BIST 100
11.151,03 -0,01%
DOLAR
49,8357 0,05%
EURO
55,4270 -0,14%
GRAM ALTIN
6.481,01 -0,30%
BITCOIN
81.042,00 0,45%
FAİZ
39,59 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
86,65 -0,61%
GBP/TRY
66,2745 -0,16%
EUR/USD
1,1122 -0,03%
BRENT PETROL
110,71 0,86%
ÇEYREK ALTIN
10.596,44 -0,30%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
15 °
Reklam

SPOR

Konyaspor
20:00
Galatasaray
30 Ekimm 2026
Erzurumspor
13:30
Arca Çorum
31 Ekimm 2026
Kocaelispor
16:00
Rizespor
31 Ekimm 2026
Fenerbahçe
19:00
Göztepe
31 Ekimm 2026
Amed Sportif
13:30
Eyüpspor
01 Kasımım 2026
Trabzonspor
16:00
Gaziantep FK
01 Kasımım 2026
Başakşehir
16:00
Samsunspor
01 Kasımım 2026
Kasımpaşa
19:00
Beşiktaş
01 Kasımım 2026
Gençlerbirliği
-:-
Alanyaspor
02 Kasımım 2026
7 kişi can verdi! Patrondan nezarethanede para teklifi iddiası

7 kişi can verdi! Patrondan nezarethanede para teklifi iddiası

Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki bir kozmetik fabrikasında, 8 Kasım’da saat 09.00 sıralarında yangın çıktı. Yangında Şengül Yılmaz (55), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17), Cansu Esetoğlu (16), Esma Gikan (65), Hanım Gülek (65) ve Tuncay Yıldız (48) hayatını kaybetti. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 11 şüpheliden şirket sahibi Kurtuluş Oransal, şirket yetkilileri İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör, ‘Olası kastla öldürme’ suçlamasıyla, Ali Osman Akat ve Onay Yürüklü, ‘Suçluyu kayırma’ suçlamasıyla tutuklandı. Şüphelilerden G.B., H.E., Ö.A. ve G.D, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 30 Kasım’da tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçiren ve Kocaeli Şehir Hastanesi’ne kaldırılan fabrika sahibi Kurtuluş Oransal, hayatını kaybetti.
4 SANIĞA ‘OLASI KAST’TAN, 8 SANIK İÇİN ‘BİLİNÇLİ TAKSİR’DEN CEZA İSTENDİ
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 91 sayfalık iddianamede; İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ‘Olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ‘Nitelikli mala zarar verme’ suçundan 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede ayrıca Ünal Arslan, Muhammet Dayıoğlu, Seyfullah Çelik, Caner Özgür Yıldırım, Özcan Yıldırım, Özkan Yıldırım Ü. Ç., ve G.D. hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istenirken, Ali Osman Akat, Onay Yürüklü, Ö.A. ve A.B.’nin ise ‘Suçluyu kayırma’ suçundan 5’er yıla kadar hapsi talep edildi. İddianame, Gebze 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

ÜÇÜNCÜ OTURUM BUGÜN GÖRÜLDÜ
16 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması, önceki gün Gebze Adliyesi’ndeki salonun yetersiz olması nedeniyle Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde yer alan 250 kişilik salonda görülmeye başlandı. İlk duruşma bugün de devam etti. Sanıklardan Ü.Ç. ve A.B.’nin firari olması nedeniyle 14 sanık duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşma geniş güvenlik önlemleriyle başlarken, salona sanıkların yanı sıra müşteki ve mağdur yakınları ile taraf avukatları da alındı.
‘AİLEM BENİMLE GÖRÜŞMEYİ KESTİ’
‘Suçluyu kayırma’ suçundan tutuklu sanık Onay Yürüklü (38), ilk kez dinlendi. Yürüklü, “Ali Osman Akat bana, ‘Orası yeğenlerimin babasının fabrikası’ dedi ve can güvenliklerinin olmadığını söyledi. Ben de vicdanen bu durumu kabul etmeyeceğimi söyledim. Ailem bu davayla anıldığım için benimle görüşmeyi kesti. Bile isteye bu durumun içine girmedim. Fabrikanın yandığı ve fabrikanın sahibi olduğu sonradan bilgisi geldi. Can güvenliğinden buraya geldiklerini söylemelerine rağmen duruma tepki gösterdim. Ali Osman Akat, bana ‘Emniyetle irtibat halindeyim, başlarında dur, bir yere dağılmasınlar’ dedi. Şahısları ben ihbar edip ben yakalattım. Böyle bir dosyayla yargılanmanın utancı içerisindeyim” diye konuştu.

‘KENDİ İRADEMLE İHBAR ETTİM’
Yürüklü, “Ali Osman Akat, ‘Rahat olsunlar, kaçmasınlar, her türlü gücümüz var’ dedi. Onları rahatlatma konusunda konuşmamı istedi. Ali Osman Akat, kesinlikle ‘Emniyete ihbar et’ demedi. Ben kendi irademle ihbar ettim. Olayı öğrendikten 3-4 saat sonra ihbarda bulundum. Polise konum atmama rağmen internetim olmadığı için iletişim kopukluğumuz oldu, kesinlikle oyalamadım” dedi.
‘EV TUTTUĞUM İÇİN YARGILANMAKTAN UTANIYORUM’
Başka bir suçtan hükümlü olan ve ‘Suçluyu kayırma’ suçundan yargılanan Ömer Aktan (46) da suçlamaları reddetti. Aktan, “Arkadaşıma ev tuttuğum için yargılanmaktan utanıyorum. Olay günü beni saat 13.30 gibi Onay aradı. Onay ile ailecek tanışırız, başka cezaevinde kaldık beraber. Bana, ‘Senin orada kiralık ev var, hala ilanda duruyor mu?’ dedi. Öğrendim ve sonrasında durduğunu söyledim. 15-16 gün kiralamak istediklerini söylemeleri üzerine ev sahibini aradım, o da bana günlük kiralamayacağını söyledi. Bunun üzerine başka bir ev olduğunu söyledim ve ona yöneldik. 15 bin TL’ye anlaştılar ancak ev sahibine 5 bin TL verdiler. Yarın 10 bin TL daha vereceklerini söylediler. Sonrasında biz oradan ayrıldık. Kiralanan ev turistik olan bir yerdi” diye konuştu.
‘OLAYDAN 1 HAFTA ÖNCE ELEKTRİKTE SIKINTI VARDI’
Patlamada yaralı kurtulan ve tedavisinin ardından taburcu edilen Gülhan Bendi (40) ise olaydan 1 hafta önce elektrik tesisatında sıkıntılar başladığını ve şalterlerin sürekli attığını söyledi. Yaklaşık 5 yıldır Ravive Kozmetik’te çalıştığını söyleyen Bendi, “Olaydan 1 hafta önce elektrikte sıkıntı vardı. Tuncay Yıldız fişi taktıktan sonra patlama oldu. Ben çıktım ama diğerleri çıkamadı. Çıktığımda ben de yanıyordum; sesleri de duyuyordum. Fabrika saniyeler içinde tutuştu. Kurtuluş Bey de yoldan geri dönmüş” dedi.

1 liraya ikna etti, 20 milyon dolarını çarptı! İş insanı Leyla Alaton’a büyük şok

‘1 HAFTA BOYUNCA ŞALTER ATTI’
Kurtuluş Oransal’ın kendilerine, “Hafta sonu gelin, yetişmesi gereken ürünler var” dediğini de aktaran Bendi, bazı markalara ait ürünlerin o gün yapılacağını belirterek, “Shauran üretimini de yapıyorduk, yapılmıyordu söylemleri yalandır. Biz Sheliq paketlemesine gidiyorduk hatta Ataşehir’deki ofiste bizi görmedikleri, tanımadıkları iddiası yalandır. Olay günü Tuncay Yıldız, Defacto’nun karışımını yaptı, biz de dolumunu yapacaktık. Alana ürünü Tuncay getirdi. Aynı zamanda krem yapıyordu. Yaklaşık bir hafta boyunca şalter atıyordu ama bir problem olmuyordu, aynı zamanda elektrik faturası da geliyordu” diye konuştu.
‘ORANSAL BANA PARA TEKLİF ETTİ’
Tutuklu sanık Aleyna Oransal’ın iş yerine hiç gitmediği yönündeki savunmasını da yalanlayan Bendi, “Aleyna Oransal fabrikaya gelmediğini söylüyor ancak geldi, hatta işimiz yoğun olduğu zaman yardımcı da oldu. Çağatay ve Gökberk Güngör de ofise geliyordu” dedi.
Kurtuluş Oransal’ın kendisine para teklif ettiğini de söyleyen Bendi, “Kurtuluş Oransal bana nezarethanede, ‘Gülhan başını kaldır, bana bak. İşçilerin SGK’lı olduğu söyle’ diyerek bana para teklif etti. Ben de 3 gün nezarethanede kaldım. Çok merak ediyorum, babaları yaşasaydı suçu yine babalarının üzerine atabilecekler miydi” diye konuştu.

‘ZABITALAR ÇAYLARINI İÇİP GİDİYORDU’
Tekirdağ’dan ürünler geldiğini, dolumunu tesiste yaptıklarını da belirten Bendi, “Altay Ali Oransal ve İsmail Oransal yeni yere geliyordu. Bazen çalışıyor, müşteri de getiriyorlardı. Daha çok Altay müşterilerle görüşüyordu. Yangın merdiveni için 300 bin TL istediler, Kurtuluş Oransal, ‘Çok para’ dedi. İkinci kez gelenler, 500 bin istedi ancak yaptırmadı. Fabrikaya hiçbir resmi kurum denetime gelmedi. Bize iş güvenliği eğitimi verilmedi. Sadece zabıta geliyordu, çaylarını içip gidiyorlardı. Koku ve çöplerle ilgili çevreden şikayet geliyordu. Kurtuluş Oransal, Kartepe’ye taşınmak istemişti, o da tehlikenin farkındaydı, gelen zabıtalar parfüm alıp gidiyordu” dedi. (DHA)

…

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kimse Türkiye'ye diz çöktüremeyecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kimse Türkiye’ye diz çöktüremeyecek

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan,AK Parti Konferans Salonu’nda düzenlenen, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, geçen hafta İslam dünyası olarak Ramazan Bayramı’nı idrak ettiklerini belirterek, tüm teşkilatların geçmiş bayramını tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Şubat’ta yaptıkları toplantıda, yardımlaşmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın ayı olan ramazanı manasına mütenasip şekilde dolu dolu geçirmelerini beklediğini ifade ettiğini anımsattı.
Konuşmasında, garip gurebanın kapısını çalmalarını, tenceresini kaynatamayan, ocağı yanmayan tek bir ev bile varsa onları mutlaka bulmalarını rica ettiğini, teşkilatın seferberlik ruhuyla çalışması gerektiğinin altını çizdiğini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Teşkilatımız bizi bu ramazanda da mahcup etmedi. AK Parti olarak Türkiye sathında 81 vilayetimizin dört bir yanında, ilçelerden köylere kadar 783 bin kilometrekarenin her karışında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini milletimizle birlikte yaşadık. Ramazan boyunca bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, MKYK üyelerimiz, milletvekillerimiz ve tüm teşkilatlarımızla birlikte tam kadro sahadaydık. 81 ilimizin, 922 ilçemizin tamamında kurduğumuz 1 milyonu aşkın gönül soframızda aynı suyu yudumladık, aynı çorbayı içtik, aynı pideyi bölüştük. Teravih sonrası çay sohbetlerinde her kesimden insanımızla muhabbet ettik, dayanışmamızı pekiştirdik. ‘İlk Evim, İlk İftarım’ programlarımızla geçtiğimiz aylarda teslim ettiğimiz yeni yuvalarında depremzede kardeşlerimizin misafiri olduk.”

“VEFA İFTARLARI VESİLESİYLE HASRET GİDERDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, rahmetli Akif İnan’ın “Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri” sözünün vücut bulmuş halinin AK Parti olduğunu ifade etti.
Kökü mazide, gözü atide olan bu hareketin evvelemirde bir vefa hareketi olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:
“Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanını ve dinamizmi ile ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile öz güveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur değerli kardeşlerim. Bu davaya omuz vermiş, bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır. Bu anlayışla kuruluşundan itibaren teşkilatlarımızda görev alan partimizin emektarlarıyla genel merkezimizde, illerimizde, ilçelerimizde düzenlediğimiz vefa iftarları vesilesiyle hasret giderdik.”
“1 MİLYON 175 BİN KUMANYAYI İFTARA YETİŞEMEYEN VATANDAŞLARIMIZA ULAŞTIRDIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla şehit aileleri, gaziler, yaşlılar ve engelli vatandaşlarla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini, kadın ve gençlik kolları ile ramazan ayı boyunca sokaklarda, evlerde, teşkilat binalarında, kampüslerde ve iftar çadırlarında olduklarını söyledi.
Üniversitelerde gerçekleştirdikleri Kampüs İftarları ile yaklaşık 500 bin gençle ramazan sevincini yaşadıklarını ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“İftara Beş Kala geleneğiyle 1 milyon 175 bin kumanyayı iftara yetişemeyen vatandaşlarımıza sizlerle ulaştırdık. Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek ruberu istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece gönül sofraları programıyla 1 milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık. Şöyle bir ayın muhasebesini yaptığımızda, samimiyetle yapılan iyiliklerin Allah katında katbekat karşılık bulduğu bu yediveren günlerini hakkıyla, layıkıyla en güzel şekilde değerlendirmeye çalıştığımızı görüyorum. Her birinizi, sizlerin nezdinde tüm teşkilatımı, tüm üyelerimi, emekleriniz, hizmetleriniz, Ramazan-ı Şerif’te zirveye çıkardığınız gayretleriniz için canıgönülden tebrik ediyorum.”
DAVA ARKADAŞLARINA TEŞEKKÜR ETTİ
Şahsına, merhum Erdem Bayazıt’ın, “Müslüman yürekler bilirim daha, kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet, eller bilirim haşin, hoyrat, mert, alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır, her kırışığı sorulacak bir hesabı, her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır” mısralarında tarif ettiği yol arkadaşlarını bahşettiği için Allah’a bir kez daha hamdettiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Ramazanı ihya etmenin yanı sıra, Türkiye’yi büyütmek adına ortaya koyduğunuz azim ve kararlılık için yıllarca hizmete hasret kalmış vatandaşlarımıza hizmet ulaştırma aşkınız için 86 milyonun birlik ve dirliğinin güçlenmesine yaptığınız eşsiz katkılar için her birinize, sizlerin şahsında tüm dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Mevla bizleri millete ve memlekete hizmet yolundan ayırmasın diyorum.”
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, siyonizmin bölgemizi hedef alan ‘böl, parçala, yönet’ planlarına lojistik destek verecek her türlü eylem ve tartışmayı reddediyoruz.” dedi.
Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocukların okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi olduğunu anlatan Erdoğan, “Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi, güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor.” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Şunu bir defa açık açık söylemek isterim, nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir. Bakın buradan içim kan ağlayarak soruyorum, İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının, Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Mürteza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran’da ister Körfez’de olsun, atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz?”
“KÖKENLERİMİZ FARKLI OLSA DA AKAN KANLAR BİZİM DEĞİL Mİ?”
“Bu anlamsız savaş sebebiyle kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi?” diye soran Erdoğan, “Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke, değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın, Türk, Kürt, Arap ya da Farsi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Bakınız tüm samimiyetimle soruyorum, mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi?” diye konuştu.
Türkiye’nin kardeşleri ve komşuları arasında ayrım yapmayacağından ve kardeşlerinin acılarına seyirci kalmayacağından herkes emin olması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları, kötü günde yalnız bırakmayız. Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlar karşısında son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, siyonizmin bölgemizi hedef alan ‘böl, parçala, yönet’ planlarına lojistik destek verecek her türlü eylem ve tartışmayı reddediyoruz.”
AYNI KADERİ, AYNI COĞRAFYAYI PAYLAŞIYORUZ”
Erdoğan, Türkler, Araplar, Kürtler ve Farsların dünyanın en stratejik bölgesinde asırlardır bir arada yaşadığını belirterek, şunları kaydetti:
“Aynı kaderi, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır.” dedi.
“Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor, Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor.” diyen Erdoğan, saldırılarda 2 Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlının hayatını kaybettiğini, 1 milyon 165 bin kişinin yerinden edildiğini belirtti.
İsrail’in, Suriye’yi de rahat bırakmadığına, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ettiğine dikkati çeken Erdoğan, “Siyonist katliam şebekesi, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasbedilemez, engellenemez, yasaklanamaz.” diye konuştu.
Yazar Akif Emre’nin “kainatın varoluş sırrına açılan kapı” olarak tarif ettiği Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil bakınız nasıl anlatıyor, ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın, sadece Filistin’de değil, bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi, çağdaş insan olmanın gereğidir.’ Şimdi tutsak El-Aksa, bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde, sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor.
Tutsak Kudüs’e borcumuz, Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki, Kudüs-ü Şerif’i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak, insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi, sesini yükseltmesi, olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. ‘La İlahe İllallah İbrahim Halilullah’ lafzında billurlaşan kuşatıcı anlayışla Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz.”
“TARİHİN VE VİCDANIN DOĞRU TARAFINDA DURMANIN HAKLI ÖZGÜVENİYLE HAREKET EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin evrensel insani değerlerin, farklı kültür, köken ve inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusu olduğuna işaret eden Erdoğan, her türlü hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısında olduklarını söyledi.
“Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine, savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız.” diyen Erdoğan, “Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek, aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız.” dedi.
“CHP’NİN BİZİ ÇEKMEK İSTEDİĞİ TUZAKLARA DÜŞMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Ana muhalefet partisinin karikatür genel başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz, Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır. Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir, doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş Körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin, milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamdediyor, ‘İyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor.’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz.
CHP’li aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklıyla dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış, siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın, Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkan’ını artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı, biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkı korumak olduğunu belirterek, “Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan arızi durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
“KİMSE TÜRKİYE’YE DİZ ÇÖKTÜREMEYECEK, KAZANAN TÜRKİYE OLACAK”
Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahip olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
“İşte sizler de görüyorsunuz. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen, tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik olacak, barış olacak, adalet olacak, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız. Allah’ın izniyle milletimizin desteği ve hayır duasıyla doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz.”
Savaşın 27. gününde Orta Doğu ateş çemberi! ABD’den İran’a ‘son darbe’ hazırlığı: Masada 4 seçenek var
Hark’ta askeri hazırlık! İran, olası saldırı için harekete geçti: ‘ABD askerlerinin ölümüne yol açacak sistem’
…

Gelen cezayı görünce bunalıma girdi! Motorunu ateşe verdi: Sıfırı zaten 50 bin TL

Gelen cezayı görünce bunalıma girdi! Motorunu ateşe verdi: Sıfırı zaten 50 bin TL

Menteşe ilçesi Bayır Mahallesi’nde oturan Mehmet Öztürk, alışveriş merkezi önünde sabit duran motoruna ehliyet ve vizesi olmadığı için 203 bin 965 TL ceza kesildi. Araba parçasına trafik cezası yiyen vatandaş duruma tepki göstererek motorunu ateşe verdi.
İlginizi Çekebilir
Motoruna park halinde iken 203 bin 965 TL trafik cezası yiyen vatandaş araba parasına ceza yediğini belirterek, “Durduğu yerde motoruma 203 bin 965 lira ceza yedim. Motorun üstünde yakalanmadım, ya da çevirmeye girmedim, herhangi bir olay anında giriş yaptığım bir yer yok. Drone’dan izleme ile motorla park ettiğim halde geldi polisler arkamdan, ehliyetim olmadığı için 203 bin lira ceza yazdı. Hatta küsuratı var, 204 bin lira ödeyemezdim bu parayı, 203 bin olarak ödeyeceğiz. Gerçi indirim de var yüzde 20 ödeyeceğiz. Asgari ücret çalışan birisi olaraktan. Bu ceza ödemem için en az bir sene geçmesi gerekiyor. Sonuçta evliyim, torun sahibiyim. Evimi bakmak zorundayım. Ama bu şekildeyken bu cezayı yedim. İtiraz ediyorum, itirazlar içinde bulundum. Cezadan dolayı.

“MOTORUN SIFIRINI ALMIŞ OLSAK 50 BİN LİRA”
Öztürk, “Yani benim kullanmış olduğum motorun maliyeti sıfırını almış olsak bugün 50 bin lira. Ama yediğim ceza 204 bin lira. Yani onun için gerekenlerin yapılmasını istiyorum. Ya da itirazlarım ne kadar gider, ne yapılabilir, arkasında duracağım ve koşturmak da istiyorum. Bunalıma girdim nasıl ödeyeceğim ben bu cezayı? Ben iki tane çocuk besliyorum. İki tane torunum var. Bakmakla yükümlü olduğum bir evim var. Nasıl çıkacağım bu işin içinden? Hani elektriğim, suyum, doğalgazım, telefonum, yani şahsi giderlerim. Hani nasıl ödenir yani 203 kusurları bir ceza. Yani şu anda en basit bir araba almaya kalksam bu para. Araba parasına ceza ödeyeceğim. Sonuç belli. Ödenecek, bekleyecek, faiz üstüne faiz binecek, faiz üstüne faiz binecek. Artık sonra icra gelecek. Bu şekilde devam edip gideceğiz diye düşünüyorum” dedi.
1 liraya ikna etti, 20 milyon dolarını çarptı! İş insanı Leyla Alaton’a büyük şok
Ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturması! İlk karar çıktı…

Reklam
Reklam
Silivri'de yapımı süren yeni duruşma salonu görüntülendi

Silivri’de yapımı süren yeni duruşma salonu görüntülendi

İstanbul’daki ağır ceza mahkemelerinin tutuklu ve çok sanıklı yargılamalar sırasında yetersiz kalması nedeniyle Silivri Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde kapalı alana sahip dev bir kompleksin yapımına başlanmıştı. Çok sanıklı suç örgütlerine yönelik davaların daha sağlıklı ve güvenli koşullarda yürütülmesini de sağlayacak duruşma salonu havadan görüntülendi. Salonun kapasitesi ve kat bilgileri başsavcılık tarafından paylaşıldı.

Silivri’de Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısında 3 bin 240 metrekare alan üzerinde yapılan ve toplam 2 bin 295 kişilik kapasiteye sahip olması planlanan duruşma salonunda 555 sanık, bin 268 avukat ve 472 izleyici aynı anda bulunabilecek. Binanın bodrum katının 160 metrekare alana sahip olduğu öğrenilirken, bodrum katında sanık koridoru ve merdivenin bulunduğu kaydedildi.
İlginizi Çekebilir
Zemin kat, 7 bin 238 metrekare alana sahip olacak. Zemin katta, giriş holü, duruşma solunu, mahkeme heyeti odaları, toplantı odası, jandarma bekleme alanı, jandarma odası, sanık odaları, gizli tanık odası, güvenlik odası, izleme odası, server odası, kazan dairesi, elektrik odası, revir odası, dikte odası, rack kabin odası, rezerv oda, seyirci kafeteryası, kantin, çay ocağı, bay/bayan ve engelli tuvalet odaları, temizlik odaları, asansörler, yangın merdivenleri ve normal merdivenlerin olacağı belirtildi. 4 bin 150 metrekare büyüklüğündeki birinci katta ise mahkeme heyeti odaları, toplantı odası, hakim-savcı kafeteryası, idari ofis, arşiv, kalem odası, sanık odaları, jandarma bekleme alanı, iklimlendirme klima santral odası, bay/bayan mescit ve abdesthaneler, avukat kafeteryası, kantin, rezerv odalar, sanık odaları, çay ocağı, bay/bayan ve engelli tuvalet odaları, temizlik odaları, asansörler, yangın merdivenleri ve normal merdivenlerin bulunduğu öğrenildi. (DHA)…

Orhan Pamuk'un 9 dairesi bulunuyordu! Taray Apartmanı davasında karar

Orhan Pamuk’un 9 dairesi bulunuyordu! Taray Apartmanı davasında karar

Beyoğlu’nda, Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un da 9 dairesinin bulunduğu, 53 yıllık ve 18 daireden oluşan Taray Apartmanı hakkında 2022 yılında açılan davada ‘riskli yapı’ kararı verildi. Kararın ardından Pamuk’un komşuları, yapının güçlendirilmesi talebiyle karşı dava açarak yıkımın durdurulması için ihtiyati tedbir kararı aldırdı.
İlginizi Çekebilir
‘Riskli yapı’ kararına karşı İdare Mahkemesi’nde açılan davaların reddedildiği, bina sakinlerinin güçlendirme talebiyle açtığı davanın ise yaklaşık 4 yıldır sürdüğü öğrenildi. 1 yıl önce tahliye edilen Taray Apartmanı için 4’üncü bilirkişi raporu 5 Şubat’ta hazırlandı. Raporda, binanın konumu ve fiziki koşulları nedeniyle güçlendirme çalışmalarının yeterli düzeyde yapılamayacağı belirtilerek, yapının yıkılıp yeniden inşa edilmesi gerektiği ifade edildi.
1 liraya ikna etti, 20 milyon dolarını çarptı! İş insanı Leyla Alaton’a büyük şok

APARTMAN YIKILACAK
Yıkımın durdurulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmişti. Orhan Pamuk’un avukatı Hikmet Güngör, bu karara itiraz etmişti. İtiraz üzerine İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 63’üncü Hukuk Dairesi yıkımın durdurulmasına dair verilen ihtiyati kararını kaldırmıştı. Bugün İstanbul 31’inci Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmada mahkeme güçlendirme talebinin reddine karar verdi.
Böylece Taray Apartmanı’nın yıkılmasının önünde bir engel kalmadı.
Sevgilisine ateş ederken araya giren kadını vurdu, intihar etti
Eski savcının Whatsapp yazışmalarından Rezan Epözdemir çıktı! 300 bin dolara tahliye
…

Reklam