BIST 100
14.092,02 -1,60%
DOLAR
47,0373 0,03%
EURO
53,5911 0,09%
GRAM ALTIN
6.067,92 0,35%
FAİZ
40,93 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
86,82 -0,38%
BITCOIN
62.406,00 0,41%
GBP/TRY
62,8431 0,05%
EUR/USD
1,1394 0,11%
BRENT
84,75 1,74%
ÇEYREK ALTIN
9.921,05 0,35%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
22 °
Reklam

SİYASET

Dünyada örneği yok! SİHA'dan ateşlendi

Dünyada örneği yok! SİHA’dan ateşlendi

Son yıllarda ciddi bir ivme kazanan Türk savunma sanayii sahadan gelen ihtiyaçlara yönelik çözümleriyle de adından sıkça söz ettiriyor.
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar da geçtiğimiz günlerde bu stratejik ürünlerden birine dikkat çekti ve “TB-3’ten sesten yaklaşık 4 kat hızlı ve 100 bin feet’e çıkan mühimmat fırlatılıyor. Bu teknoloji dünyada sadece bizde var” bilgisini paylaştı.
Bayraktar’ın bahsettiği ürün ROKETSAN imzalı havadan-karaya balistik süpersonik füze İHA-122… Türkiye karadan ateşlenen TRG füzelerinin bazı versiyonlarını yakın zaman önce insansız hava araçlarından atılabilecek şekilde geliştirmiş ve böylece önemli bir kabiliyete ulaşılmıştı.
İlginizi Çekebilir
İHA-122 FÜZESİNİN ÖZELLİKLERİ NELER?
Selçuk Bayraktar’ın bahsettiği füzenin Türkiye için neden son derece değerli olduğuna geleceğiz. Ancak önce kısa da olsa füzenin genel özelliklerine bakalım…
Roketsan ve Baykar’ın stratejik iş birliğinin bir ürünü olan İHA-122 hedefini süpersonik hızlarda vurabiliyor. Yüksek hızına rağmen son derece keskin manevra yeteneğine sahip olan füze, gelişmiş hava savunma sistemlerinden başarıyla kaçınabiliyor.
Füze sahip olduğu hassas güdüm kitiyle metre altı seviyesinde bir isabet oranına ulaşıyor. Düşük maliyet ve hızlı üretim seçeneğiyle çok güçlü bir çarpan etkisi oluşturan bu mühimmat, Ankara’ya ‘görüş hattının ötesinde’ hamle şansı verebildiği için de oldukça stratejik bir güç olarak kabul ediliyor.
BU FÜZELERİ DURDURABİLECEK SİSTEM SAYISI ÇOK AZ
İHA-122 sektörde ‘havadan atılan balistik füze’ olarak da adlandırılıyor. TRT Haber’den Sertaç Aksan’ın haberine göre, dünyada bu kabiliyete sahip ülke sayısı oldukça az. Bunu SİHA’dan yapabilen ülkeler listesindeyse Türkiye tek başına ipi göğüslüyor.
Bu füzeler oldukça yüksek hıza sahip oldukları için düşman hava savunma sistemleri tarafından çok geç fark ediliyor. Zaten fark edildiği anda da iş işten geçmiş oluyor. Bugün şartlarında konuşursak İHA-230 ya da İHA-122’yi durdurabilecek hava savunma sistemine sahip ülke sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Reuters muhabiri Zink, ajansın Gazze’deki katliamla ilgili tutumunu eleştirip istifa etti
UYGUN MALİYET YIKICI ETKİ
Ayrıca son yıllarda gerek Rusya-Ukrayna gerek İsrail-İran savaşlarında görüldüğü üzere muhabere sahasının en önemli sorunlarından biri ‘uygun maliyetli, hızla üretilebilen, etkin bir mühimmat’ çıkmazı…
Bu noktada dikkatimizden kaçmaması gereken bir diğer husus ise ‘gelişmiş’ ancak ‘pahalı’ olan füze stoklarının hızla azalmasının ne tür sonuçları olabileceği görmüş olmamız. Tam da böyle bir ortamda Türkiye gerek İHA-230 gerek İHA-122 ile maliyeti uygun, çok sayıda üretebileceği, hedefte müthiş yıkıcı bir sonuç ortaya koyabilecek mühimmata kavuştu.
Bu füzelerin hava savunma sistemleri haricinde düşmana ait kritik üs ve merkezleri de hedef alabileceğini belirtelim. Ayrıca, gerekli koşullar sağlandığında düşman donanma unsurları da yine aynı füzelerle vurulabilir. Mart 2025’te BAYKAR’IN deniz üstündeki bir hedefi 50 kilometreyi aşkın mesafeden TB-3’ten ateşlediği İHA-122 ile vurduğu biliniyor.
Yakın zaman önce ROKETSAN tarafı İHA-300 için de çalışmaların sürdüğünü duyurmuş, bu mühimmatta kullanılan özel bir itki ve yakıt sistemi sayesinde menzilin 500 kilometrenin üzerine çıktığını belirtmişti.
Son dakika: İş insanı Halit Yukay’ın cansız bedeni denizden nasıl çıkarılacak? Detaylar belli oldu
Galatasaray’a Osimhen’den sonra en pahalı ikinci transfer! ‘Anlaşma sağlandı’…

Şaka değil gerçek! Otobüs şoförü uyurken eşek yastığını çaldı: Dubaları, malzemeleri alıp kaçıyor

Şaka değil gerçek! Otobüs şoförü uyurken eşek yastığını çaldı: Dubaları, malzemeleri alıp kaçıyor

Edirne Otogarı’nda bir süredir görülen başıboş eşek, çevredeki malzemeleri ağzına alarak kaçmasıyla dikkat çekiyor. Daha önce dubayı çalıp vatandaşları peşinden koşturan eşek, bu kez sabaha karşı uyuyan otobüs şoförünün yastığını alıp uzaklaştı. Şoförün şortlarıyla eşeğin peşinden koştuğu anlar otogarda gülüşmelere neden oldu.
İlginizi Çekebilir
Daha sonra yine otogara gelen eşek bu kez marketten ağzına aldığı çantayı çaldı. Başıboş eşeğin otogardaki ilginç maceraları cep telefonu kameralarına da yansıdı. Hayvana sahip çıkan taksi durağı esnafının, eşeği çay şekeriyle beslediği öğrenildi.
ŞOFÖR, EŞEĞİN PEŞİNDEN KOŞTU
Otogar taksi şoförü Murat Topdemir, eşeğin birkaç gündür otogarın adeta maskotu haline geldiğini ifade ederek, “Gece ortaya çıktı, dubaları aldı, kovaladık ama gitmedi. Ertesi gün bu kez bir müşterinin çantasını aldı. En ilginç olanı ise sabaha karşı bir otobüs şoförünün yastığını alıp kaçması oldu. Şoför, eşeğin peşinden koştu ama zorla aldık. Çok akıllı, sevildiğini biliyor, gitmiyor. Burada dolaşıyor, sonra geri geliyor” dedi.

“DUBALARI, MALZEMELERİ ALIP KAÇIYOR”
Edirne Otogar Taksi Yönetim Kurulu Başkanlarından Hasan Ralto ise eşeği ilk gördüklerinde araçlara zarar vermesin diye tedbir amaçlı bağladıklarını belirterek, “Belediye ve orman işletmeye bilgi verdik, kontrol ettiler, sahipsiz olduğunu öğrendik. O günden sonra otogarın maskotu oldu. Dubaları, malzemeleri alıp kaçıyor, şoförün yastığını bile götürdü. Biz sahiplendik, şu an bizimle yaşıyor” diye konuştu.
İş insanı Halit Yukay’ın cansız bedeni denizden nasıl çıkarılacak? Detaylar belli oldu

SİHA’dan atılan Türk füzesi: Dünyada örneği yok

SİHA’dan atılan Türk füzesi: Dünyada örneği yok

Son yıllarda ciddi bir ivme kazanan Türk savunma sanayii sahadan gelen ihtiyaçlara yönelik çözümleriyle de adından sıkça söz ettiriyor.
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar da geçtiğimiz günlerde bu stratejik ürünlerden birine dikkat çekti ve “TB-3’ten sesten yaklaşık 4 kat hızlı ve 100 bin feet’e çıkan mühimmat fırlatılıyor. Bu teknoloji dünyada sadece bizde var” bilgisini paylaştı.
Bayraktar’ın bahsettiği ürün ROKETSAN imzalı havadan-karaya balistik süpersonik füze İHA-122… Türkiye karadan ateşlenen TRG füzelerinin bazı versiyonlarını yakın zaman önce insansız hava araçlarından atılabilecek şekilde geliştirmiş ve böylece önemli bir kabiliyete ulaşılmıştı.
İlginizi Çekebilir
İHA-122 FÜZESİNİN ÖZELLİKLERİ NELER?
Selçuk Bayraktar’ın bahsettiği füzenin Türkiye için neden son derece değerli olduğuna geleceğiz. Ancak önce kısa da olsa füzenin genel özelliklerine bakalım…
Roketsan ve Baykar’ın stratejik iş birliğinin bir ürünü olan İHA-122 hedefini süpersonik hızlarda vurabiliyor. Yüksek hızına rağmen son derece keskin manevra yeteneğine sahip olan füze, gelişmiş hava savunma sistemlerinden başarıyla kaçınabiliyor.
Füze sahip olduğu hassas güdüm kitiyle metre altı seviyesinde bir isabet oranına ulaşıyor. Düşük maliyet ve hızlı üretim seçeneğiyle çok güçlü bir çarpan etkisi oluşturan bu mühimmat, Ankara’ya ‘görüş hattının ötesinde’ hamle şansı verebildiği için de oldukça stratejik bir güç olarak kabul ediliyor.
BU FÜZELERİ DURDURABİLECEK SİSTEM SAYISI ÇOK AZ
İHA-122 sektörde ‘havadan atılan balistik füze’ olarak da adlandırılıyor. TRT Haber’den Sertaç Aksan’ın haberine göre, dünyada bu kabiliyete sahip ülke sayısı oldukça az. Bunu SİHA’dan yapabilen ülkeler listesindeyse Türkiye tek başına ipi göğüslüyor.
Bu füzeler oldukça yüksek hıza sahip oldukları için düşman hava savunma sistemleri tarafından çok geç fark ediliyor. Zaten fark edildiği anda da iş işten geçmiş oluyor. Bugün şartlarında konuşursak İHA-230 ya da İHA-122’yi durdurabilecek hava savunma sistemine sahip ülke sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Reuters muhabiri Zink, ajansın Gazze’deki katliamla ilgili tutumunu eleştirip istifa etti
UYGUN MALİYET YIKICI ETKİ
Ayrıca son yıllarda gerek Rusya-Ukrayna gerek İsrail-İran savaşlarında görüldüğü üzere muhabere sahasının en önemli sorunlarından biri ‘uygun maliyetli, hızla üretilebilen, etkin bir mühimmat’ çıkmazı…
Bu noktada dikkatimizden kaçmaması gereken bir diğer husus ise ‘gelişmiş’ ancak ‘pahalı’ olan füze stoklarının hızla azalmasının ne tür sonuçları olabileceği görmüş olmamız. Tam da böyle bir ortamda Türkiye gerek İHA-230 gerek İHA-122 ile maliyeti uygun, çok sayıda üretebileceği, hedefte müthiş yıkıcı bir sonuç ortaya koyabilecek mühimmata kavuştu.
Bu füzelerin hava savunma sistemleri haricinde düşmana ait kritik üs ve merkezleri de hedef alabileceğini belirtelim. Ayrıca, gerekli koşullar sağlandığında düşman donanma unsurları da yine aynı füzelerle vurulabilir. Mart 2025’te BAYKAR’IN deniz üstündeki bir hedefi 50 kilometreyi aşkın mesafeden TB-3’ten ateşlediği İHA-122 ile vurduğu biliniyor.
Yakın zaman önce ROKETSAN tarafı İHA-300 için de çalışmaların sürdüğünü duyurmuş, bu mühimmatta kullanılan özel bir itki ve yakıt sistemi sayesinde menzilin 500 kilometrenin üzerine çıktığını belirtmişti.
Son dakika: İş insanı Halit Yukay’ın cansız bedeni denizden nasıl çıkarılacak? Detaylar belli oldu
Galatasaray’a Osimhen’den sonra en pahalı ikinci transfer! ‘Anlaşma sağlandı’…

Reklam
Bahçeli'den 'Terörsüz Türkiye' mesajı: Önümüzdeki altın fırsat heba edilmemeli

Bahçeli’den ‘Terörsüz Türkiye’ mesajı: Önümüzdeki altın fırsat heba edilmemeli

Bahçeli mesajında, Türk milletinin tarih boyunca medeniyet ışığının taşıyıcısı olduğunu vurgulayarak, “26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi ile 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz’un iç yüzünü görebilen, okuyabilen ve özümseyenler için bu aydınlık Allah’ın bir lütfu, milletimizin de övünç kaynağıdır” dedi.
Bahçeli, Türk milletinin birlik ve dayanışmasından rahatsız olan çevrelerin oyunlarına dikkat çekerek, “Nice tertip ve tuzaklara rağmen Malazgirt’in manevi mirası, Büyük Taarruz’un kristalize olmuş soylu duruşu tahrip edilememiştir” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin terörsüz bir geleceğe doğru emin adımlarla ilerlediğini vurgulayan Bahçeli, “Terörsüz Türkiye, fetihler sürecinin, taarruz bilincinin, Malazgirt Zaferi’nin istikbalin tertemiz yüzüyle birleşmesidir” dedi.
İlginizi Çekebilir
Devlet Bahçeli’nin açıklamaları şöyle; “Türk milleti tarih boyunca medeniyet ışığının taşıyıcı ruhu, merhamet ve mehabet ikliminin muhabbetle taçlanan burcu olmuştur. Bu yüksek haslet ve haysiyet zamanın dar kovuklarından dalga dalga sızarak yayılmış, sönük ve solgun, aynı zamanda durgun ve yorgun coğrafyaların sisli ufkunu fetih ve taarruz parlaklığıyla aydınlatmıştır.
26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi ile 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz’un içyüzünü görebilen, okuyabilen ve özümseyenler için bu aydınlık Allah’ın bir lütfu, milletimizin de övünç kaynağıdır. Hem 954 yıl evvel, hem de 103 yıl evvel olmak suretiyle iki ayrı tarih diliminde Anadolu esaret zincirlerinden kurtularak asil ve aziz milletimizin şeref ve namusu olarak perçinlenmiştir.
Özellikle Malazgirt Ovası’nda küresel ve bölgesel kuvvet dengesi yeni baştan kurulurken, jeopolitik ve jeostratejik denklemlerin parametreleriyle birlikte dünyanın istikameti ve çağların şifreleri muhtevalı değişime uğramıştır.
Mesele sadece hak ederek kazanılmış bir meydan savaşı veya ulaşılmış muvaffak ve muzaffer bir dönemin inşasıyla sınırlı görülmemelidir.
Malazgirt Zaferi, tefrika ve tezvirata mahkûm düşen Anadolu’nun yeniden doğuşunu müjdelemiş, haksızlığa ve zulme maruz kalan mazlumların dirilişini tetiklemiş ve teşvik etmiştir.
Japon gazetelerinden yapay zekaya 30 milyon dolarlık dava!
“MÜSTEVLİ ÇEVRELER BU ZAFERDEN DOLAYI 9,5 ASIRDIR HUZURSUZ, SANCILI VE RAHATSIZDIR”
954 yıl önce ayrımcılık can evinden vurulmuş, ayrışmayı kamçılayan karanlık amaç ve arayışlar can pahasına darbelenmiştir.Malazgirt Zaferi, Türk milletinin varoluşsal onurunun eşanlı olarak yurt tutma hedefiyle eklemlenmesi, mukadderatının özünü teşkil eden sarsılmaz birlik ve dayanışma duygusunun iman ve kahramanlıkla yoğrulmasıdır.Bu zafer Bizans’ın kilitlediği bereket vadeden kapıları açmakla kalmayıp kırgın ve kırık gönüllerin de umut ve heyecan mayası olmuştur.
Ötüken sancağı Malazgirt’te çok daha kudretli şekilde cihanşümul gayelere kilitlenmiş, maşeri vicdanda tıpkı bir cevher gibi saklı duran kutlu ülküler Kızılelma sevdasıyla coğrafyaları sarmıştır. Müslüman Türk milleti Anadolu’yu ağırlık ve harekât merkezi yaparak İ’la-yi Kelimetullah aşkının peşine düşmüş, yerküreyi 360 derecelik açıyla aklen, kalben ve fikren kuşatmıştır.Elbette Malazgirt Zaferi’nin sonuçları hala müessir ve müsellemdir. Müstevli ve muhasım çevreler bu zaferden dolayı 9,5 asırdır huzursuz, sancılı ve rahatsızdır.
Türk milletinin varlığından, bir ve kardeşçe yaşamasından, acıda ve anıda, sevinçte ve hüzünde tek nefes olmasından korkuya kapılanların menhus ve menfur oyunları devamlı güncellenmiş, zaman zaman da genişlemiş ve genelleşmiştir. Hiç bitmeyen, hiç kesilmeyen, hiç eksilmeyen nice tertip ve tuzaklara rağmen Malazgirt’in manevi mirası, Büyük Taarruz’un kristalize olmuş soylu duruşu tahrip edilememiştir.
Malazgirt’in emanet olarak nesilden nesile intikal eden tarihsel dokusu, makus talihi değiştiren doğası ve kuşkusuz milli yüreklerde kor gibi yanan zafer ateşiyle “Terörsüz Türkiye”nin kararlı adımları ve kaderimize yön verecek sağlam atılımları el ele, güç birliği halinde yapılmaktadır.
Galatasaray’a Osimhen’den sonra en pahalı ikinci transfer! ‘Anlaşma sağlandı’
“ÖNÜMÜZDEKİ ALTIN FIRSAT HEBA EDİLMEMELİ”
Terörsüz Türkiye, fetihler sürecinin, taarruz bilincinin, hasılı ve son tahlilde Malazgirt Zaferi’nin istikbalin tertemiz yüzüyle birleşmesi, yeni yüzyılın barış, huzur ve kardeşlikle çelikleşmesidir.
Önümüzdeki altın fırsat heba edilmemeli, coğrafyayı vatan yapan millet çatısı altındaki kardeşlik hissiyat ve hususiyeti zedelenmemelidir.
Malazgirt’te temerküz eden fetih aklının, insanlarımızın diliyle kökeniyle ilgilenmeyen, bunu dert etmeyen ve ortak değerlerde buluşmayı temel alan selim ve selis iradenin, elleri öpülesi ecdadımızın çığlık kadar hür muhteşem çağrısını ve muzaffer çehresini yere düşürmeyeceğine gönülden inanıyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle Türk tarihinin her bir döneminde, milli bekanın muhafazası için emsalsiz sorumluluklar üstlenmiş, en çetin imtihanları sabır ve vatanperverlikle geçmiş, milli birlik ve kardeşliğin nişanesi olmuş aziz ecdadımızı hürmet ve rahmetle anıyorum.
Malazgirt Zaferi’nin 954’üncü yıl dönümünde Büyük Hakanımız Sultan Alparslan’a, kahraman neferlerimize, Büyük Taarruz’un 103’üncü yıl dönümünde ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, ülkü arkadaşlarına ve muhterem şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum. Taarruz ve zafer günümüz mübarek olsun. Vatanımız sonsuza kadar var olsun.
Son dakika: İş insanı Halit Yukay’ın cansız bedeni denizden nasıl çıkarılacak? Detaylar belli oldu…

Avukat Mücahit Birinci 'şüpheli' sıfatıyla ifade verdi

Avukat Mücahit Birinci ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade verdi

CHP lideri Özgür Özel partisinin genel merkezinde yaptığı açıklamada, AK Parti MKYK üyesi ve Avukat Mucahit Birinci’nin İBB’ye yönelik “yolsuzluk” iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Murat Kapki’yi 31 Temmuz günü cezaevinde ziyaret ettiğini ve bu görüşmede Kapki’nin önüne 1,5 sayfalık bir ifade tutanağını koyduğunu ve ‘bunu imzalayacaksın, üstüne de 2 milyon dolar vereceksin, buradan tıpış tıpış çıkıp gideceksin.’ dediğini iddia etmişti.
Özel’in bu iddiaları üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Murat Kapki ile Avukat Mücahit Birinci arasında cezaevinde gerçekleştirdiği belirtilen görüşme süreci ve içeriğinin araştırılması için re’sen soruşturma başlatmıştı.
Murat Kapki avukat Birinci’yle cezaevindeki görüşmesine ilişkin ifade verdi
SORUŞTURMA İZNİ VERİLDİ
Savcılık, Mücahit Birinci avukat olduğu için Adalet Bakanlığı’ndan soruşturma izni istenmişti, geçtiğimiz hafta ise Bakanlık Mücahit Birinci için soruşturma izni verdi. Bu gelişmeler yaşanırken de AK Parti Mücahit Birinci’yi disipline sevk etti. Birinci de bunun üzerine partisinden istifa etti.
Adalet Bakanlığı’ndan Mucahit Birinci’ye soruşturma izni
ADLİYEYE GELDİ
Avukat Mücahit Birinci’nin, şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmak üzere İstanbul Adliyesi’ne geldi.

ADLİ KONTROL TALEBİ
İstanbul Adalet Sarayı’na gelen Birinci, savcılıktaki ifadesinin ardından yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol talebiyle hakimliğe sevk edildi.

'Cinayet' gibi kaza! Emniyet şeridine girdi, iki kişiyi öldürdü

‘Cinayet’ gibi kaza! Emniyet şeridine girdi, iki kişiyi öldürdü

Kaza, Samsun-Ordu kara yolunun 61. kilometresi, Gündoğdu mevkisinde dün saat 08.45 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Çanakkale’den Rize’ye giden Sahil Seyahat firmasına ait Mustafa Hakan O. yönetimindeki 53 RT 111 plakalı Mercedes marka yolcu otobüsü, yol kenarında duran 55 ADU 207 plakalı kamyonete branda çeken Aydın Yiğit (47) ve Mehmet Yıldız’a (71) çarptıktan sonra mısır tarlasına girdi. Çarpmanın etkisiyle yaralanan Yiğit ve Yıldız, sağlık ekiplerince Terme Devlet Hastanesine kaldırıldı. Durumu ağır olan Aydın Yiğit, yapılan müdahalelere rağmen Yerme Devlet Hastanesinde hayatını kaybetti. Ağır yaralanan ve Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilen Mehmet Yıldız da yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

KAZA ANI KAMERADA
Otobüsteki 32 yolcu kazayı yara almadan atlatırken, aracın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, şoförün güvenlik şeridine girerek kamyonetin yanında bulunan yayalara çarpma anı ve mısır tarlasına dalışı yer aldı. Şoförün çarpma esnasındaki soğukkanlı tavırları dikkat çekti.
Samsun’da yolcu otobüsünün çarptığı 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı

KAZADA ÖLENLER TOPRAĞA VERİLDİ
Kazada hayatını kaybeden 4 çocuk babası Mehmet Yıldız, İlkadım ilçesi İstasyon Mahallesi Kefeli Camisi’nde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Derecik Mezarlığı’nda; Aydın Yiğit ise Atakum Çatmaoluk Camisi’nde aynı vakitte kılınan cenaze namazının ardından aile kabristanında toprağa verildi.

Aydın Yiğit
OTOBÜS ŞOFÖRÜ TUTUKLANDI
Kazada gözaltına alınan otobüs şoförü Mustafa Hakan O., çıkarıldığı mahkemece “taksirle 2 kişinin ölümüne sebep olmak” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Reklam
Uzaklaştırma kararını ihlal etti! Eve gelip 3,5 dakikada tüm eşyaları götürdü

Uzaklaştırma kararını ihlal etti! Eve gelip 3,5 dakikada tüm eşyaları götürdü

Antalya’da 2 yıldır süren boşanma davasında M.S.’nin (36) uzaklaştırma kararı aldırdığı eşi A.S. (35), iddiaya göre kararı ihlal ederek eve girip eşyaları kamyonetle götürdü. Evinin boş olduğunu görünce şikayetçi olan M.S., kızıyla birlikte Samsun’daki ailesinin yanına taşındı.
İlginizi Çekebilir
Konyaaltı ilçesinde meydana gelen olayda, 2015 yılında A.S. (35) ile dünyaevine giren M.S. (36) 8 yıllık evliliğin ardından boşanma kararı aldı. Evliliğini yürütemediği gerekçesiyle boşanma davası açan M.S., yaklaşık 2 yıldır devam eden yargı sürecinde eşi A.S. hakkında uzaklaştırma kararı aldırdı. Ancak A.S., genç kadının hakkında uzaklaştırma kararı aldırmasının ardından evde kimsenin olmadığı sırada tuttuğu nakliyeci ile birlikte ikamete geldi. A.S., evde bulunan klima, televizyon, beyaz eşyalar, ziynet eşyaları ve halılara kadar tüm eşyaları kamyonete yükleyip götürdü.

EVİ BOŞ GÖREN KADIN HAYATININ ŞOKUNU YAŞADI
Evde bulunan tüm eşyaları A.S. ve nakliyeciler tarafından 3 buçuk dakika gibi kısa bir sürede kamyonete yüklendiği o anlar ise sitenin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Eve döndüğünde tüm eşyaların alınarak boşaltıldığını gören M.S. büyük şok yaşadı. Polis merkezine giderek boşanma aşamasındaki eşi A.S.’den şikayetçi olan M.S. yaşanan olayın ardından kızı ile birlikte Samsun’da yaşayan ailesinin yanına taşındı. Hem boşanma davası hem de olayla ilgili dava devam ederken, M.S.’nin avukatı Senar Furkan Başak, müvekkilinin yaşanan olay nedeniyle büyük mağduriyet yaşadığını belirtti.
‘AİLESİNİN YANINA TAŞINMAK ZORUNDA KALDI’
M.S.’nin avukatı Senar Furkan Başak, “Müvekkilim 1,5 sene önce boşanmak için bize başvurdu. Söz konusu evlilik müvekkilim için çekilmez hale gelmişti. Bu süreçte davalı erkek için uzaklaştırma kararı talep ettik. Ancak müvekkilim evde olmadığı sırada davalı eve girerek klima, televizyon, beyaz eşyalar, ziynet eşyaları, hatta halılara kadar her şeyi kamyonete yükleyip götürdü. Müvekkilim eve kızıyla birlikte girdiğinde büyük şok yaşadı. Yaşanacak bir ev kalmadığını görünce Samsun’daki ailesinin yanına taşınmak zorunda kaldı” dedi.
Bankalar kampanyaları güncelledi! Yeni müşteriye düşük faizli kredi
‘KARŞI TARAF HAKLI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR’
Davalı tarafın, evlilik birliği içerisinde eşyaların kendisine ait olduğunu öne sürdüğünü kaydeden Avukat Başak, “A.S. kendisinin haklı olduğunu düşünüyor. Biz gerekli şikayetleri yaptık. Delillerimiz mevcut. Haklılığımız ortaya çıkacaktır. Ancak bu süreçte müvekkilim büyük mağduriyet yaşadı. Karşı taraf kendisini haklı görse de biz yargı süreciyle hakkımız olanı alacağız” diye konuştu.

ABD’yi kum fırtınası esir aldı: Ağaçlar devrildi, elektrikler kesildi!…

Ankara'da kan donduran olay!: Evde uyuyan çocuğu lağım faresi ısırdı

Ankara’da kan donduran olay!: Evde uyuyan çocuğu lağım faresi ısırdı

Olay, Sincan’a bağlı Fevzi Çakmak Mahallesi’nde meydana geldi. Alınan bilgilere göre, hafta sonu evinde uyuduğu sırada bir çocuğu lağım faresi ısırdı. Annesinin ısırığı fark etmesiyle hastaneye kaldırılan çocuk, kuduz aşısı yapılarak antibiyotik tedavisine alındı.
Ailenin durumu belediye ekiplerine bildirdiği ancak herhangi bir işlem yapılmadığı öğrenildi. Farenin, evin banyosuna kaçtıktan sonra kaybolduğu belirtildi.
“ÇOCUĞUM EPİLEPSİ HASTASI”
Lağım faresinin çocuğunda ciddi ısırıklar bıraktığını söyleyen anne Hasret Ermiş, “Pazar günü sabah ezanına 10-15 dakika kala oğlumun ağlama sesiyle uyandık. Odasına gittiğimiz zaman yüzünden kanlar akıyordu. Durduramadığımız bir kan vardı. Eşim oğlumu sakinleştirmek için yanına gittikten sonra, ben de çarşaflarını değiştirmek için tekrar odaya gittiğimde lağım faresini gördüm. Yatağın altından çıkıp peteğin altına girdi. Benim çığlığımla tekrardan kaçtı. Ben de odaların kapısını kapattım. Çocuğum epilepsi hastası. Herhangi bir ısırık sonucunda bir sıkıntı yaşarsa diye hemen Bilkent Şehir Hastanesi’ne gittik. Giderken de yine kapıları kontrol ettim ki bir odadaysa diğerlerine geçip bir şey yapmasın. Sonrasında banyoda olduğunu gördüm. Banyonun kapısını kapattım. Banyonun gideri açıktı, bir de balkonun gideri açıktı. Biz farenin bu ikisinden geldiğini düşünüyoruz. 3-4 saat sonra eve geldiğimizde banyoda değildi. Kaçmış oradan gitmişti. Çocuğumun yanağını ve göz kapağını, ısırmış, tırmalamış. Hastaneye gittiğimizde yaralar açık olduğu için enfeksiyon kapmasın diye yüzüne özel bir ilaç enjekte ettiler. Kuduz aşısı yapıldı. 4 doz daha kuduz aşısı yapılacak. Yaraları için antibiyotik tedavisi verdiler. Biz de evde kendimizce tekrar geri gelirse diye çocukların da kalbini ferahlatmak için kendimizce önemler aldık” dedi.
“BUGÜN 3’ÜNCÜ GÜNÜMÜZ VE HERHANGİ BİR İLAÇLAMA YAPILMADI”
İlaçlama yapılması için ilgili belediye yetkilileriyle görüştüğünü aktaran Ermiş, “Pazar günü hastaneden geldikten sonra belediye ekiplerini aradım. Bana talebinizi oluşturuyorum dediler, mesaj geldi talebiniz oluşturulmuştur diye. Ama bugün 3’üncü gün ve herhangi bir ilaçlama yapılmadı. Bunu biz çocuğumuzla yaşadık, başka insanlarda bunu yaşamasın istiyoruz. Çünkü hastalık taşıyan, pislik ortamda yaşayan bir hayvan bunlar. Bunun için gerekli ilaçlaması neyse ya da tedbirlerin nasıl alınması gerekiyorsa onların yapılmasını istiyoruz” diye konuştu….

Reklam
YÖK’ten ÖSYM’nin Türk öğrencileri mağdur ettiği iddiasına ilişkin açıklama

YÖK’ten ÖSYM’nin Türk öğrencileri mağdur ettiği iddiasına ilişkin açıklama

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, “uluslararası öğrencilerin üniversitelere sınavsız yerleştirildiği” iddialarının doğru olmadığını belirterek, “Uluslararası öğrencilerin kabulü üniversitelerce onaylanan uluslararası sınavlar ile Türkiye Yurt Dışından Öğrenci Kabul Sınavı puanları doğrultusunda gerçekleştirilmektedir.” ifadelerini kullandı.
İlginizi Çekebilir
ULUSLARARASI ÖĞRENCİLERİN ÜNİVERSİTELERE SINAVSIZ YERLEŞTİRİLDİĞİ İDDİASI
Özvar, NSosyal hesabından bazı sosyal medya paylaşımlarında yer alan “ÖSYM’nin Afrika, Orta Doğu ve Afganistan’dan gelen 400 bin öğrenciyi sınavsız üniversitelere yerleştirerek Türk öğrencileri mağdur ettiği” iddialarına ilişkin açıklama yaptı.
Bu iddiaların tamamen asılsız ve dezenformasyon içerdiğini vurgulayan Özvar, “Türkiye’de uluslararası öğrenciler Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ile değil, Türkiye Yurt Dışından Öğrenci Kabul Sınavı (TR-YÖS) ve uluslararası geçerliliği olan sınav sonuçlarıyla yerleşmektedir. Bu öğrenciler YKS kontenjanlarını kesinlikle kullanmamakta, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları YKS’ye başvurabilmektedir.” ifadelerini kullandı.
Üniversitelerde uluslararası öğrencilere ayrılmış kontenjan oranının her program için ayrı ayrı belirlendiğini, uluslararası öğrenci oranının toplam öğrenci sayısına göre yüzde 5 civarında olduğunu aktaran Özvar, şunları kaydetti:
“Kontenjanlar üniversitelerin teklifi ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile belirlenmektedir. Uluslararası öğrencilerin kabulü üniversitelerce onaylanan uluslararası sınavlar ile TR-YÖS puanları doğrultusunda gerçekleştirilmektedir. Türkiye’de öğrenim gören bu öğrenciler, ülkeler arası dostluk köprüleri kurmalarıyla büyük önem taşımaktadır. Bugün 194’ü bulan ülkede Türk üniversitelerinden uluslararası mezunlarımız bulunmaktadır. Bu kimseler ülkemizde edindikleri bilgi ve becerilerini, kendi ülkeleriyle ilişkilerimize olumlu katkı sağlayacak şekilde geleceğe taşımışlardır. Kamuoyunun, resmi kurumların şeffaf biçimde paylaştığı bilgilere itibar etmesi, ülkemizin eğitim sistemine ve uluslararası ilişkilerimize zarar vermeye dönük asılsız iddialara itibar edilmemesi önemle rica olunur.”
Ünlü komedyen hakkında şoke eden taciz iddiası! Mesut Süre’den ilk açıklama
Son dakika: İş insanı Halit Yukay’ın cansız bedeni denizden nasıl çıkarılacak? Detaylar belli oldu…