ortalama sıcaklıklar mevsim normalleri civarında, diğer kesimlerde ise üzerinde kaydedildi. Bölgede en düşük sıcaklık 4,4 dereceyle Sivas’ın Kangal ilçesinde, en yüksek sıcaklık ise 38,5 dereceyle Konya’nın Ereğli ilçesinde ölçüldü.

GÜNEYDOĞU’DA EN YÜKSEK SICAKLIK ŞIRNAK’TA
Karadeniz Bölgesi’nde geçen ay, Akçakoca, Zonguldak, İnebolu, Ordu, Rize, Hopa, Artvin, Düzce, Merzifon, Çorum, Amasya, Cide, Boyabat, Bafra, Ünye, Rize’nin Pazar ilçesi, Tosya, Osmancık, Kızılcahamam, Zile ve Şebinkarahisar çevrelerinde ortalama sıcaklıklar mevsim normalleri civarında, diğer kesimlerde ise üzerinde kaydedildi.
Bölgede en düşük sıcaklık 7,5 dereceyle Bayburt’ta, en yüksek sıcaklık ise 42,1 dereceyle Tokat’ta kayıtlara geçti.
Doğu Anadolu Bölgesi’nde ağustosta sıcaklık bölgenin tamamında mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Bölgenin ortalama sıcaklığı 23,4 dereceyken geçen ay ortalama sıcaklık 25,5 derece ölçüldü. Bölgede en düşük sıcaklık 3,8 dereceyle Ardahan’da, en yüksek sıcaklık ise 41,9 dereceyle Elazığ’ın Palu ilçesinde gerçekleşti.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ağustosta, Şanlıurfa, Batman, Viranşehir, Birecik ve Akçakale çevrelerinde ortalama sıcaklıklar mevsim normalleri civarında, diğer kesimlerde ise üzerinde ölçüldü. Bölgenin ağustos ayı ortalama sıcaklığı 30,7 derece iken, geçen ay bu değer 32,1 dereceye yükseldi.
Bölgede en düşük sıcaklık 15,7 dereceyle Batman’da, en yüksek sıcaklık ise 46,9 dereceyle Şırnak’ın Cizre ilçesinde kayıtlara geçti.

Ezberleri bozan keşif! 2 yıl önce bulundu, Ankara'da inceleniyor: İlk defa böyle bir kalıntıyla karşı karşıya kaldık

Ezberleri bozan keşif! 2 yıl önce bulundu, Ankara’da inceleniyor: İlk defa böyle bir kalıntıyla karşı karşıya kaldık

Van Gölü’ne hakim bir tepeye Urartu Kralı 2’nci Rusa tarafından yaptırılan Ayanis Kalesi, süslemeleri, mimari yapısı ve kalıntılarıyla Urartular dönemine ait önemli bilgiler sunuyor. Yaklaşık 2700 yıl öncesinden bugüne ulaşan kalede, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle 38 yıldır kazı çalışmaları aralıksız sürüyor. Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Işıklı başkanlığında devam eden kazılarda önemli bulgular gün yüzüne çıkarılıyor.

Prof. Dr. Işıklı, Ayanis’te yürütülen kazıların, Urartu arkeolojisinin en uzun soluklu kazısı olma ünvanını taşıdığını ve Ayanis’in Urartu’nun son büyük ve görkemli yerleşimi olduğunu söyledi. Ayanis Kalesi’nin Van merkeze yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta, Van Gölü’nün en güzel koylarından birine hakim bir noktada bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Mehmet Işıklı, “38 yıldır süren bu kazılar sadece Urartu değil, aynı zamanda Türkiye ve dünya arkeolojisi açısından da büyük önem taşıyor” diye konuştu.
Van’da heyecan yaratan keşif! Yığıntı halinde ortaya çıktı: Çok değerli

Ayanis’i yalnızca bir kale olarak değil, bir kent olarak tanımladıklarını belirten Prof. Dr. Işıklı, hem Urartu hem dünya hem de ülkemiz arkeolojisi adına gurur verici bir noktada olduklarını belirtti. Kalenin çok izole, korunaklı ve Urartu krallığının belki de hem sanatsal açıdan hem teknolojik açıdan bütün birikimini yansıttığı, ortaya döktüğü bir kale ile karşı karşıya olduklarını söyledi. Dünyada Urartu mirasını paylaşan belli başlı ülkeler olduğunu bunun başında ise ülkemizin geldiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Işıklı, “Aynı zamanda dili de buraya ilk defa Urartu getiriyor. Daha önce burada bir toplumun yazı kullandığı, yazı geleneğine sahip olduğunu bilmiyoruz. Hiçbir şekilde yazılı belgelerimizde yok. Milattan önce 9’uncu yüzyılın ortalarında ilk Urartu yazıtlarıyla, bölge yazılı gelenekle de tanışıyor ve biz böylece ilk defa bölgedeki insanların coğrafyada, isimlerin, kent isimlerinin nehir isimlerinin adını öğrenmiş oluyoruz” ifadelerini kullandı.
Sıradaki hedef Türkiye mi? İsrailli uzmandan Netanyahu’ya uyarı: Tek gözü açık uyu!

EN İYİ KORUNMUŞ KERPİÇ MİMARİLERDEN BİRİ
Prof. Dr. Işıklı, 12 yıldır kazı başkanlığını yürüttüğünü, son 10 yıldır kazıların ağırlıklı olarak tapınak alanında sürdürüldüğünü belirterek, bu yıl kuzey odalarda 6 metreye kadar korunmuş anıtsal kerpiç mimariyi ortaya çıkardıklarını söyledi. Bu yapıların dünya üzerindeki en iyi korunmuş kerpiç mimari arasında yer aldığını da anlatan Prof. Dr. Mehmet Işıklı, Urartu merkezlerinin çoğunda bu seviyede korunmuş yapılar bulunmadığını belirterek, “Diğer Urartu merkezlerin çoğunu gezdiğinizde hiçbir yerde bu kadar iyi kerpiç mimariyle karşılaşamazsınız. Ya Orta Çağ tarafından tahrip olmuştur veya açıkta kaldığı için doğal şartlar altında eriyip akmıştır. Daha çok orada temellerle karşılaşırsınız. Ama bizim kalemizin en büyük şansı çok büyük anıtsal kerpiç yapılar vardı. Bunlar depremle çökünce kale mühürlendi ve biz açıncaya kadar da mührü ilk defa biz kaldırmış oluyoruz. O nedenle de hem buluntu açısından çok zenginiz hem de mimarinin korunması açısından çok şanslıyız” dedi.

‘DOĞU ANADOLU’DA İLK DEFA BÖYLE BİR KALINTIYA RASTLADIK’
Prof. Dr. Işıklı, 2 yıl önceki kazılarda kuzey mekanda bronz eserler, yazıt parçaları, minyatür bir araba benzeri obje ile birlikte bir iskelete ulaştıklarını söyledi. Bu iskeletin, Ayanis Kalesi’nde bulunan ilk insan iskeleti olması açısından çok değerli olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Işıklı, iskeletin 18 yaşlarında bir erkeğe ve muhtemelen bir Urartu soylusuna ait olduğunu düşündüklerini aktardı. Işıklı, iskeletin çevresinde mühür ve takılar bulunduğunu, bunun da sosyal statü açısından önemli bir ipucu olduğunu ifade etti. Kafatası içinde karbonlaşmış beyin dokusu parçalarının da yer aldığını söyleyen Prof. Dr. Mehmet Işıklı, “Beyin dokusunun bu şekilde korunmuş olması dünyada çok nadir rastlanan bir durum. Hatta ülkemizdeki dünyaca ünlü birkaç beyin cerrahı çok ilgi gösterdi ve bununla ilgili bir araştırma yapmak istediler. O derece heyecanlandıran bir buluntuydu. Doğu Anadolu’da ilk defa böyle bir kalıntıyla karşı karşıya kaldık. Şu anda Hacettepe Antropoloji Bölümü hocalarından Prof. Dr. Yılmaz Selim Erdal hocamız, Hacettepe Üniversitesi Human G laboratuvarında çalışmalarını sürdürüyor. Yani Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü laboratuvarlarında DNA analizleri yapılıyor. Sonuçlar, Urartu soylularının genetik kökenlerine dair önemli bilgiler sağlayabilir. Biz de sonuçları heyecanla bekliyoruz” diye konuştu.
Haber Detay Görsel Slider
‘ZİYARETÇİ SAYISI ARTACAK’
Bu sene 2 büyük projelerinin olduğunu anlatan Prof. Dr. Işıklı, Ayanis’te yürütülen koruma projeleriyle tapınak alanının gezilebilir bölüm oranının yüzde 75’e çıkarılmasını hedeflediklerini söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Van Valiliği’nin desteklediği iki büyük proje kapsamında, kerpiç yapıların korunarak daha fazla ziyaretçiye açılmasını planladıklarını belirten Işıklı, “Ziyaretçilerimiz artık tapınak alanında daha fazla mekanı gezebilecek, Urartu ile ilgili daha fazla bilgi alma şansına erişecekler” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin en şaşırtan ilçesi: Nüfus bir günde yüzde 2 bin 500 artıyor: Birçok ülkeden ziyaretçi alıyoruz

Türkiye’nin en şaşırtan ilçesi: Nüfus bir günde yüzde 2 bin 500 artıyor: Birçok ülkeden ziyaretçi alıyoruz

Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin babası Kayı Aşireti lideri Ertuğrul Gazi’nin türbesinin bulunduğu Söğüt’te her yıl Eylül ayının ikinci haftasında Ertuğrulgazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri kutlanıyor. Türkiye’nin dört bir yanından Yörüklerin 12-13-14 Eylül günleri 3 gün süren şenlikler için Söğütte akın ederken, burada kutlamaları izlemek için Bursa, İstanbul, Eskişehir, Kütahya, Kocaeli, Sakarya gibi çevre illerden binlerce kişi geliyor. Geçen yıl etkinliklere 500 bin kişinin ilçeye giriş yaptığı öğrenilirken, bu rakamlar ilçe nüfusunun 2500 katına tekabül etti.
İlginizi Çekebilir
“BİRÇOK ÜLKEDEN ZİYARETÇİ ALIYORUZ ÖZELLİKLE PAKİSTAN BAŞI ÇEKİYOR”
Bu yıl 744’üncüsü düzenlenecek olan Ertuğrulgazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri öncesi türbe ve çevresinde hazırlıklar tamamlanırken, türbe bu günlerde ziyaretçi akınına uğruyor. 2025’in ilk 6 ayında 2 buçuk milyon ziyareti ağırlayan türbenin görevlisi Belgin Özkan, “Son dönemler çıkan tarih dizileri sonrası ziyaretçi sayılarında çok artış oldu. 2025 yılında yine ilk 6 ayına Ramazan ve Kurban bayramların denk gelmesinden bu yıl daha fazla ziyaret aldık. Yurt içi ziyaretçilerimizin yanı sıra yurt dışından bir turist ağırlıyoruz. Birçok ülkeden de ziyaretçi alıyoruz özellikle Pakistan başı çekiyor” dedi.
Ankara’da 4.1 büyüklüğünde deprem! Naci görürden uyarı: 7’ye varan deprem üretebilir
“1414’TE ÇELEBİ MEHMET TARAFINDAN TÜRBE HALİNE GETİRİLMİŞ”
Özkan, açıklamasının devamında, “Ertuğrul Gazi Bey ömrünün 45-50 yılını burada geçirmiş ve Selçuklu Devletine bağlı uç beyliği yapmış. Osmanlı Devletimizin tohumlarını ulu çınarın köklerini burada atmış önemli bir şahsiyettin kendisi. İki devlete de hizmet etmiş olan Ertuğrul Gazi Bey’in gerçek kabridir burası. Vefat ettiğinde buraya defnedilmiştir. Yaklaşık 150 yıl kadar açık aile kabri olarak kalan kabir, 1414’te Çelebi Mehmet tarafından türbe haline getirilmiş. Uzun yıllar o türbe kullanılmış Osmanlı’nın son dönemlerinde 2. Abdülhamid tarafından şuan ki mimarisine son haline kavuşmuş. Altıgen yapılı taş bina olarak burası Osmanlı’nın son dönem eseri olarak korunmakta” dedi.

“ORHAN GAZİ’NİN CENAZESİ, BURSA FETHİNDEN SONRA VASİYETİ ÜZERİNE ORAYA TAŞINMIŞ”
Özkan, son olarak, “1920-21 yıllarında Yunan işgaline uğradığı zaman buralar 2 yıl kadar söğüt haritadan silinecek derecede işgal edildiğinde türbeye de zarar vermişler. Şuandaki hali restorasyondan geçmiş hali ve 3 asıl kabir var burada. Halime Hatun, Ertuğrul Gazi ve Savcı beyin diğer kabirlerde savaştan sonra yok edilen kabirlerin yerine yapılan makam kabirler olarak düzenlenmiş. Ertuğrul Gazi beyin silah arkadaşlarının Alplerinin isimleri verilmiş. Ardından Osmangazi’nin ilk defin yeri var yine türbemizde. Osman Gazi vefat edince 1 yıl kadar naaşı burada kalmış ve oğlu Orhan Gazi Bursa fethinden sonra vasiyeti üzerine oraya taşınmış” ifadelerine yer verdi.

Öte yandan Özkan, 2017 yılından beri Ertuğrul Gazi Türbesinde askeri personellerin ‘Saygı nöbetini Alp kostümleri ile tutuklarını, ziyaretçilerin o yılların kostümleriyle her saat başı nöbet değişim o coşkuyla izlediklerini söyledi.
Can Holding’e operasyon: Habertürk ve Show TV’ye el konuldu…

Marmara Denizi'nde batan kargo gemisine ilişkin soruşturma sonuçlandı

Marmara Denizi’nde batan kargo gemisine ilişkin soruşturma sonuçlandı

Balıkesir’in Marmara Adası’ndan geçen yıl 14 Şubat saat 20.30’da Bursa’nın Gemlik ilçesindeki Roda Limanı’na gitmek üzere 6 kişilik mürettebat ve 1250 ton mermer tozu yüküyle hareket eden 69 metre uzunluktaki “Batuhan A” adlı kargo gemisi, 15 Şubat’ta saat 06.32’de Karacabey ilçesi Kurşunlu Mahallesi açıklarında batmıştı.
MÜRETTEBATTAN 5 KİŞİNİN CESETLERİNE ULAŞILMIŞTI
Kıyıdan 4 mil açıkta 51 metre derinlikte denizin tabanına oturan kargo gemisinin sahibi Murat Altıntaş, kaptan Hasan Mehmet Uyanık (69), yağcı Hüseyin Tutuk, aşçı Zeynep Kılınç (33), stajyer Ahmet Atav (22) ve mühendis Murat Çalışkan (33) kaybolmuştu.
Yapılan aramalarda 17 Şubat’ta Zeynep Kılınç, 20 Şubat’ta Hüseyin Tutuk’un, 3 Mart’ta gemi sahibi Murat Altıntaş, 28 Mart’ta kaptan Hasan Mehmet Uyanık ve 24 Nisan’da stajyer Ahmet Atav’ın cesetleri bulunmuştu. Mühendis Murat Çalışkan ise bulunamamıştı.
Adli tıp raporu açıklandı! AYM’den Mehmet Murat Çalık hakkında karar
Marmara Adası’ndan hareket eden geminin geçen yıl 15 Şubat’ta batmasına ilişkin soruşturma, Bursa Cumhuriyet Başsavcı Vekili koordinesinde Karacabey Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldü.
“Taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan yürütülen soruşturma sonucunda verilen takipsizlik kararında, 6 personel bulunan “Batuhan A” gemisinin Marmara Adası Badalan Limanı’ndan yaklaşık 1250 ton mermer tozu yüküyle 14 Şubat 2024 saat 20.30’da hareket ettiği belirtildi.
Geminin Gemlik Limanı’na intikali esnasında planlı rotasında ilerlerken, 15 Şubat 2024 saat 01.30 sularında rotasını önce kuzeye daha sonra güneye doğru çevirdiği, devamında da saat 06.28’de gemi sahibi usta gemici Murat Altıntaş tarafından Türk Radyo’ya “batma tehlikesi geçiriyoruz” sözleriyle yardım çağrısında bulunduğunun tespit edildiği kaydedildi.

Bandırma Bölge Liman Başkanlığından alınan belgelerde, geminin tonaj kapasitesinin 1302 ton olduğu, irsaliye faturasında 1150 ton yükleme yapıldığı ancak fatura ile uyumsuz olarak 1250 ton olarak beyanda bulunulduğu tespiti kararda yer aldı. Sefer sırasında iki gemiyle telsizden irtibat kurulduğu ancak gemiden yardım çağrısında bulunulmadığı vurgulandı.
Kararda, gemide bulunan makine stajyeri Ahmet Atav’ın kız arkadaşı Feryal İ.Ş’nin alınan ifadesinde, Atav’ın 14 Şubat’ta kendisine, mürettebatın hava kötü olduğu için gemi kaptanına, “Bu havada çıkmayalım, bizi öldürmek mi istiyorsun?” dediğini, kaptanın da “Zaten bir gün gemi batacak” diyerek kimseyi dinlemeden seyre çıktığını söylediği beyanları yer aldı.
Gemi mürettebatından Hüseyin Tutuk’un eşi Filiz Tutuk’un ise ifadesinde, eşinin 15 Şubat günü saat 06.18 sıralarında WhatsApp uygulaması üzerinden kendisine, “Hakkını helal et, gemi 6 saattir ha battı ha batacak. Ne yapsak gidemiyoruz” mesajı ve 1 dakikalık video gönderdiğini anlattığı kaydedildi.
ABD’yi sarsan Kirk suikastında flaş gelişme! ‘Tüm kaynaklar kullanıldı’
Kararda, Murat Çalışkan isimli baş mühendisin henüz bulunamadığı ve dosyasının tefrik edilerek soruşturma işlemlerine devam edildiği vurgulandı.
Olaya ilişkin 9 Mayıs 2024’te alınan bilirkişi raporunda, Batuhan A gemisinin yükleme işlemlerinin mevzuata uygun olduğu, tonaj aşımının bulunmadığı, geminin uluslararası ve ulusal mevzuat çerçevesinde gerekli tüm kontrollerinin liman başkanlıklarınca tam, zamanında ve gereği gibi yerine getirildiği tespit edilerek, Bandırma Bölge Liman Başkanlığı ve Marmara Liman Başkanlığı’nın kusurunun bulunmadığı belirtildi.
Kazanın kök nedeninin gemi ambarlarının sızdırmazlığının sağlanmaması olduğu, ambar kapaklarının sızdırmazlığının muşambayla sağlanmasının uluslararası kurallara uygun olduğu ancak kazanın meydana geldiği seferde muşambaların uygun şekilde sabitlenmediği kaydedildi.

“TEDBİRLİ VE EHİL BİR KAPTAN GİBİ DAVRANMADI”
Karar metninin devamında, şu ifadelere yer verildi:
“Kaza anında gemide bulunan donatan ve kaptanın geminin sızdırmazlığına ilişkin donanım zafiyetinin farkında olduğu, geminin, yükün ve personelin emniyetinden sorumlu olan kaptanın gemi batma tehlikesi geçirmesine rağmen zamanında yardım çağrısında bulunmayarak tedbirli ve ehil bir kaptan gibi davranmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle Batuhan A gemisi kaptanı Hasan Mehmet Uyanık’ın ve geminin donatanı Murat Altıntaş’ın geminin batması ve ayrıca mürettebatın hayatını kaybetmesine neden olmaları dolayısıyla kazada asli kusurlu oldukları, kazada başka kusurlunun bulunmadığı belirtilmiştir.”
Savcılığın takipsizlik kararında, geminin batması sonucu mürettebatın ölümünden gemi kaptanı Hasan Mehmet Uyanık ve gemi donatanı Murat Altıntaş’ın kusurlu bulunduklarından dolayı şüpheli oldukları ancak vefat etmeleri sebebiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği vurgulandı.
Son dakika! Can Holding’e operasyon: Habertürk ve Show TV’ye el konuldu…

Reklam