BIST 100
14.777,73 -0,33%
DOLAR
46,4450 0,00%
EURO
53,2707 0,11%
GRAM ALTIN
6.237,31 -0,79%
FAİZ
41,18 0,15%
GÜMÜŞ GRAM
97,40 -0,78%
BITCOIN
62.707,00 -0,49%
GBP/TRY
61,4571 0,21%
EUR/USD
1,1461 0,03%
BRENT
79,39 -0,58%
ÇEYREK ALTIN
10.198,00 -0,79%
İzmir Kapalı
İzmir hava durumu
31 °
Reklam

HABER

TBMM önünde otomobilini yakan şüpheli tutuklandı

TBMM önünde otomobilini yakan şüpheli tutuklandı

Olay, dün saat 09.00 sıralarında Çankaya ilçesi İsmet İnönü Bulvarı’nda meydana geldi. Mersin’den Ankara’ya gelen Mehmet Emin Fidan, hurda araç teşvikiyle ÖTV indirimi beklediğini belirterek, indirim çıkmadığı gerekçesiyle TBMM önünde 33 FC 312 plakalı otomobilini yaktı. İhbarla olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesi ile söndürülen yangında otomobil kullanılamaz hale geldi.
İlginizi Çekebilir
Gözaltına alınan Mehmet Emin Fidan hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ‘Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması’ suçundan soruşturma başlatıldı. Fidan, işlemlerinin ardından sevk edildiği Ankara 3’üncü Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklandı. Soruşturmanın tüm yönleriyle ve titizlikle devam ettiği belirtildi.
BAKAN TUNÇ’TAN AÇIKLAMA
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da olayla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Bakan Tunç, “Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde aracını ateşe veren şahıs hakkında, yürütülen soruşturma kapsamında Türk Ceza Kanunu’nun 170/1-a maddesi gereğince ‘genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması’ suçundan yangın çıkarma fiili nedeniyle tutuklama kararı verilmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun topluma karşı suçlar kısmında yer alan ve genel tehlike yaratan suçlar kapsamında değerlendirilen bu fiillerde, caydırıcılığın sağlanması, kamu düzeninin korunması ve vatandaşlarımızın can güvenliğinin temini için kararlılıkla hareket edilmektedir” dedi.

İçişleri Bakanlığı, Meclis önünde yakılan araçla ilgili detayları açıkladı! 16 suç kaydı var…

İş insanının uyuşturucuyu temin ettiği öne sürülen avukat Göksu Çelebi hayatını kaybetti

İş insanının uyuşturucuyu temin ettiği öne sürülen avukat Göksu Çelebi hayatını kaybetti

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 14 Temmuz’da mağdur avukat Çelebi’ye uyuşturucu madde temin ederek kullanmasını sağlayan tutuklu şüpheli İçer hakkında başlatılan soruşturma sürüyor.
Alınan bilgiye göre, 14 Temmuz’dan itibaren yoğun bakımda tedavisi süren avukat Çelebi, dün hayatını kaybetti.
Çamur diye bastığı yer hayatını karattı: Ne olduğunu şimdi anlıyorum
Olayla ilgili kripto varlık alım satım platformu ICRYPEX’in sahibi Gökalp İçer gözaltına alınmış, yürütülen soruşturma kapsamında “uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama” ve “kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından tutuklanmıştı.
Doğum günü kutlaması faciayla bitti! Nişanlı çift feci şekilde can verdi
GÖKALP İÇER HAKKINDAKİ KARA PARA AKLAMA SORUŞTURMASI
ICRYPEX şirketi ve sahibi şüpheli İçer hakkında ayrıca “suçtan elde edilen gelirleri aklama” suçundan soruşturma başlatılmıştı.
Bu kapsamda, platformun çeşitli suç örgütlerinin suçtan elde ettikleri haksız kazançlarını döviz veya kripto varlığa dönüştürerek finansal sisteme soktuğu tespit edilmişti.
Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığınca (MASAK) hazırlanan rapora göre, suç geliri elde ettiği ve gelirlerini yurt dışına çıkardığı belirlenen şüpheli Gökalp İçer ile ICRYPEX Kripto Varlık Alım Satım Platformu AŞ’ye ait banka hesaplarına, elektronik para kuruluşları nezdindeki varlıklarına, araçlarına, taşınmazlarına ve şirket ortaklık paylarına sulh ceza hakimliğince el konulması kararı verilmişti….

Kilometrelerce kuyruk, binlerce gözyaşı! ‘Buradan ayrılırken tüylerimiz diken diken oluyor’

Kilometrelerce kuyruk, binlerce gözyaşı! ‘Buradan ayrılırken tüylerimiz diken diken oluyor’

Yıllık izinlerini Türkiye’de geçiren gurbetçilerin yaşadıkları ülkelere dönüş yolculuğu sürüyor.
Türkiye’ye giriş ve çıkışta en çok kullanılan sınır kapısı Kapıkule’ye gelen gurbetçiler, büyük sevinçle geldikleri anavatanlarından buruk ayrılıyor.
İlginizi Çekebilir
Çıkış için sınır kapısında sıraya giren gurbetçiler, pasaport işlemlerinin ardından yaşadıkları ülkelerin yolunu tutuyor.
Almanya’ya dönen Bilgin Erdoğan, gazetecilere, yıllık izninin güzel ama hızlı geçtiğini söyledi.
“ANAVATANDAN ACI VATANA GİDİYORUZ”
Memleketten ayrılmanın hüznünü yaşadığını belirten Erdoğan, “35 yıldır gurbetteyim. Adı üstünde gurbet. Vatandan uzakta yaşıyorsun. Her sene gelirken büyük bir sevinç yaşıyoruz, dönüşte hüzünlü oluyoruz. Sanki her şeyi geride bırakmış gibi oluyoruz. Anavatandan acı vatana gidiyoruz.” dedi.
Hollanda’ya giden Emin Aşgar ise Türkiye’den ayrılmanın burukluğunu hissettiğini dile getirdi.
Gurbette yaşamanın zor olduğunu ifade eden Aşgar, “Tatilimiz güzel geçti ama dönüş yolu hüzünlü oluyor. Bütün ailem Türkiye’de yaşıyor, gurbette yalnızız.” diye konuştu.

Ailesiyle Almanya’ya giden Selahattin Turgut da kalbinin yarısının her zaman Türkiye’de olduğunu belirtti.
Tatilin bir çırpıda geçtiğini dile getiren Turgut, “Türkiye’den ayrılmak çok zor. Buradan ayrılırken tüylerimiz diken diken oluyor. Kalbimiz her zaman burada. Üzgün şekilde ayrılıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin vergi rekortmenleri belli oldu: Selçuk Bayraktar zirvede

Sebahattin Yıldız ise her yıl izne çıkıp memlekete gelecekleri günü beklediklerini belirterek, “Türkiye çok güzel. Harika buldum. Vatanımızda tatil yapmaktan dolayı memnunuz. 20 yıldır gurbette yaşıyorum. Vatanımızı özlüyoruz.” şeklinde konuştu….

Reklam
Reklam
Diyarbakır’da Narin Güran cinayetinde 1 yıl: Yargıtay kararı bekleniyor

Diyarbakır’da Narin Güran cinayetinde 1 yıl: Yargıtay kararı bekleniyor

Bağlar ilçesi kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolduktan sonra arama çalışmalarının 19’uncu gününde dere yatağında çuvalda, üzeri 30, 25 ve 20 kilo ağırlığındaki 3 taşla kapatılıp, çalılıklarla gizlenmiş halde cansız bedeni bulunan Narin Güran’ın ölümüne ilişkin 4 kişi hakkında Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
İlginizi Çekebilir
Aracında Narin’e ait DNA ve kıl örneği bulunan amcası Salim Güran, annesi Yüksel Güran ve ağabeyi Enes Güran ile gözaltına alındıktan sonra cesedi dere yatağına taşıdığını itiraf eden komşuları Nevzat Bahtiyar hakkında ‘İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. 28 Aralık’ta görülen davanın 2’nci duruşmasında Salim Güran, Enes Güran ve Yüksel Güran’a ‘İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar’a ise ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmetti.

İSTİNAF CEZALARI ONADI
Tutuklu sanıkların avukatları, şikayetçi sıfatıyla baba Arif Güran’ın avukatları, ‘katılan’ sıfatıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Diyarbakır Barosu tarafından verilen istinaf dilekçeleri, Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde incelendi. 17 klasörden oluşan dava dosyası ile istinaf başvuruları, değerlendirme yapılması için Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi’ne gönderildi. Dosyayı ve başvuruları inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi, 26 Mayıs’ta verdiği kararda; mahkemenin 4 sanık hakkında verilen hapis cezalarını oy çokluğuyla onadı.
Doğum günü kutlaması faciayla bitti! Nişanlı çift feci şekilde can verdi
MAHKEME BAŞKANI ŞERH KOYDU
Oy çokluğu ile alınan karara mahkeme başkanı, gerekçelerini sıralayarak şerh koydu. Mahkeme başkanı, şerhinde dosyadaki kamera kayıtları, baz raporları ve DNA bulgularının eksik ve yetersiz incelendiğini, özellikle Nevzat Bahtiyar’ın hareketlerinin detaylı görüntü analiziyle netleştirilmesi gerektiğini belirtti. Anne, ağabey ve amcanın birlikte ve kısa sürede Narin’i öldürdüğü yönündeki kabulün akla ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu vurguladı. Ayrıca PSA ve kıl örnekleri gibi kritik delillerin bilimsel olarak yeterince araştırılmadığını, tüm bu eksik incelemeler nedeniyle kararın bozulması gerektiğini ifade etti.

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI, CEZALARIN ONANMASINI İSTEDİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, cinayete ilişkin davada cezaların onanmasına yönelik tebliğname hazırladı. Tebliğname, Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’ne gönderildi. Tebliğnamede; sanıklar Salim Güran, Yüksel Güran ve Enes Güran hakkında verilen müebbet hapis cezalarının onanması talep edildi. ‘Suç delillerini yok etmek’ suçundan ceza alan sanık Nevzat Bahtiyar hakkındaki kararın da hukuka uygun olduğu belirtilerek, bu kararın onanması istendi. Diyarbakır Barosu Başkanlığı’nın istinaf talebi ise davaya katılma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle reddedildi. Sanık avukatlarının temyiz başvurularında; soruşturmanın eksik yürütüldüğü, delillerin yetersiz olduğu, sanıkların eylemler üzerinde doğrudan hakimiyet kurduklarına dair yeterli kanıt bulunmadığı, kararın gerekçeden yoksun olduğu ve ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesinin ihlal edildiği yönündeki iddiaların yerinde bulunmadığı belirtildi. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, dosyayı inceleyerek kesin kararını verecek.

AİLE, ‘ADALET NÖBETİ’NE BAŞLAYACAK
Kaybolmasından itibaren Türkiye’nin gündemine oturan ve sürekli gündemde kalan Narin Güran cinayetinin üzerinden 1 yıl geçti. O süreçte Narin Güran’ın ismi, Türkiye’nin farklı bölgelerinde birçok park ve okula verildi. Güran ailesi, geçen günlerde yaptıkları yazılı açıklamayla, 21 Ağustos günü saat 11.00’da Tavşantepe Mahallesi’nde Narin’in mezarı başında ‘adalet nöbeti’ne başlayarak, basın açıklaması yapacaklarını duyurdu.

Tarihi zirve Ankara’da! Rutte duyurdu: 2026’da NATO liderleri Beştepe’de buluşacak!…

12 km'lik fay kırıldı! Bölge için 'deprem fırtınası' uyarısı: Büyüklüğü 5'i aşmayacak

12 km’lik fay kırıldı! Bölge için ‘deprem fırtınası’ uyarısı: Büyüklüğü 5’i aşmayacak

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, AA muhabirine, Sındırgı ilçesinde 6,1 büyüklüğündeki depremin kuzeybatı-güneydoğu uzanımlı ve doğrudan Sındırgı Fayı üzerinde meydana geldiğini söyledi.
Bu süreçte bölgeye giderek incelemelerde bulunduğunu aktaran Sözbilir, “Ana şoktan sonra yaklaşık 4 bin civarında artçı deprem yaşandı. Burası Sındırgı fayının olduğu bir bölge. Aynı zamanda hemen batı kısmında Gelenbe fayı dediğimiz bir fay var. Bu fay kuzey-güney uzanımlı bir fay. Büyük olasılıkla deprem olduktan sonra Gelenbe fayı bir bariyer gibi de davranmış olabilir. Onun için yırtılma tamamen doğuya doğru ilerlemiş durumda. Yaklaşık 10-12 kilometre uzunlukta bir fayın kırıldığını söyleyebiliyoruz. Yapılan çalışmalar deprem etkinliğinin yavaş yavaş azaldığını gösteriyor. Belli zamanlarda bir deprem fırtınası şeklinde gelişiyor. Birkaç hafta içinde bu deprem aktivitesinin iyice azalması bekleniyor.” dedi.
Sındırgı’da 6,1 büyüklüğündeki depreme ilişkin yeni detay: ‘Yer kabuğunda 2 cm salınım var’
“VATANDAŞIN PANİK YAPMAMASI GEREKİYOR”
Hasan Sözbilir, Gelenbe fayının depremlerinin sonlandığı yerde kuzey güney yönlü uzandığını ifade etti.
Bu dönemde ilk günlerde Gelenbe fayının da kendi içinde birkaç deprem ürettiğini aktaran Sözbulur, “Belli bir transfer sonucunda depremler oluştu. Ama belli ölçeklerde transferi devam ederse Akhisar, Kırıkağaç, Balıkesir taraflarına doğru belli ölçeklerde yine depremler gelişebilir. Vatandaşın panik yapmaması gerekiyor. Belli ölçeklerde dar bir alanda lokal bir deprem aktivitesi olduğu için. Bir de birden fazla fay olduğu için belli zamanlarda bir deprem fırtınasına dönüşebilir. Ama deprem büyüklüğü 5’i aşamayacaktır. Dolayısıyla halkın panik havasından çıkması gerekiyor.” diye konuştu.
Balıkesir’de 6,1’lik deprem! Uzmanlar iki fay hattına dikkat çekti: ‘Süresi doldu, 7’nin üzerinde deprem bekliyoruz’
Sözbilir, Sındırgı fayında meydana gelen depremlerin İstanbul’daki fayları etkilemeyeceğini vurguladı.
Sındırgı’da meydana gelen depremin yıkım sınırında olduğunu anlatan Sözbilir, şöyle devam etti:
“O yüzden fazla bina yıkılmadı. Sadece bir tane bina yıkıldı biliyorsunuz. Ama hasar gören bina sayısı 1000’i bulmuş durumda. Tabii oradaki yapı stoku da olması gerektiği gibi iyi bir yapı değil sonuçta. Ama yeni yapılan evlerin belli bir sağlamlıkta olduğunu gözlemleyebildik. Özellikle TOKİ konutları. Kırsal alanlarda köy evlerinde hasar biraz daha fazla. Orada normalde işte yığma dediğimiz yapı tipi olduğu için Türkiye’de yeni bir oluşum başlatılabilir. O evlerde sadece kenarlara çelik direkler çıkacak şekilde belli bir dayanımı arttırıcı, güçlendirici nitelikte bazı önlemler alınabilir diye düşünüyorum.”

Dut mucizesiyle göz şampuanı: Bolu’da dünyada ilk kez üretildi

Dut mucizesiyle göz şampuanı: Bolu’da dünyada ilk kez üretildi

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) akademisyenleri, duttan göz çevresi şampuanı hazırladı.BAİBÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalında ihtisas yapan Dr. Derya Pekyürek, göz hijyeni ve enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde kullanılmak üzere doğal bir ürün geliştirmek için çalışma yaptı.
İlginizi Çekebilir
GÖZ ENFEKSİYONLARINA KARŞI DUTTAN ŞAMPUAN YAPTILAR
BAİBÜ Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adem Soydan danışmanlığında, BAİBÜ Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akif Hakan Kurt öncülüğünde, doktora sonrası araştırmacı Dr. Cansu Kara Öztabağ ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Eczacılık Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Ömer Türkmen’in desteğiyle çalışmalarını ilerleten Pekyürek, duttan göz çevresi şampuanı hazırladı.
Göz hijyeni ve enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde kullanılmak üzere hazırlanan ürünün patenti alınarak seri üretime geçilmesi planlanıyor.
“ÜRÜNÜMÜZÜ ‘DUTUN MUCİZESİ’ OLARAK İSİMLENDİRİYORUZ”
Dr. Derya Pekyürek, AA muhabirine, insanların göz kliniklerine en çok göz enfeksiyonu şikayetiyle başvurduğunu söyledi.
Her yaştan insanın göz enfeksiyonu geçirebildiğini dile getiren Pekyürek, tedavinin ilk adım olarak hastalara sağlıklı göz çevresinin sağlanmasını önerdiklerini kaydetti.
Pekyürek, göz çevresi hijyeninin sağlanması amacıyla önerilen bazı ürünlerin gözde yanma, batma, kaşıntı, kuruluk ve tahrişe neden olabildiğine dikkati çekerek, “Biz, hassas göz ve göz çevresiyle uyumlu, daha düşük konsantrasyonda, iyi ve uzun süre etkili, düşük maliyetli, hastaların kolaylıkla kullanabilecekleri, tedavi edici özelliğe de sahip tıbbi ürün ortaya koyma hedefiyle yola çıktık.” dedi.

Özcan Deniz, ağabeyi Ercan Deniz’in iddiaları sonrası çılgına döndü! ‘Annesinin namusuna mı dil uzatıyorsun?’
GÖZ ENFEKSİYONLARINI TEDAVİ EDİCİ VE SEMPTOMLARI AZALTICI ÖZELLİĞE SAHİP
İnsanların eskiden göz çevresi temizliği ve enfeksiyon tedavisi için dut yaprağını kaynatarak hazırladıkları solüsyonları kullandıklarını, kendilerinin de bundan esinlendiklerini anlatan Pekyürek, deneysel çalışmalar sonucu karadut ve beyaz dutta bulunan, antimikrobiyal ve antioksidan etkinliğe sahip “gallik asit” ile gözdeki dokularda hücre canlılığını artırıcı etkisini gözlemledikleri “oxyresveratrol” maddesini formülize ederek göz çevresi şampuanını BAİBÜ Farmakoloji Ana Bilim Dalı öncülüğünde ürettiklerini dile getirdi.
Pekyürek, başta gözde çapaklanma ve iltihaplanmaya sebep olan göz enfeksiyonları olmak üzere hem tedavi edici hem de semptomları azaltıcı özelliğe sahip ürün ortaya çıkardıklarını belirterek, “Yerli ve milli kaynaklar kullanılarak her yaştan kişinin uygulayabileceği, hedef kitlesi çok geniş bir ürün ortaya çıkardık. Şu an ürünümüzün patent alma aşamasında çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Biz bunu ‘dutun mucizesi’ olarak isimlendiriyoruz çünkü dut bitkisinin bu tarihsel önemi ve yaptığımız deneysel çalışmalarda aldığımız sonuçlar, ürünümüzdeki kararlılığımızı desteklemektedir.” diye konuştu.
Şu anda ürünün şampuan şeklinde prototipini ürettiklerini ifade eden Pekyürek, şampuan dışında, temizleme pamuğu ya da bakım jeli gibi kurulama ihtiyacı hissetmeyen ürünleri geliştirmek için çalışmalarına devam ettiklerini sözlerine ekledi.
Son dakika: Kamuda çalışanlar dikkat: Memur zam teklifini hakeme götürüyor…

Reklam
İstanbullular dikkat! Tarihi Yarımada'da büyük değişim başlıyor: Sultanahmet, Ayasofya ve Topkapı çevresi için yeni dönem

İstanbullular dikkat! Tarihi Yarımada’da büyük değişim başlıyor: Sultanahmet, Ayasofya ve Topkapı çevresi için yeni dönem

İstanbul’un en çok ziyaret edilen turistik bölgelerinin başında gelen Tarihi Yarımada’da yayalaşma projesiyle ilgili çalışmalar sürüyor. TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı, AK Parti Trabzon Milletvekili ve Ulaştırma ve Altyapı Eski Bakanı Adil Karaismailoğlu konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
İlginizi Çekebilir
TARİHİ YARIMADA TRAFİĞE KAPANIYOR
Karaismailoğlu, “Özellikle Tarihi Yarımada’nın Yenikapı, Sultanahmet, Laleli kısımlarında önemli ölçüde yayalaştırma çalışmaları başlamıştı. Bugün de artık gündemimize almamız gereken konuların başında düşük emisyon bölgelerinin oluşturulması ve sıkışıklığı ortadan kaldıracak, tamamen yayalaştırılmış ve toplu taşımaya odaklı bir ulaşım sistemini mutlaka kurmak gerekiyor. ‘Park et-devam et’ projelerinin yanında, dünyada örnekleri olan Londra, Paris, Stockholm, Singapur’un kullandığı sistemlerin de bir an önce ülkemize de gelmesi gerekiyor. Çünkü bu sıkışıklığın başka çözüm yolu yok. Bunlar daha önce de planlanmıştı ama belli bir zaman gerekiyordu artık o zaman geldi. Öncelikle bu bölgelerde toplu taşımanın çok daha yaygınlaştırılması ve vatandaşımızın tercih edeceği kalitede olması gerekiyor” dedi.
SULTANAHMET YAYA BÖLGESİ OLUYOR
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı ‘Tarihi Yarımada Ulaşım Eylem Planı’ kapsamında Tarihi Yarımada’da yayalaşma projesi için atılan adımlar sürüyor. İlk etapta Sirkeci-Harem arabalı vapur hattının Yenikapı’ya taşınacağı planlamada Sultanahmet, Ayasofya ve Topkapı Sarayı çevresi de araç trafiğine kapatılacak. Eylem planı, Tarihi Yarımada’yı hem tarihi dokuya saygılı hem de çevreci bir bölge haline getirmeyi amaçlıyor. Uzun vadede araç trafiğinin kalpten uzaklaştırılması, yaya dostu yolların oluşturulması, bazı alanlarda ise tamamen araç girişinin yasaklanması hedefleniyor. Plan kapsamında otobüs öncelikli şerit projeleri, trafiğin yoğun olduğu ve toplu taşıma talebinin yüksek olduğu güzergahlarda hayata geçirilecek. İlk pilot uygulamanın Vatan Caddesi’nde yapılması planlanıyor. Vezneciler-Edirnekapı hattında otobüs öncelikli şerit çalışmaları projelendirilirken, Edirnekapı’da raylı sistemle entegrasyon sağlanacak. Ayrıca, ‘Park Et-Devam Et’ (P+D) otoparklarının kapasitesi artırılacak. Yeni bir P+D otoparkı da Alibeyköy’de hizmete girecek.

‘TARİHİ YARIMADA’DA FARKLI UYGULAMALARA GEÇMEK GEREKİYOR’
Tarihi Yarımada’da yürütülen yayalaştırma projesiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Adil Karaismailoğlu “Özellikle Tarihi Yarımada gibi, yani Fatih, Beyoğlu, Beşiktaş, Kadıköy, Üsküdar gibi şehrimizin gündüz trafiğinin çok yoğun olduğu kesimlerde farklı uygulamalara artık bugünden sonra geçmek gerekiyor. Özellikle Tarihi Yarımada’nın Yenikapı, Sultanahmet, Laleli kısımlarında önemli ölçüde yayalaştırma çalışmaları başlamıştı. Bugün de artık gündemimize almamız gereken konuların başında düşük emisyon bölgelerinin oluşturulması ve sıkışıklığı ortadan kaldıracak, tamamen yayalaştırılmış ve toplu taşımaya odaklı bir ulaşım sistemini mutlaka kurmak gerekiyor.” dedi.
Son dakika: Kamuda çalışanlar dikkat: Memur zam teklifini hakeme götürüyor
‘TOPLU TAŞIMA YAYGINLAŞTIRILMALI’
Karaismailoğlu, toplu taşımada güvenli ve ekonomik bir sistemin önemine değinerek, “Bunu yapmadan önce tabii ki kaliteli, güvenli ve ekonomik bir toplu taşıma sisteminin bu bölgelerde yaygınlaştırılması ve vatandaşlarımızın bunları tercih etmesi gerekiyor.Tercih etmesi için de güvenli, ekonomik ve kaliteli bir ulaşım sistemini kurmak gerekiyor. Bunu kurduktan sonra da yayalaştırma konularını daha hızlı bir şekilde ele almak lazım. Düşük emisyonlu bölgelere belli araçların girmesini sağlamak lazım. Bazı bölgeler tamamen yayalaştırmak lazım. Özellikle bu bölgelerde yaşayan ve hane olarak kullanan vatandaşlara avantaj sağlanmalı ama orada yaşamayanların ve özel araç kullanıcılarının araçlarını bırakmalarını sağlayacak sistemleri kurmak gerekiyor.Bunun için de ‘Park et-devam et’ projelerinin yanında, dünyada örnekleri olan Londra, Paris, Stockholm, Singapur’un kullandığı sistemlerin de bir an önce ülkemize de gelmesi gerekiyor. Çünkü bu sıkışıklığın başka çözüm yolu yok. Bunlar daha önce de planlanmıştı ama belli bir zaman gerekiyordu artık o zaman geldi. Öncelikle bu bölgelerde toplu taşımanın çok daha yaygınlaştırılması ve vatandaşımızın tercih edeceği kalitede olması gerekiyor. Onu da yerel yönetimler sağladıktan sonra diğer uygulamalarda kanun ve mevzuat konusunda gerekli çalışmaları biz yaparız. Zaten zamanında bunları yapmıştık kolayca da yeter ki iyi niyet olsun. Şehri yönetmek, şehri rahatlatmak, İstanbul’un kalitesini artırmak hedeflenirse biz her zaman yardımcı olma konusunda da önde oluruz” diye konuştu.
‘TRAFİK SIKIŞIKLIĞINI ÖNLEMENİN YOLLARI VAR’
Karaismailoğlu, İstanbul’daki trafik sıkışıklığı sorununa ve çözüm yollarına da değinen Karaismailoğlu “Gün geçtikçe araç sahipliği artıyor ve buna paralel olarak da trafik sıkışıklığı artıyor. Ona göre özellikle yerel yönetimlerin ve merkezi hükümetin de buna göre altyapıları geliştirmesi gerekiyor. 20 yıl önce 8,5 milyon olan araç sayısı, bugün 31 milyonlara ulaştı; ama yapılan planlı yatırımlar sayesinde hem trafik sıkışıklığı azaldı hem de trafik kazaları azaldı. Tabii İstanbul, dünyanın en büyük metropollerinden bir tanesi. Olumsuz bir şekilde dünya rekorları kırıyor. Trafik sıkışıklığı açısından dünyanın en önde gelen şehirlerinden bir tanesi; ama bunu önlemenin yolları var. O yolları da gerçekleştirmek gerekiyor. Özellikle ulaşım altyapısındaki master plan çerçevesinde yatırımların yapılması gerekiyor” diye konuştu.

‘RAYLI SİSTEM YATIRIMLARINDAKİ YAVAŞLAMA ŞEHİR TRAFİĞİNE YANSIYOR’
Raylı sistem yatırımlarının hızla yapılması gerektiğini vurgulayan Karaismailoğlu, “Bu raylı sistem yatırımlarının bir an önce yapılması lazım; ama maalesef son yıllarda, 2019 sonrasında bu yatırımlarda önemli bir şekilde yavaşlama var. Bu da şehir trafiğine oldukça fazla yansıyor. Raylı sistem yatırımları yapılırken tabii ki lastik tekerlekli toplu taşıma sisteminin de buna paralel geliştirilmesi gerekiyordu. Maalesef orada da trafikte kalan otobüsler, yanan otobüsler bu trafiği ve hayatı içinden çıkılmaz hale getiriyor. Bunların tabii ortadan kaldırılması gerekiyor. Özellikle toplu taşımadaki lastik tekerlekli araçlar ve otobüslerin payı oldukça fazla. Buradaki araçların bakımlarının iyi yapılması lazım ve filonun yenilenmesi lazım. Buna paralel tabii ki raylı sistemlerin de buna adapte edilerek hızlı bir şekilde geliştirilmesi lazım. Aynı şekilde, mümkün olan kesimlerde karayolu altyapısını da geliştirmek lazım. Mümkün olan yerlerde katlı kavşakları ve trafik düzenlemelerini geliştirmek lazım, yapılabilecek yerlerde tüneller gibi altyapı yatırımlarını gerçekleştirmek lazım” ifadelerini kullandı.
‘DOLMABAHÇE – LEVAZIM TÜNELİ HEBA EDİLDİ’
Dolmabahçe-Levazım Tüneli’nin atıl durumda kaldığını belirten Karaismailoğlu, “Dolmabahçe-Levazım Tüneli’nin inşaatına 2009 öncesinde başlanmıştı ama maalesef hiçbir yatırım yapılmadığı için yapılan yatırım da yerinde heba olmuş durumda. Halbuki daha önce yapılmış olan Kağıthane-Bomonti ve Bomonti-Dolmabahçe tünellerinden bugün 60 bin araç geçiyor. Yani günlük 60 bin araç çok ciddi bir rakam. Dolmabahçe-Levazım Tüneli yapılsaydı vatandaşlarımıza alternatif olarak trafik sıkışıklığının azalmasına neden olacaktı” dedi.
‘EKONOMİK MALİYETİ YILLIK 10 MİLYAR DOLAR’
Karaismailoğlu, “Mümkün olan yerlerde altyapı yatırımlarını yaptıktan sonra, buna paralel olarak özellikle yayalaştırma projelerinin yoğun bir şekilde gerçekleştirilmesi lazım. Bireysel hareketlilik araçları olan bisiklet, scooter gibi vasıtaların da kullanımını cazip hale getirecek önemli tedbirler almak gerekiyor. Bizim yaptığımız araştırmalarda İstanbul’daki trafik sıkışıklığının yıllık ekonomik maliyeti tam 10 milyar dolar. Yani 10 milyar doların üzerindeki bir ekonomik kaybı yaşıyoruz; bu trafik sıkışıklıkları nedeniyle. Halbuki bu ekonomik kaybı yatırımlara harcasaydık, kayıpların çok büyük bir kısmını ortadan kaldırmış olacaktık. O yüzden hakikaten planlı yatırımlar çok önemli. Özellikle akıllı ulaşım sistemlerini kullanmak gerekiyor. Sinyalize kavşaklarda kavşak kollarının trafik yoğunluğuna göre tam adaptif çalışması gerekir. Bu da çok önemli bir konudur; bazen es geçilebiliyor. Çünkü yoğun olan ana arterlerdeki trafik sinyal sürelerinin daha uzun yanması gerekir. Bunları da kameralarla, sensörlerle desteklemek lazım. Otobüs öncelikli yollar geliştirmek lazım. Bunlar İstanbul’un ihtiyaçları ve bunları yapmak gerekir. Aslında bunların hepsi İstanbul Ulaşım Master Planı’nda var. Yerel yönetimlerin bunları gerçekleştirmesi lazım” diye konuştu.

‘2019 SONRASI ÜÇ METRO İPTAL EDİLDİ’
Metro yatırımlarının 2019 sonrası durumunu da değerlendiren Karaismailoğlu, “Raylı sistem yatırımlarında özellikle 2009 öncesinde tam 10 metro inşaatına başlanmıştı. Bunların 3’ünü yeni yönetim, yani 2019’dan sonra gelen yönetim iptal etti. Diğerlerinin imalatlarını da durdurdular. Maalesef böyle bir çıkmaz sokak var. Halbuki yerel yönetimlerin belediyelerin en önemli görevi kaliteli, güvenli ve ekonomik bir toplu taşıma sistemi kurmaktır. Bugün İstanbul genelinde 380 kilometre metro hattı var. Bunun önemli bir kısmını Ulaştırma Bakanlığımız yaptı. Son 7 yılda açılan metroların neredeyse tamamına yakınını Ulaştırma Bakanlığımız yaptı. Büyükşehir Belediyemizin açmış olduğu metro hattı yaklaşık 80 kilometre; ama bunun da önemli bir kısmı 2019 öncesi yönetim zamanında yapılmıştı. Yaklaşık 10 kilometrelik kısmını yeni yönetim yapmıştır. Maalesef görevini yapmayanlar şimdi başka konularla gündem oluyorlar” ifadelerini kullandı.
Kerem Aktürkoğlu’ndan Benfica’ya Fenerbahçe talebi! Portekiz’den yeni iddia
SİRKECİ-HAREM HATTI YENİKAPI’YA TAŞINIYOR
Karaismailoğlu, “Hükümetimiz 22 yıldır Türkiye’de hayal edilemeyecek işler yaptı. Bunların en önemlileri de İstanbul’u ilgilendiren işlerdir. Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Avrasya Tüneli ve Marmaray, şehre nefes aldıran ana arterler. Tabii ki bu ana arterlere uygun şekilde şehir içindeki yatırımların da buna paralel gerçekleştirilmesi gerekiyordu; ama baktığımızda maalesef öyle bir heyecan da yok, öyle bir çalışma da yok” dedi. Harem-Sirkeci arabalı vapurunun Yenikapı’ya taşınacak olmasıyla ilgili de konuşan Karaismailoğlu, “Marmaray’ın yapılması, Sirkeci – Harem arabalı vapurunun yapılmasıyla talep oldukça azaldı. O yüzden onun bugün Yenikapı’ya taşınması trafiği çok etkileyecek bir konu değil. Yatırımlar yapılınca denizin payı da azaldı. Bugün İstanbul genelinde ulaşımın yaklaşık yüzde 70’i lastik tekerlekli araçlarla sağlanıyor. Metronun payı yüzde 25’lere ulaşamadı. Metronun payını sürekli yatırımlarla artırmak gerekiyor. Bunun yanında denizin payı da yüzde 4’lerden yüzde 2’lere kadar düştü bu aralar” dedi.

‘İSTANBUL HAVALİMANI TRAFİĞİ YÜZDE 40 RAHATLATTI’
İstanbul Havalimanı’nın şehre katkılarına da dikkat çeken Karaismailoğlu, “Ulaşım yatırımlarının yanında İstanbul Havalimanı, dünyanın en büyük havalimanlarından ve en önemli havalimanlarından biri oldu. Bugün Atatürk Havalimanı faaliyette olsaydı, İstanbul’un Bakırköy’den Beylikdüzü’ne, Sefaköy, Küçükçekmece, Bahçelievler’e kadar olan kısmına giremez ve buradan çıkamazdınız. İstanbul Havalimanı’nın İGA’ya taşınmasıyla birlikte bu bölgede, İstanbul’un Avrupa yakasında nereden bakarsanız bakın en az yüzde 30-40 oranında bir trafik rahatlaması olmuştur. Bu bir vizyon meselesi. Türkiye’nin geleceğini düşünmek ve şehrin geleceğini düşünmek. Bunlar planlı bir şekilde oluyor. Aslında bunların hepsi Ulaşım Master Planı’nda var. Bir şey yapmak isterseniz, yapacak şeyler belli. O yüzden inşallah İstanbul Büyükşehir Belediyesi de sorumluluğundaki işleri hatırlar ve bundan sonra yapmaya çalışır” ifadelerini kullandı.

Doğum günü kutlaması faciayla bitti! Nişanlı çift feci şekilde can verdi…

Bursa’da skandal! Evde hayvan kesip ayin yapan 'şamanın' ifadesi ortaya çıktı

Bursa’da skandal! Evde hayvan kesip ayin yapan ‘şamanın’ ifadesi ortaya çıktı

İnegöl ilçesi Yeni Mahalle’deki bir sitede yaşayan Ramazan K., evine getirdiği küçükbaş ve kanatlı hayvanları kurban ederek, bu görüntüleri sosyal medya hesabından paylaştı. Görüntüler, sosyal medyada büyük tepkiye yol açarken, Ramazan K. çektiği videoda şaman olduğunu ve şifa dağıttığını öne sürdü.
İlginizi Çekebilir
ŞİFACI OLDUĞUNU İDDİA ETTİ
Aynı zamanda biyoenerji uzmanı da olduğunu söyleyen Ramazan K., şunları söyledi:
“Dostlar merhaba, benim ismim Ramazan. Ben bir şamanım ve şifacıyım. Bu sayfanın amacı sizin isteklerinizi ve dileklerinizi ruhlara ritüel aracılığıyla iletip, bu istek ve dileklerinizi bu dünyada gerçekleştirmektir. Aynı zamanda şifacıyım, biyoenerji şifası yapıyorum. Ellerimle yapıyorum bu çalışmayı. Yakında ve uzaktan yapılabiliyor biyoenerji çalışması. Uzaktan yapılan çalışmalar yani seanslar, 20 dakika sürüyor. Kendi evinizde sırtüstü 20 dakika boyunca uzanıyorsunuz. Ben de buradan sizin şifanız için çalışma yapıyorum.
Doğum günü kutlaması faciayla bitti! Nişanlı çift feci şekilde can verdi
Bu enerji seansı böyle yapılıyor, uzaktan yapılan çalışmalar. Yakında yapılan çalışmalar var. Bu çalışmalar da buraya geliyorsunuz, masaj masası var bende. Ona uzanıyorsunuz. Bu da yaklaşık 40 dakika ile 1 saat sürüyor, bu çalışma. Bu daha detaylı bir çalışma oluyor. Açıkçası daha iyi sonuçlar alıyoruz. Bu şekilde yapıyoruz. Ritüelleri, şaman ritüelleri. Sizin bir isteğiniz var diyelim bana geliyorsunuz. Bana benim şöyle bir isteği var ya da bir dileğim var.”

ŞİKAYET SONRASI GÖZALTINA ALINDI
Şikayet sonrası savcılık talimatıyla gözaltına alınan ve evinde de inceleme başlatılan Ramazan K.’nin emniyetteki ifadesinde, ayin için hayvanları kurban ettiğini ve bunun bir şaman ritüeli olduğunu söylediği öğrenildi. Ramazan K., emniyetteki işlemlerinin ardından, ‘Hayvan öldürme, hayvana kötü muamele ve işkence’ suçlamasıyla adliyeye sevk edildi.
İş insanının uyuşturucuyu temin ettiği öne sürülen avukat Göksu Çelebi hayatını kaybetti…