BIST 100
14.777,73 -0,33%
DOLAR
46,4450 0,00%
EURO
53,2707 0,11%
GRAM ALTIN
6.237,31 -0,79%
FAİZ
41,18 0,15%
GÜMÜŞ GRAM
97,40 -0,78%
BITCOIN
62.707,00 -0,49%
GBP/TRY
61,4571 0,21%
EUR/USD
1,1461 0,03%
BRENT
79,39 -0,58%
ÇEYREK ALTIN
10.198,00 -0,79%
İzmir Kapalı
İzmir hava durumu
31 °
Reklam

HABER

Bir kent ayağa kalktı! ‘Koku 5'inci kata kadar çıkıyor, 55 yaşındayım böyle bir şey görmedim’

Bir kent ayağa kalktı! ‘Koku 5’inci kata kadar çıkıyor, 55 yaşındayım böyle bir şey görmedim’

Karşıyaka, Buca ve Konak ilçeleri başta olmak üzere kent genelinde konteynerler ve çevresinde çöp yığınları oluşmaya devam ediyor. Biriken çöpler kaldırımlara ve yollara taşarken, vatandaşların, çöplerin, kötü koku, sinek ve böceklerin bölgede artmasına neden olduğunu dile getirdi. İlçede günlerdir bu sorunun sürdüğünü belirten vatandaşlar, çöplerin zamanında toplanması gerektiğini dile getirdi.
İlginizi Çekebilir
‘ÇÖP KOKUSU, 5’İNCİ KATA ÇIKIYOR’
Ankara’dan İzmir’e misafir olarak gelen vatandaşlardan Cüneyt Alan, “Cuma günü geldim, o günden beri burası çöp dolu. Mahallenin tümünü dolaştım her tarafta çöpler birikmiş durumda. İnsanlar çöpleri evlerine mi bitirecek? Mecbur kaldıkları için konteyner da dolu olunca çevresine atmak zorunda kalıyorlar. Çöp kokusu 5’inci kata kadar çıkıyor. İzmir’e yerleşmek istiyordum ancak gelip gördüm. Buraya mikrop kapmaya mı yerleşeceğiz? 55 yaşındayım hiç böyle bir şey görmedim. Daha da kötüsü bölgede gıda işletmeleri var. Bu işletmeler denetleniyor ama dışarıdaki pisliklerden herkes hasta olmak üzere” ifadelerini kullandı.

‘ARTIK BIKTIK’
Vatandaşlardan diş hekimi asistanı Zerrin İlter (36) ise “Tam kliniğimizin önünde kaç gündür çöp kokusu var. Bu durum artık bıktırdı. Kaç gündür çöpler toplanmıyor. Çöp arabası geliyor, bazı çöpleri topluyor, bazılarını bırakıyor. Bir an önce çare bulmasını istiyoruz. Her yönden tehlikeli, fazla söze gerek yok, rezillik” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ise Çiğli’deki tesisin kapatılmasının ardından çöplerin Tire ilçesine taşındığını, bu nedenle çöp trafiğinin 2-3 gün sürdüğünü ve oluşan yığılmayı düzenlemeye çalıştıklarını açıkladı.
Meclis önünde ‘Beyaz Toros’ yakıldı! Emniyet’ten açıklama…

Aracına 8 teker ekleyip tanka çevirdi, trafiğe çıktığı an büyük şok yaşadı

Aracına 8 teker ekleyip tanka çevirdi, trafiğe çıktığı an büyük şok yaşadı

Aksaray’da Tofaş Kartal marka aracı şaselerine ek yaparak hem enine hem de boyuna uzatan, ekstra 4 teker daha takıp 8 tekerli hale getiren ve yaptığı çeşitli eklemeler ile aracı adeta tanka çeviren sürücü sosyal medyada yaptığı paylaşımların ardından Aksaray sokaklarında çıktığı trafikte herkesi şaşırttı.
İlginizi Çekebilir
POLİS EKİPLERİNCE YAKALANDI
Milli savunma ve saldırı adı altında yaptığı araca “68 Atak” ismini veren araç sahibi, emniyet ve Türk Silahlı Kuvvetleri için geliştirdiğini iddia ettiği nitrojen çıkışlı, yakıt ikmali olmadan 3 bin kilometre gidebilen, gece görüş kamera sistemine sahip, 350 kilometre hıza ulaşabilen gibi birçok iddialarıyla da herkesi şok etti. 35 Y 2023 plakalı 8 tekerli araçla şehir genelinde trafiğe çıkan 48 yaşındaki Fatih M. isimli sürücü giydiği askeri kamuflaj ve bordo beresiyle polis ekiplerine yakalandı.
Büyükçekmece’de hurdaya dönen Ferrari’nin sahibi konuştu: Alalı 5 gün olmuştu!

Olay yerine gelen İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şubesi ekipleri araç üzerinde geniş çaplı inceleme yaparken, yapılan incelemelerde aracın karayolları trafik kanununa tamamen aykırı olduğunu tespit etti.
İBB’ye yönelik operasyon! Sosyal medya yöneticisi Mahir Gün’ün ifadesi ortaya çıktı
EHLİYETİNE 2 AY SÜREYLE EL KONULDU
Kamuflaj ve bordo bereli Fatih M. isimli sürücü hakkında sorgulama yapan ekipler, sürücüye “Süs ve aksesuar takılı araç kullanmak”, “Görüşü engelleyecek donanım”, “Koltuk tadilatını ruhsata işletmemek”, “Standart dışı lastik kullanmak”, “Standart dışı süspansiyon” ve “Üst yapı tadilatını ruhsata işletmemek” ihlallerinden 8 bin 306 lira para cezası kesti.

Polis ekiplerince trafikten men edilen araç çekici marifeti ile otoparka çektirilirken, araç sahibi ve sürücüsü olan Fatih M.’nin ehliyetine 2 ay süreyle el konularak sürücü muayene için sağlık kuruluna sevk edildi.
Bakan Işıkhan’dan memur zammına ilişkin açıklama…

İBB'ye yönelik operasyon! Sosyal medya yöneticisi Mahir Gün'ün ifadesi ortaya çıktı

İBB’ye yönelik operasyon! Sosyal medya yöneticisi Mahir Gün’ün ifadesi ortaya çıktı

İBB Medya A.Ş. eski çalışanı ve sosyal medya hesaplarının yöneticisi Gün savcılık ifadesinde telefonunda bulunan ‘notlar’ kısmına yazdığı beyanları ile ilgili konuştu.
İlginizi Çekebilir
Savcılık ifadesinde notları sorulan Gün, “Emrah Bağdatlı’nın Karpuz Medya isimli firmasında SGK’lı çalıştığım süreç içerisinde bankadan 70.000 TL maaş aldım, bunun dışında elden para almadım. Emrah Bağdatlı’nın Gümüşsuyu’nda bulunan ofisine 7-8 aylık süreç içerisinde 3-4 defa resmi işler için gittim. Ben emniyette telefon şifremi vermiştim. Yine hem emniyette hem de bana burada sormuş olduğunuz telefonumun notlar kısmında bulunan notlar bana aittir. 19 Mart 2025 tarihinde yapılan operasyon sonrasında hem sosyal medyada hem de farklı mecralarda söz konusu operasyonun medya kısmının da olabileceğinin dillendirilmesi ve bu süreçte belli çevrelerce bana ait olmayan paylaşımların benimmiş gibi hedefe koyulmam nedeniyle ciddi endişelere kapılmıştım. Söz konusu içeriklerde bulunan ifadeler benim bu süreçte karşılaştığım ve yaşadığım olaylara ilişkindir. Ben idealist olarak fahri çalışmalarımı yürüttüm. Operasyon sonrasında ortaya çıkan durumlarda özellikle Medya A.Ş.‘den ayrıldıktan sonra yanında çalıştığım Emrah Bağdatlı’ya ait şirkette çalışıyor olmamdan kaynaklı sitemlerimi yazmıştım. Basına yansıyan para ilişkilerini görmemden kaynaklı hayal kırıklığına uğramış olmamdan dolayı bu ibareleri yazdım. Bu yazılar kullanılmışlık hissinin yazılı hale getirilmesidir” dedi.
Bakan Işıkhan’dan memur zammına ilişkin açıklama
“SİSTEM KURULDUĞUNU ANLAMIŞTIM”
Mahir Gün’ün telefonunda bulunan kendi yazdığı notlarında “31 Mart 2024 öncesi seçim kampanyasında sosyal medya konularında aktif oldum. Fakat yerel seçimden sonra hedef göstermelerden dolayı medyada asılsız iddialar nedeniyle işten çıkarıldım. Bende hayatımda ilk kez 31 Mart 2024’te gördüğüm Emrah Bağdatlı’nın teklifi üzerine ağustos ayında şirketinde işe bağlandım. Medya algı operasyonu yapıldığında herkes sudan çıkmış balığa döndü, bizim henüz 1 yıl dolmadan tamamen iyi niyetlerle herkesin yaptığı şeyleri yaptığımızı bildiğimiz konularda neden diken üstünde olduğumuzu anlayamadım. Okuduğum haberler, soruşturma detayları geliştikçe burada bir sistem kurulduğunu anlamıştım” ifadeleri yer aldı.
“GEÇMİŞİNİ BİLMEDİĞİM BİR SİSTEMİN PARÇASI YAPILMAYA ÇALIŞILDIĞIMI ANLADIM”
Mahir Gün’ün telefonuna yazdığı notta, “Son ana kadar İBB ve İmamoğlu iletişimi konusunda elimden geleni iyi niyetle yapmak istesem de, eşimin kurduğu şirket ve benim 6 aylık bir geçmişe dayalı işim nedeniyle başka bağlantılar üstünden bir amaç kurulduysa ve elde bu bağlantıyı tek ben kurabilirim diye düşünüldüyse diye aklım karıştı, canım sıkılmaya başladı. Yıllardır üzerine kurmaya çalıştığım bir kariyer planlamasında sanki boşa düşüldü. Bu durumda hem canım sıkıldı, hem kamuda ilerleyemedim, hem işsiz kaldım hem de geçmişini bilmediğim bir sistemin parçası yapılmaya çalışıldığımı anladım. Ben Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı olmasının ülkenin geleceği için iyi olacağını düşünen biriydim. Sırf bu nedenle buraya ne katkı sunabilirim diye düşündüm, bu nedenle kendi çalışmalarıma ağırlık vermek istedim. Daha önce de dediğim gibi eşimin işinin siyaseten de sistemle de ilgisi olmamıştır ama benim ismim üstünden bu konunun da aileme zarar vereceğini anlamam nedeniyle etkin pişmanlığa başvurmak istiyorum” yazıldı.
TBMM önünde otomobilini yakan şüpheli tutuklandı
“EMRAH BAĞDATLI BENİ İNGİLTERE’YE GELMEM KONUSUNDA UYARDI”
Gün’ün notlarının devamında, “Emrah Bağdatlı, İngiltere’de yaşamaktadır. Beni de defaatle oraya gelmem konusunda uyarmış. Olası bir tutuklanma durumunda itiraflarda bulunmamam ve eşimin de bu işlerle alakası olmadığını, açık vereceğini düşünmüş olabilir… Daha önce de dediğim gibi 3 veya 4 kez aynı ortamda bulunduğum bu kişilerle soruşturma başladıktan sonra neler olacağına dair telegram üzerinden konuşmaya başladık. Türkiye’de sosyal medyada bir çalışma yapılacaksa ancak benim organize edebileceğim söylendi. Bir şekilde bağlarda siyasi sandığım durumlarda ilginç bilgilere ben de rastlayınca aslında ailemi bu işten kurtarmak için fırsat kollamaya başladım. Bir anda vebali muamelesi de görünce anladım ki herkes kendini kurtarmaya çalışıyor. Veya yanlış bir şey varsa neden soruşturmadan önce ses etmediler diye düşünmeye başladım. Sonucunda da bu ekipten kopmak istediğimi anladım” yazdığı öğrenildi….

Reklam
Son Dakika: İSBİKE bisikletlerine ne oldu? Yüzlerce bisiklet bekliyor...

Son Dakika: İSBİKE bisikletlerine ne oldu? Yüzlerce bisiklet bekliyor…

İSBİKE Projesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki İSPARK tarafından 2012 yılında hayata geçirildi. Entegrasyon, altyapı ve bakım işlemleri nedeniyle bazı dönemler kesintili olarak hizmetini sürdüren sistem, 2023 yılı sonlarından bu yana bir buçuk yılı aşkın süredir bakım ve onarım faaliyetinde olduğu gerekçesiyle hizmet vermiyor.
İlginizi Çekebilir
YÜZLERCE BİSİKLET HURDALIK ALANDA ATIL DURUMDA BEKLETİLİYOR
Sistemin mobil uygulaması bu sebeple çalışmazken, uygulamaya girilmek istenildiğinde “2023 yılı sonu itibarıyla İSBİKE Bisiklet Paylaşım Sistemi kapanacak olup bakım onarım dönemine girecektir. Sistemin kapalı olacağı günlerde başta bisikletler olmak üzere tüm sistem donanımları elden geçirilerek, bakım onarım ve yazılım güncellemeleri gibi çalışmalar gerçekleştirilecektir. Anlayışınız için teşekkür eder, sağlıklı günler dileriz.” bilgilendirmesiyle karşılaşılıyor.
İstanbullular da bisikletle ulaşımı teşvik etmek amacıyla başlatılan bu uygulamadan bir buçuk yılı aşkın süredir kiralama yapamıyor.
Sisteme ait yüzlerce bisiklet de Kartal Soğanlık Yeni Mahalle’de bulunan İBB Ulaşım Dairesi Başkanlığına bağlı Taşıt Hizmet Kalitesi Uygunluk Kontrolü noktasının yanındaki hurdalık alanda atıl durumda bekletiliyor.
Etrafı brandayla çevrili olan alandaki bisikletlerin peş peşe sıralandığı ancak korunması için herhangi bir önlem alınmadığı gözlendi.

Vatandaşların hizmetine sunulmayan bisikletlerin uzun süredir dış etkenlere maruz kalması ve kullanılmaması nedeniyle deformasyona uğradığı ve bisikletlerin arasından otların yeşererek alanı kapladığı görüldü.
Sistemin ne zaman yeniden hizmete alınacağı konusu belirsizliğini korurken, belediye kaynaklarından edinilen bilgiye göre, ilgili yönetmeliğe ilişkin sürecin tamamlanmasının ardından firmalardan başvuru alınması ve firmalar lisans aldıktan sonra 90 gün içinde bisikletlerini sahada bulundurması planlanıyor.
Kerem Aktürkoğlu’ndan Benfica’ya Fenerbahçe talebi! Portekiz’den yeni iddia
KULLANILMAYAN İSBİKE BİSİKLETLERİ SORUNU MECLİS’E TAŞINDI
İSBİKE bisikletlerinin söz konusu durumu, zaman zaman İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi’nde de gündeme geldi. Sistemde bisiklet sayısı ve kullanımındaki azalış ile İSBİKE’nin uğradığı zarar meclis üyelerince tartışıldı.
İBB Meclisi’nde 12 Aralık 2024’te yapılan oturumda, son bir yıldır faaliyet göstermeyen İSBİKE bisikletlerinin son durumuna ilişkin soru önergesi verildi.
İBB’nin basın bilgilendirme grubundan 30 Mart’ta “İSBİKE bisikletleri kayboldu” iddiasına ilişkin yapılan açıklamada, mevcut bisikletlerin güncel donanım ve yazılıma ihtiyaç duyması nedeniyle yeni bir sistem ihtiyacının doğduğu belirtilerek, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Paylaşımlı Bisiklet Yönetmeliği Revizyonu 12 Mart tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nden geçti. Projenin 2025 yılının ilk yarısında hayata geçirilmesi planlanıyor.” ifadelerine yer verildi.

Bu arada, İBB tarafından hazırlanan Paylaşımlı Bisiklet Yönetmeliği 3 kez değiştirildi. Son olarak revize edilen yönetmelik, 17 Temmuz’da düzenlenen toplantıda oy çokluğuyla Meclis’ten geçti.
Son dakika: Türkiye’nin vergi rekortmenleri belli oldu: Selçuk Bayraktar zirvede
Söz konusu toplantıda konuşan AK Partili Meclis Üyesi Muhammet Kaynar, yönetmeliğin üçüncü kez Meclis’e geldiğini, yine kanuna, yasal düzenlemelere aykırı bir yönetmelik getirildiğini belirterek, 2019 öncesi dönemdeki binlerce bisikletin sahadan toplandığını ve hurdalıktaki bisiklet mezarlığında durduğunu aktardı.
Kaynar, 6 aydır da yönetmelikle uğraştıklarını, her ay yönetmeliğin geldiğini ancak hazırlananların uygun olmadığını vurgulayarak, “Bu çıkardığınız yönetmelik yasaya aykırı. Üçüncü defa getirdiğiniz bu yönetmelik, hem üst yasal düzenlemelere aykırı olduğu gibi hem de bu işin verileceği kişiye yönelik tarifler var, ihalede rekabet esastır, rekabeti engelleyici hükümler var, yanlıştır. Gelin zaman kaybetmeyelim, oturalım beraber çalışalım, bu yönetmeliğe biz de katkı verelim. Düzeltelim, doğru hali bir defada çıksın.” ifadelerini kullandı.

İzmir’de barajlar kurudu, obruklar oluşmaya başladı! Kritik uyarı: ‘40 günlük su kaldı’

İzmir’de barajlar kurudu, obruklar oluşmaya başladı! Kritik uyarı: ‘40 günlük su kaldı’

İzmir’de kuraklık ve yağış azlığı nedeniyle barajlardaki su seviyesi, her geçen gün düşüyor. Barajlardaki içme suyu rezervinin yağışlı döneme kadar dikkatli kullanılması ve büyük ölçekli su kesintilerinin önlenmesi için alınan tedbirler kapsamında, 6 Ağustos’tan itibaren kent genelinde planlı su kesintileri uygulanıyor.
İlginizi Çekebilir
İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün (İZSU) verilerine göre; günlük ortalama 700 bin metreküp su tüketilen İzmir’de içme suyunun büyük bir bölümünün karşılandığı Tahtalı Barajı’nda su seviyesi yüzde 6,71’e düştü. Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nda yüzde 1,39, Ürkmez Barajı’nda yüzde 7,02, Balçova Barajı’nda yüzde 21,16, Güzelhisar Barajı’nda ise yüzde 54,91’e geriledi. Gördes Barajı’nda bu yıl hiç su kalmadı.
‘SUYU KULLANMAYI BİLMİYORUZ’
Tahtalı Barajı’nda suyun çok düşük seviyede olduğunu belirten TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, “Tahtalı’da aktif doluluk oranı 19 milyon metreküpe düştü. Ülke olarak son 52 yılın en kurak dönemini yaşıyoruz, bu sene yağışlar yüzde 28 eksik yağdı, geçen sene bu oran yüzde 6’ydı. Ama asıl sorunumuz, suyu kullanmayı bilmemek” dedi.
Türkiye’nin vergi rekortmenleri belli oldu: Selçuk Bayraktar zirvede

‘KÜÇÜK MENDERES HAVZASI’NDA OBRUKLAR BAŞLADI’
Prof. Dr. Yaşar, “İzmir’de 2010’dan 2022’ye kadar barajlarımız, yüzde 80 doluydu. Ancak hatalar yapıldı. Barajlar doluyken kuyulardan su çekildi. İzmir’in en pahalı suyu kullanmasının nedeni de bu. Çünkü kuyulardan çekilirken çok enerji harcanıyor. Doluyken suyun barajdan çekilmesi lazımdı. Akiferler dinlenmeliydi. Biz her seferinde suyun yüzde 60’ını kuyulardan çektik. Maalesef kuyularımız derinlere kaçtı. Manisa’nın altından her gün 220 bin metreküp su çekiliyor, Göl Marmara’yı kuruttuk. Hatalı su kullanımından dolayı Manisa’da obruklar başladı. Kuraklığın geleceğini biliyorduk, su da B ve C planları uygulanmaya başlanması gerektiğini söyledik. Amerika’da, İngiltere’de, Almanya’da, İspanya’da çim sulamak, havuz doldurmak, çok su isteyen bitkileri sulamak yasaklandı. Herkes önlemini aldı, biz almadık. Su bitince önlem almak aklımıza geldi. Birkaç sene elma ya da armut gibi çok su isteyen meyveleri yemeyelim, akiferler kendini toparlasın. Göller tekrar su tutmaya başlasın, tarımda yanlış ürün desenleri politikası nedeniyle göller bölgesi çöller bölgesi oldu. Konya Ovası, obruk ovası oldu. Şu anda Küçük Menderes Havzası’nda obruklar başladı, bütün Türkiye’nin altı boşaltılıyor” diye konuştu.

Baraj tamamen kurudu, 35 günlük su kaldı! Belediye Başkanı: Hazırlıklı olmalıyız
‘SU KESİNTİLERİNE GEÇEN SENE BAŞLANMALIYDI’
Tahtalı Barajı’nda su seviyesinin önümüzdeki hafta yüzde 5’lere gerileyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Yaşar, “Bir an önce kapalı ortamda suyun tarlalara getirilmesi, gri suyun tarımda kullanılması, Türkiye’de yüzde 33 olan kayıp-kaçak oranlarının azaltılması gerekiyor” dedi. Planlı su kesintilerinin barajları çok etkilemediğini söyleyen Prof. Dr. Yaşar, “Barajlarda su bitti, yaklaşık 40 günlük su kaldı. 1 yıllık suyun altına düştüyse, su bitiyor demektir. Belediye, su kesintilerine geçen sene başlamalıydı. Suyun bir kısmını rezerv olarak tutmak lazımdı. Suyu kullanmayı bilmediğimiz için bu döneme geldik. Belediyenin raflarında şu anda deniz suyu arıtma projelerinin olması gerekiyor” diye konuştu.
İSBİKE’nin yüzlerce bisikleti hurdalık alanda atıl durumda bekletiliyor…

Reklam
Yağmur’un cinayet sanığı sevgilisi: Öldürmedim, intihar etti

Yağmur’un cinayet sanığı sevgilisi: Öldürmedim, intihar etti

Olay, 19 Ocak’ta saat 03.00 sıralarında Kocasinan ilçesi Şeker Mahallesi 5265 Nolu Sokak’ta meydana geldi. Yağmur Çoban ile sevgilisi sözleşmeli er Fehmi Demirkollu konuşmak için bir araya geldi. Bu sırada Çoban, Demirkollu’ya ait ruhsatsız silahla başından vuruldu. Fehmi Demirkollu’nun ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin ilk incelemesinde Yağmur Çoban’ın hayatını kaybettiği belirlendi.
İlginizi Çekebilir
Fehmi Demirkollu, sevgilisi Yağmur’un kendisine ait ruhsatsız silahı alarak arabadan inip intihar ettiğini söyledi. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmayı genişletmesinin ardından Demirkollu, cinayet şüphesiyle gözaltına alındı ve çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanarak cezaevine konuldu.
SAVUNMASINA İTİBAR EDİLMEDİ
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında iddianame hazırlandı. İddianamede, ölen Çoban’ın annesinin olaydan önce yaşananlara ilişkin beyanı, maktule ile şüpheli arasındaki mesaj kayıtları, eylemde kullanılan silahın şüpheliye ait ruhsatsız silah oluşu, maktulenin 18 yaşından küçük olması ve silah kullanmayı bilmesinin mümkün olmadığı hususları da bir arada değerlendirildiğinde ve şüphelinin maktuleyi sürekli surette tehdit ettiği de dikkate alındığında şüphelinin savunmasına itibar edilmediğine vurgu yapılarak, kıskançlık neticesinde Yağmur Çoban’ı öldürdüğü ve olaya intihar intibası verdiği değerlendirilerek, Fehmi Demirkollu’nun ‘kadına ve çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis, ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan da 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi istendi.
Barajlar kurudu, obruklar İzmir’e dayandı! Kritik uyarı: ‘40 günlük su kaldı’
DAVA BAŞLADI
Kayseri 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanık Fehmi Demirkollu ile Yağmur Çoban’ın şikayetçi annesi Tuba Yağmur ile taraf avukatları hazır bulundu. Davaya, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları da müdahil oldu.
Suçsuz olduğunu öne süren sanık Fehmi Demirkollu, “Ruhsatsız silahım aracın sağ ön yolcu kısmındaydı. Sözleşmeli er olduğum için devlet bana silah vermiyordu. Silahlara tutkum olduğu için silah almıştım. Silahın tetik emniyeti çalışmıyordu. Arabadan indim. Yağmur’un elinde silahın kabzasını gördüm. Sol elini çenesine dayamış vaziyetteydi. ‘Yağmur’ diye seslendim. Panikledi. Aramızda 2-3 adım mesafe olduğu için elimi Yağmur’un sol tarafına doğru uzatıp namluyu araziye çevirmek istedim. Sağ elimden yaralandım. Elimde mermi giriş çıkış izi var. Olaydan 1-2 dakika sonra ambulansı aradım. Biraz geç aramamın sebebi de elim kan olduğu için tuşlara basamadım. Onu ben öldürmedim. Suçsuzum. Tahliyemi istiyorum” diye konuştu.
ANNE: EN AĞIR CEZAYI ALMASINI İSTİYORUM
Yağmur Çoban’ın annesi Tuba Yağmur ise “İlişkilerini 2 yıldır biliyordum. Kızım ayrılmak istiyordu. Evimizin önüne ‘Fehmi’ ismi yazıldı. Kızımın ruh hali gayet normaldi ve intihara meyilli bir çocuk değildi. ‘Anne şu yüzüğü şerefsize verip 5 dakikaya geliyorum’ diyerek evden çıktı. En son yüz yüze konuşmamız bu oldu. Telefonla arayıp eve gelmesini söyledim. Benim telefonda sanık hakkında söylediklerimi Fehmi duymuş. Kızım tekrar beni arayarak, ‘Anne Fehmi’yi zaptedemiyorum’ dedi. Aradan biraz zaman geçtikten sonra sanık beni arayarak, ‘Abla Yağmur abla Yağmur’ dedi. Telefonda silah sesi duymadım. Olay yerine ilk gittiğimde kızım kanlar içinde yerde yatıyordu ve hala yaşıyordu. ‘Kızım ölme’ diye yalvardım. Şikayetçiyim, en ağır cezayı alsın” ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyeti sanık Fehmi Demirkollu’nun tutukluluk halinin devamına karar vererek, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

ANNE BASIN AÇIKLAMASI YAPTI
Yağmur Çoban’ın annesi Tuba Yağmur, kızının ölümüne ilişkin tutuklanan sevgilisi Fehmi Demirkollu’nun yargılandığı davanın ilk duruşması sonrası adliye önünde basın açıklaması yaptı. Tuba Yağmur’a bazı kadın dernekleri de destek oldu. Kızı ve kendinin fotoğrafının olduğu; ‘Bir evladımı kaybettim. Bin evladım oldu. Yağmurum ilk değil son da olmayacak. Adalet yerini bulsun. Duyun sesimi ey Türkiye. Korkmuyoruz. Susmuyoruz. Biz hazırız adalet bizde’ yazılı pankart önünde konuşan anne Yağmur, “19 Ocak’ta öldürülen kızım Yağmur Çoban için buradayız. Kızımın adaleti için buradayız. Şahıs intihar ettiği iddiasıyla, bu şekilde kendini savunmaya çalışıyor. Kızımın adaleti için her türlü ben buradayım, yıkılmayacağım. Karşı taraf ne derse desin ne yaparsa yapsın sonuna kadar yavrumun adaletini sağlayacağım ve bu davamdan da asla vazgeçmeyeceğim” dedi.
‘KIZIMIN ÖLMESİNİ BEKLİYOR’
Kızının erkek arkadaşından ayrılmak istediğini de öne süren Tuba Yağmur, “‘Ayrılmak istiyor’ diye aşağı çağırıyor. Kızım her defasında ayrılmak istedi ama karşı tarafların tehditleri, eve gelmeleri bitmedi. Kendi gelmediği zamanlarda kardeşini gönderiyordu sürekli. Asfalta adını yazdırmalar, kızımı takip etmeler sürekli bir tehdit halindeydi. En son 19 Ocak’ta saat gece 01.00 sularında evime gelip kızımı aşağı çağırıyor. Kızım o sırada aşağı indiğinde, kızımı alıyor. 45 dakika ortadan kayboluyorlar. Daha sonrasında kızımı evin önüne getiriyor. Kızımı ben aradım, eve gelmesini söyledim. Kızım ‘5 dakikaya geliyorum’ dedi. Tekrar aradığında, ‘Anne Fehmi dediklerini duydu, ben Fehmi’yi zapt edemiyorum’ diye ağlayarak beni aradı. 5 dakika sonra telefon yine çaldı. O cani kızımı öldürmüş. Bir asfaltın kenarına sanki bir hayvan öldürüp atar gibi kaldırımın kenarına atıp kızımın ölmesini bekliyor” ifadelerini kullandı.
‘KESİNLİKLE İNTİHAR VAKASI DEĞİL’
Dosyadaki raporlara da dikkat çeken Yağmur, “Otopsi, balistik raporlarda da kendi elinde barut izleri, kan izleri, direksiyonda, vites kolunda ve sağ arka tampon ve ön tampon da kan izlerine rastlanmıştır. Balistik raporlarda yüzde 90 suçlu olduğu kesinleşti ama hala inkar ediyor. Kızımı o gün öldürüyor, beni çağırıyor. ‘Abla Yağmur’ diye aradığında ben arabaya biniyorum. Hızla kızımın yanına gittiğimde kızım kanlar içinde yerde yatıyordu. Hala yaşıyordu. Ambulans 45 dakika sonra geldi. Ambulans eğer erken gelmiş olsaydı belki şu an benim kızım yaşıyor olacaktı. Şu an kendisiyle yüzleşme zamanı. Dava ne kadar sürer bilmiyorum. Ama bu mücadelemden de asla vazgeçmeyeceğim. O caninin en ağır ceza alması için de buradayım. Kesinlikle intihar vakası değildir. Kızım, canice Fehmi Demirkollu tarafından katledilmiştir” diye konuştu.
Yer: Büyükçekmece! Villa bahçesinde ceset bulundu: ‘3-4 ay önce gömülmüş’
‘KIZIM İÇİN HER ŞEYİ YAPACAĞIM’
Tehdit edildiğini de iddia eden anne Tuba Yağmur, “Arkaları sağlammış. Hiç önemli değil. Benim de yukarıda Allah var. Kızım için her şeyi yapacağım. Mücadelemi asla bırakmayacağım. Bir kızım daha var. Şu an tehdit ediliyorum, internet üzerinden. TikTok hesabı üzerinden sürekli tehditli mesajlar, videolar gönderiliyor. Şu an zaten hesabı kapatıldı. Hiç önemli değil. Benim bir kızım daha var. Onu korumak için her şeyi yapacağım ama Yağmur’um için de şu an görüyorsunuz. 17 yaşındaydı benim kızım. Gencecikti. Lise son sınıf öğrencisiydi ve hayali bir dükkan açıp mesleğini ilerletmekti. Ama bunu çok gördüler benim çocuğuma. Sadece benim çocuğum ayrılmak istiyordu. Şizofren bir kişilik kendisi. Sürekli tehditler, hakaretler, kızımı aşağılayıcı kelimeler. Bu şekilde benim çocuğum 3 sene boyunca onunla mücadele etti. En son 1 sene boyunca da sürekli kızım tehdit altındaydı” dedi….

Bakan Güler: Terörsüz bir Türkiye ancak güçlü bir toplumsal dayanışmayla mümkündür

Bakan Güler: Terörsüz bir Türkiye ancak güçlü bir toplumsal dayanışmayla mümkündür

Milli Savunma Bakanlığının NSosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, Bakan Güler, inceleme ve denetlemelerde bulunmak üzere Şırnak’a gitti.
Kerem Aktürkoğlu’ndan Benfica’ya Fenerbahçe talebi! Portekiz’den yeni iddia
23’üncü Piyade Tümen Komutanlığı’nı ziyaret eden Güler, devam eden faaliyetlere ilişkin bilgi alarak, yapılacak çalışmalarla ilgili talimatlar verdi.
Paylaşımda, inceleme ve denetlemelere ilişkin görüntüler de yer aldı.

Bakan Güler, ardından Şırnak Valiliğini ziyaret ederek, Şeref Defteri’ni imzaladı, Vali Birol Ekici ile bir süre makamında görüştü. Daha sonra AK Parti İl Başkanlığı’na geçen Bakan Güler, yöresel kıyafetli kadınlar ve partililer tarafından karşılandı.
Partililerle bir araya gelen Güler, burada yaptığı konuşmada, devletin tüm kurum ve kuruluşlarıyla daha müreffeh bir Şırnak için var gücüyle çalıştığını, kentin gelişim sürecini ve mevcut sorunlarını büyük bir titizlikle ve dikkatle takip ettiklerini, bu kapsamda ilgili kurum ve kurumlarla sürekli temas halinde olduklarını söyledi.
Son yıllarda Şırnak’ın, gelişimini engelleyen terörün etkisinden kurtularak, kalkınmanın ve ilerlemenin şehirlerinden biri olduğunu anlatan Güler, şehrin artık hak ettiği refaha ulaşma yolunda büyük atılımlara sahne olduğunu belirtti.
Şırnak’ın gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak amacıyla ulaştırmadan sağlığa, eğitimden spora, tarımdan turizme kadar her alanda önemli yatırımların birer birer hayata geçirildiğini bildiren Güler, şunları kaydetti:
“Şırnaklı kardeşlerime ve Şırnak’a gerçek belediyecilik anlayışıyla hizmet eden Şırnak Belediyemizin verimli ve etkin çalışmalarını da memnuniyetle takip ediyoruz. Yıllarca terörün gölgesinde kalan dağlarımız ve ovalarımız, bugün güvenliğin tesis edilmesiyle bereketini de göstermeye başladı. Artık Gabar ve Kato terörle değil petrolle anılıyor. Dün rahatça girilemeyen Gabar zirvelerinde artık günde 80 bin varile aşan petrol üretiyoruz. Amacımız Şırnak’ı petrolü ve diğer madenleri, jeotermali, güneş ve rüzgar enerjisiyle Türkiye’nin en güçlü enerji üssü haline getirmektir. Şu bir gerçek ki, terörün izlerinin silindiği bu aziz topraklarda, huzurla üretim yapılmakta, refah büyümekte ve Şırnak başta enerji olmak üzere pek çok sahada Türkiye Yüzyılı’nın yükselen yıldızı olarak parlamaktadır.”
“TÜRKİYE’Yİ DAHA PARLAK YARINLARA TAŞIYACAK YENİ BİR DÖNEMİN DE EŞİĞİNDEYİZ”
Kentin sahip olduğu stratejik kaynakların yanı sıra bölgesel ticaretin kalbinin attığı merkezlerden de biri haline geldiğini dile getiren Güler, özellikle Habur Sınır Kapısı’nın, modernleştirilen çevre altyapısı ve yollarıyla ülkenin Orta Doğu’ya açılan en önemli ticaret kapılarından biri olduğunu, bu yönüyle Şırnak’ın, her gün binlerce ton yük ve yüzlerce aracın giriş çıkışına aynı zamanda çok sayıda ticari faaliyete ev sahipliği yaptığını anlattı.
“Bu eşsiz konum, Şırnak’ı sınır ticaretiyle birlikte kültürel etkileşimin, yeni yatırım fırsatlarının ve ekonomik kalkınmanın anahtarı haline getirmiştir. Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda ilerlediğimiz bu tarihi dönemde, bölgesel istikrarın güçlenmesiyle Şırnak, ticaretteki avantajını üretim, ihracat ve lojistikteki gelişmelerle daha da arttırarak Türkiye Yüzyılı’nın gelişmiş şehri olma yolunda hızla ilerlemektedir” ifadelerini kullanan Güler, uzun yıllardır milletin başına bela olan teröre karşı yürüttükleri kapsamlı mücadelenin bugün yeni bir sayfaya ulaştığını belirtti.
Bakan Güler, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sayın Cumhurbaşkanı’mızın stratejik liderliğiyle şekillenen, vizyoner devlet aklı ve milletimizin köklü tecrübesinden beslenen güçlü iradesi sayesinde Türkiye’yi daha parlak yarınlara taşıyacak yeni bir dönemin de eşiğindeyiz. Terörsüz Türkiye hedefi artık somut bir ufuk haline gelmiş, milletimizin birliğini, kardeşliğini ve ortak geleceğini daha da güçlendirecek bir sürecin kapısını sonuna kadar aralamıştır. Bu sürecin ortaya çıkması bir yandan kahraman Mehmetçiğimizin, emniyet, jandarma, istihbarat teşkilatımız ile cesaret timsali güvenlik korucularımızın ve elbette ki başta bölge insanımız olmak üzere tüm milletimizin tamamının başarısıdır. Esasen hepimizin ortak bir temennisi vardır. Terörden tamamıyla arınmış, barışın, kardeşliğin ve refahın hakim olduğu güçlü bir Türkiye istiyoruz. Bunun için doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine 86 milyonun ortak kararlılığıyla terörün bu topraklardan sonsuza dek silinmesi için uğraş veriyoruz. Bunun için de terör örgütü PKK ve farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları nerede olduklarından bağımsız olarak bir an önce aldığı kararı uygulayarak derhal ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidir. Tek temennimiz artık bölgede silahların seslerinin hiçbir şekilde yankılanmaması, kardeşlik türküleri ve kalkınmaya dair atılımların konuşulmasıdır.”
“TERÖRSÜZ BİR TÜRKİYE ANCAK GÜÇLÜ BİR TOPLUMSAL DAYANIŞMAYLA MÜMKÜNDÜR”
Şırnak’ın bugün ulaştığı huzur ve güven ortamının tesis edilmesinde ve korunmasında öncü bir şehir olarak daima en ön safta yer aldığını ifade eden Güler, şimdi ise bu iklimi tamamıyla kalıcı kılmak için herkese yeni sorumluluklar düştüğünü aktardı.
Milli Savunma Bakanı Güler, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Özellikle teşkilatımızın siz değerli mensuplarının temsil ettiğiniz kurumsal kimliğin bir gereği olarak halkımızın sürece ilişkin en iyi şekilde bilgilendirilmesi noktasında önemli çalışmalar yapması hayati öneme haizdir. Bu çerçevede muhtemel fitne ve provokasyonlara karşı uyanık olmak, birliğimizi bozmaya çalışanlara izin vermemek ve bin yıllık kardeşliğimizi pekiştirecek bu güzel iklimi muhafaza etmek öncelikli ve mühim bir husustur. Unutmayınız ki terörsüz bir Türkiye ancak güçlü bir toplumsal dayanışmayla mümkündür. Biliyoruz ki terörü gündemimizden çıkmasıyla Şırnak ve tüm bölgemiz ekonomik olarak da iyi bir sıçrama yaşayacaktır. Ticaret daha canlanacak, yatırımlar çeşitlenecek, böylelikle gençlerimiz çok daha fazla iş ve istihdam imkanına kavuşabilecektir. Esasen yıllardır hizmet ve eser siyasetinin adresi olan hükümetimiz yeni dönemde de nice hizmeti hayata geçirmenin vizyoner bakış açısına sahiptir. Bu kutlu yolculukta Şırnak’ımız da bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en önemli destekçilerimizden biri olacağına yürekten inanıyorum. Bizim yolumuz güvenliğin, huzurun, kardeşliğin güçlü ve müreffeh bir Türkiye’nin yoludur. Bunun için hep birlikte çalışmaya, birliğimizi korumaya, kardeşliğimizi pekiştirmeye ve Şırnak’ımızı çok daha kalkınmış bir şehir haline getirmeye devam edeceğiz.”
Programda, AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka ve AK Parti İl Başkanı İbrahim Halil Erkan da birer konuşma yaptı….

Tarihi komisyonda 5

Tarihi komisyonda 5. toplantı! Kurtulmuş: Süreci zehirlemek isteyenler var

Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı.
Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun beşinci toplantısından önce önemli açıklamalarda bulundu.
İlginizi Çekebilir
“BU SÜRECİ ZEHİRLEMEK İSTEYEN BAZI GRUPLARIN VARLIĞINI BİLİYORUZ”
“Numan Kurtulmuş’un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle; Türkiye’nin 40 yılı aşkın bir süredir devam eden bu süreçte yaşadıkları acılar aslında hepimizin ortak acılarıdır. Bu acıları yarıştırmak, bu acıları birini diğerinin önüne geçirmek gibi herhangi bir tavrın içerisinde olmamak gerektiği kanaatindeyim.
Esas mesele geçmişte yaşadıklarımızı karıştırmak, kurcalamak ve bunlar üzerinden yeni tartışmaları ortaya koymak değil. Geçmişte yaşadıklarımızı yaşamamak üzere tedbirlerimizi almak ve yolumuza esenlik içerisinde, huzur içerisinde, komisyonumuzun adında da yer aldığı gibi kardeşlik içerisinde ve demokrasi içerisinde yürümektir.
Amacımız bütün bu görüşmelerle birlikte geçmişin tartışmalarını tekrar etmek değildir. Ortak geleceği kurabilmek için kararlılığımızı artırmaktır.
Bu iki hususu acılarımızı yarıştırmamak ve geçmişteki olanları bugüne taşımamak gerektiğinin altını çizerek bu toplantılara başlamamızı önemli görüyorum.
Bir başka mesele de değerli arkadaşlar dün ifade ettim. Bu sürecin bir an evvel bütün 86 milyonun ortak faydasını olacak şekilde bitirilmesini isteyen, tamimiyetle, iyi niyetle bir araya gelen, çözüm üretmek için gayret sarf edenler olduğu gibi, sayıca çok az olsalar da bu süreci zehirlemek isteyen bazı grupların da varlığını biliyoruz.Bu uyarımızda ne kadar haklı olduğumuzu ortaya koydu.
Bissouma transferinde ters köşe! Fenerbahçe derken ezeli rakip devrede
“PROVOKASYON İÇERİSİNDE OLACAK ÇEVRELERE KARŞI 51 ÜYEMİZİN HEPSİ KARARLILIK İÇERİSİNDE”
Bu komisyonda hiçbir şekilde konuşulmamış, komisyonun kurulmasından önceki süreçlerde dahi gündeme gelmemiş, komisyonun hiçbir anında komisyon üyeleri tarafından paylaşılmamış bazı konuları hem de gizli oturumlarda konuşulmuş gibi ortaya koymak en hafif tabiriyle açık bir provokatörlüktür.Bu tür provokasyon içerisinde olacak çevrelere karşı da komisyondaki 51 üyemizin hepsi ortak bir kararlılık içerisindedir.
Müsaadenizle bu kararlılığımızı sizlerin adına buradan bir kere daha ifade etmek istiyorum.Mesele gerçekten bu milleti bir daha yaşadığı bu acıları yaşamayacak bir şekilde barış içerisinde, huzur içerisinde, gerçekten yüksek demokrasi standartları içerisinde adaletle yarınlara taşımaktır.Bunun için de bu komisyon üzerine düşen bütün sorumlulukları yerine getirmektedir.Ben bir kere daha teşekkürlerimi ve takdirlerimi ifade etmek istiyorum.
Türkiye’de 11 siyasi partiyi temsil eden 51 kişiden oluşan bu komisyon, şimdiye kadarki süreçte büyük bir olgunluk içerisinde.Herkes farklı fikirlerini çok net bir şekilde söyleyerek ama sonuçta hepimiz ortak hedefe hizmet ederek yani barışa, esenliğe, huzura hizmet ederek komisyon çalışmalarını bugüne kadar getirdik.En kısa zamanda tamamlayarak da Millete karşı olan ödevimizi başarıyla yarına getirmeyi ümit ve temenni ediyorum.
Son dakika: Türkiye’nin vergi rekortmenleri belli oldu: Selçuk Bayraktar zirvede…

Reklam
5 ayda 40 kilo verdi: 15 yıl boyunca bu hastalıktan habersiz yaşadım

5 ayda 40 kilo verdi: 15 yıl boyunca bu hastalıktan habersiz yaşadım

Ankara’da yaşayan ve doğuştan çölyak hastası olan Sami Doğu Şimşek, glutenli beslendiği için küçük yaşlardan itibaren karın ağrısı şikayetleriyle çeşitli hastanelere başvurdu ancak herhangi bir tanı konulamadı. 15 yaşında 118 kiloya ulaşan ve 2 yıl önce yine karın ağrısı nedeniyle Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji bölümüne başvuran Şimşek’e burada çölyak tanısı konuldu. Ardından diyete başlayan Şimşek, glutensiz beslenerek 5 ayda 40 kilo verdi ve 78 kiloya indi.

‘ÇÖLYAK HASTALIĞI TOPLUMDA 200’DE 1’
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Şamil Hızlı, çölyak hastalığında gelişen antikorların özellikle bağırsaklarda yapısal hasara neden olduğunu belirterek, “Çölyak hastalığı çok sık görülüyor. Ülkemizde bu anlamda hassasiyeti yüksek olan insan yoğunluğu çok fazla. Toplumda 200’de 1 olduğunu söyleyecek olursak örneğin; bir mahallede veya bir sitede en az bir iki tane çölyak hastasının olması beklenir. Ama bizim tanı koyduğumuz, çocuk gastroenteroloji, hepatoloji, beslenme uzmanları olarak takipte olduğumuz hasta sayısı buna oranla çok düşük. Yani tabiri caiz ise buzdağının görünen kısmını biz takip ediyoruz. Kendisinin çölyak olduğunun farkında olmayan çok insanımız var. Çocuklarda belirtileri ‘klasik’ ve ‘klasik olmayan’ diye ikiye ayırıyoruz. Özellikle klasik olanlar karın şişliği, ishal, kilo almama, kilo kaybı, bulantı, kusma, karın ağrısı gibi şikayetleri oluyor. Bazen yürüyüş bozuklukları gibi de karşımıza gelebiliyor. Bu şu demek; çölyak hastalığı aslında çok kolay tanı konulabilen ama bir yandan da belirtiler çok farklı hastalıklara benzediği için sinsi bir hastalık diye de söylenebilir. Farklı tablolar oluyor hastalıkta. Farklı tablolar olduğunda hekimin bunu düşünmesi, çölyak antikorlarının istemesi lazım. Biz erkenden tanıyı koyduğumuz zaman çocuğun tüm şikayetleri büyük oranda çözülmüş oluyor. Bu hayat konforunu da arttırıyor. Büyüme, gelişme geriliği varsa bunların düzelmesini sağlıyor. Çocuk bambaşka bir çocuk haline geliyor ki aileler de bundan çok memnun” dedi.

‘SIKI BİR DİYET UYGULANMASI GEREKİYOR’
Ardından, bebekliğinden itibaren karın ağrısı yaşayan lise öğrencisi Sami Doğu Şimşek’in hastalık sürecine değinen Prof. Dr. Hızlı, şunları söyledi:
“Karın ağrısı, çocuğun gazına bağlanmış. 6 aylıktan itibaren gaz sorunu olan bir bebek. Burada karın ağrısı, atipik bir çölyak hastalığı belirtisidir. Normalde başka nedenler aranır ama bu hastada bunun aranmış olması gerçekten tanıyı koymak için önemli bir basamaktı. Ama bu tanı düşüncesi 15 yaşında oluştuğu için bir miktar gecikerek tanıyı koymuş oluyoruz. Çölyak hastaları, zayıf çocuklar olarak bilinirler. Ama bu çocukta obezite problemi bile vardı. Yani buna rağmen tekrarlayan, ısrar eden karın ağrısı nedeniyle çölyak antikorları bakıldığında çölyak olduğu öngörüldü. Endoskopide de çıktığı için diyete başlandı. Bu 2 yılda tüm şikayetleri geçmiş durumda. Belirtilerin ortaya çıkması, klasik olarak doktora gitmeleri ortalama 10 yaş civarındadır. Ama bizim yani 14-16 aylıkken dahi tanı koyduğumuz çocuklar var. Burada hekimin farkındalığının yüksek olması, ailenin farkındalığının yüksek olması, yani çevrenin de bunun farkında olması gerekiyor. Bu da erken tanı koymayı ve çocukta büyüme geriliğinin, gelişme geriliğinin erkenden çözülmesini sağlıyor. Tedavide ise glutensiz diyet uyguluyoruz. Sıkı bir diyet uygulanması gerekiyor. Bu konuda ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nın da hükümetin de 5 yıllık programları var, destek programları var. Ülkemizde diyet ürünleri her yerde satılmaya başlandı; bu şartlar koşuldu. Bu anlamda çölyak hastalarının hayat konforunun arttırılması için bizler de Sağlık Bakanlığı da aktif çalışıyoruz.”

‘DİYETE BAŞLAYINCA BAĞIŞIKLIK SİSTEMİM DE GÜÇLENDİ’
Sami Doğu Şimşek ise, 15 yaşına kadar hiçbir kan testinde durumunun fark edilmediğini belirterek, “İlk başlarda alışmak çok zordu; çünkü 15 yıl boyunca bu hastalıktan habersiz yaşadım. Başlarda hiç yemek yiyemiyordum. Hem korktuğum için hem de glutensiz besinlere ulaşmak zor olduğu için yemekten çok uzaklaştım. Sonrasında işte yavaş yavaş kendimiz de bilinçlendikçe alıştık alternatif yemeklere. Diyete başladıktan sonra sadece kilolarımdan kurtulmadım, bağışıklık sistemim de güçlendi; önceden çok sık hastalanıyordum, şimdi neredeyse hiç hasta olmuyorum. Karın ağrısı gibi şikayetleri olanların vakit kaybetmeden doktora gitmeleri çok önemli, çünkü hastalık ilerledikçe vücudu çok yıpratıyor” dedi.

Ayrıca glutensiz besinlere ulaşmanın zor olduğuna dikkat çeken Şimşek, “Marketlerde glutensiz reyonlar var. Bunların maliyetleri çok fazla. Dışarıda restoranlarda buna ulaşmak çok kolay değil. Glutensiz ürün ürettiğini iddia eden firmalar olsa da tabii ki kendiniz yapmadığınız sürece bilemiyorsunuz, güvenemiyorsunuz. Ben dışarıya çıktığım zaman çok ulaşamıyorum böyle şeylere. Genelde kendi yemeğimi yanımda taşıyorum” diye konuştu. (DHA)